Nazi davasında firar eden 96 yaşındaki sanık yakalandı

Nazi işgali altındaki Polonya topraklarında bulunan Stutthof Toplama Kampı’nda sekreter olarak görev yapan ve bugün yargılanmasına başlanacak olan 96 yaşındaki Irmgard F. bu sabah firar etmesinin ardından, öğleden sonra yakalandı. 

Davanın görüleceği Itzehoe Eyalet Mahkemesi sözcüsü, F.’nin polis tarafından yakalandığını ve mahkemeye getirileceğini açıkladı. Schleswig-Holstein eyaletindeki mahkeme, bu sabah duruşmaya gelmeyen F. hakkında tutuklama emri çıkarmıştı. 

Irmgard F., 11 bin kişinin ölümüne yardım ve yataklık suçlamasıyla yargılanıyor. Kampta çalıştığı yıllarda 18-19 yaşında olan F., Hamburg kentindeki bir yaşlılar yurdunda yaşamını sürdürüyordu.

Mahkeme sözcüsü, sanığın sabah saatlerinde yaşadığı yaşlılar yurduna bir taksi çağırarak Hamburg dışındaki Norderstedt metro istasyonuna gitmek istediğinin belirlendiğini kaydetti.

96 yaşındaki F., Stutthof toplama kampında Haziran 1943-Nisan 1945 döneminde kamp komutanının sekreteri olarak esirlerin sistematik bir şekilde öldürülmesine yardımla suçlanıyor.

65 bin kişi katledilmişti

Polonya’nın Gdansk kenti yakınlarındaki kampta, aralarında Yahudi esirlerin yanı sıra Polonyalı partizanlar ve Sovyet savaş esirlerinin de bulunduğu yaklaşık 65 bin kişi katledilmişti.

Davaya taraf olan Yahudi Soykırımından hayatta kalanların avukatı Christoph Rueckel, F.’nin kamp komutanının tüm yazışmalarını gerçekleştirdiğine işaret ederek, “Tüm sürgün ve infaz emirlerini kendisi kağıda geçiriyor, tüm mesajlar kendisi tarafından gönderiliyordu” dedi.

 

Karar Haziran’da bekleniyor

Davayı gören mahkeme, Şubat ayında F.’nin sağlık durumunun yargılanmaya müsait olduğuna karar vermişti. Ancak yine de sanığın yaşı nedeniyle duruşmaların kısa tutulacağı, bu nedenle 26 duruşmanın planlandığı davada kararın açıklanmasının 2022 yılı Haziran ayını bulacağı belirtiliyor.    

Son olarak Nazi dönemindeki milis güçlerinden Koruma Timi (SS) mensubu Bruno D. 93 yaşında yargıç karşısına çıkarak Temmuz ayında iki yıl hapis cezasına çarptırılmış, ancak cezası ertelenmişti.

Bir hafta önce de Berlin yakınlarındaki Neurippin kampında gardiyanlık yapan 100 yaşındaki bir kişinin davası başlamıştı.

 

AFP/BK,ET,JD

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Almanya’da koalisyon için ilk adımlar atılıyor

Almanya’da 26 Eylül’de yapılan genel seçimler sonrasında yeni koalisyon hükümeti kurma çalışmaları çerçevesinde partiler arasında ön görüşmeler bu hafta sonu yapılacak.

Oyların yüzde 25,7’sini alarak seçimden en güçlü parti olarak çıkan Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) yanı sıra yüzde 24,1 oy oranı ile hezimete uğrayan Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri de Yeşiller ve Hür Demokrat Parti (FDP) ile ön görüşmelere hazırlanıyor.

Buna göre, SPD Pazar günü FDP ve Yeşiller ile ayrı birer görüşme yapacak. Hristiyan Birlik de Pazar günü FDP, gelecek hafta Salı günü de Yeşiller ile bir araya gelecek.

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Genel Sekreteri Paul Ziemiak, “Gelecek koalisyonu oluşturmak için bir imkân bulunup bulunmadığına dair görüşmelerin anlamlı olacağına inanıyoruz” dedi. Ziemiak, iklim koruma, devletin finansmanı ve dijitalleşme gibi konularda “sürdürülebilir bir koalisyon” ihtimalinin söz konusu olduğunu ifade etti.

CDU/CSU’nun başbakan adayı Armin Laschet, partisinin aldığı tarihi yenilgiye rağmen Hristiyan Birlik partilerinin liderliğinde bir koalisyon kurulmasının ihtimal dışı olmadığını açıklamıştı. Seçimlerdeki hezimetin ardından ön görüşmelere parti içinde de sıcak bakmayanların olduğuna işaret eden CDU Genel Sekreteri Ziemiak, ön görüşme kararının parti yönetiminde oy birliği ile alınmadığını belirterek, “Evet, farklı sesler de vardı” dedi.

Yeşiller ve FDP görüşmelere devam edecek

Yeşiller ve FDP’nin Sosyal Demokratların yanı sıra Hristiyan Birlik ile de koalisyon hükümeti kurması teorik olarak mümkün görünüyor. Yeşiller SPD ile koalisyonu tercih ederken, liberal çizgideki FDP Hristiyan Birlik partileri ile aynı hükümette yer almayı istiyor. Bunun yanı sıra iki parti arasında iklim ve vergi politikalarında derin görüş ayrılıkları bulunuyor.

FDP Genel Sekreteri Volker Wissing, Yeşiller Eş Başkanı Annalena Baerbock, FDP lideri Christian Lindner, Yeşiller Eş Başkanı Robert Habeck

FDP Genel Sekreteri Volker Wissing, Yeşiller Eş Başkanı Annalena Baerbock, FDP lideri Christian Lindner, Yeşiller Eş Başkanı Robert Habeck

Bu nedenle de Yeşiller ve FDP liderleri diğer partilerle bir araya gelmeden önce başladıkları ön görüşmeleri Cuma günü sürdürmeyi planlıyor. FDP’den yapılan açıklamaya göre, Cuma günü yapılacak görüşmede “öncelikle içeriğe dair soruların derinleştirilmesi” öngörülüyor. Her iki parti de maliye bakanlığına talip olduğu için, içeriğin yanı sıra bakanlıkların paylaşımı konusunda da tartışma yaşanabileceği belirtiliyor.

Birlik partilerine eleştiri

Birlik partilerinin seçimlerde ön görüşmeler yapmaya hazırlanması Yeşiller tarafından şüpheyle karşılandı. Yeşiller meclis grup başkanı Katrin Göring-Eckardt Funke medya grubuna yaptığı açıklamada “CDU’nun içinde bulunduğu durumu göz önünde bulundurunca, CDU ve CSU ile nasıl koalisyon kurulacağını anlamıyorum” dedi.

Buna karşılık FDP Genel Başkan Yardımcısı Stephan Thomae, Birlik partilerinin henüz koalisyon görüşmelerinin “dışında” olmadığını ifade etti. RBB‘ye bağlı bir radyoya konuşan Thomae, partisinin hâlâ Hristiyan Birlik, Yeşiller ve FDP koalisyonun mümkün olduğuna inandığını kaydetti.

SPD Eş Başkanı Norbert Walter-Borjans da Augsburger Allgemeine gazetesine Hristiyan Birlik partilerinin ısrarını eleştirerek, Armin Laschet’in hâlâ “biraz olsun güç kazanabilmek” için mücadele etmek yerine seçmenin tercihini kabul etmesi gerektiğini belirtti.

AFP,dpa/JD,SSB

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Türkiye, turizmde yüzünü AB’den Rusya’ya çeviriyor

Türkiye ekonomisinin en önemli gelir kaynaklarından biri olan turizm sektörü, ülkede ilk resmi Covid-19 vakasının açıklandığı 13 Mart 2020 tarihinden bu yana tarihinin en ciddi krizini yaşıyor.

Pandemi önlemlerinin Haziran 2021’de kaldırılmasıyla turizmde canlılık yaşansa da ülkenin turizm merkezleri sayılan Akdeniz ve Ege bölgelerinde meydana gelen orman yangınları, turizmdeki umutları zayıflattı. Orman yangınlarının olumsuz etkisi kısa sürede atlatıldı ancak Almanya, İngiltere ve Fransa gibi ana turizm pazarlarında Türkiye’nin hala “riskli ülke” olarak algılanması, hesapları bozdu. Türk Lirası’nın Euro karşısında en düşük değerine inmesine rağmen, Avrupa’dan beklenen turist akını gerçekleşmiyor.

Gözler artık AB’de değil, Rusya’da

Bu durum Türkiye’nin turizm stratejisinde de değişime neden oluyor. Örneğin pandemi öncesine kadar Alman ve İngiliz turistlerin en çok rağbet ettiği ülkelerden biri olan Türkiye, artık Avrupa ülkelerinden çok Rusya ve Ukrayna’dan turist ağırlıyor.

Türk turizmciler de pandemi sonrası dönemde bugüne kadar ana turizm pazarı olan Avrupa ülkeleri yerine, Rusya, Ukrayna ve Orta Asya ülkelerine dümen kırmış durumda.

Erdoğan, Putin’e teşekkür etti

Rusya’nın turizmde Türkiye’ye verdiği destek, iki ülke liderinin buluşmasında da gündeme geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Soçi’deki yaklaşık 2 saat 45 dakika süren baş başa görüşme öncesi yaptığı açıklamada, “Özellikle turizmde vermiş olduğunuz destek sebebiyle de çok çok teşekkür ediyorum. Rus dostlarımızın Türkiye’yi tercih edişlerinden dolayı da minnettarız” dedi.

En fazla turist Rusya’dan geliyor

Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’ye gelen turist sayısı, Ağustos ayında 3 milyon 982 bin ile Temmuz ayının altında kaldı. Ancak geçen yılın Ağustos ayına göre turist sayısındaki artış yüzde 119 oldu.  Temmuz ayında yabancı ziyaretçi sayısı 4 milyon 360 bin ile 21 ayın zirvesini görmüştü.

Bu yılın Ocak-Ağustos döneminde ise yabancı sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 93,94 artış göstererek 14 milyon 70 bin 771 oldu. 2019 yılında 45 milyon turisti ağırlayan Türkiye, pandemi kısıtlamaları ile geçen 2020 yılında sadece 12,7 milyon turist ağırlayabilmişti.

Ağustos ayında en fazla turist 906 bin ile Rusya’dan geldi. Onu 611 bin ile Almanya ve 324 bin ile Ukrayna takip etti. İlk 5’te yer alan diğer ülkeler ise Bulgaristan ve İran oldu. Şu anda turizm sezonunun yüzde 60-70 Rusya pazarı ağırlıklı olarak devam ettiği belirtiliyor.

Avrupa’da “Türkiye riskli” algısı

Türkiye’nin turizmde önde gelen pazarlarından olan İngiltere, 17 Mayıs 2021 tarihinde Türkiye’yi kırmızı listeye almıştı. Tüm yaz sezonu boyunca Türkiye’ye ilişkin seyahat yasağını sürdüren İngiltere, 18 Eylül’de Türkiye’yi listeden çıkardı. Ardından ilk İngiliz kafilesi 4 ay sonra 24 Eylül tarihinde Antalya’ya indi. Yılsonuna kadar 200 bin İngiliz turistin Türkiye’ye gelmesi bekleniyor.

17 Haziran 2021’de Türkiye’yi kırmızı listeden çıkaran Fransa ise, aradan geçen 2 ay sonunda vaka sayılarının artması ile birlikte, 27 Ağustos’ta Türkiye’yi yeniden kırmızı listeye dahil etti. Türkiye, Avrupa Birliği’nin oluşturduğu “güvenli ülke listesi”nde de bulunmuyor. AB’nin listesi, üye ülkeler için tavsiye niteliği taşıyor ve bağlayıcılığı bulunmuyor.

Turizmciler Avrupa’ya tepkili

Türk turizmciler, başta İngiltere olmak üzere Avrupa ülkelerinin turizmde Türkiye’ye çifte standart uyguladığı görüşünde. Özellikle İngiltere’nin Türkiye’yi pandemi süresince ülke seyahatlerinde karantinayı zorunlu tutan “kırmızı liste”den yaz mevsimi boyunca çıkarmamış olması, eleştirilerin odağında.

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, ana turizm pazarlarından biri olan İngiltere’nin Türkiye’yi aylar boyunca “kırmızı liste”de tutmasının büyük bir haksızlık olduğunu savunuyor.

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya

Türkiye’de uygulanan aşı dozunun 100 milyonu geçtiğini, turizm tesislerinde uygulanan önlemlerin “Güvenli Turizm Sertifikası” ile garanti altına alındığını anlatan Firuz Bağlıkaya, “İngiltere’nin, günlük vaka sayıları 35 binlere yakın olan Hindistan’ı kırmızı listeden çıkarıp, günlük vaka sayısı 23 bin civarında seyreden Türkiye’nin kırmızı listede tutulmasını adil bir yaklaşım olarak görmüyoruz” diye konuşuyor.

“Alman turist sayısı yüzde 45 düştü”

Son yıllara kadar Türkiye’ye en fazla turist gönderen ülkelerin başında gelen Almanya’dan Türkiye’ye tatile gelenlerin sayısında da dramatik bir düşüş yaşanıyor. Almanya, 1 Temmuz 2021 tarihinden itibaren Türkiye’yi “Yüksek Riskli” ülkeler listesinden çıkararak “Riskli” ülke kategorisine aldı.

TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya’nın verdiği bilgilere göre, pandemi öncesine göre Türkiye’ye gelen Alman turist sayısı yarıya düşmüş durumda. Bağlıkaya, Ocak-Ağustos aylarını kapsayan ilk 8 aylık dönemde Almanya’dan Türkiye’ye gelen ziyaretçi sayısının 2019’un aynı dönemine göre yüzde 45 düştüğünü söylüyor.

Pandemi nedeniyle geçen yıl Antalya'da birçok otel turist ağırlayamadı

Pandemi nedeniyle geçen yıl Antalya’da birçok otel turist ağırlayamadı

Rusya tüm kısıtlamaları kaldırdı

Pek çok Avrupa ülkesinde, Türkiye’ye gerçekleştirilecek seyahatlere ilişkin kısıtlama ve uyarılar devam ederken, Rusya ise Türkiye ile karşılıklı uçak seferlerine getirilen kısıtlamaları 22 Haziran’da tamamen kaldırdı. Gerek Rusya gerekse Ukrayna, 2021’in yaz sezonunda pandemi ve orman yangınlarına rağmen Türkiye’ye en çok turist gönderen ülkeler oldular.

“Avrupa hayal kırıklığına uğrattı”

Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler

Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler

Türkiye’ye gelen Avrupalı turistlerin yoğun olarak konakladığı Ege Bölgesi’ndeki turizmciler de ciddi bir yol ayrımında olduklarını söylüyorlar. Sezon başında ana pazarları olan Almanya, İngiltere, Rusya ve Ukrayna’dan çok umutlu olduklarını vurgulayan Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler, “Ancak Almanya ve İngiltere bizi hayal kırıklığına uğrattı. Ama Rusya ve Ukrayna en kötü günlerde bile bize destek vermeyi sürdürdü” diyor.

Türk turizmcilerin bundan sonraki dönemde Orta Avrupa, Avrupa Birliği ve İngiltere yerine, Rusya ve Ukrayna pazarlarına ağırlık vereceğini kaydeden Mehmet İşler, “Ege turizmi düne kadar Alman ve İngiltere ağırlıklıydı; Rus azdı. Ancak gördük ki, Rus, Ukrayna ve Orta Asya ülkelerine açılmadan ayakta kalamayacağız. Çünkü Avrupa’nın aldığı kararlar Türk turizmine zarar veriyor; hayal kırıklığına uğradık” değerlendirmesinde bulunuyor.

“Rusya’ya doğru kayıyoruz”

Türk turizm sektörünün hızla Rusya ve Asya coğrafyasına kaydığına dikkat çeken İşler’in şu sözleri, Türkiye’de turizm sektörünün içinden geçtiği değişimi de özetliyor:

“Yakın zamana kadar Rusya ve Ukrayna’daki turizm fuarlarına gitmeyi bile düşünmüyorduk. Şu anda ise hemen hemen tüm işletmeler, nasıl bu ülkelerdeki turistleri ülkemize getirebiliriz diye çalışma yapıyorlar. Türk turizmi, Avrupa’dan Rusya’ya doğru bir makas değişimine geçiyor.”

 

Aram Ekin Duran

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Nazi davasında 96 yaşındaki sanık kayıplara karıştı

Nazi işgali altındaki Polonya topraklarında bulunan Stutthof Toplama Kampı’nda sekreter olarak görev yapan ve bugün yargılanmasına başlanacak olan 96 yaşındaki Irmgard F. kayıplara karıştı.

Davanın görüleceği Itzehoe Eyalet Mahkemesi, duruşmaya gelmeyen F. hakkında tutuklama emri çıkardı. 

Irmgard F., 11 bin kişinin ölümüne yardım ve yataklık suçlamasıyla yargılanacaktı. Kampta çalıştığı yıllarda 18-19 yaşında olan F., Hamburg kentindeki bir yaşlılar yurdunda yaşamını sürdürüyordu.
Mahkeme sözcüsü, sanığın sabah saatlerinde yaşadığı yaşlılar yurduna bir taksi çağırarak Hamburg dışındaki Norderstedt metro istasyonuna gitmek istediğinin belirlendiğini kaydetti.

96 yaşındaki F., Stutthof toplama kampında Haziran 1943-Nisan 1945 döneminde kamp komutanının sekreteri olarak esirlerin sistematik bir şekilde öldürülmesine yardımla suçlanıyor.

65 bin kişi katledilmişti

Polonya’nın Gdansk kenti yakınlarındaki kampta, aralarında Yahudi esirlerin yanı sıra Polonyalı partizanlar ve Sovyet savaş esirlerinin de bulunduğu yaklaşık 65 bin kişi katledilmişti.

Davaya taraf olan Yahudi Soykırımından hayatta kalanların avukatı Christoph Rueckel, F.’nin kamp komutanının tüm yazışmalarını gerçekleştirdiğine işaret ederek, “Tüm sürgün ve infaz emirlerini kendisi kağıda geçiriyor, tüm mesajlar kendisi tarafından gönderiliyordu” dedi.

Karar Haziran’da bekleniyor

Davayı gören mahkeme, Şubat ayında F.’nin sağlık durumunun yargılanmaya müsait olduğuna karar vermişti. Ancak yine de sanığın yaşı nedeniyle duruşmaların kısa tutulacağı, bu nedenle 26 duruşmanın planlandığı davada kararın açıklanmasının 2022 yılı Haziran ayını bulacağı belirtiliyor.    

Son olarak Nazi dönemindeki milis güçlerinden Koruma Timi (SS) mensubu Bruno D. 93 yaşında yargıç karşısına çıkarak Temmuz ayında iki yıl hapis cezasına çarptırılmış, ancak cezası ertelenmişti.

Bir hafta önce de Berlin yakınlarındaki Neurippin kampında gardiyanlık yapan 100 yaşındaki bir kişinin davası başlamıştı.

 

AFP / BK,ET

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Almanya’da meclis başkanlığı için gözler Aydan Özoğuz’da

Henüz sene başında oy oranı kamuoyu yoklamalarında yüzde 14-15’lerde görünen SPD, seçimlerde oyunu yüzde 25,7’ye çıkarmayı başarınca meclisteki en güçlü parti konumuna geldi. SPD’li vekillerin 49’u ise partinin daha soldaki gençlik teşkilatı JUSOS’tan geldi. SPD’nin kuracağı olası koalisyonlar ve bakanlıkların dağılımı için kapalı kapılar ardında hazırlıklar sürerken, diğer yandan kulisler meclis başkanlığı için hareketlendi. Tagesspiegel’in kıdemli başkent muhabiri Stephan-Andreas Casdorff’e göre SPD kulislerinde meclis başkanlığı için eski bakanlardan Türkiye kökenli Aydan Özoğuz’un adı geçiyor.

Berlin’de Özoğuz’un “kadın olması, göçmen kökenli olması, ayakları yere sağlam basan kıdemli bir politikacı olması şansını artırıyor” yorumu yapılıyor. Özoğuz’un, son seçimlerde aynı seçim bölgesinde Hristiyan Birlik üyesi rakibinin oyunun iki katını alarak doğrudan oylarla meclise girmeyi başarması da konumunu güçlendiriyor. Özoğuz, Hamburg’daki seçim bölgesinde adaylara verilen ilk oyların yüzde 38,7’isini almayı başararak yüksek oyla seçilen vekil oldu.

Saliha Aydan Özoğuz kimdir?

1967 doğumlu Özoğuz, Hamburg’da dünyaya geldi. İngilizce, İspanyolca ve insan kaynakları ekonomisi alanında üniversite eğitimi alan Özoğuz, uzun yıllar Hamburg’da Türk öğrenci derneğinde fahri görev yaptı. Almanya’da dış politika alanında çalışmalar yürüten Körber Vakfı’nda 1994’te çalışmaya başlayan Özoğuz, Alman-Türk gençlik ve bilimsel değişim projelerini hayata geçirdi.

Özoğuz'un politikaya atılması Almanya Başbakanı Angela Merkel'in muhtemel halefi Olaf Scholz'un teşvikiyle oldu

Özoğuz’un politikaya atılması Almanya Başbakanı Angela Merkel’in muhtemel halefi Olaf Scholz’un teşvikiyle oldu

Özoğuz’un politikaya atılması, Pazar günü yapılan son seçimlerde SPD’nin başbakan adayı ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in muhtemel halefi Olaf Scholz’un teşvikiyle oldu. Halen Maliye Bakanlığı göreini yürüten Scholz, 2000 yılında SPD Hamburg Eyalet Teşkilatı başkanı olduğu dönemde Özoğuz’u eyalet meclisi için SPD listesinden aday olmaya davet etti. Özoğuz, 2001 yılında SPD üyesi olmadan partinin eyalet listesinden Hamburg Eyalet Meclisi’ne vekil olarak girdi ve partinin uyum, göç, iç politika, aile komisyonlarında görev yaptı. 2004’te düzenlenen erken seçimlerde yeniden vekil seçilerek Hamburg Eyalet Meclisi’ne girmeyi başardı.

2004’te yeniden Hamburg Eyalet Meclisi’ne seçilen Özoğuz, aynı yıl partisi SPD’ye de resmen üye de oldu. 2008 yılına kadar Hamburg Eyalet Meclisi’nde vekillik yapan Özoğuz, 2009 yılında yapılan genel seçimlerle kariyerinde sıçrama yaptı ve Federal Meclis’e girdi.

Çekingen ama çıkışlarıyla da tartışmalı bir politikacı

2011 senesinde SPD’nin uyum politikaları sorumlusu olarak yaptığı bir çağrı yoğun tartışmalar yarattı. Özoğuz, o dönem Federal İçişleri Bakanı olan CSU’lu Hans Peter-Friedrich’in başkanlığında düzenlenecek Almanya İslam Konferansı’nı boykot etmeye çağırdı. Özoğuz’a göre, dönemin İçişleri Bakanı’nın radikal İslamcı eğilimlerin engellenmesi amacıyla devlet ile Müslüman cemaatler arasında bir güvenlik ortaklığı kurulması talebi Müslümanları toptan zan altında bırakmak demekti. Friedrich, talebine Frankfurt Havalimanı’nda iki ABD askerine yönelik saldırıyı gerekçe gösterdiyse de pek çok çevreden sert eleştirilere maruz kaldı. Friedrich, “İslam’ın Almanya’nın bir parçası olduğuna dair kanıt bulunmadığı” yönündeki sözleri yüzünden de eleştirilere uğradı.

Özoğuz’un o dönemki çıkışı Müslüman çatı örgütlenmeleri ile Müslüman göçmenler tarafından hanesine artı olarak yazıldı.

Özoğuz, Aralık 2013’te kurulan büyük koalisyon hükümetinde Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı oldu. Görevini başbakanlığa bağlı devlet bakanı olarak yürüttüğünden Almanya’da Türkiye kökenli ilk federal bakan olarak tarihe geçti. Özoğuz, uzun yıllardır Almanya’da yaşayan göçmen kökenlilerin Alman vatandaşı olmadan da yerel seçimlerde oy hakkı almasını savunmasıyla yine göçmenlerin desteğini alırken koalisyon ortağı Hristiyan Birlik’ten sert eleştirilerin hedefi oldu.

Özoğuz, uyum ve göç konularında “hassas” ve “konusuna hakim” olarak nitelense de kamuoyunda çekingen ve silik olmakla da eleştirildi. Bu genel tutumu sebebiyle yaptığı sert çıkışlar daha fazla dikkat çekti, tartışmalara neden oldu. Alman Federal Meclisi’nde, Osmanlı döneminde yüz binlerce Ermeni’nin katledilmesini soykırım olarak nitelendirilen kararın partiler üstü bir çoğunlukla kabul edilmesini bir “hata” olarak nitelemesi ise bazı Türkiye kökenli çevreler arasında memnuniyet yaratırken kamuoyunun geniş kesimlerinde ise eleştiri oklarının hedefi haline gelmesine neden oldu. Özoğuz, Ermeni soykırımı kararını içerik açıdan onaylasa da kabulünün Türkiye’de tarihi yüzleşme ihtimalinden daha da uzaklaşılması sonucunu doğuracağını savunmuştu.

“Anadolu’ya geri sepetlemek”

Özoğuz ile ilgili önemli bir diğer tartışma da sağ popülist, İslam ve göç karşıtı Almanya İçin Alternatif partisi (AfD) Meclis Grubu Eş Başkanı Alexander Gauland’ın Özoğuz’u “Anadolu’ya geri sepetlemek” gerektiği şeklinde sözleriyle oldu. Bu açıklaması üzerine Başbakan Angela Merkel, Gauland’ı doğrudan ırkçılık yapmakla suçladı.

Özoğuz, 2017 genel seçimlerinden sonra kurulan büyük koalisyon hükümetinde ise görev almadı. Parti genel başkan vekilliği görevine de bir daha aday olmadı, diğer yandan parti yönetim kurulu üyesi olarak görevine devam etti. Aydan Özoğuz’un, kendisi gibi SPD’li eski Hamburg Eyaleti İçişleri Bakanı Michael Neumann’dan evliliğinden bir kız çocuğu bulunuyor.

Federal Parlamento Başkanı Wolfgang Schäuble (başkanlık kürsüsünde, ortada)

Federal Parlamento Başkanı Wolfgang Schäuble (başkanlık kürsüsünde, ortada)

Almanya’da Federal Meclis Başkanı nasıl seçiliyor?

Almanya’da teammüllere göre Federal Meclis başkanı, mecliste en güçlü grubu oluşturan partilerden çıkar. Dolayısıyla 2005 yılından bu yana Federal Meclis başkanlığı da Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) ittifakının elinde. CDU’nun önde gelen politikacılarından 79 yaşındaki Wolfgang Schäuble ise 2017’den bu yana meclis başkanlığını yürütüyor. Ancak Pazar günü yapılan genel seçimlerde Hristiyan Birlik ittifakı birinci güç olamadı, meclis başkanı çıkarma hakkını da Sosyal Demokrat Parti’ye (SPD) kaptırdı.

Meclis başkanlığı için meclisteki diğer partiler de kendi adaylarını veya belirledikleri ortak bir adayı önerebiliyor. İlk turda adaylardan biri salt çoğunluğu sağlayamazsa ikinci tur seçime gidiliyor. İkinci turda da adaylardan biri yine çoğunluğu sağlayamadıysa en yüksek oyu alan iki aday arasında üçüncü tur seçim yapılıyor. Üçüncü turda, seçilmek için bir adayın basit çoğunluğu sağlanması yeterli.

Gizli yapılan meclis başkanlığı oylamasında meclisteki en güçlü partinin adayının şansı matematiksel olarak zaten yüksek. Genelde de partiler birleştirici, uzlaştırıcı ve tecrübeli vekillerini aday gösterdiğinden meclisteki güçlü partinin adayı diğer partilerden de destek alıyor.

Meclis başkanının, seçimlerden sonra yapılan ilk meclis oturumunda belirlenmesinin ardından başkan yardımcıları seçimine geçiliyor. Burada kesin bir sayı olmamakla birlikte mecliste grubu olan her parti en az bir milletvekili ile meclis başkanvekilliğinde temsil edilebiliyor. Başkan yardımcıları ile meclis başkanı da Federal Meclis Başkanlığı organını oluşturuyor.

Her partinin en az bir başkan vekilinin olması geleneği şimdiye kadar sadece sağ popülist Almanya İçin Alternatif (AfD) partisi için uygulanmadı. AfD defalarca meclis başkan vekili için aday gösterdiyse de  mecliste grubu olan partiler AfD’li birini meclis başkanlığı kürsüsüne oturtmamak için onu seçmeyi reddetti.

 

Elmas Topcu

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Nazi kampı sekreteri 96 yaşında hakim karşısında

Almanya’da İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden 76 yıl sonra Nazi rejimi döneminde işlenen suçlarla ilgili bir dava daha başlıyor.

Nazi işgali altındaki Polonya topraklarında bulunan Stutthof Toplama Kampı’nda sekreter olarak görev yapan Irmgard F., 11 bin kişinin ölümüne yardım ve yataklık suçlamasıyla hakim karşısına çıkıyor. Kampta çalıştığı yıllarda 18-19 yaşında olan ve günümüzde Hamburg kentindeki bir yaşlılar yurdunda yaşayan F., son yıllarda Nazi suçlarıyla ilgili yargılanan az sayıdaki kadından biri.

96 yaşındaki F., Stutthof toplama kampında Haziran 1943-Nisan 1945 döneminde kamp komutanının sekreteri olarak esirlerin sistematik bir şekilde öldürülmesine yardımla suçlanıyor.

65 bin kişi katledilmişti

Polonya’nın Gdansk kenti yakınlarındaki kampta, aralarında Yahudi esirlerin yanı sıra Polonyalı partizanlar ve Sovyet savaş esirlerinin de bulunduğu yaklaşık 65 bin kişi katledilmişti.

Davaya taraf olan Yahudi Soykırımından hayatta kalanların avukatı Christoph Rueckel, F.’nin kamp komutanının tüm yazışmalarını gerçekleştirdiğine işaret ederek, “Tüm sürgün ve infaz emirlerini kendisi kağıda geçiriyor, tüm mesajlar kendisi tarafından gönderiliyordu” dedi.

Karar Haziran’da bekleniyor

Davayı gören mahkeme, Şubat ayında F.’nin sağlık durumunun yargılanmaya müsait olduğuna karar vermişti. Ancak yine de sanığın yaşı nedeniyle duruşmaların kısa tutulacağı, bu nedenle 26 duruşmanın planlandığı davada kararın açıklanmasının 2022 yılı Haziran ayını bulacağı belirtiliyor.    

Son olarak Nazi dönemindeki milis güçlerinden Koruma Timi (SS) mensubu Bruno D. 93 yaşında yargıç karşısına çıkarak Temmuz ayında iki yıl hapis cezasına çarptırılmış, ancak cezası ertelenmişti.

Bir hafta önce de Berlin yakınlarındaki Neurippin kampında gardiyanlık yapan 100 yaşındaki bir kişinin davası başlamıştı.

 

AFP / BK,ET

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Alman meclisinde göçmen kökenlilerin oranı arttı

Almanya’da 26 Eylül seçimleri sonrasında kurulacak yeni Federal Meclis’te göçmen kökenlilerin oranı yüzde 8,2’den yüzde 11,3’e yükseldi. 709 sandalyeli mevcut mecliste göçmen kökenli 58 milletvekili yer alırken 735 sandalyeli yeni meclisteki göçmen kökenlilerin sayısı 83 olacak.

Entegrasyon konularında medyayı bilgilendirmek üzere çalışmalar yürüten Mediendienst Integration kuruluşunun verilerine göre göçmen kökenlilerin oranının en yüksek olduğu parti, yüzde 28,2 ile Sol Parti. Bu oran Sosyal Demokrat Parti’de (SPD) yüzde 17 ve Yeşiller’de yüzde 13,6 olarak kaydedilirken göçmen karşıtı politikalarıyla bilinen sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) partisinde yüzde 7,2. Liberal çizgideki Hür Demokrat Parti’nin (FDP) milletvekillerinin yüzde 5,4’ü göçmen kökenli. Ülkenin en büyük iki siyasi gücünden biri olan Hristiyan Demokrat Birlik/Hristiyan Sosyal Birlik ittifakı ise sadece yüzde 4,6 oranına ulaşabildi.

Almanya’da kendisi ya da en az bir ebeveyni başka bir ülke vatandaşı olarak doğmuş kişiler göçmen kökenli olarak kabul ediliyor.

“Meclis’te çeşitlilik arttı”

Son seçimlerde SPD’den meclise girmeyi başaran Kamerun kökenli Armand Zorn, DW’ye yaptığı açıklamada seçimler sonrasında mecliste çeşitlilik açısından çok daha renkli bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu belirterek “Tüm partiler kapılarını göçmenlere açmalı. Hedeflediğimiz yerde değiliz ama partilerin bunu artık anladığına inanıyorum” dedi.

SPD'li Armand Zorn

SPD’li Armand Zorn

Federal Göç ve Entegrasyon Konseyi Derneği idari yöneticisi Deniz Nergiz de mecliste çeşitliliğin arttığını, ancak göçmen kökenli grup içinde de daha fazla çeşitlilik olduğunu belirterek Türkiye kökenliler gibi Afrika kökenli politikacıların da sayısının arttığını kaydetti.

Nergiz, olumlu gelişmelere rağmen göçmen kökenli politikacıların önündeki engellerin varlığını sürdürdüğüne de işaret ederek Suriyeli Tareq Alaows’un durumunu hatırlattı. Suriye’de hukuk öğrenimini tamamladıktan sonra 2015 yılında Almanya’ya sığınan Alaows, ilk Suriyeli mülteci olarak Yeşiller partisinden milletvekilliğine aday gösterilmiş, ancak maruz kaldığı ırkçı tacizler nedeniyle adaylığını geri çekmek durumunda kalmıştı.

 

DW,AFP / BK,ET

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Almanya’da milletvekilleri ne kadar kazanıyor?

Almanya’da anayasanın 48’inci maddesinin 3’üncü paragrafı, milletvekiline ikinci bir işte çalışması gerekmeyecek seviyede bir maaş öngörüyor. Burada da federal yönetime bağlı bir üst mahkemede görevli kıdemsiz bir hakimin maaşı temel alınıyor. Milletvekili maaşları Almanya’da her yıl 1 Temmuz’da belirleniyor. Halen geçerli olan maaş ise 10 bin 12 euro 89 cent. Vergilendirilen bu maaş 2020’ye göre biraz düşük belirlendi

Maaşı dışında her milletvekiline bütün masraflarını karşılamak üzere vergiden muaf tutulan bir bütçe de veriliyor. Her yılın başında belirlenen bu ödenek, 2021 için ayda 4 bin 560 euro 59 cent. Her vekil bu bütçe ile Federal Meclis’te seçim bölgesinde görevlendirdiği iki çalışanını ve seçim bölgesindeki ofisinin masraflarını, ayrıca Berlin’de tutacağı ikinci evinin kirasını karşılamak zorunda.

Hizmet araçlarını sadece Berlin’de kullanabiliyorlar

Milletvekilleri bütün yıla dağılmış olan 20 meclis genel oturum haftasında Berlin’de bulunmakla yükümlü. Görev için her vekil, çalışanları ve kendisinin kullanımı amacıyla 54 metrekarelik bir ofise de sahip. İletişim için gerekli araç-gereç ve mobilya ihtiyacı da devlet tarafından karşılanıyor. Ancak vekiller hizmet araçlarını Berlin ve çevresinde kullanabiliyor. Diğer seyahatleri içinse Alman demiryolları Deutsche Bahn’dan bir senelik toplu taşıma kartı alabiliyorlar. Ülke içi uçuşlardaki bilet ücretleri de fatura beyan ettikleri zaman geri ödeniyor. Bunun için tek şartsa söz konusu masrafları sadece vekilliğiyle bağlantı işlerde yapmış olmaları.

Vekillere yıllık 12 bin euro miktarında kırtasiye masraf ödeneği de veriliyor. Ancak bu miktar peşin para olarak ödenmiyor. Bu; kırtasiye, telefon, bilgisayar, dizüstü bilgisayarı veya mobil cihazların ısmarlanıp bedellerinin karşılanması şeklinde işleyen bir kalem.

Montblanc dolma kalem

Montblanc dolma kalem

Alman siyaseti 2009 yılında “Montblanc Skandalı” olarak anılan bir pahalı kalem vakasıyla çalkalanmıştı. 100’den fazla vekil, lüks Montblanc markası tükenmez ve dolma kalemler ısmarlamış, 68 bin euro değerindeki bu pahalı gider üzerine dönemin Federal Meclis Başkanı Norbert Lammert (Hristiyan Demokrat Birlik üyesi) 2010’da ısmarlanabilecek ihtiyaçlar listesini yeniden düzenlemiş, lüks giderlerin hepsini kapsam dışı bırakılmıştı.

Vekillerin yan gelirleri

Almanya’da kimi milletvekilleri yüzünden yan gelir konusu sıklıkla tartışma konusu oluyor ve gündeme geliyor. Vekilliğin yanı sıra başka işlerden veya önceki işinden para kazanmaya devam etmesi halinde vekiller bunu zaten Federal Meclis İdare Dairesi’ne bildirmekle yükümlü. Geçen hükümet döneminde vekillerin üçte biri bir yan gelir beyanında bulunmuştu.

IG Metall sendikasına bağlı Otto-Brenner Vakfı’nın bir araştırmasına göre, geçen hükümet döneminde en çok liberal Hür Demokrat Parti (FDP), muhafazakâr Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve kardeş partisi Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) üyelerinin yan geliri olduğunu ortaya koydu. Vekilleri arasında serbest meslek ve işletme sahibi vekillerin sayısının yüksek olduğu küçük Parti FDP’nin üyelerinin yüzde 62’si, CDU ve CSU ittifakı vekillerinin de yüzde 42’sinin bir yan geliri olduğu saptandı. Hristiyan Birlik’ten dört, FDP’den bir vekilin yıllık yan gelirinin bir milyon euroyu aştığı ifade ediliyor.

Pandemide CDU ve CSU üyesi bazı vekillerin maske alımına aracılık ettikleri ve komisyon aldıkları ortaya çıktı

Pandemide CDU ve CSU üyesi bazı vekillerin maske alımına aracılık ettikleri ve komisyon aldıkları ortaya çıktı

Şeffaflık zorunluluğu

Milletvekillerinin adının da geçtiği korona maskesi ile bağlantılı skandallar üzerine 2021 yılında konuyla ilgili yasal düzenlemeler sıkılaştırıldı. Buna göre, milletvekilleri yan gelirleriyle şirket ortaklıklarını, aylık bin veya senede 3 bin eurodan fazlaysa kuruşuna kadar meclis idaresine bildirmek zorunda. Şirket ortaklıklarına yüzde 5’den fazla katılmaları durumunda bunu da bildirmekle yükümlüler.

Pandemi döneminde ortaya çıkan maske skandallarında, özellikle CDU ve CSU üyesi bazı vekillerin federal ve eyalet düzeyinde bakanlıklara dağıtılan maskelerin alımına aracılık ettikleri için milyonlarca euro değerinde komisyon aldıkları ortaya çıkmış, bu durum tepkilere neden olmuştu. Bu skandaldan sonra milletvekillerinin artık ücret alarak lobi çalışmalarında görev alması yasak.

Vekiller Deutsche Bahn toplu taşıma kartı alabiliyorlar

Vekiller Deutsche Bahn toplu taşıma kartı alabiliyorlar

Vekiller hediye alabilir mi?

Şeffaflığa ilişkin düzenlemeden önce Almanya’da vekiller, karşılığında kendilerinden bir talepte bulunulmayacağına ilişkin bir taahhütle sınırsız derecede hediye kabul edebiliyordu. Rüşvet veya yolsuzluk ise zaten cezaî müeyyidesi olan bir suç.

Yeni düzenlemede ise milletvekillerinin para bağışı kabul etmeleri ve vekillik görevleriyle bağlantılı olarak herhangi bir etkinlikte para karşılığı konuşma yapmaları yasaklandı. 

Görevleri nedeniyle sık sık etkinlik, toplantı ve görüşmelere katılan vekillerin misafir olarak hediye alması ise değeri 200 euro miktarını geçmeyen durumlarda mümkün. Bundan daha pahalı hediyeler geldiyse milletvekili bunları Federal Meclis Başkanlığı’na teslim etmekle yükümlü veya hediyenin para olarak bedelini hazine kasasına ödeyerek bu hediyeyi kendisinde tutabilir.

 

Sabine Kinkartz

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

ABD’de yine “kepenk kapatma” tehlikesi

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) iktidardaki Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasında yaşanan bütçe anlaşmazlığı aşılamayınca kepenk kapatma tartışmaları bir kez daha gündeme geldi.

Cumhuriyetçiler Senato’da Joe Biden yönetiminin bütçe finansmanı için borçlanma üst sınırını askıya alma girişimini engelledi. Cumhuriyetçi Senato Başkanı Mitch McConnell, 28 trilyon 400 milyar dolarlık borç üst sınırını askıya alma amaçlı oylamayı bloke etti. Cumhuriyetçiler bir gün önce de borç üst sınırının yükseltilmesini öngören yasa tasarısını reddetmişti.

Bütçenin onaylanması ve kısmi kapanmanın önüne geçilebilmesi için Perşembe gününe kadar uzlaşmaya varılması gerekiyor. Aksi takdirde kamu kuruluşlarının finansmanı için elde kaynak kalmayacağı için “kısmi kapanma”ya gidilecek, kamu kurum ve kuruluşlarına kepenk vurulacak, memurlar zorunlu tatile ayrılacak.

Maliye Bakanı Janet Yellen, Bakanlık’ın elindeki mali kaynağın, borçlanma üst sınırına ulaşılacağı 18 Ekim itibarıyla tükeneceğini açıkladı. Temsilciler Meclisi ve Senato’daki Demokratlar ise, kısmi kapanmayı engellemek için kısa süre içinde yeni bütçe tasarısı sunacaklarını bildirdi.

ABD’de üç yıl önce de “kısmi kepenk kapatma” yoluna gidilmiş, dönemin Başkanı Donald Trump’ın Meksika sınırına inşa etmek istediği duvar için talep ettiği 5 milyar dolar nedeniyle bütçede anlaşılamamış ve 35 gün süren bir kısmi kapanma dönemi yaşanmıştı.

 

rtr / BK,ET

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

AfD’de seçim sonucu çatlağı

Sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) liderleri, partinin seçimlerde aldığı sonuçlar konusunda fikir ayrılığı yaşadı. Partinin başbakan adayları Alice Weidel ve Tino Chrupalla sonuçtan memnun olduklarını söylerken parti eş genel başkanı Jörg Meuthen “eski partilerin yaptığı gibi” sonuçlara güzelleme yapılmaması gerektiğini söyledi.

AfD 26 Eylül tarihinde yapılan seçimde bir önceki seçime göre 2,3 puan düşüş kaydederek oyların yüzde 10,3’ünü aldı. Partinin yüzde 10’un üstünde oy olmasının bir başarı olduğunu söyleyen Meuthen partinin “büyük oy kayıpları” yaşamış olmasının da hakikatin bir parçası olduğunu belirtti. Meuthen hepsi birlikte ortada bir başarı olmadığını ifade etti.

“Parti içinde açık bir analiz” yapılması gerektiğini belirten Meuthen seçim programının ve başbakan adaylarının partinin “çekirdek seçmenine” hitap ettiğini söyledi. Meuthen, ancak yeni seçmen kesimlerine ulaşmanın başarılamadığı eleştirisinde bulundu. Partinin ılımlı kanadından sayılan Meuthen’in parti içinde büyük baskı altında olduğu belirtiliyor.

AfD’nin başbakan adaylarından Weidel ise bu eleştirileri geri çevirerek, seçim sonuçlarının “kimse tarafından kötülenmesine” izin vermeyeceğini söyledi. Weidel partilerinin kendisini kabul ettirdiğini belirtti. Chrupalla da “istikrarlı bir sonuç” aldıklarını söyledi ancak “yüzde yüz bir memnuniyet” içinde olmadığını da ifade etti.

AfD’de, partinin Thüringen Eyalet Meclisi grup başkanı, aşırı sağcı Björn Höcke etrafındaki kanat, siyasi olarak son dönemde güç kazandı. Parti yönetiminde etkisini kaybettiği belirtilen Meuthen’in yıl sonundaki kongrede başkanlık görevini kaybedeceği ya da aday olarak yarışmayacağı belirtiliyor.

Doğu ile batı farkı

26 Eylül federal meclis seçimlerinde AfD’nin aldığı oy oranı bölgeden bölgeye büyük farklılıklar gösteriyor. Hamburg eyaletinde yüzde 5 oy alan AfD, Saksonya’da yüzde 25 oyla birinci parti oldu. Almanya’nın yine doğu eyaletlerinden Thüringen’de en çok oy alan parti olan AfD, Brandenburg ve Mecklenburg-Vorpommern’de ikinci sırayı almayı başardı. Bavyera, Baden-Württemberg, Hessen, Kuzey Ren-Vestfalya, Aşağı Saksonya’da ise puan kaybederek yüzde 10’un altında kaldı.

Meuthen seçim gecesi Alman haber ajansı dpa‘ya yaptığı açıklamada “Eğer ilerlemek istiyorsak, doğudaki gibi batıda da başarılı olmalıyız” dedi. AfD’nin bir doğu partisi olmaması gerektiğini söyleyen Meuthen ülke geneline hitap etmeleri gerektiğini belirtmişti.

dpa / EC, JD

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle