Maas: Libya’ya silah gönderen ülkelerin isimleri açıklanmalı

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Libya’ya yönelik silah ambargosunu delen ve ülkede çatışan taraflara silah sevkiyatını sürdüren ülkelere baskının artırılmasını ve ambargoyu delen ülkelerin isimlerinin açıklanmasını istedi.  Maas, “Kamuoyunda bu ülkelerin isimlerini vermekten sürekli kaçınamayız. Avrupa Birliği’nde (AB) bunu yapma isteği giderek artıyor” diye konuştu. 

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas

Alman haber ajansı dpa’ya konuşan Maas, AB’nin şimdiye kadar Libya’ya silah gönderen ülkeleri eleştirdiğine, ancak isim vermediğine işaret ederek “Bunun yakında olacağına inanıyorum” diye sözlerini sürdürdü. Yeni bir Libya zirvesinin şimdilik gündemde olmadığını da belirten Maas, “Ancak konulan hedeflere ulaşılması ya da en azından nasıl uygulanabileceklerine dair bir planın uygulamaya konması durumunda olabilir. Ancak bu uzun zaman alacaktır” dedi.

Silah ambargosunun delinmesine ilişkin bilgiler şu anda kadar sadece Birleşmiş Milletler (BM) tarafından açıklanmıştı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres Türkiye, Mısır, Birleşik Arap Emilrlikleri ve Rusya’yı silah sevkiyatı yapan ülkeler olarak sıralamıştı.

Silah sevkiyatı devam ediyor

Libya krizinde arabuluculuk üstlenen Almanya’ya’nın girişimiyle geçen Ocak ayında Berlin’de Türkiye’nin de katılımıyla bir uluslararası Libya zirvesi düzenlenmişti. Zirve sonunda da katılımcı ülkeler BM’nin Libya’ya yönelik 2011 tarihli silah ambargosu kararına uyacağı yönünde söz vermişti. AB de daha sonra silah ambargosunun denetlenmesi için Irini adı verilen askeri bir misyon başlatmıştı.

Ancak AB’nin askeri misyonuna rağmen birçok ülkenin Libya’ya silah, askeri teçhizat ve asker göndererek ambargoyu deldiği belirtiliyor.

Uydu ile silah teslimatını yapanlar teşhis edilebiliyor, ancak durdurulamıyor.

“AB ağırlığını koymalı”

Öte yandan AB’ye Libya konusunda uzmanlardan çağrılar var. Münih Güvenlik Konferansı Başkanı Wolfgang Ischinger, Avrupa Birliği’nin Libya’daki iç savaşta gerekirse silah gücüyle sözünü dinletmesi gerektiğini söyledi. Funke Medya Grubu’na bağlı gazetelere bir mülakat veren emekli büyükelçi Ischinger “Avrupa askeri ağırlığını ortaya koymalı ki bir ateşkese varılabilsin” şeklinde konuştu.

dpa / SSB, HS

©Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Erdoğan ziyareti sırasındaki müdahale anayasaya aykırı bulundu

Federal Anayasa Mahkemesi, 2018’de Sol Parti milletvekili Michel Brandt’ın bürosuna polis müdahalesiyle ilgili kararını verdi. Mahkeme, polisin milletvekilinin onayı olmadan meclisteki bürosuna girmesinin hak ihlali olduğuna hükmetti.

Olay 29 Eylül tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Berlin ziyareti sırasında meydana gelmişti. Milletvekilinin büroda olmadığı sırada gelen polis, pencerede bulunan YPG flamasını ve Kürdistan bayrağının A4 büyüklüğündeki renkli baskısını kaldırmıştı. Milletvekili Brandt ve büro çalışanları, polisin büroya girdiğinden ertesi gün geldiklerinde haberdar olmuşlardı.

Sol Parti Milletvekili Michel Brandt

Sol Parti Milletvekili Michel Brandt

Federal Meclis’te tüm binalarda güvenlik ve düzeni sağlamaktan sorumlu özel bir polis birimi bulunuyor. Polis Federal Meclis Başkanı emrine tabi olarak görev yapıyor. Meclise ise Hrıstiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinin deneyimli siyasetçilerinden Wolfgang Schäuble başkanlık ediyor.

Erdoğan taraftarlarının tahrik olabileceği gerekçesi

Sol Parti milletvekili Brandt, büroya müdahalenin hak ihlali olduğu gerekçesiyle Schäuble hakkında Anayasa Mahkemesi’ne şikayette bulunmuştu. Schäuble müdahaleye gerekçe olarak söz konusu simgelerin Erdoğan taraftarlarının “tahriğe kapılmasına ve bunun sonunucunda meclis binasına zarar verecek eylemlere girişmelerine” neden olabileceğini göstermişti.

Brandt ise şikayetinde büronun bulunduğu Unter den Linden bulvarının Erdoğan’ın ziyareti nedeniyle zaten kapatılmış olduğuna ve böyle bir durumun olası olmadığına dikkat çekti.

“Milletvekili statüsüne müdahale”

Şikayet, Karlsruhe’de bulunan Federal Anayasa Mahkemesi’nin İkinci Senatosu’nda görüldü. Brandt’a hak veren mahkeme müdahalenin “anayasa hukuku kapsamında korunan milletvekili statüsüne müdahale” niteliği taşıdığına hükmetti. Müdahalenin orantısız olduğu belirtilen kararda “Somut durumda bir tehlikenin oluştuğuna dair dayanak noktaları sadece zayıf bir biçimde belirmiştir” denildi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 28 Eylül 2018 tarihinde Almanya’nın başkenti Berlin’de Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier tarafından askeri tören ile karşılanmıştı. İki Cumhurbaşkanı Bellevue Sarayı’nda görüşmüş ayrıca Erdoğan onuruna akşam yemeği verilmişti. Erdoğan 29 Eylül tarihinde de protestolar eşliğinde Köln’deki Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Merkez Camii’nin açılışını yapmıştı.

DW, AFP / EC, HS

©Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Frankfurt havalimanında test merkezi açıldı

Almanya’nın en büyük havalimanı Frankfurt’ta koronavirüs test merkezi açıldı. Biyoteknoloji ve tanı şirketi Centogene’den yapılan açıklamada Alman havaalanlarındaki ilk test merkezinin, Frankfurt havalimanı işletmecisi Fraport ve havayolları şirketi Lufthansa ile yapılan anlaşma uyarınca ilk etapta 31 Temmuz 2021’e kadar faaliyet göstereceği bildirildi.

Centogene Başkanı Arndt Rolfs, testlerin ana terminal ve şehirlerarası tren garının yakınında kurulan merkezde uçuş günü ya da bir gün önce yapılacağını, yolcular dışındaki kişilerin de test yaptırabileceğini belirtti.

“Sonuçlar cep telefonuna gönderilecek”

Sonuçları altı ila sekiz saat içinde alınabilecek standart testin fiyatı 59 euro, üç saatte sonuç veren hızlı testin ücreti ise 139 euro olacak. Sonuçlar cep telefonuna dijital dosya olarak gönderilecek.

Karantinadan muafiyet için testi kabul eden ülkelerin sayısının giderek arttığına işaret eden Rolfs, Almanya’da ise test sonuçlarının kabul edilip edilmeyeceği konusunda kararın yerel sağlık dairelerinde olduğunu kaydetti.

“Karantina, seyahati anlamsızlaştırıyor”

Frankfurt havalimanı terminal işletmeleri müdürü Alexander Laukenmann ise test merkezi fikrinin altı hafta önce doğduğunu, aşı bulunmadığı sürece test kapasitelerinin artırılmasının belirleyici olduğunu söyledi. Laukenmann özel ya da işle ilgili seyahatler olsun, 14 günlük karantina zorunluluğunun seyahati genelde anlamsız hale getirdiğine dikkat çekti.

Test merkezinde ilk aşamada kapasite, saatte 300 test olacak.Yetkililer, gerek duyulması halinde kapasitenin sorunsuz bir şekilde artırılabileceğine dikkat çekti. Şu an merkezde genizden testlerin yapıldığı sekiz kabin bulunuyor.

Türkiye’de hazırlıklar sürüyor

Türkiye’de de havaalanlarına test merkezleri kurma hazırlıkları sürüyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, İstanbul, Antalya, İzmir, Dalaman gibi yoğun havalimanlarında 1 Temmuz’a, diğerlerinde 15 Temmuz’a kadar koronavirüs test merkezlerinin açılacağını bildirmişti.

Türkiye’ye girişte ateşi 37,8 derece ve üzeri olan ya da herhangi bir semptom gösterenlerin test merkezlerinde ücretsiz teste tabi tutulması, ülkeden çıkışlarda kendi isteğiyle test yaptırmak isteyenlerden de 15 euroluk ücret alınması planlanıyor. Bakan Ersoy, test sonuçlarının iki saat içinde belli olacağını belirtmişti.

rtr,dpa/BK,JD

©️ Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Almanya’da 30 bin kişiye çocuk istismarı soruşturması

Almanya’nın batısındaki Bergisch Gladbach kentinde çocuk istismarı ağına yönelik bir operasyon kapsamında 30 bin şüpheli hakkında soruşturma yürütüldüğü açıklandı.

Kuzey Ren-Vestfalya eyaleti Adalet Bakanlığı, siber suçlar biriminin 30 bin kimliği bilinmeyen şüpheliyi araştırdığını duyurdu. Çocuk ve genç pornografisi niteliğinde içerikleri internet üzerindeki forum ve sohbet gruplarında  paylaştığı şüphesiyle bu kişiler hakkında soruşturma başlatıldığı bildirildi.

Twitter üzerinden yapılan açıklamada çocuk istismarına adı karışan kişilerin ve destekçilerinin internette kimliğini saklamasına izin verilmeyeceği belirtildi. Olaya ilişkin yaptığı açıklamada Kuzey Ren Vestfalya eyaleti Adalet Bakanı Peter Beisenbach, internet üzerindeki çocuk istismarının boyutu hakkında duyduğu şaşkınlık ve üzüntüyü dile getirdi. Soruşturmayı yürüten ekibin bulgularını “aşırı derecede rahatsız edici” olarak nitelendiren Beisenbach, “İnternet ortamında çocuk istismarının düşündüğümüzden daha fazla olduğunu kabul etmeliyiz” diye konuştu.

70 şüpheli yakalandı

Almanya’da çocuk istismarına yönelik soruşturma geçtiğimiz yıl Ekim ayında Bergisch Gladbach’ta bir şüphelinin yakalanması ile başlamıştı. Operasyon kapsamında bugüne kadar Almanya çapında 70 şüphelinin kimliği tespit edildi. Soruşturmada ilk ceza, 27 yaşındaki bir askerin Mayıs ayında 10 yıl hapse mahkum edilmesiyle verildi. Zanlı, süresiz olarak ruh ve sinir hastalıkları hastanesine yatırıldı.

Geçtiğimiz 18 ay içerisinde Almanya’nın farklı noktalarında ortaya çıkan çocuk istismarı vakaları ülke çapında şaşkınlık yarattı. Haziran’da Münster’de 27 yaşındaki bir adamın evinde ele geçirilen fotoğraf ve videoların ardından 11 kişi çocuklara cinsel istismar suçlamasıyla yakalanmıştı. Polis, yaşları beş, on ve 12 olan üç mağduru teşhis etmişti. Münster yakınlarındaki Lügde’deki bir kamp alanında da çok sayıda çocuğun istismar edildiği ortaya çıkmıştı.

AFP/ÖA,JD

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Spiegel: Aşırı sağcı askerde 17 isimlik liste ele geçirildi

Alman ordusunda aşırı sağcı yapılanma şüphesiyle yürütülen soruşturma kapsamında aşırı sağcı olarak değerlendirilen bir yedek astsubayda üst düzey politikacıların özel adres ve cep telefonu numaralarının bulunduğu bir liste ele geçirildi.

Spiegel dergisinin güvenlik yetkililerine dayandırdığı habere göre, askeri istihbarat servisinin (MAD) soruşturması sırasında ortaya çıkarılan listeyle ilgili söz konusu yedek astsubay Cuma günü bir talim sırasında yakalanarak, kendisine üniforma taşıma ve görev yasağı getirildi. Aşağı Saksonya eyaletinden yedek astsubayın bilgisayarında üst düzey politikacılar ve tanınmış kişilerden oluşan 17 isimlik bir liste bulunduğu, listenin internetteki aşırı sağcı bir sohbet grubunda paylaşıldığının anlaşıldığı kaydedildi. Listeyi kimin ne zaman ve ne amaçla oluşturduğu ise henüz kesin olarak bilinmiyor.

Listedeki isimler

Spiegel’in edindiği bilgilere göre listede Dışişleri Bakanı Heiko Maas ve selefi Sigmar Gabriel’in yanı sıra Aile Bakanı Franziska Giffey, Mecklenburg-Vorpommern eyaleti Başbakanı Manuela Schwesig, Rheinland-Pfalz eyaleti Başbakanı Malu Dreyer, Başbakan Yardımcısı Olaf Scholz, Sosyal Demokrat Parti eski genel başkanı Martin Schulz, Yeşiller partisi eş genel başkanları Annalena Baerbock ve Robert Habeck, Yeşiller’in eski genel başkanı Cem Özdemir, Sol Partili Katja Kipping, Gregor Gysi, Dietmat Bartsch ve Hür Demokrat Parti Genel Başkanı Christian Lindner’in isimleri bulunuyor. Ünlü oyuncu Til Schweiger’in isminin de listede yer aldığı bildirildi.

Listede isimleri yer alan kişilerin Federal Emniyet Teşkilatı tarafından uyarıldığı ve güvenlik önlemlerinin alındığı bildirildi.

İzine WhatsApp grubundan ulaşıldı

Askerin izine, WhatsApp üzerinden aşırı sağcıların mesajlaştığı iki ayrı gruba dahil olması sonucu ulaşıldığı belirtiliyor. Gruplarda katılımcılar arasında çok belirgin aşırı sağcı propaganda malzemeleri ve nefret içerikli mesajlar paylaşıldığı tespit edildi.

Spiegel’in bilgi almak için başvurduğu MAD, “yürüyen operasyonlarla ilgili bilgi verilemeyeceği” açıklaması yaparken iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın da konuyla ilgili değerlendirme yapmadığı kaydedildi.

Ortaya çıkarılan son olay, orduda yedekler arasında aşırı sağcı bir yapılanma bulunduğu yönündeki şüpheleri daha da güçlendirdi. Yedekler arasındaki aşırı sağcılara yönelik işaretlerin art arda gelmesi üzerine askeri istihbarat ile iç istihbarat geçen yıl ortak bir çalışma grubu oluşturmuştu. Askeri istihbarat sadece aktif görevdeki askerlerden sorumlu olduğu için iç istihbaratla işbirliğine gidilmişti. Grupta şimdiye kadar bini aşkın vaka üzerinde aşırı sağ şüphesiyle inceleme yapıldığı belirtiliyor.

DW/BK,JD

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Bavyera herkese koronavirüs testi yapmaya hazırlanıyor

Almanya’da Bavyera eyaleti yönetimi vatandaşlara hastalık semptomu taşısın ya da taşımasın koronavirüs testi yapmaya hazırlanıyor.

Eyalet Başbakanı Markus Söder, konuyla ilgili ZDF televizyonuna yaptığı açıklamada, virüse karşı test ve sosyal mesafe dışında bir seçenek olmadığını belirtti. Söder testin enfekte olanları tespit etmek ve enfeksiyon zincirlerini kırmak açısından eldeki tek araç olduğunu söyledi.

Söder, uygulama nedeniyle semptom gösteren kişilerin test sonuçlarını beklemeyeceklerini ve sonucu en geç 24 saat içinde alacaklarını belirtti. Semptom göstermeyenlerin ise test sonucunu bir süre beklemeleri gerekecek.

Bavyera Eyaleti Başbakanı Markus Söder

Bavyera Eyaleti Başbakanı Markus Söder

Söder, testler sayesinde vatandaşlarda oluşacak güvenlik duygusunun ekonomik canlanma açısından da olumlu olacağını belirtti. Bavyera’da herkese yapılacak PCR testleri sağlık sigortaları tarafından değil, eyalet bütçesinden karşılanacak.

“Ülke çapında strateji şart”

Almanya’da Hamburg ve Saksonya-Anhalt eyaletleri Bavyera’nın attığı bu adımı izlemeyeceklerini açıkladı. Hamburg Eyalet Parlamentosu Sözcüsü Almanya’da salgınla mücadeleden sorumlu Robert Koch Enstitütüsü’nün hedefsiz koronavirüs testlerini anlamlı görmediğine dikkat çekti.

Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Parlamentosu Sosyal Demokrat Parti Meclis Grubu Başkanı Thomast Kutschaty de “Ulusal düzeyde bir test stratejisine ihtiyacımız var. Eyalet hükümetinin korona siyasetinde kör uçuş yapmasının aksine bu daha sorumlu bir davranış olur” diye konuştu.

Berlin’de yuva çalışanlarına test

Berlin’de de Pazartesi gününden itibaren çocuk yuvalarında çalışanlar semptom göstermeksizin koronavirüs testi yaptırabilecekler. Berlin’e hükümet eden Belediye Başkanı Michael Müller Tagesspiegel’e yaptığı açıklamada temmuzun ikinci yarısında bu uygulamanın tüm okul çalışanlarına genişletileceğini belirtti. Müller vatandaşlara fazla test olanağı sunulmasının doğru bir yaklaşım olduğunu söyledi.

Alman Hastaları Koruma Vakfı Bavyera hükümetinin yaygın test kararını olumlu karşıladıklarını duyurdu. Vakıf Başkanı Eugen Brysch dpa’ya yaptığı açıklamada “Önleyici testlerle tehlikeli durumları tespit etmek imkanına sahibiz” denildi. Brysch testlerin sosyal mesafe kurallarının ve maskenin ise yerini alamayacağını ifade etti.

Almanya’da Robert Koch Enstitüsü’nün verdiği rakamlara göre Pazar günü itibarı ile koronavirüs vaka sayısı 193 bin 499. Koronavirüsten hayatını kaybedenlerin sayısı ise 8 bin 957.

dpa / EC, HS

©Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

“Korona krizinde şiddet eğilimi artışta”

Alman dış istihbarat servisi BND, koronavirüs salgınını dünya siyaseti ve ekonomisi açısından bir stres testi olarak görüyor.

Almanya’da istihbarat teşkilatlarından sorumlu Alman Federal Meclisi Parlamento Kontrol Komitesi’nin oturumunda konuşan Alman dış istihbarat servisi BND’nin başkanı Bruno Kahl, koronavirüs salgını ile ilgili olarak “Küresel ekonomiye zarar veriyor, mevcut çatışmaları kötüleştiriyor ve jeopolitik güç dengesini tehdit ediyor” ifadelerini kullandı.

Kahl sözlerini, “Korona krizinin gölgesinde otoriter rejimler etki alanlarını genişletmeye çalışıyor” diye sürdürdü. 

“Şiddet eğilimi artışta”

Almanya’nın iç istihbaratından sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın başkanı Thomas Haldenwang da oturumda, aşırılık yanlısı hareketlerin her türünde “şiddet eğiliminin artışta” olduğunu tespit ettiklerini söyledi.

“Şu anda aşırı sağ yönelimleri ve aşırı sağ terörü Almanya’da güvenliğe en büyük tehdit olarak görüyoruz” diyen Haldenwang, aşırı sol eğilimlerde de “şiddet içerikli suçlarda yeni bir nitelik” gözlemlediklerini söyledi.

Oturuma katılan Alman Askeri İstihbarat Servisi (MAD) Başkanı Christof Gramm ise Alman askerlerinin anayasaya bağlılığına vurgu yaparak “Anayasayı hiçe sayan, aşırı dost-düşman zihniyetinde yaşayan, ırkçı, yabancı düşmanı veya antisemitik görüşlere sahip olanlar Alman ordusunda yer bulamaz, bulmamalıdır” şeklinde konuştu.

Bu yıl dördürcü kez toplantı 

Bu yıl, üç istihbarat servisinin başkanları dördüncü kez Alman Federal Meclisi Parlamento Kontrol Komitesi oturumuna katılıyor. Dokuz kişiden oluşan komite istihbarat servislerini gözlemlemekle yükümlü. Komite, ABD ve Almanya arasında 2016 yılında yaşanan NSA skandalından bu yana her yıl oturum düzenliyor.

Almanya Başbakanı Merkel’in cep telefonunun NSA tarafından dinlendiğinin ortaya çıkması iki ülke arasında gerilime neden olmuştu.

AFP / SSB, HS

©Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Ekonomik güven endeksi 73,5’e çıktı

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ekonomik güven endeksi Mayıs ayında 61,7 iken Haziran ayında yüzde 19,1 oranında artarak 73,5 değerine yükseldi.

TÜİK ekonomik güven endeksindeki artışın tüketici, reel kesim (imalat sanayi), hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörü güven endekslerindeki artışlardan kaynaklandığını açıkladı.

TÜİK’in internet sitesinde yapılan açıklamada, tüketici güven endeksinin bir önceki aya göre Haziran ayında yüzde 5,2 oranında artarak 62,6 değerini, reel kesim güven endeksinin bir önceki aya göre yüzde 22,2 oranında artarak 89,8 değerini, hizmet sektörü güven endeksinin yüzde 8,5 oranında artarak 55,5 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksinin yüzde 9,3 oranında artarak 86,4 değerini, inşaat sektörü güven endeksinin yüzde 33,1 oranında artarak 78,0 değerini aldığı belirtildi.

Nisan’da dip yaptı

Ekonomik güven endeksi koronavirüs endişeleriyle Nisan’da keskin bir şekilde gerileyerek 51,3 değerini almış ve endeks tarihinin en düşük seviyesine gerilemişti.

Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor.    

DW / SSB, HS

©Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

WaS: Korona krizi göçmenleri daha sert vurdu

Almanya’da koronavirüs salgını nedeniyle yaşanan ekonomik yavaşlama, göçmenleri Almanlara nazaran daha olumsuz etkiledi. Welt am Sonntag konuyla ilgili haberini Federal İstihdam Dairesi’nin verilerine dayandırdı.

Habere göre salgının patlak verdiği mart ile mayıs ayları arasında Alman vatandaşı olmayan işsizlerin sayısı, yüzde 24 oranında artarak 840 bine yükseldi. Alman vatandaşı olan işsizlerin sayısı ise yüzde 19 artarak 1 milyon 964 bin olarak kaydedildi.

Federal İstihdam Dairesi ayrıca mülteci veren başlıca 8 ülkenin (Suriye, Irak, Afganistan, İran, Eritre, Nijerya, Somali ve Pakistan) vatandaşları arasındaki işsizlik oranlarını da açıkladı. Bu sekiz ülkeden Almanya’ya gelenlerde işsizlik, yüzde 23 oranında arttı ve şimdiye kadar kaydedilen en yüksek rakam olan 272 bine çıktı.

Gastronomi, temizlik ve güvenlik branşlarında yüksek artış

Welt am Sonntag haberinde koronavirüsün ekonomik sonuçlarının özellikle yabancıları vurmasının nedenini bu insanların çalıştığı branşlarla açıkladı. Gastronomi, temizlik ya da güvenlik gibi mesleklerde pandemi döneminde işsizlikte belirgin bir artış görüldü.

Haberde Almanya’da meslek eğitimi almamış olanların ağırlıklı olarak işlerini kaybettiklerine de dikkat çekildi. Meslek eğitimi gerektirmeyen işlerde ise yoğunluklu olarak Alman ya da Avrupa Birliği ülkesi vatandaşı olmayan kişiler çalışıyor.

Koronavirüs kriziyle birlikte istihdam piyasasında Alman vatandaşı olanlarla olmayanlar arasındaki makasın da açıldığı tahmin ediliyor. Henüz bu değişime ilişkin yeni sayılar olmamakla birlikte haberde şu bilgiye yer verildi: Mart ayında çalışabilir durumdaki Alman vatandaşlarının yüzde 63’ü sigortalı bir işte istihdam edilirken bu oran Alman vatandaşı olmayanlarda yüzde 46. Avrupa Birliği ülkesi vatandaşı olup da Alman olmayanlarda bu oran yüzde 53, en çok mülteci veren sekiz ülke arasında ise yüzde 30 olarak kaydedildi.

KNA/ EC, BW

©Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

‘Almanya’da et çok ucuz’ tartışması

İstatistiklere göre geçen yıl Almanya’da her vatandaş 59,5 kilogram et tüketti. Buna hayvan yemi ve benzeri alanlar da dahil edildiğinde kişi başına düşen et miktarı 87,8 kilogram olarak tespit edildi. Peki, bu miktar çok mu?

Bonn Üniversitesi öğretim üyelerinden Tarım ve Gıda Ekonomisi Araştırmaları uzmanı Dr. Johannes Simons’a göre bu konuda görüşler tamamen birbirinden ayrılıyor. DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Simons, “Almanya Beslenme Birliği, şimdi tükettiğimiz etin yarısının da pekala yeteceği görüşünde” diyor.

Julia Klöckner

Julia Klöckner

Almanya Tarım ve Gıda Bakanı Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partili Julia Klöckner, uzun süredir et fiyatlarının çok düşük olduğunu söyleyerek eleştiriyor. Almanya’daki bazı et fabrikalarında görülen çok sayıdaki koronavirüs vakasıyla yeniden alevlenen, et fiyatlarının aşırı düşük olduğuna dair tartışma üzerine de Bakan, “Hiçbir Avrupa ülkesinde bu kadar düşük fiyatlar yok. Et sıradan bir ürün değil, onun için hayvanlar yaşıyor ve kesiliyor” diyor ve etik açıdan da herkesi sorumluluğa davet ediyor.

Fiyatları serbest piyasa belirliyor

Bonn Üniversitesi’nden Dr. Johannes Simons, Almanya’da et fiyatlarının arz ve talep dengesine göre haftalık belirlendiğini kaydediyor. Üretici birliklerinin bir fiyat tavsiyesinde bulunduğunu, ancak mezbahalar ile fabrikalar için bunun bağlayıcılığı olmadığını aktarıyor. Basitçe açıklamak gerekirse, mezbahaların, satabilecekleri öngörüsünde bulunduğu et miktarı ile mevcut hayvan oranına bakıp, ödeyebileceklerini beyan ettikleri miktarın ete fiyat olarak saptandığını anlatıyor. 2018 yılı sonunda örneğin belli ürünlerin Çin’e ihraç edilmesiyle fiyatların çıktığını, alıcı bulunamadığında da düştüğünü anlatıyor. Ve zaman zaman mangal döneminde veya Noel’de örneğin fiyatların hafif yükselme kaydettiğini de ekliyor.

İstatistiklere göre Almanya’da kişi başına düşen sığır ve dana eti tüketimi yılda 10 kilogram. Domuz eti ise 34 kilogram. Dr. Simons, kuzu eti piyasasınınsa Almanya’da hemen hemen hiç rol oynamadığını, genelde ithal edildiğini bildiriyor.

Almanya’da fiyatlar temelde hayvancılık yapan çiftçilerle mezbahalar arasındaki anlaşmalarla saptansa da ürünün tüketiciye ulaşan fiyatında mezbahaların elindeki et türü ve market işleten büyük gıda devleri arasındaki pazarlıkların da rol oynadığı dikkat çekiyor.

Almanya’da gıda sektörüne yön veren dört büyük şirket bulunuyor. Bunlar, Netto ucuz marketler zincirini de elinde bulunduran Edeka, Lidl ve Kaufland marketler zincirini işleten Schwarz Grubu, kendi isimleriyle marketler zinciri işleten Rewe ve Aldi. Bu marketler arasındaki yoğun rekabet son yıllarda fiyatları epeyce aşağı çekerek tüketiciyi sevindirdi. Aynı zamanda iklim koruma ve hayvanların yetiştirilme koşulları açısından da toplumda herkesin daha çok sorumluluk üstlenmesi yönündeki seslerin de artmasına neden oldu.

Yarım saat asgari ücrete bir kilo kıyma

Gürsel Ülber

Gürsel Ülber

Bu hafta Aldi marketler zinciri tavuk göğsünü 4,98, hindi şinitzelini 5,98, antrikotu da 11,99 euroya satıyor. Diğer marketlerde de fiyatlar benzer düzeyde. Kaufland ise XXL diye nitelediği bir kiloluk sığır kıymasını 4,49 euroya sunuyor. İstatistiklere göre Almanya, satın alma gücüne oranla et fiyatlarının Avrupa Birliği ortalamasının epey altında olduğu bir ülke.

Avrupa Türk Döner İmalatçıları Derneği (ATDİD) Yönetim Kurulu Başkanı, gıda mühendisi Gürsel Ülber, dünyanın pek çok bölgesine göre Avrupa’da, özellikle de Almanya’da et fiyatlarının satın alma gücüne oranla düşük olduğunu doğruluyor. Temel asgari ücretin 9,35 euro olduğu göz önünde bulundurulursa, asgari ücret alan bir vatandaşın yarım saatlik ücretiyle bir kilogram kıyma satın alabildiğini belirtiyor.

Hayvancılık iyi yapıldığı için et ucuz

DW Türkçe’ye konuşan Gürsel Ülber, Almanya’da et fiyatlarının ucuz olmasının hayvancılığın efektif yapılması sayesinde gerçekleştiğini söylüyor ve “Örneğin Almanya’da on büyükbaş hayvandan beş ton canlı ağırlığı çıkıyorsa, Asya’da bunun için en az 30 hayvan beslemeniz gerekir” diyor.

Et üreticisi şirketlerin Danimarka, Hollanda, Almanya gibi standartları yüksek ülkelerde olduğunu da vurgulayan Ülber, bunların sattığı etin Romanya veya Bulgaristan gibi ücretlerin düşük olduğu ülkelerde elbette pahalıya geldiğini belirtiyor. “Asgari ücretin bin 600 euro olduğu bir ülkede üretip, 600 euro olduğu bir ülkeye satılırsa, vatandaş satın alma gücüne göre eti elbette pahalı bulacaktır” diyor.

Öte yandan kötü çalışma koşulları nedeniyle çok sayıda koronavirüs vakası yaşanan et fabrikaları ve mezbahalar nedeniyle fiyatların yükseltilmesi taleplerini ise eleştiriyor. Ülber, Almanya’da et fiyatlarının yükseltilmesi halinde Rusya, Romanya veya Bulgaristan gibi ülkelerin et satın alamayacağını savunuyor.

Et fiyatlarının ham madde fiyatlarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu da söyleyen Ülber, örneğin ham maddeye gelen zam ile yem fiyatlarının yüzde 30 yükselmesi halinde, bunun ete yüzde 5 ila 10 zam şeklinde yansımasının kaçınılmaz olduğunu belirtiyor.

Mezbahalarda yüzlerce korona vakası

Almanya’da Kuzey Ren-Vestfalya ile Aşağı Saksonya eyaletleri başta gelmek üzere kimi et fabrikalarında çok sayıda korona vakası tespit edilmesi mezbahalarda yıllardır bilinen kötü çalışma koşullarının değiştirilmesi ve hayvancılıktaki koşulların iyileştirilmesi yönündeki talepleri yeniden gündeme getirdi. Almanya Tarım ve Gıda Bakanı Julia Klöckner, Cuma günü sektörün temsilcileriyle yaptığı zirve sonrasında “Daha iyi et fiyatlarına ihtiyacımız var” diye konuştu. Bakan Klöckner’in, sektör, ticaret ve tüketici temsilcileriyle yaptığı toplantıda hayvanlara iyi koşullar sağlayacak bir vergi ödenmesini önerdiği de bildiriliyor.

Toplantıya katılan, Tönnies et fabrikasının bulunduğu Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin tarım bakanı Ursula Heinen-Esser de iklim ve hayvanları daha iyi korumanın, sosyal standartları daha iyi sağlamanın bir bedeli olduğunu söyledi ve bütün bunların bedavaya sağlanamayacağını vurguladı.

Peter Kossen

Peter Kossen

Romanyalı işçilerin getirildiği sözleşmeler yasaklanıyor

Almanya’da çevre ve iklim kuruluşları ile tüketiciyi koruma aktivistleri, uzun yıllardır et sektöründeki kötü duruma dikkat çekiyor. İnsan hakları savunucusu ve rahip Peter Kossen, uzun süredir özellikle Romanyalı ve Bulgar işçilerin, taşeron şirketlerin aracı sözleşmeleriyle Almanya’ya getirilmesinin ve mezbahalarda kötü koşullarda çalıştırılmasının yasaklanmasını talep ediyor. Federal hükümet de korona krizinin daha belirginleştiği bu alandaki söz konusu sözleşmeleri önümüzdeki yıl başından itibaren yasaklıyor.

Avrupa Türk Döner İmalatçıları Derneği (ATDİD) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Ülber ise bunun çözüm olmadığını, zira benzer sözleşmelerin sezonluk tarım işçiliğinde de varolduğunu hatırlatıyor. İlaveten korona vakalarının görüldüğü şirketlerden Tönnies gibilerinin sektörün devlerinden olduğunu belirten Ülber, orasının geçici olarak kapanmasıyla bile bütün sektörün olumsuz etkilendiğini bildiriyor. Tönnies’in alacağı hayvanların çiftçilerin elinde kaldığını, kesilmedikleri için büyüdüklerini, kesilseler bile artık fabrikaların bant büyüklüğüne uymadığını, bu nedenle parçalanma ve paketlenme sürecinin yapılamayacağını, bunun da tüketiciye kadar etkilerinin görüleceğini belirtiyor.

Elmas Topcu

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle