Bakan Kurum: Guterres iklim değişikliği müzakerelerinde Türkiye’yi destekliyor

İspanya’nın başkenti Madrid’de başlayan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP25) katılan Bakan Kurum, BM Genel Sekreteri Guterres ile ikili görüşme yaptı.

Bakan Kurum, görüşmeye ilişkin basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “BM Genel Sekreteri Guterres, Türkiye’nin iklim değişikliği müzakerelerindeki haklı pozisyonunu destekliyor.” dedi.

Türkiye’nin, Dünya Bankası Grubu, Fransa ve Almanya ile iklim eylemi konusunda ihtiyaç duyduğu finansmanın uygun koşullarla karşılanması için bir mutabakat zaptı üzerinde çalıştığını anlatan Kurum, “Ülkemizin benzer gelişmişlik düzeyindeki ülkelerle eşit muamele görmesini istiyoruz. Bunu sağlamak için Paris Anlaşması’nın öncesinde ve sonrasındaki süreçte son derece yoğun bir müzakere sürecini devam ettiriyoruz.” şeklinde konuştu.

Bakan Kurum, İklim Değişikliği Zirvesi’nin Fransa, Fas, Fiji ve Polonya başkanlıkları döneminde de Türkiye’nin müzakerelere devam ettiğini fakat istenilen sonucu alamadıklarını hatırlattı.

Türkiye’nin BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin Ek-1 listesinden çıkarılması için geçen sene olduğu gibi bu yıl da COP25 gündemine bir teklifte bulunduklarını dile getiren Kurum, bu teklifle, kararlılıklarını açıkça gösterdiklerini söyledi.

Türkiye’nin kendisiyle benzer gelişmişlik düzeyine sahip ülkelerin imkanlarına erişim talep ettiğine dikkati çeken Kurum, “Aksi halde 2020 sonrası, Paris Anlaşması’nın adil ve uzlaşmacı ruhuna aykırı bir biçimde Türkiye’nin geride bırakıldığı bir dönem olacaktır. Ülkemizin, iklim rejiminde geri bırakılmasına kati surette izin vermeyeceğiz. Ülkemiz ulusal koşullarına ve kalkınma düzeyine uygun bir pozisyona yerleştirildiğinde, yani Ek-1 listesinden çıkarıldığında sözleşme ancak o zaman bize adil bir iş birliği ortamı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.

Bakan Kurum ayrıca Dünya Bankası liderliğinde BM, Almanya ve Fransa’nın katkılarıyla hazırlanan iklim değişikliği finans paketine temel sağlayacak Mutabakat Zaptı’nın Türkiye’nin haklı duruşuna ve hassasiyetlerine cevap veremediğini vurguladı.

Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadelede kararlı adımlar atan ve ulusal koşulları kapsamında mücadele eden bir ülke olduğunu aktaran Kurum, Türkiye’nin yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği konularında önemli ilerlemeler kaydettiğini, gelecek nesillere temiz ve gelişmiş bir ülke, yaşanabilir bir dünya bırakmak için Sıfır Atık Projesi’ni başlattığını söyledi.

Türkiye’nin enerji verimliliği ve çevre alanındaki atılımlarını anlatan Kurum, Türkiye’nin dünyayı en az kirleten ülkelerden biri olduğunu, çevre alanında çok çalışıldığını ifade etti.

Diğer yandan, AA muhabirinin diplomatik kaynaklardan aldığı bilgiye göre, Guterres, ikili görüşmede, Türkiye’nin kaygılarını anlayışla karşıladığını belirtti.

Guterres, Türkiye’nin, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin Ek-1 listesinden silinmesine dair meseleyi istişare ederken diğer gelişmekte olan ülkelerin bir duvar ördüğünü ve Türkiye’nin kendilerine düşen paya ortak olmasının bu ülkelerce istenmediğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin mülteciler konusunda gösterdiği örnek tutumdan da övgüyle söz eden Guterres, çevre alanında da Türkiye’nin model bir ülke olduğunu, özellikle Sıfır Atık Projesi ve plastik poşetlerin ücretlendirilmesi projelerini ilgiyle takip ettiğini söyledi.

“Türkiye’nin kararlılığını açıkça gösterdi”

Öte yandan Bakan Kurum, ikili görüşmeleri kapsamında COP25 Başkanı ve Şili Çevre Bakanı Carolina Schmidt ile de bir araya geldi.

Türkiye’nin benzer gelişmişlik düzeyindeki ülkelerle aynı şekilde muamele görebilmesinin sağlanması gerektiğini Şilili mevkidaşına aktaran Kurum, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin Ek-1 listesinden silinmesi için COP25 gündemine teklifte bulunan Türkiye’nin kararlılığını açıkça gösterdiğini vurguladı.

COP25 Başkanı Schmidt de herkesin kendi acil durum ve ihtiyaçları olduğunu, kolektif çözümlerle problemleri aşmaya çalıştıklarını belirtti.

Ekibiyle birlikte Türkiye’nin gündem maddesiyle ilgili çok çalıştıklarını ifade eden Schmidt, Türkiye’nin kendi görüşlerini sürece dahil olan taraflara iletebileceğini ve ilerlenebileceğini kaydetti.

Kaynak: AA

Uluslararası Ceza Mahkemesinden ABD’nin tehditlerine tepki

Osuji, UCM’nin merkezinin bulunduğu Lahey’de, bu yıl 18’ncisi düzenlenen Taraf Devletler Toplantısı’nda konuşma yaptı.

Konuşmasında Osuji, Afganistan’da veya başka bir yerde Amerikan askerleri hakkındaki suistimal iddialarına yönelik mahkemenin soruşturma veya kovuşturma başlatma girişimi karşısında ABD’nin tehditlerini eleştirdi.

Mahkemenin işini etkilenmeden yapmaya devam edeceğini belirten Osuji, “Son 15 ay boyunca UCM, güçlü bir ülkenin görevdeki hükümetinin önde gelen yetkililerinden, kamuoyunda benzeri görülmemiş tehditlere maruz kaldı. Tehditler, doğal olarak hukuk kültürüne tamamen aykırıdır. Afganistan’ın Roma Statüsü’ne taraf devlet olduğu unutulmamalıdır.” ifadelerini kullandı.

Osuji, bu sorunun çözülmesi için taraf devletlerin desteğine ihtiyaç olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Taraf devletler, mahkemenin yargı ve kovuşturma bağımsızlığına zarar vermek amacıyla UCM’ye karşı açıkça yapılan siyasi tehditlere karşı koymak ve mahkemeyi korumak için elinden gelenin en iyisini yapmaya ve daha fazlasını yapmaya hazır olmalıdır. Hepimiz bu mahkemeyi, yargıyı ve savcıyı koruyalım.”

“UCM’nin bağımsızlığı kutsaldır”

UCM Başsavcısı Fatou Bensouda da kuruma yapılan saldırının taraf devletler de dahil herkese yönelik bir saldırı olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Uluslararası ceza adaletinin saldırıya uğradığı bugünlerde, Roma Statüsü hedeflerini ve değerlerini korumak için cesaret ve iknanın eylemlerimize rehberlik etmesi gerekir. UCM’nin bağımsızlığı kutsaldır ve asla ödün verilmemelidir.”

UCM’de ABD askerlerinin yargılanması talebi

UCM Başsavcısı Bensouda, Kasım 2017’de ABD askerleri, ABD Merkezi Haber alma Teşkilatı (CIA) ve Afgan askerlerin, Afganistan savaşında savaş suçları işlediği ve Taliban’ın insanlık suçu işlediğine dair iddialara yönelik soruşturma talebinde bulunmuştu.

ABD’nin üye olmasa bile ABD askerlerinin iddia edilen savaş suçunu UCM’ye üye ülkede işlediği için sorgulanabileceği ifade edilmişti.

Mahkemece yapılan yazılı açıklamada, ABD kuvvetlerinin yanı sıra Afganistan’da ve UCM’ye üye diğer ülkelerde görev yapan CIA ajanlarının görevleri hakkında da soruşturma başlatmak istediği aktarılırken, Bensouda’nın ilk defa ABD’nin savaş suçu işlediği iddiasıyla soruşturma başlatmayı düşündüğü kaydedilmişti.

ABD’nin vize adımı

ABD bunun üzerine, Afganistan’da veya başka bir yerde Amerikan askerleri hakkındaki suistimal iddialarını soruşturmaya veya bu konuda kovuşturma başlatmaya teşebbüs eden UCM personeline vize vermeyeceği veya bu personelin vizelerini iptal edeceğini bildirmişti.

UCM, 12 Nisan 2019’da Bensouda’nın Afganistan savaşında işlendiği iddia edilen muhtemel savaş suçlarıyla ilgili soruşturma talebini oy birliğiyle reddetmişti.

Mahkeme, 27 Eylül 2019’da UCM temyiz dairesinin, Afganistan savaşında işlendiği öne sürülen muhtemel savaş suçlarıyla ilgili temyiz duruşmasını, 4-6 Aralık’ta yapacağını açıklamıştı.

Kaynak: AA

Suudi Arabistan Kralı Selman’ın ağabeyi hayatını kaybetti

Suudi Arabistan resmi ajansı SPA’nın haberine göre, ölüm nedenine dair bilgi verilmeyen Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in üvey ağabeyi Muteb bin Abdulaziz’in naaşı yarın yatsı namazını müteakip, Kabe’de kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek.

Suudi Arabistan Kraliyet Divanından yayımlanan taziye mesajında da Muteb bin Abdulaziz’in Suudi Krallığının kurucusu Kral Abdulaziz’in oğullarından biri olduğu belirtildi.

Ülkede Kral ve Veliaht’ı tayin eden Biat Heyeti üyesi de olan Bin Abdulaziz, 2009 yılına kadar bazı bakanlıkları üstlenmişti.

Kaynak: AA

Güvenlik kaynakları: “Türkiye şantaj yapıyor” gibi ifadeler kabul edilemez

Milli Savunma Bakanlığınca, “Türkiye’nin NATO’ya katkıları”na ilişkin basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi.

MSB Müşavirliği, Plan, Koordinasyon ve Analiz Şube Müdürü Piyade Albay Olcay Denizer, burada yaptığı açıklamada, Türkiye’nin NATO’ya üye olduğu 18 Şubat 1952’den beri uluslararası güvenlik ve istikrara önemli katkılar sağladığını belirterek, “NATO hala güvenilir, caydırıcı ve sürdürülebilir bir ittifak olma özelliğini korumaktadır.” dedi.

NATO üyelerinin eşit üyelik/oy ve söz hakları bulunduğuna değinen Denizer, “Türkiye’nin veto hakkı bulunmaktadır. Ülkemizin tam siyasi kontrole sahip olduğu önemli bir siyasi-askeri örgüttür.” diye konuştu.

Denizer, Türkiye’nin Soğuk Savaş döneminin sona ermesine çok büyük katkı sağladığını anımsatarak, 1990’lı yıllarda NATO’nun temel politikalarını ve Balkanlar’da kriz yönetim rolleri üstlenmesini desteklediğini ve askeri operasyonlara katıldığını kaydetti.

Türkiye’nin 1994’te ilan edilen Barış için Ortaklık (BİO) inisiyatifine katkı sağladığını, bu kapsamda 1998’de Türkiye’de Barış için Ortaklık Eğitim Merkezi’ni (BİOEM) açtığını hatırlatan Denizer, sözlerine şöyle devam etti:

“NATO 11 Eylül sonrasında tarihinde ilk kez Avrupa dışına çıkarak Afganistan’a operasyon düzenlemiştir. NATO’nun Avrupa dışı birçok bölgede düzenlediği operasyonlara Türkiye de katkı sağlamıştır. NATO, Türkiye’nin güvenliğinde önemli bir role sahip olmuş, Türkiye de her zaman diğer müttefiklerle paylaştığı ortak değerlerin savunulması yönünde üzerine düşen sorumluluğu layıkıyla yerine getirmiştir. Halihazırda bölgesel ve küresel anlamda barış ve istikrarı desteklemek üzere çeşitli bölgelerde icra edilen NATO harekat ve misyonlarına en fazla katkı sağlayan ülkelerden biri de Türkiye’dir. Bu desteğini yaklaşık 2000 personel ile sürdürmekte. İttifakın Stratejik Konsepti ışığında kriz mukabele harekatlarında görevler üstlenmektedir.”

“NATO harekat ve misyonlarına en fazla katkı sağlayan ülkelerden”

Denizer, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip Türkiye’nin ortak fonlara ve komuta kuvvet yapısına en çok katkı sağlayan ülkelerden olduğunu dile getirerek, Türkiye’nin 5’nci madde kapsamında harbe hazır, muharebe gücü ve tecrübesi yüksek, modern ve teknolojik donanıma sahip silahlı kuvvetleriyle NATO harekat ve misyonlarına en fazla katkı sağlayan 5 ülkeden biri olduğunu aktardı.

Türkiye’nin Afganistan’ın güvenliğine yönelik NATO şemsiyesi altında önemli katkılarda bulunduğunu bildiren Denizer, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye, Kararlı Destek Misyonu (RSM) çerçevesinde Kabil’den sorumlu çerçeve ülke görevini yürütmektedir. Ayrıca Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havaalanı’nın işletmesini ve güvenlik sorumluluğu 2015’ten bu yana üstlenmiştir. Türkiye, Kosova’daki güvenlik durumunu daha da güçlendirmek ve buradaki siyasi süreci teşvik etmek maksadıyla NATO tarafından icra edilen Kosova Gücü (KFOR) Harekatına da katkıda bulunmaktadır. Söz konusu harekat Kosova ve bölgenin istikrarı için önem arz etmektedir. Diğer yandan Türkiye, Althea Bosna Hersek Misyonu ve Irak’taki NATO Eğitim Misyonu’na da katkı sağlamaktadır.

Türkiye, Akdeniz’de görev yapan NATO Daimi Deniz Gücüne en fazla katkı yapan üç ülkeden biri olduğu gibi Akdeniz’de sürdürülen Deniz Muhafızı Harekatına da en fazla katkı sağlayan ülkedir. Bu katkısını Aksaz Deniz Üssü ile lojistik olarak da desteklemektedir. Coğrafi konumu itibarıyla yasa dışı göç tehdidinin odağında olan Türkiye, bu hususta kararlı bir mücadele sergilemektedir. Türkiye, yasa dışı göçün önlenmesi maksadıyla Ege’de yürütülen NATO faaliyetleriyle yasa dışı göçün büyük oranda azalmasında en büyük pay sahibidir.”

“2020’de tatbikatlara iştirak edilmesi planlanmaktadır”

Türkiye’nin “Hazırlık Eylem Planı” çerçevesinde Doğu Avrupa’ya yönelik güvence tedbirlerine aktif bir şekilde destek vermesinin yanı sıra Karadeniz’in barış ve istikrar denizi olarak kalması için NATO faaliyetlerine aktif katkı sağladığını bildiren Denizer, Karadeniz Uyum Harekatı başta olmak üzere liderlik ettiği uluslararası ve milli askeri faaliyetlerle Karadeniz’de denge ve caydırıcılığın asli unsuru olduğunu vurguladı.

Denizer, Türkiye’nin İzmir’de konuşlu Kara Kuvvetleri Komutanlığına ev sahipliği yaptığını da belirterek, şunları söyledi:

“NATO kuvvet yapısındaki yüksek hazırlık seviyeli dokuz kara kuvveti karargahından biri olan NATO Hızlı Konuşlandırılabilir Kolordu Karargahı da (NRDC-TUR) İstanbul’da bulunmaktadır. İstanbul’da bulunan Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığı, NATO tatbikatları için de kullanılmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri 2019 yılı içerisinde 23 NATO tatbikatına 2 bin 414 personelle iştirak etmiştir. Bunlardan 3’ü Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşmiştir. 2020 yılında da tatbikatlara iştirak edilmesi planlanmaktadır.

Türkiye, NATO Savunma Planlama, hava, kara, deniz ve siber alanlarda pek çok projeyi de yürütmektedir. Ayrıca Türkiye, Terörizmle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi, Çok Uluslu Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi ve BIOEM ile ittifak ve ortaklık ülkelerine seminer ve eğitim gibi faaliyetleri icra etmekte, yakın kültürel ve tarihi ilişki içerisinde olduğu ülkeler ile NATO arasında karşılıklı anlayışın oluşmasına katkı sağlamaktadır. 1952 yılından bu yana üyesi olduğumuz NATO, ülkemizin güvenliğinin temininde önemli bir role sahip olmuş, ülkemiz de her zaman diğer müttefiklerle paylaştığı ortak değerlerin savunulması yönünde üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiş, getirmeye devam edecektir.”

“Kimse bizim NATO’ya katkılarımızı tartışamaz”

Güvenlik kaynakları ise toplantının ardından, “NATO güvenlik planlarına rezerv” iddialarına ilişkin, “NATO içerisinde prosedür, usuller var. Onlar normal şekilde işliyor. ‘Türkiye şantaj yapıyor’ gibi ifadeler kabul edilebilir değil.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’nin NATO’ya önemli katkılarının olduğunu vurgulayan kaynaklar, “NATO’nun çok önemli bir gücüyüz. Kimse bizim NATO’ya katkılarımızı tartışamaz. Coğrafi olarak güney kanadında yer alıyoruz ama Türkiye verdiği katkılarla NATO’nun tam merkezindedir.” ifadesini kullandı.

Bilgilendirme toplantısında, NATO’nun kuruluşu ve Türkiye’nin NATO’ya katkılarının anlatıldığı bir video da paylaşıldı. 

Kaynak: AA

AK Parti Sözcüsü Çelik konuşuyor

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulunuyor. 

Çelik’in konuşmasından satır başları: 

Cumhurbaşkanımız termik santrallere filtre takılmasını erteleyen düzenlemeyi doğru bulmamış ve veto etmiştir.

CHP, Külliye’ye giden CHP’li iddiasıyla ısrarla bu yalan siyasetini sürdürmeye devam etti. Netice itibarıyla bu yalan ellerinde patlamıştır.

Yarın önemli bir zirve için Sayın Cumhurbaşkanımız Londra’ya gidecek. Çeşitli liderlerle yapacağı görüşmelerin yanı sıra, aynı zamanda da dörtlü formatta ABD, Fransa, Almanya ve İngiltere liderleriyle bir görüşmesi gerçekleşecek. Suriye meselesi önemli bir gündem maddesi olacak. Göç meselesi de altında bulunduğumuz yük, karşı karşıya kaldığımız çeşitli zorluklar da NATO Zirvesi’nde gündem maddesi olacak. Çağrımıza NATO müttefiklerimizden de aynı desteği bekliyoruz. 

Türkiye kendi güvenliğini sağlayabilecek imkan ve kapasiteye sahiptir. Türkiye bunu en son Barış Pınarı Harekatı’nda göstermiştir. 

‘NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti’ şeklinde bir açıklama yaptı Macron. ‘Suriye’de ne işi var?’ diyor. Türkiye kendi güvenliğini sağlıyor. Sizin Mali’de ne işiniz var diye sormak gerekiyor.

Doğu Akdeniz’deki bu adım artık yeni bir sürecin başladığını göstermektedir. Anlaşmanın uluslararası hukuka uygunluğu ile ilgili en ufak bir sıkıntısı yoktur. Bunlar Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de kendi sınırlarına hapsetmek için bir duvar uydurmak istiyorlardı. 

Kaynak: TRT Haber

İran’ın Huzistan eyaletindeki gösterilerde 79 kişi gözaltına alındı

İran medyasına göre, İstihbarat Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, “Gösterilerde kamu ve özel mülklere yönelik saldırılarda bulunan 79 kişi, beraberlerindeki çeşitli marka silah ve mühimmatlarla gözaltına alındı” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada ayrıca söz konusu kişilerin Basra Körfezi’ne kıyısı bulunan bir ülkede eğitim gördükleri iddia edildi.

İran’da benzin zammı gösterileri

ABD yaptırımlarının da etkisiyle ekonomik açıdan zor günler geçiren İran halkı, 15 Kasım’da benzine 3 kat zam yapıldığının açıklanmasının ardından birçok kentte gösteri düzenlemişti.

Gösterilerde, kamu binaları, bankalar, benzin istasyonları ve marketler tahrip edilmişti. Olaylarla ilgili henüz İran makamları tarafından “ölü, yaralı ve gözaltılar” hakkında resmi bir açıklama yapılmazken, Uluslararası Af Örgütü gösterilerde en az 161 kişinin öldüğünü duyurdu.

Kaynak: AA

Nobel Ödülleri Komitesi’nden iki üye daha istifa etti

Komite üyesi Kristoffer Leandoer, “Nobel Komitesi’ndeki işimi bıraktım çünkü komitede başlatılan değişimin sonuçlarını görmek için daha fazla bekleyecek zamanım ve sabrım kaldı. Akademi’nin ve benim ‘zaman’ kavramlarımız farklı. Bir yıl benim hayatımda çok uzun bir süre ancak Akademi için çok kısa” dedi.

Komite üyesi Gun-Britt Sundstrom’un da istifa ettiği açıklandı ancak Sundstrom, olayın ardından bir yorumda bulunmadı.

Krize yol açan skandal

Tartışmalar geçen Kasım ayında İsveç Akademisi’nin fonlarıyla kültürel bir proje yürüten Fransız fotoğrafçı Jean-Claude Arnault, 18 kadın tarafından cinsel taciz ve saldırı ile suçlandığında başladı.

Üstelik iddia edilen sadırıların önemli bir kısmı İsveç Akademisi’ne ait binalarda olmuştu. Arnault ise iddiaları reddediyordu.

İlginç olan Arnault’un eşi yazar Katarina Frostenson’un da Akademi üyesi olmasıydı.

Kurum bu nedenle Prostenson’un ödül komitesinden çıkarılması önerisini reddedince tartışma daha da büyüdü.

Buna ek olarak çıkar çatışması tartışmaları ve Nobel adaylarının isimlerinin sızdırılması da komite içindeki ayrılıkları derinleştirdi.

Sonunda bir dizi istifa yaşandı. İstifa edenler arasında cinsel taciz skandalına eşinin adı karışan yazar Prostenson ile Akademi başkanı Profesör Sara Danius da var.

Kaynak: Reuters, BBC

Gençlik ve Spor Bakanı Kasapoğlu özel sporcularla bir araya geldi

Gençlik ve Spor Bakanlığı merkez binada ağırladığı özel sporcularla yakından ilgilenen Bakan Mehmet Muharrem Kasapoğlu, “Her özel arkadaşımızın ayrı bir potansiyelinin, yapabileceği bir sporun olduğunu düşünüyorum. Yeter ki biz bu konuda imkan ortaya koyalım, gayret sarf edelim. Her şeyden önemlisi buna inanalım” diye konuştu.

Özel sporcuları Bakanlıkta ağırlamaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Kasapoğlu, her zaman onların yanında olduklarının altını çizdi.

“Daha büyük başarılarla gururlandıracağınıza inanıyorum”

Bakan Kasapoğlu, özel sporcuların başarılarıyla gurur duyduklarını belirterek, şunları söyledi:

“Sizlere imkan sağlandığında onun karşılığını çok güzel bir şekilde veriyorsunuz. Sanattan spora, eğitimden iş dünyasına kadar sizlerin hayatın her alanında çok farklı, güzel başarı hikayeleri var. Bunlar hepimiz için övünç, sevinç meselesi. Sizler de bu işin spor tarafında bizleri sevindiren, gururlandıran, heyecanlandıran arkadaşlarımızsınız. Dünya çapında da bizleri gururlandırıyorsunuz. Dün de Talha Ahmet ve Doğukan bir ilki başardı. Mehmet Can’ın kazandığı gümüş madalya var. Her birinizin başarıları bizleri daha büyük başarılar için umutlandırıyor. Bizleri çok daha büyük başarılarla gururlandıracağınıza inanıyorum. Her özel arkadaşımızın ayrı bir potansiyelinin, yapabileceği bir sporun olduğunu düşünüyorum. Yeter ki biz bu konuda imkan ortaya koyalım, gayret sarf edelim. Her şeyden önemlisi buna inanalım. Toplumda bu konudaki bilincin her geçen gün arttığını da görüyorum.”

Özel sporcuların tesisleri daha fazla kullanmasının sevindirici olduğuna işaret eden Kasapoğlu, Antalya’nın 2020’de Down Sendromlular Dünya Spor Oyunları’na ev sahipliği yapacağını hatırlattı.

“Sizler bu ülkenin her şeyisiniz”

Kasapoğlu, Antalya’ya binden fazla sporcunun geleceğini dile getirerek, “Her zaman olduğu gibi hep birlikte muhteşem bir ev sahipliğiyle organize edeceğiz. Her şey sizler için. Sizler bu ülkenin her şeyisiniz. Sizlerin hayatın içerisinde olması bizler için ayrı bir mutluluk. Bunu sağlamak da bizlerin en anlamlı görevlerinden biri. Bakanlık olarak hep yanınızdayız. Bundan sonra da daha güçlü bir şekilde yanınızda olmaya devam edeceğiz. Çünkü bu bakanlık sizin bakanlığınız. 7/24 sizlerin yanınızdayız. Sizler, bizim gönlümüzde, kalbimizdesiniz. Bu güzel birliktelik için her birinize teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Bakan Kasapoğlu, konuşmasının ardından sporcuları dinledi. Bir özel sporcunun baklava istemesi salonda gülüşmelere neden oldu.

Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu Başkanı Birol Aydın ise Gençlik ve Spor Bakanlığına desteklerinden dolayı teşekkür ederek, “Federasyonumuz, ülkemizdeki engelli federasyonlar arasında sporcu ve kulüp sayısı açısından en hızlı büyüyen federasyon. Dün Portekiz’de aldığımız tarihi başarıyı tüm engellilere hediye ediyoruz. Yıllar önce evlere kapatılan özel çocuklar artık devletimizin verdiği destekle dünyanın her tarafında Türk bayrağını dalgalandırıyorlar” şeklinde konuştu.

Kaynak: AA

PKK/YPG’ye kasımda ağır darbe: 86 terörist etkisiz hale getirildi

Ülkenin huzurunu bozmaya çalışan terör örgütlerine yönelik Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), Jandarma Genel Komutanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığının amansız takibi, güvenlik korucularının da desteğiyle yurt içi ve yurt dışında kararlılıkla devam ediyor.

Gece gündüz demeden şehir merkezi ve kırsal alanların yanı sıra yurt dışında da teröristlerin peşini bırakmayan, olumsuz hava koşulları ve zorlu arazi şartlarına rağmen operasyonlarını sürdüren güvenlik güçleri, terör örgütü PKK/YPG’ye kasımda da ağır darbe vurdu.

Bir ayda 86 terörist etkisiz hale getirildi

1-30 Kasım’da yurt içi ve dışındaki operasyonlarda aralarında örgütün sözde sorumlularının da bulunduğu 86 terörist etkisiz hale getirildi.

Terör örgütü PKK’nın şehir ve gençlik yapılanmasına yönelik birçok ilde gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltına alınan 340 şüpheliden 108’i tutuklandı. Zanlılardan bazılarının emniyet ve jandarmadaki işlemleri sürüyor.

Kasımda terör örgütü PKK/YPG’nin saldırılarında 5 güvenlik görevlisi şehit oldu, 1 sivil hayatını kaybetti, yaralanan 6 asker de tedavi altına alındı.

Terör örgütünün sözde sorumluları etkisiz hale getirildi

Operasyonlarını aralıksız sürdüren güvenlik güçleri, kasımda terör örgütünün bazı sözde sorumlularını da etkisiz hale getirdi.

Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) 19 Kasım’da düzenlediği operasyonla, PKK/KCK adına Sincar’da faaliyet yürüten en üst düzey kadın örgüt mensubu “Medya Agit” kod adlı Beraat Afşin etkisiz hale getirildi.

Terörden Arananlar Listesi’nde kırmızı kategoride yer alan ve örgüte 1997 yılında katılan ve 2000’li yıllarda Türkiye’de silahlı faaliyetler yürütüp birçok çatışmaya giren Afşin, terör örgütü PKK/KCK’nın sözde silahlı kadın yapılanması “YJA-Star” ve Sincar silahlı kadın yapılanması “YJŞ”de askeri kanat sorumlusu olarak faaliyet yürütüyordu.

Van kırsalında 2 Kasım’da gerçekleştirilen operasyonda etkisiz hale getirilen 2 teröristten birinin, Terörden Arananlar Listesi’nde “gri” kategoride yer alan “Karker” kod adlı Muhacir Duman olduğu tespit edildi.

“Kıran-4” operasyonu kapsamında 7 Kasım’da Ağrı Dağı’nın “Hallaç” ve “Belezer” olarak adlandırılan bölgesinde yapılan hava destekli çalışmada etkisiz hale getirilen 8 teröristin, bir asker ve bir sivilin şehit edilmesi, 8’i sivil 15 kişinin yaralanması olaylarının da aralarında bulunduğu çok sayıda terör eyleminin faili olduğu belirlendi. Bu teröristlerin kış öncesi sınır hattındaki askeri birlikler başta olmak üzere güvenlik güçlerine yönelik saldırı yapmak istedikleri anlaşıldı.

“Gri” kategoride 300 bin lira ödülle aranan ve örgütün sözde “Amed” eyaletinden sorumlu “Nirvana” kod adlı Semra Tuncer, 19 Kasım’da Diyarbakır’ın Lice ilçesindeki operasyonla yakalandı.

Kasımdaki terör saldırıları

Kasım ayındaki bazı terör saldırıları şöyle:

– Barış Pınarı Harekatı bölgesinde 1 Kasım’da daha önce teröristlerce yerleştirilen el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu 1 asker şehit oldu, 6 asker yaralandı.

– Barış Pınarı Harekatı bölgesinde 4 Kasım’da tespit edilen el yapımı patlayıcıya müdahale sırasında 1 asker şehit düştü.

– Barış Pınarı Harekatı kapsamında, Rasulayn’da 11 Ekim’de teröristlerin açtığı ateş sonucu yaralanan ve hastanede tedavisine devam edilen bir asker, 16 Kasım’da şehit oldu.

– Terör örgütü PKK/YPG’nin işgal ettiği Tel Abyad’dan Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesine düzenlediği roketli ve havanlı saldırılarda yaralanan Akçakale Milli Eğitim Müdürlüğü personeli Halil Yoğurt, 17 Kasım’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

– Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesindeki bir hudut karakoluna 28 Kasım’da PKK/YPG’li teröristlerce düzenlenen havan saldırısı sonucu 2 asker şehit düştü.

Kaynak: AA

Dışişleri Bakanlığı Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı ve sınırlarını paylaştı

Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler ve Denizcilik-Havacılık-Hudut Genel Müdür Vekili Büyükelçi Çağatay Erciyes, geçen hafta Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’ndan sonra Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırlarını gösteren haritayı sosyal medyada paylaştı.

 

Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında 2011’deki anlaşmada belirlenen hat A ve B noktaları gösterilen haritada, Türkiye ve Mısır arasındaki “ana karalar arası ortay hat” C, D ve E noktalarıyla işaretlendi.

Türkiye ile Libya’nın geçen hafta imzaladığı “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” ile belirlenen noktalar ise E ve F şeklinde gösterildi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayez Al Sarraj ile 27 Kasım’da İstanbul’da bir araya gelmişti.

İletişim Başkanlığından yapılan açıklamada, görüşmede, Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında, “Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası” ile iki ülkenin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının muhafazasını hedefleyen “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırasının” imzalandığı bildirilmişti.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarına ilişkin Libya’yla imzalanan anlaşma hakkındaki soruya cevabında, anlaşmayla Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin deniz yetki alanlarının batıdaki sınırlarının bir bölümünün belirlendiğini bildirmişti.

“Türkiye Doğu Akdeniz’de en uzun ana kara kıyısına sahip ülke”

Anlaşmanın uluslararası hukuka uygun olduğunun altını çizen Aksoy, şunları ifade etmişti:

“Esasen, tüm taraflar Doğu Akdeniz’de en uzun ana kara kıyısına sahip ülke olan Türkiye’nin kıyı projeksiyonunun adalarla kesilmeyeceğinin, iki ana kara arasındaki ortay hattın ters tarafında kalan adaların kara suları dışında deniz yetki alanı yaratamayacağının ve deniz yetki alanları hesaplaması yapılırken kıyıların uzunluklarının ve yönlerinin hesaba katıldığının farkındadır.

Nitekim, Türkiye bu anlaşmayı imzalamadan önce tarafları hakkaniyet çerçevesinde bir uzlaşı için görüşmelere çağırmıştır ve halen de görüşmelere hazırdır. Ancak, Türkiye’nin uluslararası hukuka dayalı ve hakkaniyeti temel alan bu yaklaşımı karşısında görüşmelere başlamak yerine sadece tek taraflı adımlar atarak Türkiye’yi suçlamak tercihine gidilmiştir. Bu anlayışın altında örneğin Türkiye’nin ana karasının karşısında küçük bir ada olan Meis’e kendi yüzölçümünün 4 bin katı kadar deniz yetki alanı kazandırmaya çalışan maksimalist ve uzlaşmaz Yunan-Rum tezleri yatmaktadır. Bu anlayış, zamanında Mısır’a 40 bin kilometrekare alan kaybettirmiştir. Libya’yla imzalanan son anlaşmayla iki ülkenin oldubittilere izin vermeyeceği en açık şekilde ortaya konmuştur.”

Kaynak: AA