Din dersi komisyonuna DİTİB dahil edildi

Almanya'nın Kuzey Ren-Vestfalya (KRV) eyaletinde yeniden yapılandırılan İslam din dersi komisyonuna, Türk hükümetinin Almanya'daki uzantısı olduğu iddiasıyla daha önce kurul üyeliği askıya alınan Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) dahil edilirken, Almanya'daki Müslümanlar Merkez Konseyi (ZMD) alınmadı.

ZMD, eyalette verilen İslam din derslerinin içeriği ve eğitim personeli konusunda eyalet hükümeti ve eğitim bakanlığına danışmanlık yapan kurulun başından bu yana içinde yer alıyordu. DİTİB'in kurul üyeliği ise Türk hükümetinin güdümünde olduğu iddiasıyla bir süre önce dondurulmuştu.

KRV Eğitim ve Okul Bakanlığı eyalette İslam din derslerinin verilmeye başladığı 2012'de danışma kurulu olarak, eyalet hükümetinden temsilcilerin de katılımıyla hayata geçirilen oluşumu yeniden yapılandırarak komisyona dönüştürdü. Hükümet yetkililerinin olmadığı, sadece İslami çatı kuruluşlarının temsilcilerinin yer aldığı bir komisyon haline gelen oluşumda katılımcı üye kuruluşlarda da değişiklik yapıldı. Bu bağlamda 2019‘da Avusturyalı ilahiyatçı Mouhanad Khorchide tarafından kurulan "Kuzey Ren-Vestfalya Müslüman Topluluğu" da yeni oluşturulan komisyonda yer almadı.

Gerekçe ATİB mi?

Eyalet Eğitim ve Okul Bakanı Yvonne Gebauer, ZMD'nin yeni oluşturulan komisyona dahil edilmeme gerekçesi hakkında bir açıklama yapmazken, ZMD, bünyesindeki Avrupa Türk İslam Kültür Dernekleri Birliği (ATİB) adlı dernek nedeniyle bir süredir eleştirilerin hedefinde yer alıyor. ZMD'nin kurucu üyeleri arasında yer alan ve en geniş üyeye sahip olan ATİB, Almanya'da iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından aşırı sağcı "Türklerin üstün bir ırk olduğunu varsayan" Bozkurt hareketinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

DİTİB'in Köln'deki Merkez Camisi'nin açılışına katılan Türkler

DİTİB'in Köln'deki Merkez Camisi'nin açılışına katılan Türkler

Kimler var?

Komisyonda DİTİB'in dışında Fas Cemaati İttifakı (BMG), Almanya'daki Boşnaklar İslam Topluluğu (IGBD), NRW İslam Cemaati (IRG NRW), Almanya'daki İslam-Arnavut Merkezleri Birliği (UIAZD) ve İslam Kültür Merkezleri Derneği yer alıyor.

KRV Eğitim Bakanı Gebauer, yeni oluşturulan komisyonun Müslüman kuruluşlarla bakanlık arasında iletişimi sağlayacağını, İslam din dersi öğretmenlerinin sertifikalandırılması ile ders müfredatı konusunda da söz sahibi olacağını söyledi. Komisyonun ayrıca eğitim materyallerinin hazırlanmasında da yetkili olacağını belirten Gebauer, üye kuruluşlarla sözleşmelerin ise halihazırda imzalandığını kaydetti. 

DİTİB'e eleştiri

Gebauer, komisyondaki çatı kuruluşlarının eyalet eğitim ve okul yasası gereği özerklik, devletten bağımsız olma ve anayasal ilkelere saygı temel koşulları çerçevesinde belirlendiğini söyledi. Ancak DİTİB Türk devletine yakın olduğu gerekçesiyle nedeniyle eleştiriliyor. Almanya'da yaklaşık bin caminin bağlı olduğu kuruluşun Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından finanse edilip, yönetildiği belirtiliyor. Bu nedenle DİTİB'in danışma kurulu üyeliği de askıya alınmıştı.

Gebauer, komisyonun şartlarını yerine getirmeleri koşuluyla diğer İslami örgütlere kapının açık olduğunu vurguladı.

Ancak komisyonun nihai hali Müslümanlar Merkez Konseyi'nin, davacı olması nedeniyle yargının vereceği karara bağlı olacak.

KRV 2012 yılında Almanya'da İslam din dersleri verilen ilk eyalet oldu. Ancak İslami çatı kuruluşları dini cemaat stütüsünde olmadığı için din dersi müfredatı hazırlanırken eyalet hükümetinden yetkililerin de aralarında olduğu bir danışma kurulu oluşturulmuştu.

KNA/TY,JD

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW - Deutsche Welle

Herrmann: Antisemitist olaylardan Erdoğan da sorumlu

Almanya’da Bavyera eyaletinin İçişleri Bakanı Joachim Herrmann, İsrail ile Hamas arasında yaşanan çatışmalar nedeniyle Almanya’da gerçekleşen protestolarda yaşanan antisemitist saldırılardan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da kısmen sorumlu olduğunu söyledi.

Alman Bild gazetesine konuşan Herrmann, “Şu anda yaşadıklarımız ağırlıklı olarak aşırı sağcılar değil, daha ziyade, kısmen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve diğerlerinin gaddar konuşmalarıyla kışkırtılan ve bu çatışmaların Alman sokaklarına yayılması gerektiğine inanan Müslüman kökenli kişiler” diye konuştu.

Bavyera eyaleti İçişleri Bakanı Joachim Herrmann

Bavyera eyaleti İçişleri Bakanı Joachim Herrmann

Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) partili Bavyera eyaleti İçişleri Bakanı Herrmann, İsrail bayrağının yakılması ve İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik hava saldırılarına karşı düzenlenen gösterilerde Yahudi düşmanlığını yaymanın suç olduğunu ifade etti.

“Fanatik bir hoşgörüsüzlüğe” sahip insanların sınır dışı edilmesi gerektiğini ifade eden Herrmann, Almanya’daki sosyal düzene tam entegre olamayan insanlar bulunduğunu söyledi. Bu insanların Alman vatandaşlığı veya sürekli oturum izni yoksa "bu kadar hoşgörüsüz birinin artık vatandaşlığa kabul edilip edilemeyeceği kontrol edilmelidir” diye konuşan Herrmann, “Eğer yasal imkanlar el veriyorsa, bu insanlar ülkemizi terk etmelidir” dedi.

Schäuble: Çatışmaların buraya taşınmasına izin verilmeyecek

Almanya Federal Meclis Başkanı Wolfgang Schäuble de hafta sonu gerçekleşen gösterilerde antisemitist hareketler karşısında dehşete düştüğünü ve görüntülerin “dayanılmaz” olduğunu söyledi. Bild gazetesine demeç veren Schäuble, Ortadoğu’da yaşanan çatışmaların Almanya’da çözülmeyeceğini ve çatışmaların “Yahudi Almanlar pahasına buraya taşınmasına izin verilmeyeceğini” ifade etti.

Devletin ifade özgürlüğünü koruduğunu ve insanların İsrail’in politikalarını eleştirip buna karşı protesto gösterisi düzenleyebileceğini ifade eden Schäuble, ancak antisemitizm, nefret ve şiddet için hiçbir gerekçenin bulunmadığını belirtti. Schäuble, bu nedenle “suçlulara karşı tüm yasal sertliğe ve Yahudi toplulukları ile kurumları için mümkün olan en büyük korumaya” ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Almanya'da antisemitist saldırılar nedeniyle sinagoglarda koruma önlemleri artırıldı

Almanya'da antisemitist saldırılar nedeniyle sinagoglarda koruma önlemleri artırıldı

“Almanya’da İslami antisemitizm ile bir sorunumuz var”

Sol Parti'nin dış politika sözcüsü Gregor Gysi de Spiegel’e verdiği röportajda antisemitist sloganlar atıp İsrail bayrağı yakanların sol görüşlü olamayacağını, iki devletli çözüm için mücadele etmek yerine bunu baltalamış olacağını kaydetti.

“Almanya’da İslami antisemitizm ile de bir sorunumuz var” diyen Gysi, “Aklı başında insanlara da dediğim gibi, dinlerinin kötüye kullanılmasına karşı daha fazla protesto etmeleri gerekiyor” dedi. Gysi, İslamcıların, “giderek büyüyen bir sorun” olduğunu ve bunun Batılı devletlerin siyasetinde yatan sebepleri bulunduğunu ifade etti.

İsrail ile Hamas arasında tırmanan gerginlik sonrasında Almanya'da düzenlenen Filistinliler ile dayanışma gösterilerinde Yahudi düşmanlığı içeren sloganlar atılması, pankartlar taşınması, İsrail bayrakları yakılması ve Almanya'da sinagogları hedef alan saldırıların meydana gelmesi sert tepki çekiyor. 

AFP,KNA / DÇÜ,BK

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW - Deutsche Welle

Alman istihbarat teşkilatı Instagram’a girdi

Yıllarca kapalı kutu olarak bilinen Almanya dış istihbarat teşkilatı BND, dışarıya açılma stratejisinde bir adım daha atarak Instagram hesabı oluşturdu. Merkezi Berlin'de bulunan teşkilat, Pazartesi günü, özellikle gençler arasında yaygın olarak kullanılan sosyal medya platformu Instagram'a kendi hesabıyla dahil oldu.

Asıl amacın yeni yetenekleri işe alabilmek olduğu belirtilirken açılan hesapla özellikle matematik, bilişim, doğa bilimleri ve teknik alanlardan gençlere ulaşmanın planlandığı kaydedildi.

Gençlere ulaşmanın yolları aranıyor

BND Başkanı Bruno Kahl, Alman basın ajansı dpa'ya yaptğı açıklamada, "Modern bir işveren, potansiyel iş adaylarının bulunduğu mecralarda da bulunmalıdır” ifadelerine yer verdi. Kuruluşunun 65. yılında Instagram'da bir hesap oluşturmanın "dönüm noktası” olduğunu söyleyen Kahl, "Okulu bırakanlara, üniversite mezunlarına, genç iş insanlarına, uluslararası alanda faaliyet gösteren bir güvenlik kurumunun sunabileceği kariyer olanakları konusunda izlenim yaratmanın modern yollarını bulmalıyız” dedi.

BND Başkanı Bruno Kahl

BND Başkanı Bruno Kahl

BND'nin, modern bir web sitesinin yanı sıra, 2018'in Kasım ayından beri video platformu Youtube'da da bin takipçili bir hesabı bulunuyor.Teşkilat, hacker uzmanlara ulaşmak için Mart ayında da sosyal medya üzerinden bir kampanya düzenlemişti.

Teşkilat, Twitter'da 28 bin takipçisi bulunan Almanya iç istihbarat birimi Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) gibi kendine ait bir Twitter hesabı açmayı ise planlamıyor.

Hedef ayda 60 bin kişi

ABD'nin Federal Soruşturma Bürosu (FBI) 2 milyon, CIA 400 bin, İngiliz İstihbarat Servisi MI5 ise yaklaşık 100 bin takipçisiyle Instagram'da oldukça aktif. BND de Instagramda her ay 60 bin kişiye ulaşmayı umuyor.

BND Başkanı Kahl, "Bir istihbarat teşkilatı; operasyonlarını, ulaştığı gizli bilgileri ya da metotları açıkça kamusal alanda tartışamaz. Instagram üzerinden herhangi bir politik tartışmaya girmeyeceğiz. İlgilenenler, yaptığımız işlere, günlük görevlerimize ve Almanya'nın güvenliği için istihbarat biriminde çalışan insanlara dair izlenimler edinebilir” dedi.

Sosyal medya ekibi kuruldu

Teşkilat yaklaşık iki yıl süren planlama sürecinin ardından, Instagram hesabı için uzman editörlerin bulunduğu bir takım oluşturdu. Danışmanlık şirketlerinden ya da iş derneklerinden genç uzmanların oluşturduğu bu ekip, sosyal medya deneyimleriyle sürece katkı sağlıyor.

Teşkilatın dışa açık imajını güçlendirmek için Instagram hesabında isim ve yüzleri görünmeden BND çalışanlarının kişisel paylaşım ve izlenimlerine de yer verilecek.

dpa / AI, BK

@Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW - Deutsche Welle

Almanya’da Müslümanlar ve antisemitizm tartışması alevlendi

Almanya'da düzenlenen Filistin ile dayanışma gösterilerinde Yahudi düşmanlığı içeren sloganlar atılması, pankartlar taşınması, İsrail bayrakları yakılması Müslüman göçmenler ve antisemitizm tartışmalarını tekrar gündeme taşıdı. Özellikle geçen hafta Gelsenkirchen kentindeki bir sinagog yakınında düzenlenen ve Türkiye bayraklarının da görüldüğü gösteride atılan "Pis Yahudiler" sloganları, İsrail’in politikalarını eleştirmekten çok bütün Yahudi halkına nefreti içerdiği gerekçesiyle yoğun tepkiye neden oldu.

Dün de Almanya çapında düzenlenen başka gösterilerde polisle arbede yaşanması üzerine çok sayıda gösterici geçici olarak gözaltına alındı. Hamas'ın roket saldırıları ve buna misilleme olarak İsrail'in hava operasyonlarının hemen ertesinde Almanya’da da sinagaoglara yönelik saldırılar düzenlendiği açıklandı.

Berlin'de İsrail'i protesto ve Filistin'e destek gösterisi

Berlin'de İsrail'i protesto ve Filistin'e destek gösterisi

Berlin'deki gösteriye 3 bin 500 kişi katıldı

Berlin’de dün binlerce kişinin katıldığı Filistin ile dayanışma gösterilerinde Yahudi karşıtı tehdit içeren sloganlar atıldığı açıklandı. Polis, gösterilerde polisle protestocular arasında yer yer arbede yaşandığını duyurdu. Olaylarda 20'den fazla polisin yaraldığı bildirildi. Yaklaşık 3 bin 500 kişinin katıldığı gösterilerde Tel Aviv'in bombalanması, İsrail’in yok edilmesi yönünde sloganlar atıldı. Medya mensuplarının da küfürlere maruz kalarak taş ve benzeri sert cisimlerle hedef alındığı, bazılarına fişek ile saldırıldığına dair görüntüler de kamuoyuna yansımıştı.

Frankfurt’ta düzenlenen Filistin ile dayanışma gösterisine 2 bin 500 kişi katılırken, İsrail ile dayanışma amaçlı karşıt gösteride 700 kişi yer aldı. Oradaki gösterilerin barışçıl havada geçtiği, olay çıkmadığı duyuruldu.

Türkiye kökenliler ile göçmen kökenlilerin yoğun yaşadığı Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde de Köln, Münster ve Bochum gibi kentlerde gösteriler düzenlendi. Protestoların olaysız geçtiği, bazılarının korona tedbirlerine uyulmadığı gerekçesiyle erken dağıtıldığı haber verildi.

Almanya Yahudiler Merkez Konseyi Başkanı Josef Schuster

Almanya Yahudiler Merkez Konseyi Başkanı Josef Schuster

Yahudiler Merkez Konseyi: Almanya tarihinin karanlık dönemi akıllara geliyor

Almanya Yahudiler Merkez Konseyi Başkanı Josef Schuster, "Günlerdir Almanya'daki kentlerdeki gösterilerde açıkça Yahudilere yönelik nefret yaymaya çalışılıyor. Yahudiler karşıtı attıkları aşağılayıcı sloganlar Almanya tarihinin en karanlık dönemini akıllara getiriyor" diye konuştu. Schuster, "Gösteri hürriyeti adı altında Yahudi düşmanlığı yayılmasına müsamaha edilemez" diye konuştu ve güvenlik birimlerinden tutarlı biçimde mücadele etmesini talep etti. Almanya Yahudiler Merkez Konseyi Başkanı Schuster ayrıca Müslüman cemaatler ve çatı kuruluşlarını da din görevlilerine çağrı yaptırarak, gerilimin giderilmesi için çaba göstermeye davet etti.

Müslüman cemaat temsilcilerinden göstericilere çağrı

Almanya Müslüman Merkez Konseyi Başkanı Aiman Mazyek de Yahudilerin ibadethanelerine yönelik saldırıları kınadı ve "İsrail eleştirisi adı altında sinagoglara ve Yahudilere saldırılıyorsa bu (Filistinlilerle) dayanışmaya yönelik hakka gölge düşürür" diye konuştu. Mazyek ayrıca, "Yahudi vatandaşlara yönelik son günlerde meydana gelen saldırıları kararlı biçimde kınıyoruz" dedi.

Ditib Merkez Camii

Ditib Merkez Camii

Diyanet işleri Türk İslam Birliği’nden de kınama geldi

Almanya Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (Ditib) Hessen Eyaleti Başkanı Onur Akdeniz de Filistin-İsrail çatışmasının ve Müslümanların bu meseledeki duygusal hassasiyetinin kötüye kulanılmasını endişeyle izlediklerini söyledi. Akdeniz, Düsseldorf, Münster ve Bonn'da düzenlenen sözde gösterilerin Yahudi düşmanlığı ve demokrasi karşıtlığı haller alması karşısında dehşete düştüklerini de kaydetti. "Yahudilerin, Yahudilere ait semboller, kuruluşlar ve sinagogların artan biçimde antisemitik nefret saldırılarının hedefi haline gelmesini en sert biçimde kınıyoruz" diye konuştu.

İslam dininin insan onuruna saygı göstermeyi şart koştuğunu söyleyen Onur Akdeniz, toplumun tamamı gibi Müslümanların da "Allah'ın yeryüzündeki merhametinin şahidi olmaya ve barış tesis etmeye" çağrıldığını söyledi. Akdeniz, Müslümanları nefret yayan kalabalıklardan uzak durmaya çağırdı.

Siyasetten de Müslüman örgütlere çağrı

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier de gösterilerde sergilenen antisemitzmi kınadı ve "Hiçbir şey Almanya’daki Yahudilerin tehdit edilmesini ve sinagoglara saldırlar düzenlenmesini haklı çıkaramaz" dedi.

Almanya İçişleri Bakanı Seehofer

Almanya İçişleri Bakanı Seehofer

Almanya Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer de Yahudilere ait ibadethanelere ve kuruluşlara yönelik saldırı düzenleyenlere güvenlik birimlerin sert karşılık vereceğini açıkladı. Yahudilerin Almanya’da yeniden korku içinde yaşamasına izin vermeyeceklerinin altını çizen Seehofer, "Alman toprakları içinde İsrail bayraklarının yakılmasına, Yahudi kuruluşlarına saldırı düzenlenmesine kesinlikle müsamaha gösterilmeyecektir" diye konuştu. Bakan, güvenlikten sorumlu eyalet ve yerel emniyet teşkilatlarına da olaylara müdahale etme noktasında ihtiyaç duyulması halinde personel ve teçhizat desteği sunulacağını kaydetti.

Federal Adalet Bakanı Christine Lambrecht de dün verdiği bir mülakatta "Yahudi düşmanlığının başladığı noktada gösteri ve düşünce özgürlüğü biter" dedi.

"Almanya'ya göç sınırlansın" talebi

Son bir haftadır Almanya'da  düzenlenen Filistin ile dayanışma gösterilerinde görülen Yahudi düşmanı sloganlar ve tutum üzerine Hristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) Federal Meclis Grubu İç Politika Sözcüsü Mathias Middelberg'den göçe sınırlama getirilmesi talebi geldi. Middelberg, yaşananların Almanya'nın göç politikasında sorunlar olduğunu ortaya koyduğunu, Yahudi düşmanı ve İsrail karşıtı olaylara katılan "Arap ülkeleri ve Türkiye kökenli aşırı sağcı gençler hakkında" hukuki işlem yapılması gerektiğini söyledi. Hristiyan demokrat siyasetçi, "İsrail'in varlığını tanımaya yönelik devlet politikamızı ciddiye alıyorsak meydana gelen olaylar izlenen göç politikasına yönelik derin şüpheler yaratıyor" diye devam etti. 

"Göçün uyumu mümkün kılan bir ölçüye sahip olması gerektiği" görüşünü savunan Mathias Middelberg, Ortadoğu'daki çatışmanın okullarda öğretim müfredatına dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

KNA, dpa, epd /ETO, EC

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW - Deutsche Welle

Almanya Daimi Aşı Komsiyonu: Seneye de aşılanmak gerekecek

Almanya Daimi Aşı Komisyonu (STIKO), koronavirüse karşı önümüzdeki sene de aşılanmanın gerekli olduğunu açıkladı. Halen 18 bağımsız temsilciden oluşan ve hükümetin pandemiyle mücadeleden sorumlu bilimsel kuruluşu Robert Koch Enstitüsü bünyesinde görev yapan Daimi Aşı Komisyonu'nun Başkanı Thomas Mertens, "Virüs ortadan kalkmayacak. Bu sebepten şu dönem yapılan aşılar sonuncular olmayacak" diye konuştu. Bu nedenle Almanya'da aşı üretiminin canandırılmasının da akıllı bir adım olacağının altını çizdi.

Aşılamanın tazelenmesinin ne zaman yapılması gerektiğine dair henüz ellerinde kesin veriler bulunmadığını belirten Mertens, gelecek birkaç ay içinde aşılananlardaki korumanın ne kadar sürdüğüne dair gözlem yapılmasının mümkün olacağını, onunla beraber sağlanacak veriler üzerinden bir sonraki aşının yapılması gereken tarihi kestirmeninin mümkün olabileceğini kaydetti.

Almanya Sosyal Demokrat Parti (SPD) üyesi, tıpçı Prof. Dr. Karl Lauterbach da koronavirüse karşı aşılanmanın rutin hale dönüşeceğini tahmin ettiğini söyledi. Lauterbach'a göre, ilk aşılamanın sağlayacağı koruma zayıf olacak ve bu nedenle muhtemelen altı ay sonra aşılanan ilk grupların yeniden aşılarını tazelemesi gerekecek. Gelecek sonbaharda aşı olan ilk grupların dolayısıyla yeniden aşılanması gerekeceğini söyleyen SPD'nin sağlık politikaları uzmanı Lauterbach'a göre koronavirüs de varyantları da hükümetleri ve insanları uzun süre meşgul etmeye devam edecek.

1.353.453 ile yeni rekor

Almanya'da aşılama hız kazanırken dini bayram tatili olan perşembe ile hafta sonu arasındaki tek çalışma günü olan cuma günü 1 milyon 353 bin 453 doz aşı yapılarak yeni bir rekor kırılmıştı. Böylece halkın yüzde 35,9'unun ilk dozu olduğu yüzde 10,6'sının da her iki dozu da olduğu açıklanmıştı.

Öte yandan yapılan aktüel bir kamuoyu araştırmasına göre Almanya'da vatandaşların aşı olma isteği de giderek artıyor. YouGov şirketinin son araştırmasına göre 18 yaş üzerine vatandaşların yaklaşık dörtte üçü aşı olarak korunmak istediğini beyan ediyor.

Haftalık vaka sayısı düşmeye devam ediyor

Almanya'da 100 bin kişi başına haftalık görülen yeni vaka sayısındaki olumlu gelişme de devam ediyor. Hükümetin pandemiyle mücadeleden sorumlu bilimsel kuruluşu olan Robert Koch Enstitüsü, üçüncü gün üst üste insidans olarak nitelenen haftalık yeni vaka sayısının 100'ün altında olduğunu duyurdu. Buna göre kısıtlamalarda baz alınan 100 bin nüfustaki haftalık yeni vaka sayısı Almanya ortalaması bugün 83,1 olarak verildi. Dün ise bu rakam 87,3 olarak açıklanmıştı. Cuma günü de 96,5'ti.

Almanya'da koronavirüs vaka sayıları hafta sonlarında genelde normalden biraz daha düşük oluyor. Bu hafta perşembenin dini bayram olması sebebiyle de test olan kişi sayısının az olabileceğine dikkat çekiliyor.

AFP/ ETO, EC

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW - Deutsche Welle

Kripto para düzenlemesi nasıl olmalı?

391 bin kişinin işlem yaptığı kripto para platformu Thodex'in kurucusu Faruk Fatih Özer'in 2 milyar dolarlık kripto parayla yurt dışına kaçtığı iddiası, Türkiye tarihinin en büyük vurgunlarından biri olarak basına basına yansıdı. Faruk Fatih Özer, dolandırıcılık suçlamasıyla kırmızı bültenle aranırken Thodex'in mağdurları da alacaklarının peşinde.

Giderek daha fazla yatırım aracı olarak kullanılmaya başlanan kripto paralar, dolandırıcılığa da açık bir alan oluşturuyor. Thodex skandalının ardından Türkiye'de bu platformlar için yasal bir düzenleme yapılması gerektiği daha sık gündeme gelmeye başladı. Hazine ve Maliye Bakanlığı da kısa süre önce bu konuda adım atarak yasal düzenleme için çalışmalarını başlattı.

Geçen hafta bir televizyon programına katılan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, konunun, kara paranın aklanması ve terörizmin finansmanı konusunda alınacak önlemler ile tüketicinin korunması konusu olmak üzere iki boyutu olduğunu söyledi. "Bizim de taslak bir çalışmamız var şu anda, bir kanun teklifi olacak muhtemelen" diyen Elvan, Mali Suçları Araştırma Kurulu'na (MASAK) bu platformları denetleme yetkisi verdiklerini de aktardı.

Düzenlemeyle ilgili DW Türkçe'ye bilgi veren Bakanlık kaynakları da çalışmaların hâlâ sürdüğünü, tamamlandığında da Cumhurbaşkanı'na sunulacağını söyledi.

İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Direktörü Şant Manukyan

İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Direktörü Şant Manukyan

Peki nasıl bir düzenleme gerekli?

Türkiye'de kripto paralarla ilgili ilk adımı geçen Nisan ayında Merkez Bankası atmıştı. 30 Nisan'da yürürlüğe giren yönetmeliğe göre, kripto varlıklar ödemelerde doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılamayacak. Ayrıca bu varlıkların ödemelerde doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılmasına yönelik hizmette sunulamayacak. MASAK tarafından da kripto varlık hizmet sağlayıcıları için 23 sayfalık bir rehber yayınladı. Rehber, kara paranın takibi konusunda yükümlü kuruluşlar arasına dahil edilen kripto para platformlarının uyacağı kuralları içeriyor. Rehbere göre, kripto para platformları, şüpheli işlemleri, en geç 10 iş günü içinde, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise derhal MASAK'a bildirecek. Şüpheli işlemlerde tutar gözetmeksizin ve toplamı 75 bin lirayı aşan her işlemde kimlik tespiti yapacak.

DW Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede Türkiye'de giderek büyüyen kripto para piyasası için yasal bir düzenleme ihtiyacı olduğuna işaret eden İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Direktörü Şant Manukyan'a göre "kimin ne yaptığını kontrol eden bir otorite" olması gerekli.

Foreks sisteminin başladığı döneme değinen Manukyan, daha önce "Londra'da veya merdiven altı çalışan kurumlarda" Türk yatırımcısının mağdur olduğunu belirterek "Daha sonra SPK düzenlemesi geldi, lisanslama yapıldı. Merkezi bir takas oluşturuldu, sonra da uzunca bir süre sorunsuz gittiğini gördük. Burada da aslında aynı mantık var" diye konuştu. Bu sistemin Foreks sisteminde başarılı olduğunu ifade eden Manukyan, birebir kopyasının kripto piyasalarına ise uygun olmadığını kaydetti.

Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi İsmail Hakkı Polat da lisanslama konusunda "merkezi otorite" olması gerektiğine, ancak "inovasyonu" engellemeyecek düzenlemelere ihtiyaç olduğu görüşünde.

"Kripto para okur-yazarlığı problemi var"

Kripto paraların, küresel para sistemleri içerisindeki rolünün ne olacağına dair tartışmalar uzun bir süredir tüm dünyada sürüyor. Bazı uzmanlar, kısa sürede bu tür paraların piyasadan silineceğini savunurken birçok uzman da yasal olarak tanınması gerektiğine vurgu yapıyor.

Geleceğe yönelik çözüm için bu sistemin iyi tanınması gerektiğini belirten İsmail Hakkı Polat,ülkedeki "kripto para okur-yazarlığının çok düşük düzeyde" olduğuna dikkat çekerek "insanların hangi borsa ve Coin'i seçeceklerinden, nerede hangi parayı saklayıp, hangi kripto parayı, ne zaman cüzdanlarına alacaklarına kadar çok sayıda bilinç problemleri olduğunu" ifade etti.

DW Türkçe'ye değerlendirme yapan uzmanlar, düzenlemelerin Merkez Bankası'yla sınırlı kalmaması ve Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın koordinasyonunda Sermaye Piyasası Kurumu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu gibi faktörlerin de devreye girmesi gerektiği kanısında.

Sadece yönetmeliklerin yeterli olmayacağının altını çizen Polat, "Belirli şeylerde yasalara da ihtiyaç var. Yasalarda mesela sözleşme yapılacak iki kişi arasında; hangi şartlarda, hangi ödemelerle gerçekleşeceğini Türk Ticaret Kanunu veya biraz da Sermaye Piyasaları Kanunu tarafından belirlenmesi lazım" görüşünü dile getirdi. 

Polat, "Bu platformların kripto para seçimlerinin standarda bağlanmasından, onlara belirli teminat ve lisans yeterlilikleri kazandırılmasında, patronlarının bütün parayı toplayıp dijital bir cüzdana, kripto cüzdana koyup sonra elini kolunu sallayarak sınırı geçmesini engelleyici blok zincir çoklu imza çözümleri gibi teknik çözümlerin de olması lazım bu düzenlemelerde" dedi.

"İsteyenin at koşturmasının önü kesilmeli"

Türkiye, başını Bitcoin'in çektiği kripto paraların kullanımında dünyada dördüncü, Avrupa'da ise ilk sırada yer alıyor.

İstihdam da yaratabilecek, finansal ya da diğer sektörlerde yeni iş modelleri ortaya çıkartabilecek bir potansiyel olduğuna vurgu yapan İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Direktörü Manukyan, "Hem o girişimcilere yol açılması lazım hem de isteyenin at koşturabileceği, geçtiğimiz negatif örnekte gördüğümüz gibi göz boyamaya gelen kesimlerin de önünü kesecek bir regülasyon en doğrusu olacaktır" diye konuştu.

Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi İsmail Hakkı Polat

Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi İsmail Hakkı Polat

Kripto paraların nasıl saklanacağına dair net bir şekilde düzenleme yapılması gerektiğine değinen Şant Manukyan, "Yatırımcı fonlarının, tamamının demiyorum kesinlikle, belli bir ölçüde korunmasına yönelik sigorta sistemi de olması lazım" değerlendirmesini yaptı.

İsmail Hakkı Polat ise dolandırıcılığın önüne geçebilmek için kripto para borsalarının yöneticilerine "çoklu dijital imza" çözümüne dikkat çekti.

Önerisiyle yatırımcıların paralarının bir kişi tarafından tek başına çekilmesinin önüne geçilebileceğine vurgu yapan Polat, "Mesela, birden fazla yönetici buna dijital imza atacak, aynı zamanda bu bildirim olarak örneğin 'Kripto Paralar ya da Kripto Varlıklar Denetim Kuruluna' anında gidecek ve alım-satım platformu da anında açıklama yaparak para çekimini şu yüzden yaptık diyecek" şeklinde sözlerini sürdürdü.

Adnan Ağaç

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW - Deutsche Welle