Koronavirüs: Herkesin kendi başının çaresine baktığı yeni dünya

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının yayılmaya başlamasıyla birlikte ülkelerin vatandaşlarını korumak için aldıkları önlemler öncelikle hastalığın yayılma hızını azaltmayı amaçlar bir şekilde okulların tatil edilmesi, uygun işlerde evden çalışma yöntemine geçilmesi ve sosyal ilişkilerin olabildiğince azaltılması oldu.

“Temassız” toplum; alışverişin az yapıldığı, dışarıda yemek yenilmeyen, tiyatro ve konserlere gidilmeyen, aile ziyaretlerinin yapılmadığı, yani masrafların oldukça kısıldığı ve harcamaların asgariye indiği bir toplum anlamına geliyor.

Ne var ki hastalığın yayılmaması için alınan önlemler ekonomik ve ticari anlamda ortaya başka bir sorunu çıkardı ki bunun etkileri salgından çok daha uzun süreceğe benziyor. “Temassız” toplum; alışverişin az yapıldığı, dışarıda yemek yenilmeyen, tiyatro ve konserlere gidilmeyen, aile ziyaretlerinin yapılmadığı, yani masrafların oldukça kısıldığı ve harcamaların asgariye indiği bir toplum anlamına geliyor. Hane halklarının sosyal ve kültürel hayatındaki kısıtlamalar ekonominin çarklarının dönmesini yavaşlatıyor ve bu durum hane halklarına da bir şekilde iş kaybı ve gelir azalması olarak geri dönüyor.

İktisadi hayattaki bu para döngüsünün farkında olan devletler son günlerde peş peşe destek paketleri açıkladılar. Bu kapsamda ABD’de kişi başına bin dolar verilmesinden tutun da serbest çalışanlara İtalya’da 500 avro ödenmesi, karantina sırasında çalışmaya devam edenlere fazladan ödeme yapılması, Japonya’da turizm sektörüne doğrudan nakit ödemeler gibi pek çok uygulama söz konusu. Kredi ödemelerinin ertelenmesi ise en yaygın uygulamalardan biri. Bu önlemlerle insanların hayatını idame ettirebilmesi, üretimin durmaması ve işten çıkarmaların önüne geçilmesi hedefleniyor.

Türkiye’nin koronavirüs paketi

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan önlem paketinde üretim, ticaret ve istihdamın devamını sağlamayı hedefleyen tedbirler duyuruldu. Devlet bir yandan hastalığın yayılmasını engellemek için sosyal izolasyona vurgu yaparken, bir yandan da bu izolasyonun neden olacağı ekonomik kaybı kontrol altında tutmak istiyor. Bu görevin zorluğunun herkes farkında ve sadece devletin alacağı önlemlerle başarılması imkânsız. Üretim çarklarının dönmeye devam etmesi için devlet, özel sektör, halk ve finans sektörünün işbirliği içinde davranması gerekiyor.

Ekonomik İstikrar Kalkanı adı verilen pakette koronavirüs salgınına karşı alınan önlemler çerçevesinde iş kaybına uğrayan perakende, AVM, demir-çelik, lojistik, kültür, konaklama, gastronomi, tekstil, etkinlik ve organizasyon sektörlerinin vergi ve prim ödemeleri ertelendi. Bu salgın nedeniyle kazancı düşen, bu nedenle bankalara olan kredi ve faiz ödemelerini gerçekleştiremeyecek firmalara kolaylıklar sağlanacağı duyuruldu. Karşı karşıya olduğumuz bu yeni tip koronavirüs salgınının Türkiye ekonomisine özellikle önümüzdeki üç ayda olumsuz etkiler yapması bekleniyor. Bu nedenle bu üç ay boyunca reel sektörün üretime devam edebilmesi, edemediği takdirde de işçileri çıkarmaması önem arz ediyor. Bu şartlarda normalde işten çıkarılacak olan her kişinin maaşının birkaç ay daha ödenebilmesi için devletin firmalara desteği olacak. Bu destek de kısa süreli çalışma ödeneği kapsamında yapılacak. Ayrıca ihracatçının çalışmaya devam edebilmesi için stok finansmanı desteği sağlanacak.

Cumhurbaşkanı açıklamasında bu yardımların firmalara verilmesinin ön koşulu olarak kimsenin işten çıkarılmaması gerektiğini belirtti. Ayrıca Ekonomi Bakanı Berat Albayrak, bu pakette kendine yer bulamayan ve salgından olumsuz etkilenen sektörlerin de tedbirlere dahil edilebileceği, bunun için firmaların ilgili makamlara bilgi vermesi gerektiğini açıkladı.

Öngörmenin imkânsız olduğu bir noktadayız

Ekonomide aktörler işlerini öngörü ve beklentilere göre planlar. Ancak yeni tip koronavirüs kimsenin öngöremediği bir zamanda, bütün dünyanın bir numaralı tedarikçisi olan Çin’de ortaya çıktı. Önce sadece bu ülkeyi etkisi altına aldı ve pek çok ülke Çin’den tedarik edemedikleri ara ürün ve nihai ürünlerden dolayı üretim zincirinde sorunlar yaşadı. Hastalık haberlerinin ilk ayında dünyadaki üreticiler Çin yerine alternatif tedarikçi bulma derdine düştü. Fakat daha sonra yine öngörülemeyen bir şekilde salgın İran, İtalya ve Güney Kore’ye yayıldı. Şu an Avrupa bu salgın karşısında tüm sınırları kapatmış ve kıtadaki kültürel ve sosyal hayatı durdurmuş durumda. Buna bağlı olarak iktisadi hayat da çok yavaşladı. Almanya Şansölyesi Angela Merkel içinden geçtiğimiz günleri İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşadıkları en zorlu günler olarak tanımlıyor. Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği’nde (AB) yaşanan durgunluğun Türkiye’ye etkisi henüz tam olarak görülmedi. Bugünlerden itibaren etkilerin daha yoğun hissedilmesi, Nisan ayında ise derinleşmesi bekleniyor.

Türkiye açısından durumu inceleyecek olursak, öncelikle ülke içinde hastalığın yayılması henüz “peak” yapmadı, yani en üst seviyeye ulaşmadı. Bu noktayı görene kadar bir yandan vaka sayısı artacak diğer yandan da hastalığın bulaşmaması için sosyal izolasyon devam edecek. Sosyal izolasyonun pek çok işletmeye, esnafa, sanatkâra gelir düşürücü etkisi olacak. Örneğin kültürel aktiviteler azalacak, organizasyon şirketleri bir süre hiç iş yapamayacak, restoran, büfe gibi yerlerin satışları düşecek. En az etkilenen ise maaşlı kesim olacak. Satışları duran veya düşen esnaf hem kira, fatura, maaş ödemesi noktasında sıkıntı yaşayacak hem de kendi hayatını idame ettirecek geliri kazanması zorlaşacak.

Koronavirüs salgını haberleri ilk geldiğinde bazı ihracatçılarımıza Avrupa’dan ek siparişler gelmeye başlamış ve Çinli üreticiler yerine ikame edilen Türkiye firmaları bazı alanlarda fazla mesai yapmaya başlamıştı. Diğer yandan Çin’e ürün satan veya Çin’den gelen ara mallarla üretim yapan sektörler zor durumda kalmıştı. Şu anki tabloda ise Çin’le hiç bağlantısı olmayan sektörler bile zor durumda, çünkü ürettikleri malı en büyük alıcıları olan AB’ye satma konusunda sıkıntı yaşıyorlar. Dünyadaki pek çok ülke içine kapanmış durumda. Ülkeler hayati malları satın almaya devam ederken, bu kriz ortamında lüks veya az gerekli sınıfına giren mallara olan talep düşüyor. Ayrıca Türkiye’de ülke içinde de daralan talep nedeniyle üretimde azalma muhtemel görünüyor. Yani Türkiye’deki üreticiler belirsiz bir süre hem iç ve dış talepteki daralma hem de arzda azalma yaşayarak iki farklı şokla baş etmek zorunda kalabilir.

Küresel resesyon beklentisi

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P) koronavirüs salgınına karşı alınan önlemlerle çok yavaşlayan dünya ekonomilerinin 2020 yılında hep birlikte bir resesyona gireceğini, dünyadaki ekonomik büyümenin yüzde 1 ila 1,5 arasında olacağını belirtiyor. Çin’den gelen Ocak ve Şubat ayı üretim ve büyüme verileri beklenenden çok daha kötü. ABD’nin en büyük yatırım bankası ve finansal hizmet kuruluşlarından Goldman Sachs’ın tahminine göre Çin ekonomisi 2020 yılının ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 9 küçülecek.

Asya Kalkınma Bankası salgının etkilerini üç ayrı senaryoda hesapladı. Salgının 2 ay devam etmesi durumunda dünya ekonomisine maliyetinin 76,6 milyar dolar (yüzde 0,08’lik bir küçülme), 3 ay sürmesi halinde 155,9 milyar dolar (yüzde 0,18’lik küçülme), 6 ay sürmesi halinde ise 346,9 milyar dolar (yüzde 0,40’lık küçülme) olması bekleniyor. Bu senaryoların hepsinde Çin’in ödeyeceği maliyet küresel maliyetin yüzde 66’sına tekabül ediyor.

Koronavirüs bize ne öğretiyor?

İş dünyası yeni tip koronavirüs salgınının vuku bulmasından sonra pek çok değişikliği aniden yaşadı ve kabullendi. Çok zamandır konuşulan ama aksiyona geçilemeyen dijital dönüşüm konusunda koronavirüs salgını nedeniyle hızlı adımlar atılmaya başlandı. Evden çalışma ve uzaktan eğitim modelleri hızlı ve kesintisiz bir internet alt yapısı gerektiriyor. Bu noktada Türk Telekom da sorumluluğunun bilincinde olarak hem video konferans ve benzeri iletişim yöntemlerine olan artan ihtiyaç hem de Milli Eğitim Bakanlığı’nın ihtiyaçlarını karşılamak için çok çalışıyor. İstanbul Ticaret Odası (İTO) gibi kurumlar sosyal teması minimize etmek için üyelerinin internet portalı üzerinden işlerini yürütmesini, işleri aksatmayacak şekilde yurt dışı temaslarının azaltılması veya durdurulmasını, tedarikçi ve müşterilerle iletişimin teknolojinin imkânları kullanılarak yapılmasını tavsiye ediyor.

Kovid-19 salgınıyla başa çıkmayı öğrendiğimizde, çoğu işin dijital ortamda yapıldığı bir dünyaya geçiş yapmış olacağız. Yeni iş ve çalışma modelleri ortaya çıkmış olacak ve en optimal çözümü sunanlar yeni iş fırsatlarından yararlanacak. Ayrıca bu sorunu aşarak ayakta kalabilen, yani öngörülemeyen krizlere karşı adaptasyon kabiliyeti ve bağışıklık geliştirmiş olan firma ve ülkeler öne çıkacak.

Bazı durumlarda yapılması gereken en iyi şey neyle karşılaşacağımızı bilmek ve en kötü senaryoya hazırlanmaktır. Bu bakımdan önümüzde zor geçecek birkaç ay olduğunu öncelikle kabul etmeliyiz. Bu birkaç ayda toplumsal dayanışmayı ön planda tutmak çok önemli. Maaşlı kesimin geliri azalan küçük esnaf ve dükkânlardan alışveriş ederek onlara destek olması küçük bir adımdır lakin bu da ekonomiye bir can suyu verir. Hem talebin hem de üretimin daraldığı bir noktada panik yapmadan, sosyal izolasyona riayet ederek hayatımızı devam ettirmek ve üretim çarklarının dönmesine katkıda bulunmak gereklidir. Devletin uygulamaya koyduğu teşviklerden gerçekten ihtiyacı olan kişi ve firmaların faydalanabilmesi için fırsatçılık yapılmasına meydan vermemek, ödeme gücü yerinde olanların erteleme yoluna gitmeyerek nakit akış zincirine katkıda bulunması, sistemde aksaklık görüldüğündeyse yetkili mercilere bilgi verilmesi önem arz ediyor. Ayrıca herkesin zor günlerden geçtiği bir dönemde topluma ve çevremize olabildiğince psikolojik destek sağlamak ve bilgi kirliliğine alet olmamak hepimizin faydasına olacaktır.

[Türk-Alman Üniversitesi’nde İktisat Bölümü Başkanı olan Prof. Dr. Elif Nuroğlu, uluslararası iktisat, yerçekimi modeli, ampirik uluslararası ticaret, ekonometrik modellemeler, ampirik makroekonomi, yapay sinir ağları ve fuzzy yaklaşımlar alanlarında çalışmaktadır]



Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

AA

Alman siyasetçi raylarda ölü bulundu

Wiesbaden Savcılığı ve polis yetkilileri, Hessen Eyaleti Maliye Bakanı Thomas Schäfer’in Hocheim yakınlarında hızlı tren (ICE) hattı üzerindeki raylarda Cumartesi sabahı ölü bulunduğunu açıkladı. Savcılık ve polis, 54 yaşındaki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partili politikacının intihar etmiş olabileceği şüphesi üzerinde duruyor.

Savcılık ve polis, “Genel durum, olay yerinde yapılan kapsamlı çalışma, çok sayıda görgü tanığının ifadesi, olay yerindeki konumu ile teknik ve kriminal değerlendirmeler ve incelemeler sonucunda” Schäfer’in intihar etmiş olabileceğini düşünüyor.

2010 yılından bu yana eyalette maliye bakanlığı görevini yürüten Schäfer, Eyalet Başbakanı Volker Bouffier’in yerine geçebilecek isimler arasında sayılıyordu. Federal düzeyde de önemli maliye uzmanları arasında sayılan Schäfer, evli ve iki çocuk babasıydı.

Eyalet Başbakanı Bouffier, Schäfer’in ölüm haberini üzüntüyle karşıladığını açıkladı. Bouffier, yaptığı yazılı açıklamada, “Thomas Schäfer’in aniden ve beklenmedik bir şekilde öldüğüne inanmakta güçlük çektiklerini” ifade etti. Schäfer’in ailesine ve yakınlarına taziyelerini sunan Bouffier, “Bu zor dönemde güç ve sabır” dileklerini iletti.

CDU Genel Başkanı Annegret Kramp-Karrenbauer de, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Thomas Schäfer’in beklenmedik ölümü beni ve CDU’daki herkesi şoke etti” ifadesini kullanarak, ailesine başsağlığı diledi.

dpa / JD,ET

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Hanau’da oğlunu kaybeden Behçet Gültekin yaşamını yitirdi

Hanau’da ırkçı Alman Tobias Rathjen’in 19 Şubat akşamı kurşunladığı iki nargile barda hayatını kaybenler arasında bulunan 37 yaşındaki Gökhan Gültekin’in 74 yaşındaki kanser hastası babası Behçet Gültekin bu sabah yaşamını yitirdi.

Oğlunun ölümünden 39 gün sonra hayata veda eden Behçet Gültekin üç yıldır kanser tedavisi görüyordu. Gültekin’in cenazesi oğlunun da defnedildiği, memleketi Ağrı’da toprağa verilecek.

Hep dostluk mesajları verdi

Saldırıdan sonra metanetini koruyarak katıldığı her ortamda barış ve dostluk mesajları veren Behçet Gültekin, Hanau’da düzenlenen anma etkinliğine tekerlekli sandalye ile katılmıştı.

Anma etkinliğinden sonra duygularını DW Türkçe’ye anlatan Gültekin, oğlunun Almanya’da doğup büyüdüğünü ve böylesi bir ölümü hak etmediğini söylemişti. Saldırıda kaybettiği oğlu Gökhan’ın nişanlı olduğunu ve evlilik hazırlıkları yaptığını anlatan Gültekin, duygularını “Siz olsanız ne hissedersiniz?” diyerek ifade etmişti.

Ne olmuştu?

Hanau’da 19 Şubat 2020’de akşam saatlerinde iki nargile bara düzenlenen silahlı saldırıda 9 kişi hayatını kaybetmiş, saldırının faili ırkçı Alman Tobias Rathjen ise kısa süre sonra, 72 yaşındaki annesiyle birlikte ikamet ettiği evde ölü olarak bulunmuştu. Saldırıda beşi Türk 9 göçmen hayatını kaybetmişti.

Tuncay Yıldırım

©Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Uzmanlardan korona günlerinde aile içi şiddet uyarısı

Küresel koronavirüs salgını ile mücadele için dünyanın birçok ülkesinde sokağa çıkma yasağı veya kısıtlamalar uygulanıyor. Kreşlerin, okulların kapalı olması ve birçok kişinin evden çalışması ile çocuklar ve ebeveynlerin bütün gün evde kapalı kalmasının sinirlerini bozabileceği, bunun da aile içi şiddeti artırabileceği konusunda endişeler artıyor.

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Marija Pejcinovic Buric, farklı ülkelerden raporların kadın ve çocukların evde şiddet ile karşı karşıya olduğuna dair bilgiler içerdiğini söyledi.

Alman haber ajansı dpa’ya konuşan Pejcinovic Buric, şiddet riskinin yanı sıra, bu krizin kadınları ekonomik açından da olumsuz yönde etkileyebileceğine ve finansal bağımsızlıklarını kaybedebileceklerine dikkat çekti.

Bejcinovic Buric, Fransa’dan gelen raporlara göre, kısıtlamalar nedeniyle kadınların acil yardım hattını arayamadığını belirterek, bu hatları arayanların oranının büyük ölçüde düştüğünü söyledi. Buna karşılık, Avrupa çapında internet ortamındaki acil yardım servislerine başvuruların arttığını kaydeden Genel Sekreter, bunu şiddet uygulayanların mağdurları acil yardım hattına başvurmaktan alıkoyduğunun bir işareti olarak değerlendirdi.

Pejcinovic Buric, Danimarka’da da kadın sığınma evlerine başvuran kadınların sayısının arttığını söyledi.

Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği ülkelerinin yanı sıra Türkiye, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan gibi ülkelerde insan haklarının durumunu izliyor.

Koronavirüs salgını nedeniyle birçok ailenin eve kapandığı bugünlerde ev içi şiddetin artabileceği konusunda Almanya’daki uzmanlar da uyarıda bulunuyor. Mağdurlara yardım eden Beyaz Çember (Weisser Ring) Derneği Genel Başkanı Jörg Ziercke, “Korona krizi insanları evde kalmaya, aile ile birlikte olmaya zorluyor. Bununla birlikte mali sıkıntılar ve gelecek kaygısı gibi stres yaratan faktörler ortaya çıkıyor. İnsanlar uzun süre evde kalınca, vaka sayıları artıyor” değerlendirmesinde bulundu. Noel gibi tatil dönemlerinde de benzer sorunlar yaşandığını belirten Ziercke, ancak koronavirüs krizi nedeniyle evde kalma süresinin çok daha uzun olduğuna ve bu nedenle de aile şiddet vakalarının artabileceğine dikkat çekti.

Çocuklara yönelik şiddet riski arttı

Uzmanlar, sokağa çıkmaya ilişkin kısıtlamaların çocuklar için de tehlikeli olabileceğini belirtiyor. Saar Eyalet Üniversitesi Klinik Psikoloji Kürsüsü’nden Tanja Michael, şiddetin zaten mevcut olduğu ailelerde durumun şu an daha kötüleşebileceğini dile getirdi.

Michael, “Faillerin şimdi çocuklara daha fazla erişimi mevcut, çocukların da dışarıya bir şeylerin yolunda gitmediği işaretini vermek için daha az imkanı var” şeklinde konuştu. Michael, “Muhtemelen faillerin keyfinin şimdi pek yerinde olmamasının da” şiddet riskini artırdığına işaret etti.

Alman hükümetinin şiddet mağdurlarının hakları ile ilgilenen görevlisi Johannes-Wilhelm Rörig de, Inforadio radyosuna yaptığı açıklamada, çocuklara yönelik fiziki ve cinsel şiddet riskinin arttığını vurgulayarak, çocukların korunması için mücadele veren herkesin şu sıralar büyük bir endişe taşıdığını söyledi. Rörig, okulların kapalı olması ve ev dışında boş zaman değerlendirme imkanlarının olmayışı nedeniyle çocukların bu durumdan kaçma imkanının da olmadığını belirtti.

Koronavirüsün ortaya çıktığı Çin’in Vuhan kentinde uygulanan karantina sırasında kadın örgütleri, normal zamana göre üç kat fazla aile içi şiddet yaşandığını tespit etti. Polisin de kadınlardan iki kat fazla yardım çağrısı aldığı belirtildi.

dpa,AFP / JD,ET

©Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Merkel’den “sabırlı olun” çağrısı

Almanya Başbakanı Angela Merkel, koronavirüs salgını ile mücadele için alınan tedbirler konusunda sabırlı olma çağrısı yaptı. Koronavirüs testi pozitif çıkan bir doktorla teması nedeniyle geçen Pazar gününden bu yana evinde karantinada bulunan Almanya Başbakanı Merkel, bir podcast aracılığı ile mesaj yayınladı. “Yeni kurallar herkes için hissedilir bir şekilde kamusal hayatı asgari düzeye indirdi” diyen Merkel, hedefin virüsün bulaşmaması için temastan kaçınmak olduğunu vurguladı. Almanya’da neredeyse herkesin bu kurallara uyduğunu belirten Merkel, bunun için “kalpten teşekkür ettiğini” söyledi.

Halka “sabırlı olun” çağrısı yapan Merkel, bu zor dönemin ne kadar süreceğini bugün kimsenin söyleyemediğini ifade etti. Almanya’da, kısıtlamaların kaldırılması yönünde yapılan çağrıları reddeden Merkel, “Yeni enfeksiyon vakalarına ilişkin sayıların, kuralların gevşetilmesi için hiçbir neden sağlamadığını” vurguladı. Sağlık sisteminin çökmemesini hedeflediklerini belirten Merkel, yeni kuralların geçerli olduğu son beş buçuk gün içinde yeni vaka sayısının hâlâ yüksek olduğunu kaydetti.

“Kısıtlamalar en erken 20 Nisan’a kadar devam edecek”

Başbakan Angela Merkel, eyaletlerin başbakanları ile geçen hafta yaptığı toplantı sonrasında sosyal temasın asgari düzeye indirilmesi, ikiden fazla kişinin bir araya gelmemesi ve işe gitmek, ihtiyaçlarını karşılamak için alışverişe gitmek, spor yapmak gibi faaliyetler dışında sokağa çıkılmaması çağrısı yapmıştı.

Başbakanlık Müsteşarı Helge Braun da Tagesspiegel gazetesine yaptığı açıklamada, 20 Nisan’a kadar Almanya’da kısıtlamaların gevşetilmesinin söz konusu olmadığının altını çizmişti.

Başbakan Merkel, her Cumartesi günü güncel konulara ilişkin görüntülü mesaj yayınlıyor. Ancak Merkel karantinada bulunduğu için bu hafta sadece sesli mesaj yayınladı. Merkel’in geçen hafta yapılan koronavirüs testleri negatif çıkmasına rağmen, koronavirüs taşıdığı tespit edilen bir doktorla temas ettiği için, geçen Pazar gününden beri evinde karantina altında bulunuyor.

AFP / JD,ET

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Almanya’da Müslümanları hedef alan 871 saldırı düzenlendi

Almanya’da geçen yıl Müslümanlara ve Müslümanlara ait tesislere yönelik 871 saldırı kaydedildi. Sol Partili milletvekili Ulla Jelpke’nin soru önergesine Alman hükümetinin verdiği yanıt Neue Osnabrücker Zeitung tarafından yayımlandı.

İlgili kurumlar tarafından bazı saldırıların henüz bildirilmemiş olabileceğine işaret eden Jelpke, bu sayının 10 ile 90 arasında artabileceğini söyledi.

Geçen yıl 9 Ekim’de bir saldırgan Halle kentinde, ayin sırasında sinagoga girmeye çalışmış, bunu başaramaması üzerine yakınlardaki bir döner büfesinde iki Müslümanı silahla vurmuştu.

Alman hükümetinin soru önergesine verdiği yanıta göre, 2019’da Müslümanları hedef alan saldırılarda 33 Müslüman yaralandı. 2017 yılından bu yana da saldırıların sayısının aynı düzeyde kaldığı belirtildi.

Sol Partili milletvekili Jelpke, Neue Osnabrücker Zeitung’a yaptığı açıklamada, “Müslümanlara yönelik nefretin şiddet dolu saldırılar, tehditler ve hakaretlerle sürdüğünü” söyledi. Halle ve Hanau’daki saldırıların ardından polisin aşırı sağcılara karşı tedbirleri artırmış olmasına rağmen tehlikenin geçmediğine işaret eden Jelpke, “Ne yazık ki hâlâ bu tür saatli bombaların bulunduğunu göz önünde bulundurmamız gerekiyor” dedi. Hanau’da Şubat ayında düzenlenen ırkçı saldırıda dokuz göçmen kökenli hayatını kaybetmişti. 

AFP,KNA / JD,ET

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Salgın döneminde din-siyaset çelişkisi

Alman siyaset bilimci Dr. Andreas Jacobs’a göre, koronavirüs salgınına karşı siyasi kararlar alan iktidarların, din etkisi altında kalması önemli bir sorun. Yaşanan küresel koronavirüs krizinin, dünyanın pek çok ülkesinde, siyaset-din ilişkisinin ne denli “sağlıksız” olduğunu gösterdiğini ifade eden Jacobs, buna örnek olarak, toplumda etkili olan dini cemaatlerden çekindiği için kitlesel ibadetleri yasaklamayan ülkeleri işaret etti.

Konrad Adenauer Vakfı’nda Toplumsal Dayanışma Bölümü’nin yöneticisi olan Andreas Jacobs, bu ülkelere örnek olarak, kutsal sayılan yerleri ziyarete kapatmayan İran’ı, cuma namazlarını iptal etmekte tereddüt eden Türkiye‘yi ve kiliselerde kitlesel ayinleri yasaklamayan Tanzanya’yı örnek gösterdi.

“Terörle mücadelede olduğu gibi, virüs salgını ile mücadelede de, din ile siyasetin iç içe geçmesi ya da siyasi iktidarın meşruiyetini dinle açıklaması bir problemdir” diyen Jacobs, koronavirüs salgınının dine ağırlık veren rejimleri, sağlığın gereksinimleri ile dinin talepleri arasında bıraktığını ifade etti.

Her dinde iyi örnekler de var

Jacobs, diğer yandan her dinde toplumsal açıdan sorumlu eylemlere teşvik eden dini otoritelerin de varlığına dikkat çekti. Katolik Kilisesi’nin, sanal ayinler konusunu tartışmaya başladığını, İslam dininde de, Müslümanlara ibadetlerin evlerde yapılmasını salık veren dini yetkililerin olduğunu belirten Jacobs, tarihte ilk kez İslam’ın en kutsal yeri olan Kabe’nin ziyaretlere kapatıldığını kaydetti.

Dr. Andreas Jacobs

Dr. Andreas Jacobs

“Mantık ve inanç tüm dinlerde birbiri ile çelişmez” diyen Andreas Jacobs, yakında kutlanacak olan Hristiyanların Paskalya, Müslümanların Ramazan ve Yahudilerin Hamursuz bayramlarında, muktedirlerin, kendi iktidarlarını ayakta tutan sütunlara karşı karar verip veremeyeceğinin görüleceğini dile getirdi.

Almanya’da şu an yürürlükte toplanma yasağı tüm dini grupları ve onların kitlesel ibadetlerini de kapsıyor. Dini gruplar da bu yüzden giderek artan oranda, internet üzerinden ayin yöntemine başvuruyor. Birçok dini temsilci de, cemaatlerine çağrıda bulunarak, koronavirüs salgınına karşı alınan önlemlere uyulmasını talep ediyor.

epd / ET,JD

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

IMF Başkanı: 2009’daki finans krizinden daha kötüsü bekleniyor

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, dünyayı saran yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle küresel ekonominin büyük sıkıntıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. “Resesyona girdiğimiz çok açık” diyen Georgieva, 2009’daki küresel finans krizinden daha kötü bir süreç beklendiğini kaydetti.

IMF Başkanı Georgieva, Uluslararası Para ve Finans Komitesi (IMFC) ile yaptığı video konferansın ardından yazılı bir açıklama yaptı.

Georgieva, dünya genelinde ekonomik faaliyetlerin aniden durmasıyla, gelişen piyasalar için gereken mali desteğin toplamda 2,5 trilyon dolar olarak tahmin edildiği söyledi.

Koronavirüs salgınının başlamasından bu yana şimdiye kadar 80 ülke IMF’den acil yardım talebinde bulundu.

Son haftalarda 83 milyar dolardan fazla sermaye çıkışına uğrayan gelişmekte olan ülkelerin bu durumla başa çıkabileceğini belirten Georgieva, ancak çoğunun iç kaynaklarının yetersiz olduğunu ve yüksek borç yükü içinde olduğunu vurguladı.

Georgieva gelişmekte olan ülkelerin kendi rezervlerinin bu krizi atlatmakta yetersiz kalacağını ifade etti.

Georgieva, IMF yönetiminden acil durumlarda hızlı bir şekilde dağıtılan 50 milyar dolarlık fonun artırılması talep ettiğini de bildirdi.

IMF Başkanı, Perşembe günü katıldığı G20 lider zirvesinde, küresel likiditenin artırılması ve en yoksul ülkelerin borç yükünün hafifletilmesiiçin G20 ülkelerinin desteğini istemişti. 

AFP/GY,JD

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Spiegel: BND’nin elindeki bilgilere göre sığınmacıları Yunan sınırına Türkiye topladı

Spiegel dergisi, Alman dış istihbarat teşkilatı Federal Haberalma Servisi’nin (BND), Türkiye’nin Yunanistan sınırında sığınmacılarla Yunan güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmaların Türkiye tarafından kışkırtılmış olabileceği yönünde bilgiler aldığını iddia etti.

Spiegel’in internet sayfasında BND’den edindiği bilgilere dayandırdığı habere göre, Türk yetkililer, sığınmacıları otobüslere binmeye zorlayarak, sınıra götürdü. Habere göre, bu sığınmacıların arasına “devlete ait güçlerin” de karışarak, sınırda olayların çıkmasını kışkırttığı öne sürüldü. Türk güvenlik güçlerine mensup yetkililer bu iddiaları reddediyor. BND de, Spiegel’in konuya ilişkin sorusunu yanıtsız bıraktı.

Türkiye sınırı açmıştı

Türkiye’nin geçen şubat ayında Avrupa’ya gitmek isteyen sığınmacıları durdurmayacağını açıklamasının ardından çok sayıda göçmen Avrupa’ya gidebilmek için Yunanistan sınırında toplanmıştı. Yunanistan sınırı kapatarak, göçmenlerin geçişlerini engellemeye çalışmıştı. Sığınmacıların sınırda bekleyişi sırasında Yunan güvenlik güçleri ile sığınmacılar arasında çatışmalar yaşanmıştı. Sığınmacılar güvenlik güçlerine taş atmış, sınırdaki güvenlik tellerini keserek Yunan tarafına geçmeye çalışmıştı. Yunan güvenlik güçleri ise sığınmacılara göz yaşartıcı gaz ile müdahalede bulunmuştu.

Yunan hükümeti de, Türk güvenlik güçlerinin çatışmaları kışkırtmış olabileceği iddiasında bulunmuştu. Spiegel’e konuşan sınırda görevli bazı Yunan güvenlik güçleri, sığınmacılar arasında Türklerin de bulunduğunu, göçmenlere sınırdaki telleri kesmeleri için yardım ettiğini aktarmıştı.

Koronavirüs salgının yayılması üzerine de Türkiye sınırları tekrar kapatmıştı.

DW /JD,EC

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

İtalya’da salgın gelecek günlerde doruğa ulaşabilir

İtalya Ulusal Sağlık Enstitüsü (ISS), yeni tür koronavirüs salgınının gelecek günlerde doruğa ulaşmasını beklediklerini açıkladı. Temkinli olan yerel makamlar ise krizin yakında sona ermesini beklemediklerini belirtiyor.

Enstitü Başkanı Silvo Brusaferro Cuma günü yaptığı açıklamada, “Şu noktayı açıkça ifade edeyim. Henüz doruk noktasına değil. Yavaşlamanın sinyalleri var. Bu da gelecek günlerde tepe noktasına ulaşma ihtimalimiz olduğunu gösteriyor” diye konuştu. 

Virolog Fabrizio Pregliasco ise, sözkonusu tespitin eve kapanma önlemlerinde yumuşamaya gidilmesi için yeşil ışık olarak algılanmaması gerektiğini söyledi. Pregliasco, “Vaka sayılarındaki küçük düşüşün direnme isteğimizi güçlendirmesi gerekiyor. Gardımızı düşürmemeliyiz” diye konuştu.

Brusaferro, halihazırdaki önlemlerin kaldırılmasının veya yumuşatılmasının büyük bir dikkatle yapılması gerektiğini de sözlerine ekledi. Brusaferro, “Salgın eğrisinin yeniden yükselmesini engellemek için birkaç ay boyunca dikkatli önlemler almak zorunda kalacağız” dedi.

İtalya’da 9 Mart tarihinden bu yana sokağa çıkma yasağı bulunuyor. Başbakan Giuseppe Conte geçen hafta, okul, bar ve restoranların kapatılması ve seyahatin kısıtlanması önlemlerinin 3 Nisan’dan sonra da belirsiz bir tarihe uzatılacağını açıklamıştı.

Johns Hopkins Üniversitesi verilerine göre şu ana kadar İtalya’da kayıt altına alınan vaka sayısı 80 bin 589. Ülkede 8 bin 215 kişi ise virüs nedeniyle hayatını kaybetmiş bulunuyor.

AFP/BÜ,JD

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle