Bavyera’da uygulanan testlerde “büyük hata”

Almanya’nın Bavyera eyaletinde yurt dışından dönenlere, gönüllülük esasına göre uygulanan koronavirüs testinde “büyük bir hata” yapıldı. Bavyera makamları, yaklaşık 44 bin kişiye ait test sonuçları hızlı bir şekilde test sahiplerine ulaştırılmadığı için, bu testler sonucu koronavirüs pozitif olduğu tespit edilen 900 kişinin kendi durumundan haberdar olmadığını bildirdi.

Olayın ortaya çıkması ile Almanya içindeki bir seyahat programını iptal ederek Bavyera’ya dönen, Eyalet Başbakanı Markus Söder, “Burada büyük bir hata yapılmıştır, hem de çok büyük” ifadesini kullandı. Perşembe günü, Bavyera’nın başkenti Münih’te olayla ilgili yapılan kriz toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Söder, bu hatanın stratejide değil olayın uygulamasında yaşandığını dile getirerek, “bunun için sadece özür dileyebiliriz” dedi. 

Test sonuçları kendilerine ulaşmadığı için, şu an Almanya’nın dört bir yanına dağılmış olan, koronavirüs pozitif 900 kişinin, geçen zaman zarfında söz konusu hastalığın çok daha fazla yayılmasına neden olduğundan endişe ediliyor. Bavyera Başbakanı Söder de, Almanya çapında vaka sayılarının artışa geçtiğini vurgulayarak, “Şayet dikkat etmezsek, birkaç hafta sonra çok zor bir durumla karşı karşıya kalabiliriz” dedi. Söder, önümüzdeki gün ve haftalarda tatilden dönüşler ve okulların başlaması sebebiyle pek çok sorun yaşanacağını ifade ederek, koronavirüsün geçtiğini düşünenlerin yanıldığını belirtti.  

Sağlık Bakanı Huml görevde kalıyor

Öte yandan Markus Söder, test sonuçlarının sahiplerine zamanlıca ulaştırılamaması nedeniyle kamuoyunun büyük tepkisini çeken Bavyera Eyalet Sağlık Bakanı Melanie Huml’a olan güveninin sürdüğünü ve Huml’ın bakanlık görevinde kalacağını bildirdi. “Melanie Huml bana iki kez istifasını önerdi” diyen Söder, “ona olan güvenim devam ediyor” ifadesini kullandı. Sağlık Bakanı Huml da istifasını Başbakan Söder’e sunduğunu doğrulayarak, “bu konunun sorumluluğunu üzerime alma teklifim doğruydu. Bana olan güvenin devam etmesinden dolayı müteşekkirim” dedi.

Sağlık Bakanı Huml, yaşanan bu büyük hatanın sebebinin, uygulamanın başında, test edilen kişilerle ilgili verilerin kağıt kalemle tutulmuş olmasına bağladı. Bu nedenle işlenmesi gereken çok sayıda test dosyası biriktiğini belirten Huml, yaşanan zaman kaybına da bu durumun neden olduğunu ifade etti.

dpa,AFP / ET,JD

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Albayrak: Kur iner çıkar, Türkiye’nin altyapısı güçlü

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, CNN Türk kanalında gazeteci Ahmet Hakan’ın sorularını yanıtladı. Albayrak kurdaki dalgalanmaya ilişkin soruya verdiği yanıtta, “2018’de kur bir zıpladı. Sonra bazı adımlar attık, kur tekrar 7’lerden, 6’lardan 5’lere indi. Sonra bir süreç yaşadık, tekrardan 6’lara çıktı. Şimdi bu kriz döneminde, pandemi döneminde tekrar 7’lere çıktı, tekrardan 6’lara indi. Son bir hafta, 15 günlük süreçte tekrar 6’lardan tekrar 7’lere çıktı. İner, çıkar. Burada esas konu şu: Finansal güvenlik ve ekonomik altyapı noktasında Türkiye tüm bu dalgalanmaları kontrollü bir şekilde yönetip yönetemediğidir” dedi.

Albayrak sözlerini, “Türkiye bu anlamda ciddi açıdan çok güçlü altyapıya sahip. Dolayısıyla bugün kur çıkar, yarın iner. Yarın çıkar, öbür gün iner. Önemli olan kurun seviyesi değil rekabetçi olup olmamasıdır” diye sürdürdü.

“Türkiye, tarihinde ilk defa rekabetçi bir kur düzeyiyle ekonomisini dönüştürecek bir yapıya kavuştu” diyen Albayrak, “Şikayet edenlere bakıyorsunuz. Niye Mercedes, BMW pahalandı, Mercedes’e BMW’ye biniyorum. Yurtdışına gidiyordum, eskiden çok ucuza seyahatlar yapıyordum, pahalandı. Vatandaşın böyle bir derdi yok. Senin böyle bir derdin var. Demek ki sen dert ediyorsun” diye konuştu.

Albayrak, “Biz tam tersine diyoruz ki, turizm gelmesi için, ihracatçı için benim para birimim daha cazip, daha rekabetçi olsun” dedi. “O dönemler bitti. Bir lira bir dolarcılar vardı. Matematiğe aykırı” diyen Albayrak, “Bir lira bir dolar olur mu bunun enflasyon farkı var” diye konuştu.

“Yılı 2008 krizinden daha iyi kapatacağız”

Pandeminin Türkiye’nin hedeflerini etkilediğini belirten Albayrak, “Yılı 2008 krizinden daha iyi kapatacağız” diye konuştu.

“Pandemi olmasaydı, yüzde 5 büyüme, enflasyon ve cari denge hedefleri başta olmak üzere hedeflerimizin birçoğunu çok rahat tutturacaktık. Şimdi bir kısmında sapma olacak. Bu sürecin dünyada çoğu ülkeyi bu konuda etkileyeceğini gösteriyor” diyen Albayrak, “Pandemi ülkemizde de enflasyonu 1-2 puan etkileyebilir. Tahminlere baktığımızda yüzde 8-9, 11-12 arası bir enflasyon beklentisi oluştu piyasada. Bugün bütün bunlara, küresel etkilerine rağmen, 4 ay boyunca sıfır gelir, iş yerlerinin kapalı olmasına rağmen yılı da, en kötü çeyreğimizi de 2008 krizinden daha iyi kapatacağız. Görüşler, bu yaşananların büyük buhrandan da çok daha büyük kriz olduğu yönünde” dedi.

DW / EC, DÇÜ

©Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Alman şirketleri normalleşmeyi gelecek yaza bekliyor

Dünya genelinde etkili olan koronavirüs pandemisinden ekonomik olarak etkilenen Alman firmalar, gelecek senenin ortasından önce işlerinde normalleşme beklemiyor. Bu cümle, merkezi Münih’te bulunan Ekonomik Araştırma Enstitüsü’nün (ifo) temmuz ayında Alman şirketlerle yaptığı bir anketin sonuçlarından.

Ifo Enstitüsü araştırmacılarından Klaus Wohlrabe konuyla ilgili yaptığı açıklamada normalleşme için daha uzun bir yol katedilmesi gerektiğini belirtti. Wohlrabe, “Kamusal alandaki tüm kısıtlamalar kaldırılsa bile şirketler bu kısıtlamaların sonuçlarıyla mücadele etmek zorunda kalacak” dedi.

Ankete göre kimya endüstrisi ortalama 8 ay içerisinde normalleşme beklerken, makine mühendisleri bu sürecin 12 ay sonra olacağını tahmin ediyor. Perakende satış yapan şirketler pandeminin etkilerinin 10 ay daha devam edeceğini ifade ederken, inşaat sektöründeki şirketler bu sürecin 11 ay, hizmet sektöründekiler ise 12 ay sürmesini bekliyor.

Almanya’da güvenlik alanında hizmet veren şirketler 4 ay gibi kısa bir süre sonra işlerin tekrar eski düzene döneceğine inandıklarını ifade ederken, sanat ve eğlence sektörlerinde faaliyet gösterenler çok daha uzun bir süre içerisinde normalleşmenin olacağını belirtiyor. Bu sektördeki şirketler işlerin ortalama olarak 17,5 ay sonra normale dönmesini beklerken, film yapımcıları ve sinema sektörü bu sürecin 16,7 ay süreceğini öngörüyor. Oteller işlerinin normalleşmesinin 16 ay süreceğini belirtirken, seyahat acentaları bu süreyi 14,6 ay olarak hesaplıyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 12 Ağustos’ta açıkladığı son verilere göre dünyadaki koronavirüs vaka sayısı 20 milyonu geçti ve 737 binden fazla insan COVID-19 hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti. İlk olarak Çin’de ortaya çıkan yeni tip koronavirüs günler içerisinde bütün dünyaya yayılmış ve birçok ülke virüsün yayılmasını azaltmak için sokağa çıkma yasağından maske takma zorunluluğuna, çeşitli önlemler almıştı. 

dpa/DÇÜ,EC

©Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

İslam din dersine karşı dava başvurusu reddedildi

Almanya’da Saar Eyaleti İdare Mahkemesi ilkokullarda İslam dini dersi verilmesine karşı dava başvurusunu reddetti. Mahkeme kararında davacının konunun doğrudan muhatabı olmadığı ve kişisel haklarının zedelenmediği ifade edildi.

Saar eyaletinde bir pilot proje kapsamında din dersi eğitimi veren 4 ilkokul hakkında dava açılması talebiyle başvuruda bulunulmuştu.

Davacı, başvuru dilekçesinde İslam dini derslerinin din ile devlet işlerinin ayrı tutulması prensibine ters düştüğünü, mezhebe bağlı din derslerinin temelde anayasaya aykırı olduğunu belirtti. Ayrıca söz konusu projede Diyanet İşleri Türk-İslam Birliği (DİTİB) ile işbirliği nedeniyle duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

DİTİB’in Türkiye’den bağımsız bir kuruluş olmadığı “AB üyesi olmayan bir ülkenin devlet başkanının, Almanya’da etki sahibi olmak için kullandığı bir güç organı olduğunu” söyleyen davacı “Yahudi inancına sahip bir Alman vatandaşı olarak” bu durumdan kişisel olarak etkilendiğini kaydetti. DİTİB camilerinin Almanya genelinde Yahudi ve İsrail karşıtı söylemlerle öne çıktığını ve bunun kendisini etkilediğini belirtti.

Saar Eyaleti İdare Mahkemesi ise başvuruda İslam dini dersi verilmesinin, davacının kişisel haklarını nasıl çiğnediği konusuna açıklık getirilmediğine ayrıca davacının din ve inanç özgürlüğünün de zedelenmediğine hükmetti.

Saar eyaletinde 2015 yılında pilot proje olarak İslam dini dersleri verilmeye başlanmıştı. Bu derslerin müfredatı bir danışma kurulu tarafından hazırlanıyor. Kurul üyelerinin bir bölümü, aralarında Diyanet İşleri Türk-İslam Birliği’nin (DİTİB) de bulunduğu altı Müslüman derneğinin temsilcilerinden oluşuyor. Söz konusu pilot projenin süresi geçen yıl dört yıl daha uzatılmıştı.

Müfredat uyarınca dersler “İslam inancına sahip eğitmenler tarafından Almanca olarak, ayrıca Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasası, Saar Eyaleti Anayasası ve Saar Eyaleti Okul Yönetmeliği temelinde” veriliyor.

KNA, AFP/BW,EC

©Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Almanya’ya dönen tatilciler korona rakamlarını katladı

Almanya’da yeni koronavirüs vaka sayısı Mayıs ayından bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştı. Salgın hastalıklar konusunda yetkili Robert Koch Enstitüsü’nün (RKI) verilerine göre dün bir gün içinde kaydedilen yeni vaka sayısı bin 226 oldu. Son olarak en yüksek yeni vaka sayısı bin 251 ile 9 Mayıs tarihinde kaydedilmişti.

Yeni vakalardaki artış eğiliminin sürdüğüne dikkat çeken RKI, durumun daha da kötüleşmesinden kesinlikle kaçınılması gerektiği uyarısı yaptı. Yeni vaka bildirmeyen bölge sayısının son haftalarda giderek azaldığını belirten RKI, şu an en belirgin artışların Kuzey Ren-Vestfalya ve Hamburg eyaletlerinde kaydedildiğini bildirdi.

Menşe ülkeler arasında Türkiye de var

RKI açıklamasında, sınırların açılmasının ardından yurt dışından taşınan enfeksiyonların genel tablodaki payının belirgin bir şekilde arttığına işaret edilerek, 3-9 Ağustos tarihleri arasında yurt dışından taşınan enfeksiyonların, toplamın yüzde 31’ini oluşturduğu kaydedildi. Enstitü, son dört haftada yurt dışından taşınan enfeksiyonlarda muhtemel menşe ülkeler olarak Batı Balkan ülkeleri, Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Polonya ve İspanya’yı sıraladı.

Alman Disiplinlerarası Acil ve Yoğun Bakım Birliği verilerine göre kayıtlı bin 274 klinikte toplam 30 bin 390 yatağın yüzde 71’i şu an dolu. Koronavirüs hastaları ve diğer hastalar için toplam 8 bin 800 yoğun bakım yatağının boşta olduğu bildirildi. Şu an yoğun bakımda tedavi gören 234 koronavirüs vakasından 139’unun solunum cihazına bağlı olduğu bilgisi verildi.

Salgın açısından riskli sayılan bölgelerden dönenlerin Almanya'daki havalimanlarında koronavirüs testi yaptırması gerekiyor

Salgın açısından riskli sayılan bölgelerden dönenlerin Almanya’daki havalimanlarında koronavirüs testi yaptırması gerekiyor

“İhmalkârlık artıyor”

RKI Başkanı Lothar Wieler, vakalardaki artışın belli kapalı bölgelerle sınırlı olmadığına, genel bir artış eğiliminin gözlendiğine işaret ederek bu gelişmeyi, uyulması gereken davranış kurallarında ihmalkârlığın artmasına bağladı.

Almanya’da koronavirüs pandemisinin patlak vermesinden bu yana en az 218 bin 519 kişi virüse yakalandı, 9 bin 207 kişi virüs nedeniyle yaşamını yitirdi. Ölenlerin yüzde 55’ini erkekler oluştururken ölümlerde yaş ortalaması 81 olarak belirlendi. Koronavirüsten 20 yaş altı grupta sadece üç kişinin hayatını kaybettiği, hepsinin yan hastalığının bulunduğu bildirildi. Ölümlerin vaka sayısına oranı yüzde 4,2 olarak gerçekleşti. İyileşen toplam hasta sayısı ise 198 bin 800 olarak kaydedildi. Koronavirüse yakalananların yaş ortalaması Nisan ayında 50 civarındayken şu an 34’e gerilemiş durumda.

dpa/BK,JD

©️ Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

RKI: Korona aşısı sonbahara yetişebilir

Almanya’da salgın hastalıklar konusunda yetkili Robert Koch Enstitüsü (RKI), koronavirüse karşı aşının sonbahara kadar kullanıma hazır olabileceğini belirtti.

Kurumun Çarşamba günü yayımladığı görüş belgesinde SARS-CoV2 virüsüne karşı aşı geliştirme çalışmalarının dünya çapında çeşitli yöntemler kullanılarak son hız devam ettiğine dikkat çekilerek “Geçici tahminler, bir ya da birden çok aşının kullanıma sunulmasının 2020 yılı sonbaharına kadar mümkün olabileceğini göstermektedir” ifadesine yer verildi.

RKI, yine de büyük beklentiler içine girilmemesi uyarısında bulunarak “2020 sonbaharından itibaren pandeminin bir aşıyla kontrol altına alınabileceğine şimdiden güvenmenin tehlikeli olduğunu” vurguladı. Açıklamada, virüsün geçirebileceği mutasyonlar ya da bağışıklığın kısa süreli olması gibi şimdiden kestirilemeyecek etkenlerin, aşıların etkisini göreceli hale getirebileceğine de dikkat çekildi.

Aşı kampanyaları için kapsamlı hazırlık

Etkili bir aşı bulunur bulunmaz ülke çapında başlatılacak aşı kampanyaları için hazırlık yapılmasının önemine işaret eden RKI, bunun için şimdiden depolama, dağıtım lojistiği, öncelikli hedef gruplar ya da aşı sonrası kapsamlı gözlem çalışmaları için uygulanabilir konseptler üzerinde çalışıldığını, planlamaların yetkili Aşı Komisyonu ve uzman heyetlerin katılımıyla yürütüldüğünü bildirdi.

Rusya dün koronavirüse karşı ilk aşıyı tescil ettiğini duyurmuş, ama söz konusu aşı, aylar süren üçüncü faz deneylere tabi tutulmamış olması nedeniyle uluslararası alanda kuşkuyla karşılanmıştı.

AFP/BK,JD

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Korona salgını Almanya’da değişimi tetikledi

Korona krizi, tarihte önemli bir dönüm noktası, toplumsal ve ahlaki olarak da büyük değişimlerin habercisi olabilir mi?

Bu, milyonlarca kişinin enfekte olduğu, yüz binlerin hayatını kaybettiği, dünya ekonomilerinin durgunluğa sürüklendiği ve kitlesel işsizliğin arttığı bir dönemde, yersiz bir soru gibi görünebilir.

Ancak koronavirüs salgınının, şimdiye kadar yıkılmaz denilen zihinlerdeki duvarların yıkılmasına yol açtığı, değişimin ve reformların itici gücü haline geldiğini dile getirenlerin sayısı artıyor.

Ne pahasına olursa olsun: Önce sağlık

Alman felsefeci Markus Gabriel, “salgın bize, ekonomik kaygılarımızı her zaman birinci öncelik olarak görmemeyi başarabileceğimizi gösterdi” dedi.

“Der Spiegel” dergisine verdiği röportajda Gabriel, “Bizler ahlaki olarak doğru olanı yaparak, tercihimizi sağlıktan yana kullandık. Üstelik bunu ekonomik açıdan büyük bedeller ödemeyi göze alarak yaptık” dedi.

Peki, koronavirüs, alışveriş ve tüketim çılgınlığını geride bırakarak, küreselleşme ile ilgili eleştirel bir değerlendirme yapmamızın önünü açabilir mi? Uzun süredir geri plana ittiğimiz etik sorularla yüzleşmemizi sağlayabilir mi?

Devletler para musluğunu açtı

Salgın sadece dijitalleşmeyi değil, inovasyonu da hızlandırdı. Koronavirüse karşı en kısa zamanda aşı bulunması için uluslararası işbirliği güçlendirildi. Ayrıca devletlerin, en azından Almanya’nın, Avrupa, kültür, eğitim ve sağlık için daha fazla para harcamasını da sağladı.

Federal Hükümet, Nisan ayı sonunda, sağlık bakım hizmeti sektöründeki asgari ücretleri artırdı. Gerçi bir kereliğine mahsus prim ödemelerinin, sadece yaşlılara bakım hizmeti verenlerle sınırlandırılması, yoğun bakımlarda korona hastalarına bakanlarda büyük hayal kırıklığına yol açtı.

Yoğun bakımlarda korona vakaları ile ilgilenen hasta bakıcılara toplumdan bol alkış geldi ancak prim ödemelerinde bu kesim unutuldu.

Yoğun bakımlarda korona vakaları ile ilgilenen hasta bakıcılara toplumdan bol alkış geldi ancak prim ödemelerinde bu kesim unutuldu.

Ancak pek çok ülkede olduğu gibi Almanya’da da, salgınla birlikte özellikle sağlık çalışanlarına, anaokul eğitmenlerine, pedagoglara daha çok değer atfedilmeye başlandı.

İlahiyatçı Johann Hinrich Claussen, bu alanlarda çalışanların takdir edilmeye başlanmasını, “korkunç bir salgının yol açtığı olumlu sonuçlar” olarak nitelendiriyor.

Almanya Protestan Kilisesi’nin (EKD) Kültür Sorumlusu Claussen, “toplumumuzda, insan hayatının korunmasına çok değer atfedilmesi, cesaretlendirici” diye konuştu. Johann Heinrich Claussen, kriz dönemlerinde çocuklara ve yaşlılara yönelik tutumun, toplumların insaniyetini, ne kadar insancıl olduğunu da ortaya koyduğuna dikkat çekiyor.

Teşvik primleri yerine kültür programları

Alman Hükümeti’nin, yaklaşık 1 milyar euro kaynak ayırdığı, “Kültürde Yeniden Başlangıç” adını taşıyan kültür ve sanatı teşvik inisiyatifi, Temmuz sonunda Federal Meclis’ten geçti.

İlahiyatçı Claussen, vatandaşların yeni otomobil almalarını amaçlayan teşvik primleri yerine kültür ve sanata destek verilmesini çok olumlu olarak nitelendirirken, bunun Almanya’nın kriz dönemlerinde de kendisini bir kültür toplumu olarak gördüğünü ortaya koyduğunu söyledi.

Dijitalleşme hız kazandı

Salgınla birlikte dijitalleşme de büyük hız kazandı. Merkezi Münih’te bulunan Ekonomik Araştırma Enstitüsü’nün (ifo) Ağustos ayı başında, Almanya’daki yaklaşık 800 insan kaynakları yöneticisinin katılımıyla yaptığı anket çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Buna göre şirketlerin çoğunluğu, salgından sonra da daha fazla evden çalışmaya ağırlık verecek, bunun için de internet üzerinden toplantı yapılması gibi dijital araçların kullanımı artırılacak.

İktisatçı Thomas Straubhaar, “büyük bir dönüşüm” süreci yaşandığı görüşünde. Hamburglu iktisat profesörü “Die Welt” gazetesine yazdığı makalede, “Korona sonrası dönemde küreselleşmenin yerini dijitalleşmenin alacağına” dikkat çekti.

Salgının, küresel tedarik zincirlerinin ne denli hassas olduğunu gözler önüne serdiğine işaret eden Straubhaar, ulusal tedarik güvenliğinin büyük önem kazandığının altını çizerek, “veri akışının mal akışının yerini alacağını” savundu.

Straubhaar, “Videokonferanslar, iş seyahatlerinin önemini azaltıyor. Evden çalışma, ofisten çalışmanın yerini alıyor” görüşünü kaydetti.

Evden çalışmanın da stresli yanları olmasına rağmen korona kriziyle tüm dünyada iyice hayatımıza yerleşti.

Evden çalışmanın da stresli yanları olmasına rağmen korona kriziyle tüm dünyada iyice hayatımıza yerleşti.

Çalışma hayatında dönüşüm

Federal Çalışma Bakanı Hubertus Heil, evden çalışma hakkını güvence altına alacak bir yasa tasarısı üzerinde çalışmaya başladıklarını duyurdu. Salgının Almanya’daki çalışma hayatında yol açtığı değişim bununla da sınırlı değil.

Örneğin et işleme tesislerindeki koronavirüs vaka sayılarındaki artış, çalışma koşullarının yeniden düzenlenmesini beraberinde getirdi. 2021 itibarıyla, bu fabrikaların, geçici işçi ve taşeron şirketler üzerinden işçi çalıştırması yasaklandı.

Et işleme tesislerinde çalışma koşulları yeniden düzenleniyor.

Et işleme tesislerinde çalışma koşulları yeniden düzenleniyor.

İklimi koruma önlemleri

İklimin korunmasına dönük önlemler de, özellikle enerji sektöründe, ihmal edilmiyor. Hem Federal Hükümetin 130 milyar euroluk mali paketi hem de Avrupa Birliği’nin (AB) 1 trilyon 800 milyar euro tutarındaki tarihi korona yardım paketi, iklimin korunması önlemleri ile ilişkilendirildi.

İklim uzmanları özellikle Almanya’nın yardım paketi ile elektrik araçlar için teşvik öngörmüş olmasından övgüyle söz ediyor. Yine AB’de ortak bütçenin ve koronavirüs fonlarının yüzde 30’unun iklimin korunmasına harcanacak olunmasından memnuniyet duyuluyor.

Ancak iklimin korunmasına yönelik kampanyalar yürüten “Fridays for Future” (Gelecek için Cumalar) hareketi, hükümetlerin çok daha fazla önlem alabileceği görüşünde.

Felsefeci Markus Gabriel ise bu konuda ihtiyatlı bir iyimserlik içinde olduğunu söylüyor.

Salgın sırasında hükümetlerin çok hızlı hareket ederek sorunları çözüme kavuşturmaya çalıştıklarına işaret eden Gabriel, “Ben ‘Fridays for Future’ hareketinin bir üyesi olsam hükümetlere dönüp ‘Demek ki mümkünmüş, o yüzden iklim sorununun demokratik araçlarla çözülemeyeceği sadece siyasi bir yalan’ derdim” şeklinde konuşuyor.

 

Astrid Prange De Oliveira

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Alman Sağlık Bakanı’ndan Rusya’ya eleştiri

Almanya Federal Sağlık Bakanı Jens Spahn çarşamba günü yaptığı açıklamada Rusya’nın koronavirüse karşı ilk aşıyı tescil etmesini değerlendirdi.

Jens Spahn Deutschlandfunk radyosundaki söyleşide asıl önemli olanın güvenli ve denenmiş bir aşı sunmak olduğunu vurguladı. “Konu ilk olmak değil; etkili denenmiş ve bu sayede güvenli bir aşıya sahip olmak” diyen Spahn, aksi takdirde herhangi bir sorun yaşanması halinde bunun genel anlamda koronavirüs aşısının kabulünü zorlaştıracağının altını çizdi.

Rusya’nın tescil ettiği aşıyla ilgili eldeki bilgilerin çok sınırlı olduğunu vurgulayan Spahn, bunlardan birinin “aşı denemesinin 3. yani son fazının tamamlanmamış olması” olduğunu söyledi. Spahn aşı denemelerinin bu fazında aşıların binlerce kişi üzerinde denendiğini ve her şeyden önce bu şekilde etkinliğinin belgelendiğin belirtti.

“Çok az şey biliyoruz”

Spahn “Böyle bir aşıya güvenebilmemiz için bence bir pandemi sırasında bile düzgün şekilde araştırma ve ilgili testlerin yapılması ve her şeyden önce bunların kamuoyuyla paylaşılması çok önemli. Sorun şu ki, Rus yetkililer pek şeffaf olmadığı için, bu konuda çok az şey biliyoruz” diye konuştu.

Rusya Devlet Başkanı Putin dün koronavirüse karşı dünya genelindeki ilk aşının Rusya’da tescil edildiğini duyurmuştu. 3. fazı tamamlamamış olan aşı, iki ay boyunca sadece sınırlı sayıda kişi üzerinde denendi.

Almanya’da son durum

Almanya’da bulaşıcı hastalıklar konusunda yetkili olan Robert Koch Enstitüsü (RKI) verilerine göre, son 24 saatte Almanya’da bin 226 yeni koronavirüs vakası kayıtlara geçti. Bu, mayıs ayı başından bu yana en yüksek rakama tekabül ediyor. Almanya’da son olarak 9 Mayıs’ta bir günde bin 251 yeni vaka kayıtlara geçmişti. Almanya’da bir günde en yüksek yeni enfeksiyon rakamları geçen nisanda kaydedilmişti. Nisan ayı başında günde 6 bin yeni vakanın üzerine çıkılmıştı. Yeni vaka sayısında mayıs ayından bu yana bir düşme eğilimi görülmüş, ancak temmuz ayı sonundan beri rakamlar yeniden artış eğilimine girmişti.

Reuters,dpa/BW,EC

©Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Almanya 11 bin kişi hakkında sınır dışı kararı verdi

Neue Osnabrücker Zeitung‘un haberine göre 2019 yılında toplam 11 bin 81 kişi hakkında sınırdışı kararı verildi. Alman hükümeti, bu verileri Sol Parti’nin verdiği soru önergesine verdiği yanıtta paylaştı. Almanya’da 2018 yılında sınır dışı edilen yabancı ülke vatandaşı sayısı ise 7 bin 408 olarak kayıtlara geçti.

Rakamlara göre Almanya’da en çok sınır dışı kararı veren eyalet 3 bin 540 kişi ile Baden-Württemberg oldu. Eyaleti  1762 sınır dışı kararı ile Kuzey Ren Vestfalya ve 1376 sınır dışı kararı ile Bavyera izledi. Haklarında en fazla sınır dışı kararı alınan kişiler ise Ukrayna (1252), Arnavutluk (1220) ve Sırbistan (828) vatandaşları oldu.

Sol Parti: ”Feci ve yanlış”

Sürekli artış gösteren sınır dışı işlemlerini eleştiren Sol Parti iç politika sözcüsü Ulla Jelpke bu uygulamanın kaldırılmasını talep etti. Uygulamanın yıllardır hayatlarını Almanya’da sürdüren kişilere ”çifte ceza” anlamına geldiğini belirten Jelpke ”İnsanlar sosyal çevrelerinden koparılıyor. Bu feci ve yanlış” dedi.

Sınır dışı kararı hangi şartlarda alınıyor?

Alman vatandaşı olmayan kişiler hakkında alınan sınır dışı kararı, söz konusu kişilerin kamu güvenliği ve düzenini bozması ya da tehdit altına sokması durumunda alınıyor. Hakkında sınır dışı kararı verilen kişilerin Almanya’yı tekrar geri dönmemek üzere terketmesi gerekiyor. Karara karşı gelenler polis gücü zoruyla sınır dışı edilebiliyor. Hükümet sınır dışı işlemi konusunda belirlenen yasal çerçeveyi 2015’te patlak veren mülteci krizi sonrasında daha da sertleştirdi.

Afganistan'a sınırdışı edilen bir kişiye refakat eden polis memuru

Afganistan’a sınırdışı edilen bir kişiye refakat eden polis memuru

AB vatandaşları için farklı yasal uygulama mevcut

Avrupa Birliği vatandaşlarında ise sınır dışı etme kararı daha farklı alınıyor. Almanya’da geniş kapsamlı serbest dolaşım hakkına sahip olan AB vatandaşlarının Alman yasalarına karşı gelmiş ya da cezai bir durum sonrası şartlı olarak salıverilmiş olması sınır dışı edilmek için yeterli olmuyor. Alman makam ve yetkili mercileri bu tip kararlarda daha farklı prosedürler uyguluyor.

Neue Osnabrücker Zeitung ayrıca Almanya İçişleri Bakanlığı tarafından paylaşılan istatistiklere göre Almanya’da ikamet eden toplam 311 bin 811 kişi hakkında sınır dışı etme kararı bulunduğunu yazdı. Bunlardan 30 bini hâlâ ülkede bulunuyor.

DPA, afp / NS, EC

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Köln takım formasında cami silüeti tartışması

Almanya’nın Köln kentinden Bundesliga takımı 1.FC Köln’ün tanıttığı yeni sezon formalarından birinin üzerinde cami silüeti bulunması tartışma yarattı.

Kulüp, cami silüetini protesto için kulüp üyeliğini iptal etmek isteyen kişinin mesajını Twitter hesabından paylaşarak, Almanya’daki Türklerin sıkça kullandığı, “hadi hoşça kal” anlamına gelen “Hadi Tschüss” ifadesini kullandı.

Üyelikten ayrılmak isteyen kişi mesajında, “FC’nin, üzerinde cami bulunan formalarla top koşturacağını bugün öğrenmiş olduğumdan ve kendimi Müslümanlar ve camilerle tanımlayamadığım için, bir inanç topluluğu olan 1.FC Köln’den ayrıldığımı bildiriyorum. Bir sonraki sezonda formaların pembe renkli olacağını tahmin ediyorum. O zaman tam dünyaya açılmış olursunuz” ifadelerine yer vermişti.

Üyenin mesajına Twitter’dan yanıt veren 1.FC Köln, “Bu ayrılığı memnuniyetle teyit ediyoruz. Forma fikri için de teşekkürler” diyerek pembe forma fotoğrafı paylaştı. Mesajda “Kulübün tüzüğünü okumadınız mı?” sorusu da yöneltilerek “hatırlamak isteyenler için” tüzük linki paylaşıldı. Kulüp tüzüğünün ikinci maddesinde sporun milliyetler, kültürler ve dinler arasındaki birleştirici fonksiyonunun teşvik edildiği, kulübün yaş, cinsiyet, ten rengi, köken, inanç ya da cinsel yönelimden bağımsız olarak herkese spor olanağı sunduğu, siyasi ve dinsel anlamda tarafsız olduğu belirtiliyor.

Köln'ün Ehrenfeld semtindeki Ditib Merkez Camii

Köln’ün Ehrenfeld semtindeki Ditib Merkez Camii

1.FC Köln’ün Twitter mesajı kısa sürede binlerce Twitter kullanıcısı tarafından beğenildi ve yüzlerce yorumda bulunuldu. Kullanıcıların bir bölümü ırkçılığa karşı net bir mesaj verdiği için kulübü tebrik ederken bazı kullanıcılar ise forma üzerinde silüeti görülen caminin Diyanet İşleri Türk-İslam Birliği’ne (DİTİB) bağlı olması nedeniyle çekincesini dile getirdi. DİTİB’e eleştirel bakan kullanıcılar, kuruluşun Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsil ettiği, FC tüzüğünde yer alan dünyaya açık bir yapıda olmadığı, özellikle farklı düşünenler ve farklı cinsel yönelimlere sahip olanları benimsemediği görüşünü dile getirdi.

Eleştirilere yanıt olarak bir mesaj daha paylaşan 1. FC Köln, Ehrenfeld semtindeki DİTİB Merkez Camii’nin Köln’de yaşayan büyük Türk topluluğu yansıtan bir sembol olduğunu ve Kölnlü Türkler arasında kulübün çok sayıda sadık taraftarı bulunduğunu belirterek “Cami, kimin inşa ettiğinden ve kimin işlettiğinden bağımsız olarak Köln şehir silüetinin bir parçası haline gelmiştir” dedi.

DW/BK,JD

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle