Maas: Libya’ya silah gönderen ülkelerin isimleri açıklanmalı

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Libya’ya yönelik silah ambargosunu delen ve ülkede çatışan taraflara silah sevkiyatını sürdüren ülkelere baskının artırılmasını ve ambargoyu delen ülkelerin isimlerinin açıklanmasını istedi.  Maas, “Kamuoyunda bu ülkelerin isimlerini vermekten sürekli kaçınamayız. Avrupa Birliği’nde (AB) bunu yapma isteği giderek artıyor” diye konuştu. 

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas

Alman haber ajansı dpa’ya konuşan Maas, AB’nin şimdiye kadar Libya’ya silah gönderen ülkeleri eleştirdiğine, ancak isim vermediğine işaret ederek “Bunun yakında olacağına inanıyorum” diye sözlerini sürdürdü. Yeni bir Libya zirvesinin şimdilik gündemde olmadığını da belirten Maas, “Ancak konulan hedeflere ulaşılması ya da en azından nasıl uygulanabileceklerine dair bir planın uygulamaya konması durumunda olabilir. Ancak bu uzun zaman alacaktır” dedi.

Silah ambargosunun delinmesine ilişkin bilgiler şu anda kadar sadece Birleşmiş Milletler (BM) tarafından açıklanmıştı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres Türkiye, Mısır, Birleşik Arap Emilrlikleri ve Rusya’yı silah sevkiyatı yapan ülkeler olarak sıralamıştı.

Silah sevkiyatı devam ediyor

Libya krizinde arabuluculuk üstlenen Almanya’ya’nın girişimiyle geçen Ocak ayında Berlin’de Türkiye’nin de katılımıyla bir uluslararası Libya zirvesi düzenlenmişti. Zirve sonunda da katılımcı ülkeler BM’nin Libya’ya yönelik 2011 tarihli silah ambargosu kararına uyacağı yönünde söz vermişti. AB de daha sonra silah ambargosunun denetlenmesi için Irini adı verilen askeri bir misyon başlatmıştı.

Ancak AB’nin askeri misyonuna rağmen birçok ülkenin Libya’ya silah, askeri teçhizat ve asker göndererek ambargoyu deldiği belirtiliyor.

Uydu ile silah teslimatını yapanlar teşhis edilebiliyor, ancak durdurulamıyor.

“AB ağırlığını koymalı”

Öte yandan AB’ye Libya konusunda uzmanlardan çağrılar var. Münih Güvenlik Konferansı Başkanı Wolfgang Ischinger, Avrupa Birliği’nin Libya’daki iç savaşta gerekirse silah gücüyle sözünü dinletmesi gerektiğini söyledi. Funke Medya Grubu’na bağlı gazetelere bir mülakat veren emekli büyükelçi Ischinger “Avrupa askeri ağırlığını ortaya koymalı ki bir ateşkese varılabilsin” şeklinde konuştu.

dpa / SSB, HS

©Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Erdoğan ziyareti sırasındaki müdahale anayasaya aykırı bulundu

Federal Anayasa Mahkemesi, 2018’de Sol Parti milletvekili Michel Brandt’ın bürosuna polis müdahalesiyle ilgili kararını verdi. Mahkeme, polisin milletvekilinin onayı olmadan meclisteki bürosuna girmesinin hak ihlali olduğuna hükmetti.

Olay 29 Eylül tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Berlin ziyareti sırasında meydana gelmişti. Milletvekilinin büroda olmadığı sırada gelen polis, pencerede bulunan YPG flamasını ve Kürdistan bayrağının A4 büyüklüğündeki renkli baskısını kaldırmıştı. Milletvekili Brandt ve büro çalışanları, polisin büroya girdiğinden ertesi gün geldiklerinde haberdar olmuşlardı.

Sol Parti Milletvekili Michel Brandt

Sol Parti Milletvekili Michel Brandt

Federal Meclis’te tüm binalarda güvenlik ve düzeni sağlamaktan sorumlu özel bir polis birimi bulunuyor. Polis Federal Meclis Başkanı emrine tabi olarak görev yapıyor. Meclise ise Hrıstiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinin deneyimli siyasetçilerinden Wolfgang Schäuble başkanlık ediyor.

Erdoğan taraftarlarının tahrik olabileceği gerekçesi

Sol Parti milletvekili Brandt, büroya müdahalenin hak ihlali olduğu gerekçesiyle Schäuble hakkında Anayasa Mahkemesi’ne şikayette bulunmuştu. Schäuble müdahaleye gerekçe olarak söz konusu simgelerin Erdoğan taraftarlarının “tahriğe kapılmasına ve bunun sonunucunda meclis binasına zarar verecek eylemlere girişmelerine” neden olabileceğini göstermişti.

Brandt ise şikayetinde büronun bulunduğu Unter den Linden bulvarının Erdoğan’ın ziyareti nedeniyle zaten kapatılmış olduğuna ve böyle bir durumun olası olmadığına dikkat çekti.

“Milletvekili statüsüne müdahale”

Şikayet, Karlsruhe’de bulunan Federal Anayasa Mahkemesi’nin İkinci Senatosu’nda görüldü. Brandt’a hak veren mahkeme müdahalenin “anayasa hukuku kapsamında korunan milletvekili statüsüne müdahale” niteliği taşıdığına hükmetti. Müdahalenin orantısız olduğu belirtilen kararda “Somut durumda bir tehlikenin oluştuğuna dair dayanak noktaları sadece zayıf bir biçimde belirmiştir” denildi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 28 Eylül 2018 tarihinde Almanya’nın başkenti Berlin’de Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier tarafından askeri tören ile karşılanmıştı. İki Cumhurbaşkanı Bellevue Sarayı’nda görüşmüş ayrıca Erdoğan onuruna akşam yemeği verilmişti. Erdoğan 29 Eylül tarihinde de protestolar eşliğinde Köln’deki Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Merkez Camii’nin açılışını yapmıştı.

DW, AFP / EC, HS

©Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Avusturya ile Türkiye arasında diplomatik kriz

Viyana’da Türk milliyetçi gruplarla Kürt ve solcu gruplar arasında çıkan kavga Avusturya ile Türkiye arasında diplomatik kriz yarattı. İki ülkede karşılıklı olarak büyükelçiler dışişleri bakanlıklarına çağrıldı.

Avusturya’nın başkenti Viyana’da geçen hafta Kürtlerin ve sol görüşlü grupların düzenlediği bir gösteriye milliyetçi Türk gruplar tarafından saldırıda bulunulmuştu. Polis iki taraf arasında kalırken gruplar arasında karşılıklı olarak taş, maytap ve cam şişe atıldı. Avusturya İçişleri Bakanı Karl Nehammer olaylarda 7 polisin yaralandığını ve 11 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Nehammer Türkiye’deki çatışmaların Avusturya’ya taşınmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Ayrıca Avusturya Dışişleri Bakanlığı olaylar sonrasında Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Ozan Ceyhun’un Dışişleri Bakanlığına çağrıldığını teyit etti.

Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz da dün Twitter hesabı üzerinden “Avusturya’da özellikle de Viyana’da sokaklarda şiddet gösterileri istemiyoruz ve çatışmaların Türkiye’den Avusturya’ya taşınmasına izin vermeyeceğiz” demişti.

Türk Dışişleri’nden açıklama

Avusturya’nın Ankara Büyükelçisi Johannes Wimmer de bugün Türkiye Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesi üzerinden yapılan açıklamada büyükelçinin “Avusturya güvenlik güçlerinin Türk gençlere şiddet uygulamasından duyulan endişeyi bildirmek üzere” çağrılacağı belirtilmişti.

Açıklamada ayrıca “Viyana’da terör örgütü PKK ve yandaşları tarafından birkaç gündür üst üste gösteriler düzenlenmesi, terörle mücadelede gösterilen samimiyetsizliğin yeni bir tezahürü olmuştur” denildi.

“Sözkonusu gösteriler aracılığıyla terör örgütü PKK propagandasına müsaade edilmesi, terör örgütünün sembollerinin kullanılmasına göz yumulması ve ülkemizin hedef alınması asla kabul edilemez” denilen açıklamada “Gösteriler sırasında ayrıca, Avusturya emniyet güçlerince Türk kökenli gençlerin yaralanmasına, Türk toplumuna ait bazı işyerlerinin zarar görmesine sebep olan sert müdahaleyi kınıyoruz” ifadelerine yer verildi.

Bakanlık açıklamasında “Avusturya makamlarını, AB tarafından terör örgütü olarak tanınan PKK terör örgütüyle layıkıyla mücadele etmeye ve konuyu popülist siyaset için malzeme yapmamaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

DW,dpa/EC,JD

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Ege’de maskeli kişiler sığınmacılara saldırıyor

“Anne, anne, öleceğiz!”

Bu çığlıklar açık denizin ortasında maskeli adamların üzerine tırmandığı sığınmacı botundan yükseliyor. Küçük bir çocuğun çığlıklarının duyulduğu bu video, 4 Haziran’da mülteciler için oluşturulan acil yardım hattı AlarmPhone’un Twitter hesabında paylaşıldı. Olay, Türkiye ile Yunanistan’ın Midilli Adası arasında meydana geldi.

Bağımsız bir kuruluş olan AlarmPhone, açık denizde tehlike yaşayan göçmenler için oluşturulmuş bir acil yardım hattı sunuyor. Kuruluş, kendilerine gelen yardım çağrılarını en yakın sahil güvenlik birimlerine ileterek, sığınmacılar için hızlı bir biçimde harekete geçmeleri ve onları kurtarmaları için yetkililer üzerinde baskı oluşturmaya çalışıyor.

“Saldırılar tamamen yasa dışı”

İsviçreli bir gönüllü olan Lorenz, 4 Haziran’da söz konusu olay yaşandığında AlarmPhone’da görevinin başındaymış. Lorenz, maskeli adamların teknenin motorunu bozarak botu işlevsiz hale getirdiğini ve botta bulunanları kaderine terk ettiğini anlatıyor. Kendisine verilen koordinatlara göre, olayın Yunan karasularında gerçekleştiğini söylüyor. Lorenz, “Hukuki standartlara göre bu saldırılar tamamen yasa dışı ve şu anda Yunan sınır hattı boyunca sığınmacılara karşı uygulanan insafsızlığı açıkça gözler önüne seriyor” diyor.

AlarmPhone gönüllüleri, bu tür saldırıların giderek arttığını aktarıyor. 5 Haziran’da da 19 kişiyi taşıyan bir başka sığınmacı botunun başına benzer bir şey geldiği belirtiliyor. Teknede bulunanlardan 16 yaşındaki Ferhat (isim değiştirilmiştir) Afgan bir genç. DW’ ye annesi ve kızkardeşiyle birlikte yollara düştüklerini, ancak Türkiye yolunda ikisini de kaybettiğini anlatıyor. Şimdi tek başına devam ettiği bu yolculukta hedefi Avrupa’ya geçmek. İnsan kaçakçılarına ödeyeceği parayı kazanabilmek için dört ay Türkiye’deki bir fabrikada çalıştığını söylüyor.

Ferhat yüzünün görünmesini istemiyor

Ferhat yüzünün görünmesini istemiyor

Ferhat, o gün Yunan tarafından bir plastik botun yaklaştığını ve teknelerini durdurduğunu anlatıyor. “Beş maskeli adam vardı” diyor. “Bir tanesi dümendeydi, ikisi ellerindeki sopalarla bize vurmaya çalışıyordu, bir diğeri ise elindeki bıçakla botu deldi ve motorumuzu bozdu. Beşinci adam ise olanları öylece seyretti.” Ferhat saldırı gerçekleşirken telefonunu çıkartıp çekmeye cesaret edememiş, ancak hemen ardından yaşanan tabloyu kayıt altına almış.

Ferhat: Maskeli adamlar Yunan güçleriydi

DW, Ferhat’ın çektiği videoları analiz etti ve bu videoların gerçekliği teyit edildi. Görüntülerde bottaki bir delik ve bozulan motor görülüyor. Bottaki sığınmacıların çaresizliği yüzlerinden okunurken, sonunda tekneden atlayıp Midilli’ye doğru kulaç atmaya ve tekneyi de itmeye başlıyorlar. Bir kadın yumruğunu sallayarak, “Teknemizi yok etmek için arkadaşlarını yolladılar, şimdi de bizi seyrediyorlar” diye bağırıyor.

Bir Yunan sahil güvenlik teknesi ve ona eşlik eden bir plastik bot videoda açıkça görülüyor. Ferhat çıktısı alınan bir belgede bizim için bu tekneyi işaretliyor ve maskeli adamların Yunan güçleri olduğundan emin olduğunu söylüyor. Bu adamların, bir sahil güvenlik teknesinden geldiklerine ve diğer botla sürekli iletişim halinde olduklarını öne sürüyor.

Ferhat, fotoğrafta işaretli küçük sahil güvenlik teknesinde bulunanların kendilerine saldırdığını söylüyor

Ferhat, fotoğrafta işaretli küçük sahil güvenlik teknesinde bulunanların kendilerine saldırdığını söylüyor

Yunan yetkililerin işin içinde olduğunu kanıtlamak o kadar kolay değil. Saldırılara ilişkin oldukça az sayıda fotoğraf ya da video var. Maskeliler üniforma giymiyorlar, teknelerinde de herhangi bir amblem, sembol görünmüyor. Bu nedenle 4 Haziran’daki olayın görüntüleri büyük önem taşıyor.

Üst güvertenin titiz bir analizi ve teknelerin ayırt edici özelliklerinin incelenmesinin ardından bağımsız çevrimiçi araştırma platformları Bellingcat ve Lighthouse Reports, şişme botun bir Hellenic Sahil Güvenlik teknesiyle örtüştüğünü tespit ettiler. Araştırmanın sonucuna göre şişme bot, Yunan sahil güvenlik teknesi ΛΣ 080’e ait ve bu teknenin o gün Midilli’de açıldığı kanıtlandı.

Yunanistan iddiaları reddediyor

Ancak Yunanistan, sığınmacılara yönelik yasa dışı yöntemler kullanıldığı iddialarını reddediyor. DW’nin sorularını yanıtlayan Yunan sahil güvenlik birimleri, küresel koronavirüs salgınının yaşandığı bu dönemde, Türkiye’den gelen “yoğun” ve “organize göç akımları” ile karşılaştıklarını belirtti. Yunan sahil güvenlik birimlerinin yasaları ihlal eden faaliyetlerde bulundukları yönündeki iddiaların “sahte haberler” ve “kurumları hakkında kasten yapılan yanlış bilgilendirme” ile bağlantılı olduğu kaydedildi. Yunan sahil güvenlik birimi, Avrupa’nın deniz sınırlarının ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesinde korunduğunun altını çizdi.

Ege Denizi’nde Yunanistan’la yakın işbirliği içinde çalışan Avrupa Birliği Sınır Koruma Ajansı Frontex de 4 Haziran’da yaşananlara ilişkin soruyu genel bir şekilde yanıtladı. Frontex’in Varşova’daki merkezinden gelen genel yanıtta “Frontex, operasyonlarında sınır kontrollerinin en yüksek standartlarına sadıktır ve geri itmeler uluslararası hukuka göre yasa dışıdır” ifadeleriyle yetinildiği görüldü.

Bu maskeli adamların kim olduğu bilinmiyor

Bu maskeli adamların kim olduğu bilinmiyor

Diğer yandan DW’nin haftalarca yaptığı araştırma, topladığı görüntüler ve görgü tanığı beyanları bu saldırı ve geri itmelerin artık münferit olaylar olmadığını gözler önüne seriyor. Giderek yoğunlaşan bu saldırılar, ulusal ve uluslararası hukuku ihlal eden acımasız bir korkutma aracına dönüşüyor.

BMMYK’dan soruşturma talebi

Bu konuda Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) de endişeli. BMMYK Yunanistan Sözcüsü Boris Cheshirkov, DW’ye yaptığı açıklamada, geçen Mart ayından bu yana benzeri birçok saldırıyı kayıt altına aldıklarını belirtiyor. Yunan hükümetine bu olayları soruşturmaları yönünde çağrıda bulunduklarını ve sınırlarını kontrol etme ve düzensiz göçü yönetme konusunda meşru hakkı bulunsa da, Atina’ya bunu ancak insan haklarına saygılı biçimde ve mültecileri korumaya yönelik standartları da gözeterek yapabileceğini hatırlattıklarını söylüyor.

Ferhat, 5 Haziran’da acil yardım hattını aradıktan saatler sonra, botlarının hala denizde sürüklendiğini ve havasının inmeye başladığını anlatıyor. Yanlarından geçen Yunan devriyelerinin ise kendilerine yardım eli uzatmak yerine, oldukça yakınlarından geçerek dalga oluşturduğunu ve böylece bozulan botu Türk karasularına yönlendirmeye çalıştığını öne sürüyor. Sonunda kürek çekmekten yorgun düşen sığınmacılar, Türk sahil güvenliği tarafından kurtarılmış.

Avrupa’ya geçmeye yönelik beşinci denemesi de başarısız olan Ferhat’la Türkiye’de konuştuğumuzda sesinde öfke ve umutsuzluk vardı.

Hasar gören botun fotoğrafının Türk Sahil Güvenliği tarafından çekildiği belirtiliyor.

Hasar gören botun fotoğrafının Türk Sahil Güvenliği tarafından çekildiği belirtiliyor.

Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı mütemadiyen kurtarılan sığınmacıların fotoğraflarını paylaşıyor. Bölgedeki gözlemciler, uluslararası hukuku ihlal edenin yalnızca Yunanistan olmadığı görüşünde. Türk yetkililerin sıklıkla Yunan meslektaşları söz konusu ihlallerde bulunurken sığınmacılara acilen yardım eli uzatmak yerine olanları uzunca bir süre izlemekle yetindiği belirtiliyor.

“İyi bir taraf yok”

AegeanBoatReport’un kurucusu Tommy Olsen, “Burada iyi bir taraf yok. Zira, iki taraf da savunmasız insanlar üzerinden bir oyun oynuyorlar” diyor. Ege’deki sığınmacı hareketliliğini 2017’den bu yana titizlikle belgeleyen Olsen, “Avrupa Birliği de bunun için Yunanistan’a yeşil ışık yakmış gibi görünüyor” diye ekliyor.

Kimi zaman sığınmacılar iki ateş arasında da kalıyor. 22 Haziran’da 35 erkek, kadın ve çocuğun bulunduğu bir bot, Yunan karasularından Türkiye’ye itildi. Bir sığınmacının çektiği videoda yine siyah giyinmiş adamların bulunduğu bir şişme bot ve hemen arkasında da bir Yunan sahil güvenlik teknesi göze çarpıyor.

Sonra olanlar ise pek net değil. Sığınmacılar Türk devriyesinin Yunan teknesine doğru hareketlendiğini ve silah sesleri duyulduğunu aktarıyor. Videoların doğruluğunu teyit etmeye çalışırken, botta tanıdık bir yüz görüyoruz: Bu yüz izini kaybettiğimiz 16 yaşındaki Ferhat’tan başkası değil.

Ferhat Avrupa acil yardım hattı 112’yle konuşurken görülüyor. Telefonun diğer ucundaki kişi, Yunan aksanlı bir İngilizceyle “Sakin kalmalısınız, mümkün olduğunca çabuk gelecekler. Yerinizi biliyorlar” diyor. Ferhat ise öfkeli sesiyle, “Yunan sahil güvenliği çok yakınımızda” diye yanıt veriyor: “Bizi izliyorlar, nerede olduğumuzu biliyorlar! Ne zaman gelecekler?” Acil yardım hattı görevlisi “Mümkün olduğunca çabuk” diye tekrarlıyor ve telefon kapanıyor.

Haber, Esther Felden ve Amanullah Jawad’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

Birgitta Schülke-Gill, Julia Bayer

© Deutsche Welle Türkçe

 

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

14 ülke için AB’ye seyahat izni kapıda

Alman haber ajansı dpa‘ya bilgi veren diplomatlar, Avrupa Birliği’nin (AB) Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) de aralarında bulunduğu çok sayıda ülkeye yönelik seyahat yasağını 1 Temmuz sonrasında sürdürmeyi planlandığını aktardı.

Diplomatik kaynaklar, 1 Temmuz itibarıyla 14 ülkeden AB sınırlarına seyahate izin verileceğini belirtiyor. Bu ülkelerin Cezayir, Avustralya, Gürcistan, Japonya, Kanada, Fas, Karadağ, Yeni Zelanda, Ruanda, Sırbistan, Güney Kore, Tayland, Tunus ve Uruguay olacağı dile getiriliyor.

Çin’den AB’ye seyahate prensipte izin verilmesi planlanıyor. Ancak bunun için mütekabiliyet beklenecek ve Çin’in de AB vatandaşlarına seyahate izin vermesi gerekecek.  

AB ülkelerinin üzerinde anlaşma sağladığı listenin onaylanması için resmi süreci başlattığı belirtiliyor. Resmi açıklamanın yarın yapılması bekleniyor.

Kısıtlamaların kaldırılacağı ülkeler arasında ABD, Brezilya, Rusya ve Türkiye gibi ülkeler yer almıyor.

Vaka sayısı 100 binde 16’dan yüksek olmamalı

Seyahat kısıtlamalarının kaldırılmasında ülkelerde son iki haftada görülen yeni koronavirüs vaka sayısı belirleyici olacak. Ayrıca bu süre içinde vaka sayısındaki eğilim ve her ülkenin pandemiyle nasıl bir mücadele verdiği de rol oynuyor. Buna göre son iki haftada kaydedilen yeni vaka sayısının (AB ortalaması olan) 100 bin kişide 16’dan az olması isteniyor.

Koronavirüs pandemisini kontrol altına alma amacıyla İrlanda dışındaki tüm AB ülkeleri ile İsviçre, Norveç, Liechtenstein ve İzlanda, Mart ayı ortasında AB’ye zorunlu olmayan seyahatleri yasaklama kararı almıştı. 

Almanya, koronavirüs salgını nedeniyle Avrupa Birliği harici 160’dan fazla ülkeye yönelik seyahat uyarısını, 31 Ağustos’a kadar uzatmıştı. Türkiye de, seyahat uyarısının geçerli olduğu ülkeler arasında bulunuyor. 

dpa/ÖA,JD

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Macron: Türkiye Libya’da cezai sorumluluk taşıyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Libya’daki çatışmalara müdahil olduğu gerekçesiyle NATO müttefiki Türkiye’yi “cezai sorumluluk” taşımakla suçladı.

Berlin yakınlarındaki Meseberg’de Almanya Başbakanı Angela Merkel’le yaptığı görüşme sonrasında konuşan Macron, Türkiye’nin Libya’daki askeri varlığını artırdığını savunarak, Suriye’den cihatçı savaşçıları bölgeye “ithal ettiğini” öne sürdü. Macron, “Bence bu durum NATO üyesi olduğunu söyleyen biri için tarihi ve cezai sorumluluktur” ifadesini kullandı.  

Türkiye’nin Libya konusundaki tavrının “kabul edilemez ve Avrupa için tehdit” olduğunu söyleyen Macron, Ankara’ya duruşunu “acil bir şekilde açıklığa kavuşturma” çağrısında bulundu. Macron, Ankara’yı Berlin Konferası’nda alınan kararları ihlal etmekle de suçladı.

Macron, Fransa’nın Libya’da General Halife Hafter’e destek verdiği yönündeki iddiaları da yalanladı.

Rusya’ya paralı asker tepkisi

Macron, Rusya’nın paralı askerlerini Libya’ya göndermesini de eleştirdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le birkaç gün önce telefon görüşmesi gerçekleştirdiklerini söyleyen Macron, paralı askerlerin varlığını sert dille kınadığını Putin’e aktardığını belirtti.

Geçtiğimiz Cuma günü Rusya’ya ait 11 askeri kargo uçağının Suriyeli paralı askerler, silah ve mühimmat ile Sirte Havaalanına indiği iddia edilmişti. Libya Ulusal Petrol Şirketi, Rus paralı askerlerinin Şarara petrol kuyusunun bulunduğu alana konvoylar halinde girdiğinibildirmişti.

Deutschland Treffen Merkel und Macron im Schloss Meseberg

Merkel, Macron’u Berlin yakınlarındaki Meseberg’deki köşkte ağırladı

Türkiye’ye “tehlikeli oyun” suçlaması

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, Libya’da Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni destekleyen Türkiye’yi ülkede “tehlikeli bir oyun” oynamakla suçlamıştı. Macron, “Türkiye’nin Libya’da tehlikeli bir oyun oynadığını ve bunun Berlin Konferansı’nda verilen bütün taahhütlere aykırı olduğunu” ifade etmişti. Türkiye de, Macron’un açıklamalarına tepki göstererek, “Libya’da esas tehlikeli oyunu Fransa oynamaktadır” demişti.

Ocak ayının sonunda Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen zirveye katılan ülkeler, petrol zengini Libya’da taraflar arasında ateşkesi desteklemeyi, silah ambargosuna uymayı ve ülkenin iç işlerine karışmamayı taahhüt etmişti. Türkiye de Libya Konferansı’na katılan ülkeler arasındaydı.

Türkiye, Kaddafi’nin öldürülmesinin ardından istikrarın sağlanamadığı Libya’da Birleşmiş Milletlerin meşru hükümet olarak tanıdığı Fayiz es-Serrac liderliğindeki Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne destek veren ülkeler arasında yer alıyor. Libya’nın doğusunda ve güneyinde petrol sahaları gibi kilit noktalarda kontrolü elinde tutan General Halife Hafter ise Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan tarafından destekleniyor.  

AFP/ÖA,JD

©️ Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Frankfurt havalimanında test merkezi açıldı

Almanya’nın en büyük havalimanı Frankfurt’ta koronavirüs test merkezi açıldı. Biyoteknoloji ve tanı şirketi Centogene’den yapılan açıklamada Alman havaalanlarındaki ilk test merkezinin, Frankfurt havalimanı işletmecisi Fraport ve havayolları şirketi Lufthansa ile yapılan anlaşma uyarınca ilk etapta 31 Temmuz 2021’e kadar faaliyet göstereceği bildirildi.

Centogene Başkanı Arndt Rolfs, testlerin ana terminal ve şehirlerarası tren garının yakınında kurulan merkezde uçuş günü ya da bir gün önce yapılacağını, yolcular dışındaki kişilerin de test yaptırabileceğini belirtti.

“Sonuçlar cep telefonuna gönderilecek”

Sonuçları altı ila sekiz saat içinde alınabilecek standart testin fiyatı 59 euro, üç saatte sonuç veren hızlı testin ücreti ise 139 euro olacak. Sonuçlar cep telefonuna dijital dosya olarak gönderilecek.

Karantinadan muafiyet için testi kabul eden ülkelerin sayısının giderek arttığına işaret eden Rolfs, Almanya’da ise test sonuçlarının kabul edilip edilmeyeceği konusunda kararın yerel sağlık dairelerinde olduğunu kaydetti.

“Karantina, seyahati anlamsızlaştırıyor”

Frankfurt havalimanı terminal işletmeleri müdürü Alexander Laukenmann ise test merkezi fikrinin altı hafta önce doğduğunu, aşı bulunmadığı sürece test kapasitelerinin artırılmasının belirleyici olduğunu söyledi. Laukenmann özel ya da işle ilgili seyahatler olsun, 14 günlük karantina zorunluluğunun seyahati genelde anlamsız hale getirdiğine dikkat çekti.

Test merkezinde ilk aşamada kapasite, saatte 300 test olacak.Yetkililer, gerek duyulması halinde kapasitenin sorunsuz bir şekilde artırılabileceğine dikkat çekti. Şu an merkezde genizden testlerin yapıldığı sekiz kabin bulunuyor.

Türkiye’de hazırlıklar sürüyor

Türkiye’de de havaalanlarına test merkezleri kurma hazırlıkları sürüyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, İstanbul, Antalya, İzmir, Dalaman gibi yoğun havalimanlarında 1 Temmuz’a, diğerlerinde 15 Temmuz’a kadar koronavirüs test merkezlerinin açılacağını bildirmişti.

Türkiye’ye girişte ateşi 37,8 derece ve üzeri olan ya da herhangi bir semptom gösterenlerin test merkezlerinde ücretsiz teste tabi tutulması, ülkeden çıkışlarda kendi isteğiyle test yaptırmak isteyenlerden de 15 euroluk ücret alınması planlanıyor. Bakan Ersoy, test sonuçlarının iki saat içinde belli olacağını belirtmişti.

rtr,dpa/BK,JD

©️ Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Almanya’da 30 bin kişiye çocuk istismarı soruşturması

Almanya’nın batısındaki Bergisch Gladbach kentinde çocuk istismarı ağına yönelik bir operasyon kapsamında 30 bin şüpheli hakkında soruşturma yürütüldüğü açıklandı.

Kuzey Ren-Vestfalya eyaleti Adalet Bakanlığı, siber suçlar biriminin 30 bin kimliği bilinmeyen şüpheliyi araştırdığını duyurdu. Çocuk ve genç pornografisi niteliğinde içerikleri internet üzerindeki forum ve sohbet gruplarında  paylaştığı şüphesiyle bu kişiler hakkında soruşturma başlatıldığı bildirildi.

Twitter üzerinden yapılan açıklamada çocuk istismarına adı karışan kişilerin ve destekçilerinin internette kimliğini saklamasına izin verilmeyeceği belirtildi. Olaya ilişkin yaptığı açıklamada Kuzey Ren Vestfalya eyaleti Adalet Bakanı Peter Beisenbach, internet üzerindeki çocuk istismarının boyutu hakkında duyduğu şaşkınlık ve üzüntüyü dile getirdi. Soruşturmayı yürüten ekibin bulgularını “aşırı derecede rahatsız edici” olarak nitelendiren Beisenbach, “İnternet ortamında çocuk istismarının düşündüğümüzden daha fazla olduğunu kabul etmeliyiz” diye konuştu.

70 şüpheli yakalandı

Almanya’da çocuk istismarına yönelik soruşturma geçtiğimiz yıl Ekim ayında Bergisch Gladbach’ta bir şüphelinin yakalanması ile başlamıştı. Operasyon kapsamında bugüne kadar Almanya çapında 70 şüphelinin kimliği tespit edildi. Soruşturmada ilk ceza, 27 yaşındaki bir askerin Mayıs ayında 10 yıl hapse mahkum edilmesiyle verildi. Zanlı, süresiz olarak ruh ve sinir hastalıkları hastanesine yatırıldı.

Geçtiğimiz 18 ay içerisinde Almanya’nın farklı noktalarında ortaya çıkan çocuk istismarı vakaları ülke çapında şaşkınlık yarattı. Haziran’da Münster’de 27 yaşındaki bir adamın evinde ele geçirilen fotoğraf ve videoların ardından 11 kişi çocuklara cinsel istismar suçlamasıyla yakalanmıştı. Polis, yaşları beş, on ve 12 olan üç mağduru teşhis etmişti. Münster yakınlarındaki Lügde’deki bir kamp alanında da çok sayıda çocuğun istismar edildiği ortaya çıkmıştı.

AFP/ÖA,JD

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Spiegel: Aşırı sağcı askerde 17 isimlik liste ele geçirildi

Alman ordusunda aşırı sağcı yapılanma şüphesiyle yürütülen soruşturma kapsamında aşırı sağcı olarak değerlendirilen bir yedek astsubayda üst düzey politikacıların özel adres ve cep telefonu numaralarının bulunduğu bir liste ele geçirildi.

Spiegel dergisinin güvenlik yetkililerine dayandırdığı habere göre, askeri istihbarat servisinin (MAD) soruşturması sırasında ortaya çıkarılan listeyle ilgili söz konusu yedek astsubay Cuma günü bir talim sırasında yakalanarak, kendisine üniforma taşıma ve görev yasağı getirildi. Aşağı Saksonya eyaletinden yedek astsubayın bilgisayarında üst düzey politikacılar ve tanınmış kişilerden oluşan 17 isimlik bir liste bulunduğu, listenin internetteki aşırı sağcı bir sohbet grubunda paylaşıldığının anlaşıldığı kaydedildi. Listeyi kimin ne zaman ve ne amaçla oluşturduğu ise henüz kesin olarak bilinmiyor.

Listedeki isimler

Spiegel’in edindiği bilgilere göre listede Dışişleri Bakanı Heiko Maas ve selefi Sigmar Gabriel’in yanı sıra Aile Bakanı Franziska Giffey, Mecklenburg-Vorpommern eyaleti Başbakanı Manuela Schwesig, Rheinland-Pfalz eyaleti Başbakanı Malu Dreyer, Başbakan Yardımcısı Olaf Scholz, Sosyal Demokrat Parti eski genel başkanı Martin Schulz, Yeşiller partisi eş genel başkanları Annalena Baerbock ve Robert Habeck, Yeşiller’in eski genel başkanı Cem Özdemir, Sol Partili Katja Kipping, Gregor Gysi, Dietmat Bartsch ve Hür Demokrat Parti Genel Başkanı Christian Lindner’in isimleri bulunuyor. Ünlü oyuncu Til Schweiger’in isminin de listede yer aldığı bildirildi.

Listede isimleri yer alan kişilerin Federal Emniyet Teşkilatı tarafından uyarıldığı ve güvenlik önlemlerinin alındığı bildirildi.

İzine WhatsApp grubundan ulaşıldı

Askerin izine, WhatsApp üzerinden aşırı sağcıların mesajlaştığı iki ayrı gruba dahil olması sonucu ulaşıldığı belirtiliyor. Gruplarda katılımcılar arasında çok belirgin aşırı sağcı propaganda malzemeleri ve nefret içerikli mesajlar paylaşıldığı tespit edildi.

Spiegel’in bilgi almak için başvurduğu MAD, “yürüyen operasyonlarla ilgili bilgi verilemeyeceği” açıklaması yaparken iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın da konuyla ilgili değerlendirme yapmadığı kaydedildi.

Ortaya çıkarılan son olay, orduda yedekler arasında aşırı sağcı bir yapılanma bulunduğu yönündeki şüpheleri daha da güçlendirdi. Yedekler arasındaki aşırı sağcılara yönelik işaretlerin art arda gelmesi üzerine askeri istihbarat ile iç istihbarat geçen yıl ortak bir çalışma grubu oluşturmuştu. Askeri istihbarat sadece aktif görevdeki askerlerden sorumlu olduğu için iç istihbaratla işbirliğine gidilmişti. Grupta şimdiye kadar bini aşkın vaka üzerinde aşırı sağ şüphesiyle inceleme yapıldığı belirtiliyor.

DW/BK,JD

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Polonya’da seçim ikinci tura kaldı

Polonya’da Cumhurbaşkanı Andrzej Duda ikinci görev süresi için yarıştığı seçimlerin ilk turunda mutlak çoğunluğu kazanamadı. Ipsos’un seçim sonrası anketine göre Duda oyların yüzde 41,8’ini alırken Varşova Belediye Başkanı Rafal Trzaskowski oyların yüzde 30,4’ünü kazandı. İki aday 12 Temmuz’da yapılacak ikinci turda yarışacak.

Polonya’da mayıs ayı başında planlanan seçim koronavirüs salgını ve anayasa hukukundaki bazı sorunlar nedeniyle 28 Haziran’a ertelenmişti. İlk turda oy verme işlemi kısmen mektup yoluyla kısmen de sandık başında tamamlandı. İlk turda elenen dokuz cumhurbaşkanı adayının Trzaskowski’ye ikinci turda destek vermesi ve 48 yaşındaki siyasetçinin seçimi ikinci turda kazanması ihtimal dahilinde.

Trzaskowski 2018 yılındaki yerel seçimlerde iktidardaki PiS’in adayı karşısında başarı göstermiş ve Varşova belediye başkanlığına seçilmişti.

Muhalefet partilerinin oluşturduğu Sivil Platform’un (PO) ilk belirlediği adayın anketlerde düşük oy oranına sahip olması üzerine Trzaskowkski mayıs ayı ortasında aday gösterilmişti.

Entelektüel aile çocuğu, AB yanlısı, beş dil biliyor

Babası 1950’li yıllarda ülkenin tanınmış bir caz piyanisti olan Trzaskowski siyasi kariyerine 1989 yılında başladı. Varşova, Oxford ve Paris’te üniversite eğitimi alan Trzaskowski, doktorasını Avrupa Birliği karar süreçlerinde reform üzerine yaptı.

Varşova Belediye Başkanı Rafal Trzaskowski

Varşova Belediye Başkanı Rafal Trzaskowski

Polonya’nın Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde de rol oynayan Trzaskowski İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Rusça ve İspanyolca biliyor. Avrupa Parlamentosu’nda Sivil Platform delegasyonuna danışmanlık yapan Trzaskowski 2009 yılında da parlamentoya seçildi. Trzaskowski, 2013 yılında da daha sonra Avrupa Birliği Konseyi Başkanlığı yapan Donald Tusk’ın hükümetinde de görev aldı. Hükümette önce teknoloji ardından da Avrupa bakanlığı ve Dışişleri Bakanı yardımcılığı görevlerinde bulundu. Polonya parlamentosunda PO milletvekili seçilen Trzaskowski Alman Hrıstiyan Demokratlarının da içinde yer aldığı Avrupa Halk Partisi’nin başkan yardımcılığını yaptı.

Evli ve iki çocuk babası olan Trzaskowski en son 2018 yılında başkent Varşova’nın belediye başkanlığını kazanarak siyasi başarısını sürdürdü. Trzaskowski’nin seçimlerde “Herkes için Varşova” sloganıyla Polonya’da siyaseten bölünmüş olan toplumu birleştirme vaadinde bulunmuştu.

AFP, Reuters / EC, HS

©Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle