Merkel’den Trump’ın G7 davetine ret

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in koronavirüs salgını nedeniyle Washington’da düzenlenecek G7 zirvesi için Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) gitmeyi şimdilik düşünmediği ifade edildi. Federal Hükümet sözcülüğünden yapılan açıklamada, Merkel’in Trump’ın davetine müteşekkir olduğu, ancak koronavirüs pandemisindeki genel durum göz önüne alındığında, zirveye şahsi katılımına ve bir Washington seyahatine onay veremeyeceği ifade edilerek Başbakanın pandemideki gelişmeleri takip edeceği aktarıldı.

Cuma günü de ABD’de yayımlanan Politico gazetesindeki bir haberde, Federal Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert’in davetin reddedildiği yönündeki ifadelerine yer verilmişti.

Trump “fiziki” zirvede ısrarcı

Bu yıl ABD’nin ev sahipliğinde, 10-12 Haziran tarihlerinde başkanlık konutu Camp David’de yapılması planlanan zirve, pandemi nedeniyle Mart ayında iptal edilmiş, toplantının video konferans yoluyla gerçekleştirileceği bildirilmişti.

Ancak ABD Başkanı Donald Trump, 20 Mayıs’ta sürpriz bir biçimde liderleri fiziki anlamda bir araya getirecek bir zirve düzenlemeyi düşündüğünü açıklamıştı. Trump, bu planını koronavirüs krizindeki iyileşmeyle gerekçelendirerek, zirvenin Haziran ayı sonunda Washington’da liderlerin şahsi katılımıyla düzenlenmesinin “normalleşme yönünde önemli bir mesaj” olacağını savunmuştu.

Pandemiden ağır yara alan ABD’de hayatını kaybedenlerin sayısı 100 bini aştı. Virüs nedeniyle ABD ile Avrupa arasında da kapsamlı seyahat kısıtlaması önlemleri devreye sokulmuştu.

dpa / SÖ,ET

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Hastaneler: Devlet yardımları yetmiyor

Alman Hastaneler Birliği, koronavirüs nedeniyle çok sayıda hastanenin ekonomik sorunlar yaşadığı uyarısında bulundu. 600 klinikle yapılan anket sonucunda hastanelerin devlet yardımlarının yeterli gelmediği şikayetinde bulunduğu ve kliniklerin mali durumunun bir önceki yıla göre önemli ölçüde kötüleştiği bildirildi.

Bu durumda, koronavirüs salgını nedeniyle planlanan pek çok ameliyat ve tedavinin ertelenmesinin ve buna paralel olarak yoğun bakım servis kapasitelerinin artırılmasının rol oynadığı belirtiliyor.

Hastanelerin üzerindeki yükü hafifletmek üzere yürürlüğe sokulan yasal düzenlemeye göre hastanelere boş tutulan yatak başına günde 560 euroluk ödeme yapılıyor. Ankete göre hastanelerin dörtte üçünde bu telafi ödemeleri, Nisan ayındaki kayıpları karşılamaya yetmedi.

“Büyük hastanelerin durumu daha zor”

Alman Hastaneler Birliği İdari Müdürü Georg Baum, özellikle de 600 ve üstünde yatak kapasitesine sahip büyük hastanelerde sorunun daha belirgin olduğuna işaret etti.

Ankette, kişisel koruyucu donanım için öngörülen günlük 50 euroluk ödemenin de hastanelerin yüzde 90’ı için yeterli gelmediği belirtildi. Malzeme fiyatlarındaki güçlü artışa dikkat çeken hastaneler, enfeksiyon tedavisi gören hastalarda koruyucu malzeme kullanımının çok daha yoğun olduğuna dikkat çekti.

dpa/BK,TY

©️ Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Almanya’da ikinci bir dalga olmayabilir

Berlin’deki Charite Hastanesi’nden virolog Christian Drosten, haftalık haber dergisi Spiegel’e yaptığı açıklamada, Almanların teorik olarak ikinci bir korona dalgasını yaşamama ihtimali olduğunu dile getirdi. Drosten, “virüs şu anda daha doğru bir şekilde tanındığı ve nasıl yayıldığı da daha iyi bilindiği için ‘super spreader’ olarak tanımlanan ‘süper taşıyıcı’ların daha az olabileceğini” ifade etti. Virüsü çok sayıda kişiye bulaştıranlara “süper taşıyıcı” deniyor.

Şimdiye kadarki önlemlerle süper taşıyıcıların daha fazla kontrol altına alınmış olabileceğini belirten Drosten, ancak muhtemel bir yayılmanın önlenmesinde, ilgili kişilerin -özellikle de daha önce test yapılmamış kişilerin- hemen karantinaya alınmasının önem taşıdığı uyarısında bulundu.

Ancak karantina süresinin kısaltılabileceğini belirten Drosten, önümüzdeki dönemde virüs taşıyan bir kişiyle temas edenlerin sadece bir hafta izole edileceğini, çünkü kuluçka süresi ve insana bulaşma süresinin başlangıçta düşünülenden daha kısa olduğu bilgisini verdi.

“Yerel yayılmalar olabilir”

Bonn Üniversitesi Hastanesi’nden virolog Hendrik Streeck de Almanya’da şiddetli ikinci dalganın yaşanacağına ihtimal vermiyor. Sonbahar aylarında yerel yayılmalar olabileceğini belirten Streeck, ancak sağlık sisteminin kapasitesinin üstüne çıkabilecek bir yığılmanın olacağına inanmadığını dile getirdi.

Alman Yazı İşleri Ağı’na konuşan Streeck, virüsün kontrol altında tutulma şansını yüksek gördüğünü belirterek ancak özellikle geniş katılımlı etkinliklerin yasaklanmasının bu noktada belirleyici rol oynayacağını ifade etti.

Bonn Üniversitesi Hastanesi Hendrik Streeck

Bonn Üniversitesi Hastanesi Hendrik Streeck

Streeck, aşı çalışmalarında kısa süre içinde başarı sağlanacağına ise kuşkuyla bakıyor.

AIDS hastalığına yol açan HIV’a karşı 500’ün üzerinde aşının denendiğini, ancak bunların başarısız olduğunu kaydeden Streeck, aşının bulunmama ihtimalini de göz önünde tutmak gerektiğini söyledi.

DSÖ: 11 ila 17 ay içinde aşı bulunabilir

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Kamu Sağlığı Direktörü Maria Neira ise koronavirüse karşı etkin ve güvenli bir aşının 11 ila 17 ay içinde bulunabileceğini söyledi.

KNA ajansına konuşan Neira, öncesinde de bir ilaç geliştirileceğini belirterek “Bu şekilde yüksek ölüm oranlarını azaltabileceğiz” dedi.

DSÖ Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus da bugün Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında 30 ülkeden katılan bilim insanlarıyla aşı, ilaç ve diğer sağlık teknolojileri geliştirilmesi konusunda işbirliği yaptıklarını söyledi.

Reuters,KNA,DW/HS,JD

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Hessen’deki camilerde güvenlik önlemleri artırıldı

Almanya’da camilere yönelik saldırı ihbarı nedeniyle Hessen eyaletindeki camilerde güvenlik önlemleri artırıldı. Wiesbaden kenti polis sözcüsü yaptığı açıklamada, Cuma sabahı ülke genelinde yapılan, belli bir yeri işaret etmeyen ve somut olmayan bir ihbar yapıldığını söyledi.

Polis sözcüsü, güvenlik birimlerinin bu nedenle camilerde polis mevcudiyetini artırdığını, camileri bilgilendirdiğini, cami cemaatlerine camiye gitmeme ve etkinliklere katılmama tavsiyesinde bulunduğunu kaydetti.

Giessen ve Frankfurt polis birimleri de benzer tedbirler alındığını açıkladı. Wiesbaden Federal Emniyet Teşkilatı (BKA) konu ile ilgili bilgi vermedi.

Schwerin kentindeki bir polis sözcüsü ise tehdit ihtimalinin bilindiğini, ancak eldeki bilgilere göre Mecklenburg Vorpommern eyaletinde halihazırda bir tehlike bulunmadığını belirtti. Diğer eyaletlerin yetkilileri ise bu tür bir ihbar almadıklarını kaydetti.

 

Bomba ihbarları

Almanya’da son aylarda camilere yönelik bomba ihbarları endişe yaratmıştı. Şubat ayında Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne (DİTİB) bağlı Essen-Stelle, Hagen-Haspe, Unna, Bielefeld ve Aachen kentlerindeki camilerde patlayıcı ihbarlarıyapılmış, ancak ihbarların tamamının asılsız olduğu ortaya çıkmıştı.

İhbarların ardından DİTİB ve Müslümanlar Merkez Konseyi’nden camilerin daha fazla korunması yönünde talep gelmişti.

dpa / SSB,JD

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Solingen faciası kurbanları anıldı

Solingen’de 29 Mayıs 1993’de aşırı sağcı dört Alman gencinin kundakladığı evde yaşamlarını yitiren Gülsün İnce (28), Hatice Genç (18), Hülya Genç (9), Saime Genç (5) ve Gülistan Öztürk (12) için düzenlenen anma töreni bu yıl yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle kısıtlı bir katımla gerçekleştirildi.

İlk tören kundaklanan evin bulunduğu yere yapılan Untere Werner Caddesi’ndeki anıtın önünde düzenlendi. Genç ailesinden  Kamil ve Bekir Genç ile eş ve çocukları burada hazır bulundu. Az sayıda katılımla gerçekleşen anma etkinliğinde Kuran-ı Kerim okundu ve olayda yaşamını yitirinler için dua edildi.

İkinci tören Mildred Scheel Meslek Koleji’nin girişine dikilen anıtın önünde düzenlendi. Buradaki törene de az sayıda kişi katıldı. Solingen Anakent Belediye Başkanı Tim Kurzbach kısa bir konuşma yaptı. Kurzbach, koronavirüs salgınına rağmen, kısıtlı da olsa ırkçı saldırıyı andıklarını belirterek, “Solingen unutulmamalı” dedi.

Kurbanlar anısına yapılan anıt

Kurbanlar anısına yapılan anıt

Buruk anma

27 yıl önce gerçekleşen saldırıda iki kızları, iki torunları ve Türkiye’den tatil için ziyaretlerine gelen yeğenlerini kaybeden Mevlüde ve Durmuş Genç çifti de salgın nedeniyle bu yılki törene katılmadı.

DW Türkçe’nin sorularını telefonda yanıtlayan Mevlüde Genç, 27 yıldır düzenlenen anma etkinliklerine katılamadığından dolayı bu yıl “içinin buruk” olduğunu söyledi. Sağlığının iyi olduğunu ancak tedbiren evden çıkmadığını ifade eden 77 yaşındaki Mevlüde Genç, “Koronavirüs nedeniyle üç aydır evden dışarıya çıkmıyoruz. Bu sene törenlere katılmama kararı aldık. Belediyeye de bildirdik. Eve ziyaretçi de kabul edemiyoruz. Bu sene ne yazık ki böyle oldu” dedi.

Durmuş Genç ise 27 yıldır evlat acısı yaşadıklarını belirterek, “Törenler tesellimiz oluyordu. Dostlarımız yanımızda oluyordu. Bu yıl maalesef böyle olması gerekiyor. Allah bir daha ırkçılara bu acıları başkalarına da yaşatma fırsatı vermesin. Dualarımız hep bu” diye konuştu.

Mevlüde ve Durmuş Genç çifti evlerinde

Mevlüde ve Durmuş Genç çifti evlerinde

Ne olmuştu?

Saldırı sırasında 24 yaşında olan Markus Gartmann, 16 yaşındaki Felix Köhnen, 17 yaşındaki  Christian Reher ve 20 yaşındaki Christian Buchholz, 1993 yılının 29 Mayıs Cumartesi gecesi Solingen’de Amasyalı Genç ailesinin oturdukları Untere Werner sokağındaki evi benzin dökerek kundakladılar. Ahşap merdivenlerin tutuşması sonucu yangın kısa sürede bütün binayı sardı. 

Yangında Gülsün İnce (28), Hatice Genç (18), Hülya Genç (9), Saime Genç (5) ve Gülistan Öztürk’ün (12) yanarak yaşamlarını yitirdi. Durmuş Genç o saatte gece vardiyasında çalışıyordu. Mevlüde Genç pencereden atlayarak kurtulmayı başardı. Çiftin saldırı sırasında 15 yaşında olan oğulları Bekir Genç ile üç yaşındaki torunu Güldane İnce ağır yaralı olarak kurtuldu. Bekir üç hafta komada kaldıktan sonra çok defa ameliyat oldu. Genç çifti hayatta kalan evlatları ve torunlarıyla Solingen’de yaşamlarını sürdürüyor.

Mevlüde Genç artık sevgi elçisi olarak anılıyor

Mevlüde Genç artık sevgi elçisi olarak anılıyor

Mevlüde Genç, saldırıdan sonra verdiği barış ve dostluk mesajlarıyla Almanya’da adeta sevgi elçisi gibi görülüyor. Sanıkların dördü de cezalarını çekerek tahliye edildiler. Şu anda başka kimliklerle yaşamlarını sürdürüyorlar.

Tuncay Yıldırım

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Lufthansa’da iflas seçeneği tartışılıyor

Alman havayolları şirketi Lufthansa’ya yönelik kurtarma paketi ile ilgili uzlaşmanın ardından şirketin teftiş kurulundan “iflas da bir seçenek” çıkışı geldi.

Hükümetle Lufthansa yönetimi arasında 9 milyar euro hacimli kurtarma paketi üzerinde uzlaşılmış, devletin ilk etapta şirket hisselerinin yüzde 20’lik kısmını devralacağı bildirilmişti. Ancak anlaşmanın şirket teftiş kurulu ve AB Komisyonu’nun da onayından geçmesi gerekiyor. Lufthansa teftiş kurulu, Alman hükümetinin kurtarma paketine Çarşamba günkü toplantısında onay vermemişti.

Alman Focus dergisinin Lufthansa teftiş kurulu üyelerine dayandırdığı haberde şirketin kontrollü iflası seçeneğinin devlet yardımlarıyla karşılaştırıldığında daha avantajlı olduğu üzerinde durulduğu belirtildi.

İflasın avantajları

Teftiş kurulu üyelerinin kontrollü iflas durumunda, 1 milyar 800 milyon euroya varan bilet geri ödemelerinin durdurulabileceğine dikkat çektikleri, ayrıca kâr etmeyen kardeş şirketlerin kapatılmasıyla işten çıkarmaların daha kolaylaşacağını kaydettikleri bildirildi. Haberde, bu durumda işten çıkarılacakların sayısının şimdiye kadar planlanan 10 bin kişinin çok daha üzerine çıkacağına işaret edildi.

Haberde, bir kurul üyesinin “Kurtarma paketinin reddi Alman hükümetine Brüksel ile yeniden müzakere etmesi yönünde bir sinyal olacaktır” sözüne de yer verildi.

Saatte bir milyon euroluk kayıp

Lufthansa verilerine göre şirket şu an saatte bir milyon euroluk kayba uğruyor. Durumun bu şekilde devam etmesi halinde  şirkete ait yaklaşık 4 milyar euroluk rezervlerin sonbaharda tükenmesi bekleniyor. Bu durumda şirketin kendi kontrolünde iflas ilan etmesi en erken 2021’de mümkün olabilecek. Bu iflas türü, şirketin yeniden yapılanma sürecini, bir iflas idare memurunun gözetiminde kendi aldığı karar ve önlemlerle yürütmesine olanak tanıyor.

Teftiş kurulunun kurtarma paketi ile ilgili oylamayı erteleme kararının ardında, AB Komisyonu’nun rekabetten sorumlu üyesi Margrethe Vestager’in şirketin devlet yardımları karşılığında kalkış ve inişlerde sahip olunan slot haklarını rakiplerine devretmesi talebinin etkili olduğu basına yansımıştı.

Alexander Graf Lambsdorff

Alexander Graf Lambsdorff

Lambsdorff: Bakanlar bu kadar zaman ne yaptı?

Havayolları şirketlerine kalkış ve inişler için tahsis edilen saat dilimleri (slotlar) ile ilgili anlaşmazlık nedeniyle hükümete bir eleştiri de Hür Demokrat Parti’den (FDP) geldi. FDP’nin önde gelen isimlerinden Meclis Grup Başkanvekili Alexander Graf Lambsdorff, Komisyon’un bu tür koşulları karşısında hükümetin şaşırmış gibi yapamayacağını belirterek “Ekonomi ve Ulaştırma Bakanları bu kadar zaman ne yaptı? Bunlar bir devlet şirketten hisse almak istediğinde getirilen son derece normal koşullar. Sorumluluk hissi taşıyan her Ulaştırma Bakanı, öncesinde AB Komisyonuyla bağlantıya geçer, koşulların neler olabileceğini açıklığa kavuştururdu” diye konuştu.

Lufthansa’nın zayıflatılmaması uyarısı yapan Lambsdorff, AB Komisyonu’na da kurtarma paketine yeşil ışık yakması çağrısında bulundu.

Alman hükümetinin AB Komisyonuyla yaptığı görüşmelerde kararın önümüzdeki hafta çıkması bekleniyor.

Alman Ulaştırma Bakanı Andreas Scheuer, AB Komisyonu’ndan, kurtarma paketiyle ilgili koşullardan feragat etmesini istemiş, “Komisyon, Lufthansa’ya karşı kısıtlamaları kaldırmalı, AirFrance ya da Alitalia örneklerinde olduğu gibi pürüzsüz bir süreç yürütmelidir” demişti.

dpa/BK,TY

©️ Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Maas: Yaptırım değil Çin ile diyalog şart

Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları bugün Çin Halk Cumhuriyeti gündemiyle bir toplantı düzenledi. Videokonferans aracılığıyla düzenlenen toplantıda Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas önemli açıklamalar yaptı. Maas konuşmasında yaptırım değil Çin ile diyalog başlatmak gerektiğini söyledi.

“En önemlisinin Çin ile bir diyalog sürdürmek olduğunu geçmiş bize göstermiştir” diyen Maas bunun Pekin üzerinde etkili olabilmesi için Avrupa Birliği’nin ortak hareket etmesi ve bölünmemesi gerektiğini söyledi.

Alman bakan, 14 Eylül tarihinde Leipzig’de düzenlenmesi planlanan Avrupa Birliği-Çin zirvesinin iptal edilip edilmeyeceğine dair bir açıklama yapmaktan kaçındı. Maas asıl hedefin “nahoş konuları da konuşmak üzere” Çin ile aynı masa etrafında buluşmak olduğunu belirtti. Leipzig’deki zirvede Brüksel ile Pekin arasında bir yatırım koruma anlaşmasının imzalanması ve iklimin korunması konusunda yakın işbirliği sağlanması planlanıyor.

Maas Avrupa Birliği’nin Hong Kong konusundaki pozisyonunun açık olduğunu belirterek, Hong Kong vatandaşlarının sahip olduğu yüksek özerkliğin ve özgürlüklerin “altının oyulmaması gerektiğini” söyledi. Avrupa Birliği’nin bu konuda bir tutum değişikliği göstermeyeceğini vurgulayan Maas hukuk devleti prensiplerine riayet edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Çin Halk Kongresi Perşembe günü Hong Kong’da “ayrılıkçı, hükümeti devirmeye yönelik hareketler, terörizm ve yabancı mühaleye” karşı önlemler içeren ulusal güvenlik yasasını onayladı. Ayrıntıları henüz belirginleşmeyen yasanın Çin güvenlik makamlarının Hong Kong’da operasyon yapmasına da izin vereceği tahmin ediliyor. Hong Kong’da özgürlükleri baltalayacağı ve siyasi muhalefeti baskı altına alacağından endişesi taşıyan binlerce gösterici tasarıya karşı geçen yıl sokaklara dökülmüştü.

AFP, Reuters / EC, TY

©️Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Solingen’de “buruk anma”

Almanya’nın Solingen kentinde 5 Türkün yaşamını yitirdiği ırkçı kundaklamanın 27’nci yıl dönümü, pandeminin gölgesinde anılıyor. Saldırıda evlat ve torunlarını yitiren Genç çifti anma etkinliğine katılamıyor.

Solingen’de 29 Mayıs 1993’de aşırı sağcı dört Alman gencinin kundakladığı evde yaşamlarını yitiren Gülsün İnce (28), Hatice Genç (18), Hülya Genç (9), Saime Genç (5) ve Gülistan Öztürk (12) için düzenlenen anma töreni bu yıl yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle kısıtlı olarak yapılıyor.

Solingen kurbanları anısına kentteki Mildred Scheel Meslek Koleji’nin girişine dikilen anıtın önünde düzenlenecek törene sınırlı sayıda kişi katılacak. Törende Solingen Anakent Belediye Başkanı Tim Kurzbach’ın yanı sıra Genç ailesi ile kentteki dini kuruluşların temsilcileri yer alacak. Katılımcılar maske takacak ve sosyal mesafe kurallarına uyacak.

Törende daha önceki yıllarda olduğu gibi Kur’an-ı Kerim okunmayacak, dua edilmeyecek, konuşmalar da yapılmayacak. Katılımcılar bir süre sessiz bekledikten sonra dağılacak.

Durmuş ve Mevlüde Genç

Durmuş ve Mevlüde Genç

“İçimiz buruk”

27 yıl önce gerçekleşen saldırıda iki kızları, iki torunları ve Türkiye’den tatil için ziyaretlerine gelen yeğenlerini kaybeden Mevlüde ve Durmuş Genç çifti de salgın nedeniyle bu yılki törene katılmıyor. Anma etkinliğinde ailenin genç üyeleri hazır olacak.

DW Türkçe’nin sorularını telefonda yanıtlayan Mevlüde Genç, 27 yıldır düzenlenen anma etkinliklerine katılamadığından dolayı bu yıl “içinin buruk” olduğunu söyledi. Sağlığının iyi olduğunu ancak tedbiren evden çıkmadığını ifade eden 77 yaşındaki Mevlüde Genç, “Koronavirüs nedeniyle üç aydır evden dışarıya çıkmıyoruz. Bu sene törenlere katılmama kararı aldık. Belediyeye de bildirdik. Eve ziyaretçi de kabul edemiyoruz. Bu sene ne yazık ki böyle oldu” dedi.

Durmuş Genç ise 27 yıldır evlat acısı yaşadıklarını belirterek, “Törenler tesellimiz oluyordu. Dostlarımız yanımızda oluyordu. Bu yıl maalesef böyle olması gerekiyor. Allah bir daha ırkçılara bu acıları başkalarına da yaşatma fırsatı vermesin. Dualarımız hep bu” diye konuştu.

Ne olmuştu?

Olay sırasında 24 yaşında olan Markus Gartmann, 16 yaşındaki Felix Köhnen, 17 yaşındaki Christian Reher ve 20 yaşındaki Christian Buchholz, 1993 yılının 29 Mayıs Cumartesi gecesi Solingen’de Amasyalı Genç ailesinin oturdukları Untere Werner Sokağı’ndaki evi benzin dökerek kundakladılar. Ahşap merdivenlerin tutuşması sonucu bina kısa sürede yangın topuna döndü.

Yangında Gülsün İnce (28), Hatice Genç (18), Hülya Genç (9), Saime Genç (5) ve Gülistan Öztürk (12) yanarak yaşamlarını yitirdi. Durmuş Genç o saatte gece vardiyasında çalışıyordu. Mevlüde Genç pencereden atlayarak kurtulmayı başardı. Çiftin saldırı sırasında 15 yaşında olan oğulları Bekir Genç ile üç yaşındaki torunu Güldane İnce ağır yaralı olarak kurtuldu. Bekir üç hafta komada kaldıktan sonra çok defa ameliyat oldu. Genç çifti hayatta kalan evlatları ve torunlarıyla Solingen’de yaşamlarını sürdürüyor. Mevlüde Genç, saldırıdan sonra verdiği barış ve dostluk mesajlarıyla Almanya’da adeta sevgi elçisi gibi görülüyor.

Tuncay Yıldırım

©Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Renault 15 bin çalışanını işten çıkaracak

Fransız otomobil üretcisi Renault tasarruf amacıyla dünya genelinde 15 bin çalışanını işten çıkaracağını duyurdu. İşten çıkarılacak çalışanların 4 bin 600’ü Fransa’dan. Geri kalanların ise şirketin diğer ülkelerindeki üretim merkezlerinde çalışanlardan olacağı belirtildi. Renault’nun 39 ülkede 180 bine yakın çalışanı bulunuyor.

Renault geçici CEO’su Clotilde Delbos konuyla ilgili açıklamasaında “Belirsizlik ve karmaşa şartları içerisinde bu proje, sağlam ve sürdürülebilir bir performans açısından yaşamsal öneme sahip” ifadelerini kullandı.

Şirketin yönetim kurulu başkanı Jean-Dominique Senard da “Planlananan değişiklikler şirketin sürdürülebilirliğini ve uzun vadeli gelişimini güvenceye almak açısından elzem” diye konuştu.

Renault bu yıl içinde 141 milyon euroluk net zarar kaydetti. Şirket çalışan çıkartarak gelecek üç yıl içerisinde yaklaşık 2 milyar euroluk bir tasarruf sağlamayı hedefliyor.

Açıklamada ayrıca Renault’nun Fransa’daki dört üretim merkezinin kapanacağı ya da yeniden yapılandırılacağı belirtildi. Paris’in kuzeybatısındaki Flins’te bulunan fabrikanın da 2024’ten itibaren Zoe elektrikli hatchback otomobil üretimini sonlandıracağı kaydedildi.

Renault Fas ve Romanya’da büyüme planlarını da durdurdu. Renault’nun yıllık 4 milyon araç olan üretim kapasitesi de plana göre gelecek dört yıl içinde 3 milyon 300 bine indirilecek.

Renault’nun en büyük ortağı yüzde 15 hisse ile Fransız hükümeti. Hükümet şirkete 5 milyar euro kredi güvencesi vermişti.

AP, AFP / EC, TY

©Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Berlin’den Moskova’ya sert siber saldırı notası

Berlin’deki Rusya Büyükelçisi Sergey Neçayev, beş yıl önce Alman Federal Meclisi’ne düzenlenen siber saldırı ile ilgili olarak bugün Almanya Dışişleri Bakanlığına çağrıldı. Bakanlıktan yapılan açıklamada Neçavey’e Rusya kaynaklı olduğu düşünülen saldırıyla ilgili “en sert notanın” verildiği ifade edildi.

Notanın Almanya Dışişleri Bakanlığı Müsteaşarı Miguel Berger tarafından verildiğini ve Berger’in siber saldırıyı “en sert şekilde” kınadığını belirten Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, “olayın baş şüphelisinin saldırının düzenlediği sırada Rus askeri istihbarat servisi GRU mensubu olduğuna ilişkin güçlü işaretler tespit edildiğini” kaydetti.

Olayla ilgili olarak Federal Savcılığın başlattığı soruşturmanın devam ettiğine dikkat çeken sözcü, Rus büyükelçiye “savcılığın Rus vatandaşı Dmitri Badin hakkında 5 Mayıs 2020 tarihinde yakalama kararı çıkardığı ve saldırının sorumlulularına AB’nin siber yaptırım rejiminin uygulandığı” bilgisinin de verildiğini aktardı.

Yakalama kararının dayanağı

Sözcü, Badin’in APT28 adlı bir Rus hacker grubunın bir üyesi olarak Federal Alman Meclisi’ne 2015 yılının Nisan ve Mayıs aylarında düzenlenen siber saldırılardan birincil derecede sorumlu tutulduğu ifade ederek yakalama kararının “isimleri şimdiye belirlenmemiş kişilerle birlikte yabancı bir gücün gizli servisi için Federal Almanya Cumhuriyeti’ne karşı gizli istihbari faaliyetlerde bulunmak” suçlamasına dayandırıldığını belirtti.

Siber saldırı ile ilgili olarak Almanya Başbakanı Angela Merkel de Rusya’ya uyarılarda bulunmuştu. Merkel, siber saldırı ile ilgili olarak Rusya’ya yönelik ağır suçlamaların söz konusu olduğunu belirterek bunun sonuçları olacağını söylemişti.

Ne olmuştu?

Almanya’da 2015 yılında Federal Alman Meclisi’ne yapılan saldırı sonrası meclisin IT sistemi değiştirilmek zorunda kalmıştı. Şubat ayında kamuoyuna yansıyan siber saldırı ise Alman dışişleri ve savunma bakanlıklarını hedef almıştı. Alman güvenlik makamları saldırıdan, arkasında yine Rus istihbaratının olduğundan şüphelenilen bir hacker grubunu sorumlu tutmuştu.

AFP,dpa/HS,JD

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle