Merkez Bankası’ndan TL mevduat ve katılma hesaplarına dönüşüm tebliğinde değişiklik

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası  (TCMB) tarafından, Türk lirası (TL) mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesine ilişkin tebliğlerde yapılan değişiklikler, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Değişiklik “dönüşüm kuru” ve “vade sonu kuru” ifadelerinde yapıldı.

Dönüşüm kurunun karşılığı, “döviz tevdiat hesapları ve döviz cinsinden katılım fonu hesaplarında bulunan dövizin Türk lirasına çevrildiği gün Merkez Bankasınca belirlenecek usul ve esaslara göre ilan edilen döviz alış kurunu” şeklinde yapıldı.

Vade sonu kuru da, “Türk lirası mevduat veya katılma hesabının vadesinde Merkez Bankasınca belirlenecek usul ve esaslara göre ilan edilen döviz alış kurunu” şeklinde ifade edildi.

Bunun yanı sıra döviz alış kuru ve vade sonu kuru tanımlarındaki “saat 11.00’de Merkez Bankası tarafından ilan edilen” ifadesi çıkarıldı. 

Altın hesaplarından TL mevduata geçiş tebliği

Merkez Bankası’nın Altın Hesaplarından Türk lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ’de yaptığı değişiklik de Resmi Gazete’de yayımlandı.

Değişiklik kapsamında “dönüşüm fiyatı” ile “vade sonu fiyatı” kavramlarına ilişkin tanımdan , “saat 11.00’de Merkez Bankası tarafından ilan edilen” ifadeleri çıkarıldı. Dönüşüm fiyatı, “altın hesaplarında bulunan altının Türk lirasına çevrildiği gün Merkez Bankasınca belirlenecek usul ve esaslara göre ilan edilen gram altının Türk lirası karşılığı alış fiyatını”, vade konu fiyatı da “Türk lirası mevduat veya katılma hesabının vadesinde Merkez Bankasınca belirlenecek usul ve esaslara göre ilan edilen gram altının Türk lirası karşılığı alış fiyatını” şeklinde ifade edildi.

DW / HT,ET

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Başbakan Scholz’un ilk yeni yıl mesajı

16 yıl görevde kalan selefi Angela Merkel’in ardından, Almanya’da yeni kurulan koalisyon hükümetinin Başbakanı Olaf Scholz, bu sıfatla yayınladığı ilk yeni yıl mesajına, “Bugün, bazı değişiklikler getiren bir sene sona eriyor. Ufak bir değişiklik: Bu akşam yeni yıl mesajını başbakanınız olarak ben açıklıyorum” diyerek başladı.

Konuşmasının önemli bir kısmını koronavirüsle mücadeleye ayıran Scholz, halkı salgınının beklenen yeni dalgasına karşı uyararak, bu mücadelede dayanışmaya devam edilmesini istedi. “Yeni yılda koronavirüsü nihai bir biçimde yenmek için elimizden gelen her şeyi ama gerçekten her şeyi yapalım” diyen Scholz, Omicron varyantının yayılma hızına  dikkat çekerek herkesi aşı olmaya davet etti. Bu konuda acele etmenin önemine vurgu yapan Scholz, “Virüsten daha hızlı olmalıyız” ifadelerini kullandı.

21 aydır devam eden salgının ardından normal hayata dönüşe büyük bir özlem duyulduğunu ifade eden Başbakan, bu yıl da büyük çaplı yılbaşı eğlenceleri ve havai fişek gösterilerinin yasaklanması kararına anlayış gösterilmesini talep etti. “Bunu, virüsün daha fazla yayılmaması için yapıyoruz” diyen Scholz, sosyal mesafe ile ilgili önümüzdeki haftalar için de kuralların geçerli olacağını vurguladı. “Lütfen bu kısıtlamaları çok ciddiye alın. Kendinizi korumak için, ailelerinizi korumak için, hepimizi korumak için” çağrısında bulunan Olaf Scholz, şu an yeterli sayıda aşı mevcut olduğunu belirterek herkesi bundan faydalanmaya davet etti.

Almanya'daki aşı merkezlerinde son haftalarda büyük bir yoğunuk yaşanıyor

Almanya’daki aşı merkezlerinde son haftalarda büyük bir yoğunuk yaşanıyor

Başbakan Scholz, aşı olmakta tereddüt edenlere yönelik olarak da, dünya üzerinde şu ana dek yaklaşık dört milyar kişinin aşılandığını ve bunlarda “büyük bir yan etki görülmediğini” dile getirdi.

Devletin koronavirüs ile mücadele amaçlı uygulamalarına karşı çıkan ve bazıları aşırı radikalleşen kişi ve gruplara da seslenen Scholz, herkese, birbirine karşı saygılı olma çağrısında bulundu. Halk içinde koronavirüs konusunda şu an farklı görüş ve değerlendirmeler olduğunu belirten Başbakan Scholz, “Bu genellikle yorucu bir durum ancak güçlü bir toplum, karşıt görüşleri kaldırabilir, şayet birbirimize kulak verirsek ve birbirimize saygı gösterirsek” ifadelerini kullandı.

İklim koruma: “Dev bir görev”

Kendi partisi SPD (Sosyal Demokratlar), Yeşiller ve liberal FDP’den (Hür Demokratlar) oluşan koalisyon hükümetinin iklim koruma hedeflerini de yeni yıl mesajında gündeme getiren Scholz, Almanya’nın 25 yıl içinde kömür, petrol ve doğal gaza veda etmeyi ve elektiriğini yenilenebilir enerji kaynaklarından elde etmeyi planladığını hatırlattı. Bu geçişin “Dev bir görev” olduğunu vurgulayan Başbakan Scholz, yeni enerji ağlarına, elektrikli otomobiller için şarj istasyonlarına, rüzgar enerjisi tesislerine ve demiryolu ağlarına bu bağlamda yapılacak yatırımların “yeni bir refah ve iyi istihdam” sağlayacağını belirtti.

Dış politika / G7 dönem başkanlığı

Almanya Başbakanı Olaf Scholz yeni yıl mesajında, ülkesinin 2022’de üstleneceği G7 dönem başkanlığına da değinerek, dünyanın önde gelen sanayi ülkelerini, “sıfır karbon salınımlı ekonomi ve adil bir dünya için öncü” kılmak adına başkanlık döneminde girişimlerde bulunacaklarını ifade etti.

Almanya’nın, “Barış adına ortak değerler, hukuk devleti ve demokrasi” temelinde Avrupa Birliği’nin daha da başarılı olması için mücadele etmeyi sürdüreceğini de dile getiren Scholz, güncel Ukrayna krizi ve bu konuda Rusya’nın rolü ile ilgili olarak, “Sınırların dokunulmazlığı önemli bir değerdir ve tartışılamaz” söyleminde bulundu.

dpa / ET,HT

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Almanya’da nükleerden çıkışta son aşamaya geçildi

Japonya’daki Fukuşima nükleer faciası sonrası nükleer enerjiyi terk etme kararı alan Almanya’da üç santral daha kapatılıyor.

Schleswig-Holstein eyaletindeki Brokdorf, Aşağı Saksonya eyaletindeki Grohnde ve Bavyera’daki Gundremmingen C nükleer enerji santrallerinin yasalar uyarınca Cuma akşamı kapatılacağı açıklandı.

2011 yılında Alman hükümetinin çıkardığı nükleer enerjiden çıkış yasası uyarınca son üç nükleer enerji santralinin de 2022 sonuna kadar kapatılması planlanıyor. Bu santraller Aşağı Saksonya’daki Emsland, Bavyera’daki Isar 2 ve Baden-Württemberg’deki Neckarwestheim 2.

Eski nükleer karşıtı aktivistlerden Sosyal Demokrat Partili (SPD) politikacı Jo Leinen, üç santralin kapatılmasıyla nükleer enerjiden çıkışın son aşamaya geçtiğini belirtirken Almanya’nın Yeşiller partili Çevre Bakanı Steffi Lemke de Almanya’da nükleerden çıkışın “son derece sorunlu bir teknolojiye koyulan nokta olduğunu” söyledi.

AB nükleer enerjiyi “çevre dostu” ilan edecek mi?

Avrupa Birliği (AB) düzleminde ise son aylarda nükleer enerjinin geleceğiyle ilgili yeni tartışmalar patlak verdi. Bazı AB ülkeleri nükleerden çıkışta kararlı tutum sergilerken aralarında Fransa ve Polonya’nın da bulunduğu bazı ülkeler yeni “çevre dostu” santraller kurarak nükleere bağlı kalma planları yapıyor. AB Komisyonu’nun nükleer enerjiyi “çevre dostu” enerji olarak sınıflandırma planları da tartışmaya yol açıyor.

Almanya Çevre Bakanı Steffi Lemke ise, Avrupa’da nükleer enerjinin “yeni bir Rönesans” yaşamaması uyarısında bulunarak “Nükleer enerji santralleri, yüksek derecede radyoaktif atıklara yol açan yüksek riskli tesisler olmayı sürdürmektedir” dedi.

Avrupa’daki nükleer enerji santrallerinin giderek yaşlandığına ve işletilmelerindeki riskin giderek arttığına işaret eden Lemke, bazı ülkelerin yeni reaktör tiplerine dayalı planlarını “masal ve mit” olarak nitelendirerek bunların güvenlik sorununu da atık depolama sorununu da ortadan kaldırmayacağını kaydetti.

SPD Genel Başkanı Saskia Esken de nükleer enerjinin “çevreci enerji” diye sınıflandırılmasına karşı uyararak radyoaktif atıkların depolanması sorununun hala çözülememiş olduğuna dikkat çekti.

 

AFP / BK,ET

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Türkiye “yüksek enflasyon” yılına giriyor

Son iki yılı Covid-19 pandemisinin etkisi altında geçiren Türkiye ekonomisi, 2021’i ekonomi yönetiminde yaşanan karmaşa ve kur krizi ile geride bırakıyor. Ekonomide 2022’nin gündemi ise yüksek enflasyon, bir başka deyişle ‘hayat pahalılığı’ olacak. Zira enflasyonun yeni yılın ilk yarısında yüzde 40’lara dayanması bekleniyor. DW Türkçe’ye konuşan ekonomistler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın enflasyonu düşürmeden “düşük faiz” politikasında ısrar etmesi halinde, vatandaşın cebindeki yangının 2022’de daha da artacağı görüşünde.

TL’deki tarihi değer kaybı

Türkiye ekonomisi, 2022 yılına pek çok sorun ile birlikte giriyor. Özellikle 2021’in son aylarına damgasını vuran yüksek enflasyon, yeni yılda gündemin en önemli maddelerinden biri olacak. Son bir yılda Dolar ve Euro karşısında yüzde 50 değer kaybeden Türk Lirası’nın 2022’de nasıl bir seyir izleyeceği de merak edilen konular arasında. Son açıklanan Kasım 2021 enflasyon verilerine göre TÜFE yüzde 21,3’e, ÜFE ise yüzde 54,62’ye çıktı. Böylelikle 2003 yılından beri TÜFE-ÜFE farkı en yüksek seviyesine ulaşmış oldu. 3 Ocak 2022’de açıklanacak Aralık ayı rakamları ile birlikte, enflasyonun son 19 yılın en yüksek seviyesine çıkması bekleniyor. Hükümetin açıkladığı Orta Vadeli Program’da 2022 için enflasyon hedefi yüzde 9,8 olarak belirlenmiş durumda.

“TÜİK’in enflasyon verileri gerçeği yansıtmıyor”

Gerçek enflasyonun TÜİK’in açıkladığı verilerin çok üzerinde olduğunu dile getiren ekonomistlere göre, 2022 yılının ilk yarısında enflasyon yeni rekorlar kırabilir. DW Türkçe’ye konuşan Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kamil Yılmaz’a göre, TÜİK’in enflasyon verileri enflasyon sorununda gerçek tabloyu göstermiyor. “TÜİK’in asli görevine geri dönmesi, kurumsal olarak erozyona izin vermeden bize verileri doğru vermesi durumunda, şu anda enflasyonun kesinlikle yüzde 30’ların üzerinde olacağını göreceğiz” diyen Prof. Yılmaz,resmi rakamlara göre yüzde 55’e dayanan üretici enflasyonu ile yüzde 20’yi aşan tüketici enflasyonu arasındaki farka dikkat çekiyor.

Prof. Dr. Kamil Yılmaz

Prof. Dr. Kamil Yılmaz

Ekonomi yönetimi ve TCMB’de değişim

Ekonomi yönetimi ve Merkez Bankası’nda yaşanan değişimler, 2021’de ekonomi gündemini yoğun olarak meşgul etti. Özellikle Kasım 2020’de Merkez Bankası Başkanlığına getirilen Naci Ağbal‘ın başlattığı faiz artırımı süreci ile döviz kurları ve enflasyonda yaşanan iyileşme, Ağbal’ın görevden alınması ve yeni başkan Şahap Kavcıoğlu’nun Eylül 2021’de başlattığı faiz indirim süreci ile, yerini Türk Lirası’nda tarihi değer kaybı ve yüzde 30’lara varan yüksek enflasyona bıraktı. Son iki yılda dört başkan gören Merkez Bankası’nın bağımsızlığı 2021’in en çok tartışılan konularından biri oldu. Yine bu dönemde Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan istifası sonrasında, önce Lütfi Elvan, ardından da Nurettin Nebati bu göreve getirildi.

“Faiz indirimi üretimi olumsuz etkiledi”

Prof. Dr. Ege Yazgan

Prof. Dr. Ege Yazgan

Merkez Bankası, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın direktifleriyle, Eylül 2021’den bu yana politika faizini yüzde 19’dan yüzde 14’e indirdi. Merkez Bankası, böylelikle enflasyon ile faiz arasındaki makası da 7 puana çıkarmış oldu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Finansal Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü olan Prof. Dr. Ege Yazgan, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, faiz indirimleriyle çok ciddi bir finansal çalkantı yaratıldığını söylüyor. Faiz indirimlerinin iddia edildiği gibi reel sektörde üretim artışı ve ihracatta büyük bir sıçrama yaratmadığına işaret eden Prof. Yazgan, “Bu faiz indirimleri, öyle ya da böyle istikrarda olan bir finansal sektörü çok zor duruma sokmuş, ciddi biçimde üretim yapan reel sektörü de üretim yapamaz hale getirmiş durumda” diye konuşuyor.

Peki, hükümet, ekonomide attığı tartışmalı adımlarla neyi hedefliyor?

“Atılan adımlar erken seçim habercisi”

Prof. Dr. Kamil Yılmaz’a göre, atılan adımları erken seçimin habercisi olarak okumak gerekiyor. Dünyada enflasyon dalgası nedeni ile bütün ülkelerin faiz artırdığı bir dönemde Türkiye’nin faiz indirmesini ekonomi mantığı ile açıklamanın mümkün olmadığını savunan Kamil Yılmaz, “Bu tamamen siyasi mantıkla açıklanabilecek bir şey. Ben son dönemde gelen bu asgari ücret zammı ve bugünlerde açıklanması beklenen memur ve emekli maaş zamlarının bizi seçime doğru götüren bir hükümet tarafından alınmış kararlar olduğunu düşünüyorum” değerlendirmesinde bulunuyor.

“Enflasyon yüzde 40’ları görebilir”

Yılın son günlerinde Erdoğan tarafından açıklanan “TL’yi Özendirme Paketi” ile döviz kurlarındaki ateş şimdilik söndürülmüş gözüküyor. Ancak yükselişini sürdüren enflasyon nedeni ile vatandaşlar hâlâ büyük oranda birikimlerini döviz alarak korumaya çalışıyor. 2022’de de, yükselen enflasyona bağlı olarak döviz talebinin artacağını ifade eden Prof. Ege Yazgan, şöyle konuşuyor: “Enflasyon konusunda yüzde 35-40 gibi seviyeleri görebilmemiz çok mümkün. Ondan sonra da bu seviyelerden düşmek o kadar kolay olmayacak.”

İhracat ve turizm olumlu etki edecek

2020’yi yüzde 1,8 büyüme ile kapatarak pandemi yılında büyümeyi başaran sayılı ülkelerden biri olan Türkiye, 2021’in ilk çeyreğinde yüzde 7,2, ikinci çeyreğinde ise yüzde 20’nin üzerinde büyümüştü. Bu yüksek büyüme oranı, hükümetin kamu bankaları üzerinden açıkladığı kredi paketleri ile gerçekleşti. Üçüncü çeyrekte de yüzde 7,4 büyüme kaydeden Türkiye’nin 2021’i yüzde 10’a yakın büyüme ile kapatması bekleniyor. 2022 yılında yüksek döviz kurlarının etkisi ile ihracat ve turizmin ekonominin büyümesinde etkili olması bekleniyor. Bununla birlikte, asgari ücret artışının da, enflasyon daha fazla yükselmeden önce, konut, otomobil, mobilya gibi alanlarda satışları artırabileceği belirtiliyor.

Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu

Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu

“Büyüme son çeyrekte düşecek”

Ancak, 2022’nin sonuna doğru döviz kurlarının etkisiyle, büyümede ciddi bir yavaşlama yaşanması ihtimali güçleniyor. DW Türkçe’ye konuşan Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, dünyada bu yıl yüzde 5,5 olan büyümenin 2022’de yüzde 4,5 seviyelerine gerilemesinin beklendiğini belirtiyor. Türkiye ekonomisinin 2022 yılını yüzde 4,5 seviyelerinde bir büyüme ile kapatmasının muhtemel olduğunu belirten Prof. Aslanoğlu, “Ancak son çeyrek, gelecek yıl muhtemelen görece daha yavaş bir çeyrek olacak. İlk dokuz ayda büyüme daha güçlü olabilir kanaatindeyim. Fakat sonraki dönemler, gelecek yılın son çeyreği ve ötesi özellikle döviz piyasası, enflasyonun seyri ve buralardaki istikrara bağlı olarak şekillenecektir” diye konuşuyor.

“Kayıt dışı istihdam artacak”

Prof. Dr. Seyfettin Gürsel

Prof. Dr. Seyfettin Gürsel

Türkiye’nin kronik sorunlarından biri olan işsizlik de, 2021 yılında ekonomi gündemin ilk sıralarında yer aldı. Temmuz ayı ile birlikte yükselişe geçen işsizliğin yılı yüzde 12 ile kapatması bekleniyor. Ancak geniş tanımlı işsizlik, son açıklanan eylül ayı iş gücü istatistiklerine göre yüzde 21,9’a çıkmış durumda. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı da yüzde 21,5 seviyesinde bulunuyor. 2022 yılında hükümetin hedefi işsizlikte bu seviyenin korunması ya da bir miktar aşağıya düşürülmesi olacak. DW Türkçe’ye konuşan Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel’e göre, 2022’de işsizlikte dramatik bir artış yaşanma ihtimali düşük. 2022’de asgari ücrete yapılan yüzde 50 zammın işsizlik üzerinde ciddi bir olumsuz etkisi olmayacağını ifade eden Prof. Gürsel, “Buna karşın özellikle küçük şirketlerde kayıt dışı istihdam artacak. Ancak büyümede düşüş başlarsa, istihdam artışı da azalışa dönebilir” diyor.

Aram Ekin Duran

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

TL değer kaybı: Dolar yine yükselişte

20 Aralık gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı,“Kur Korumalı Mevduat Sistemi” ile birlikte açıklanan tedbirlerle geçen hafta yaklaşık yüzde 40’lık bir düşüşle 18,40 seviyesinden 10 Türk Lirası’na (TL) kadar gerileyen dolar bu sabah yine 13 TL’nin üzerine çıktı. Euro da dolara paralel yükselerek 15 TL’yi geçti. TL’nin de hafta başından bu yana dolar karşısında yüzde 14 değer kaybettiği tahmin ediliyor.

Merkez Bankası, dün itibarıyla kur garantili TL mevduat mekanizmasına altın hesaplarını da dahil etmiş, dövizden TL’ye dönüşe ilişkin zorunlu karşılık aracılığıyla uyguladığı teşvikleri genişletmişti. Ancak 2020 sonunda sıfırlanan döviz komisyon oranlarını, dövizden TL’ye dönüşte belli bir oranın altında kalanlar için belirgin artırmıştı.

“TL’nin dövize gitmesi engellendi, başarıyla gidiyor”

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ise dün akşam CNN Türk’te katıldığı bir programda vadeli TL mevduatına kur koruması getirildikten sonra katılımın 51 milyar lira seviyesinde olduğunu söyledi.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati

Nebati, vatandaşların dolar mevduatında ne kadar parasının olduğunun sorulması üzerine, “Şu anda 162 milyar dolara düşmüş durumda, 169’dan geldi. Dolayısıyla bir çekiş var. Ne kadar düşerse o kadar iyi. Bizim istediğimiz şey bu zaten. O zaman optimal noktaya gelir. Bir bakmışsınız ki bir yerden sonra gitmemeye başlar. Bizim için önemli olan TL’nin dövize gitmesini engellemekti. Onu engelledik, bu büyük bir başarıyla gidiyor” dedi.

“Reytingler iyi geliyor bana”

Ekonomiye güvenin yüzde 51’in üzerinde olduğunu ve bunun rakamlardan daha fazla önem taşıdığını savunan Nebati, “18 Aralık’a kadar aynı rakamlarla, aynı makro ekonomik göstergelerle yürüyoruz dolar 18 lira. Cumhurbaşkanı konuşuyor, tedbirler paketini sunuyor, sabah dolar 11 lira. İtimadı göstereceksiniz, ekonomi gözlerdeki ışıltıdır. Hiçbir şey söylemesine gerek yok. Bir esnafın dükkanına gireyim, gözlerinin içine bakayım, ben gözlerinden AK Parti’ye oy verip vermediğini ya da muhalif olduğunu görürüm. Bak şimdi sizin gözlerinizden şunu görüyorum; reytingler iyi geliyor galiba” ifadelerini kullandı.

“Görülen artış kurun doğal salınımı”

Nebati, kurdaki son hareketlilikle ilgili olarak da “Bugün dolar kurunda görülen artış, kurun 18 liradan inmesinin doğal salınımı. Her şey kontrol altında. Radikal düşüşten sonra salınımlarla kur normale dönecek. Piyasayı izliyoruz, ikaz ediyoruz, sonra gereğini yapıyoruz” değerlendirmesini yaptı.

2022 yılının istikrarlı bir yıl olacağını söyleyen Bakan Nebati, aylık olarak enflasyonda kademeli düşüşlerin olacağını, 2023’e girerken enflasyon gibi bir olgunun olmayacağını, bu anlamda olumlu bir kısır döngüye girildiğini de ileri sürdü.

DW/HS,HT

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Hugo Boss Türkiye’deki yatırımlarını artırıyor

Almanya’nın tanınmış moda şirketi Hugo Boss’un Yönetim Kurulu Başkanı Daniel Grieder, İngiliz Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada Türkiye’deki yatırımlarını artıracağını duyurdu. Şirketin yeni stratejisi çerçevesinde İzmir’de bulunan üretim merkezinin genişletileceğini ve ürünlerini satış noktalarına daha yakın yerlerde depolanacağını söyleyen Grieder, İzmir’deki tesiste çalışan sayısının da üçte bir oranında artırılacağını ve tesiste bin kişinin daha işe alınacağını aktardı.

Gieder, şirketin yine stratejisiyle ilgili olarak “Gelecek stratejimiz, daha fazla giyim ürününü satıldığı pazarlara daha yakın noktalarda üretmek” diyerek bunun şirket açısından büyük bir değişim anlamına geldiğine de işaret etti. 

Dünyadaki tedarik sıkıntısına karşı yeni strateji

Ayrıca Batılı ülkelerde “şehir fabrikları” da kurmayı planlayan Hugo Boss, ABD’nin Los Angeles kentinde 2022 yılının ilk çeyreğinde denim kumaş ve kot ürünlerinde son üretim aşamasını deneme amaçlı olarak hayata geçirmeyi hedefliyor.

Şirket, satış noktalarına üretim merkezleri kurarak dünyada pandemi nedeniyle yaşanan tedarik sıkıntısına karşı önlem alıyor.

Hugo Boss, ürünlerinin yüzde 17’sini Türkiye, Almanya, Polonya ve İtalya’da üretiyor. Ancak bu üretimin yüzde 13’ü ise en büyük üretim merkezi İzmir’de gerçekleşiyor. Şirketin üretiminin yüzde 83’ü ise ağırlıklı olarak Doğu Avrupa ve Asya’daki farklı noktalardaki tesislerinden sağlanıyor.

Reuters/HS,HT

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Annalena Baerbock’un eşi DHL’deki işinden ayrıldı

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock‘un eşi Daniel Holefleisch’in kurye, paket ve lojistik şirketi Dalsey, Hillblom & Lynn (DHL) grubundaki görevinden ayrıldığı bildirildi. Holefleisch, DHL bünyesindeki Alman Posta İdaresi’nde (Deutsche Post) lobici olarak görev yapıyordu. Şirket sözcüsü de haberi doğruladı. Sözcü, Bunte dergisine yaptığı açıklamada “Holefleisch’ın Temmuz 2021’den bu yana DHL grubundaki Deutsche Post’ta çalışmadığını” söyledi.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock

“Hükümette görev alırsam eşim işini sürdüremez”

Yeşiller partili Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, 26 Eylül’deki genel seçimler öncesinde hükümet içinde görev alması halinde “eşinin DHL’deki görevini sürdüremeyeceğini” söylemişti. Holefleisch, eşini siyasi kariyerine başından beri destek veren tavrıyla biliniyor.

Baerbock, geçen Mayıs ayında Bild am Sonntag’a verdiği demeçte eşinin kendisinin yoğun iş temposu nedeniyle çalışma saatlerini azalttığını söyleyerek “Sabah erkenden evden çıkıyor, gece yarısı dönüyorum. Eşim çocukları yuva ve okula götürüp getiriyor, beslenme çantalarını hazırlıyor ve ev ödevleriyle ilgileniyor” diye konuşmuştu. Çiftin iki çocuğu var. 

Baerbock ve Habeck partideki görevlerini bırakacak

Baerbock, Dışişleri Bakanlığı görevinin yanı sıra halihazırda Robert Habeck ile birlikte Yeşiller Eş Genel Başkanlığı görevini de sürdürüyor. Habeck, hükümette Ekonomi ve İklim Koruma Bakanı olarak görev yapıyor.

Ancak Baerbock ve Habeck hükümette görev almaları sebebiyle yakında Yeşiller’deki görevlerini bırakacak. Yeşiller, Ocak ayı sonunda düzenleyeceği parti kongresinde yeni eş genel başkanlarını belirleyecek.

AFP, DW / HT,HS

© Deutsche Welle Türkçe   

Kaynak: DW – Deutsche Welle

TCMB 2022 yılı hedeflerini açıkladı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2022 Yılında Para ve Kur Politikası Raporu’nu açıkladı. Temel çerçevenin 8 maddeyle belirlendiği raporda, dalgalı döviz kuru rejiminin sürdürüleceği ve döviz kurlarının, serbest piyasa koşullarında arz ve talep dengesine göre oluşacağı kaydedildi.

TCMB’nin temel amacının fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmek olduğu vurgulanan raporda, gelecek yıl hükümetle birlikte belirlenen orta vadeli enflasyon hedefinin yüzde 5 olarak korunduğu ve para politikasının enflasyonu bu hedefe kademeli olarak yaklaştıracak şekilde oluşturulacağı ifade edildi.

“Enflasyon hedeflemesi rejiminin 2022’de fiyat istikrarının sürdürülebilir bir zeminde oluşmasını sağlayacak şekilde uygulanmasına devam edileceği” kaydedilen raporda, TCMB’nin temel politika aracının bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı olduğu vurgulandı.

“TCMB’nin zorunlu karşılıkları fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda destekleyici bir araç olarak kullanacağı” da aktarılan roporda “Bu çerçevede, 2022 yılında Rezerv Opsiyon Mekanizması tamamen sonlandırılacak, yabancı para yükümlülüklerin maliyetleri artırılırken, Türk Lirası (TL) mevduat gelişimini destekleyecek mekanizmalar önceliklendirilecektir” denildi.

“Dalgalı kur rejimi devam edecek, rezervler artırılacak”

“TCMB’nin 2022 yılında parasal aktarım mekanizmasının sağlıklı işleyişini sağlamak ve makro finansal istikrara ilişkin riskleri sınırlamak amacıyla elindeki politika araçlarını en etkin şekilde kullanacağı” belirtilirken dalgalı döviz kuru rejiminin de sürdürüleceğı ve döviz kurlarının serbest piyasa koşullarında, arz ve talep dengesine göre oluşacağına dikkat çekildi.

TCMB, para politikasının etkinliği ve finansal istikrar açısından döviz rezervlerinin güçlendirilmesinin amaçlandığının da altı çizildi. TCMB’nin önümüzdeki yıl piyasa koşullarının uygun olması durumunda rezervlerini artırmaya devam edeceği ifade edilen raporda şeffaflık vurgusu da yapıldı. Raporda “TCMB, 2022 yılında şeffaflık, öngörülebilirlik ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda politika iletişimine ve veri paylaşımına devam edecektir” ifadelerini yer verildi. 

Altın cinsinden mevduat ve katılım fonları

TCMB, 2021 yılında faiz indirimi yaparak doların yükselmesine neden olduğu gerekçesiyle eleştirilerin hedefi haline gelmişti. TCMB’nin beş müdahalesine rağmen dövizdeki yükselişin önüne geçilemeyince 20 Aralık gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat Hesap uygulamasına geçileceğini açıklamış ve ardından dolar düşüşe geçmişti.

TCMB, Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat Hesap sistemiyle bağlantılı yeni bir uygulamanın daha devreye girdiğini açıkladı. Altın cinsinden mevduat ve katılım fonlarının hesap sahibinin talebi üzerine, TL vadeli hesaplara dönüşmesi halinde mevduat ve katılma hesabı sahiplerine destek sağlanacağını açıklayan TCMB, bankacılık sistemindeki toplam mevduat/katılım fonu içinde TL’nin payının artırılarak finansal istikrarın güçlendirilmesinin amaçlandığını duyurdu.

ANKA,DHA/HS,HT

© Deutsche Welle Türkçe    

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Alman Sağlık Bakanı resmi Omicron sayılarından kuşkulu

Almanya Sağlık Bakanı Karl Lauterbach, Bild gazetesine yaptığı açıklamada Omicron varyantının yayılımına ilişkin dinamikler konusunda endişeli olduğunu söyledi. Lauterbach, az sayıda test yapılması ve geciken raporlamalar nedeniyle resmi rakamların Omicron kaynaklı vakaları doğru bir şekilde yansıtmadığını ifade etti.

Almanya’da salgın verilerini takip eden ve hükümete de danışmanlık yapan Robert Koch Enstitüsü’nün (RKI) çok sayıdaki veri kaynağının sadece ülkedeki genel durumun bir resmini çizdiğini belirten Lauterbach, test kapasitesini artırmayı ve temaslı takibini de yeniden sıkılaştırmayı hedeflediklerini söyledi. Lauterbach, en geç 7 Ocak’ta yapılacak Eyalat Sağlık Bakanları Toplantısı’na kadar daha gerçekçi bir tablo ortaya konulması gerektiğini ifade etti.

Robert Koch Enstitüsü, bu yıl resmi tatiller nedeniyle veri akışında gecikmeler olduğunu ve daha az test yapıldığını açıklamıştı.

Almanya varyant testlerini yaygınlaştırmayı planlıyor

Almanya varyant testlerini yaygınlaştırmayı planlıyor

Omicron vakalarında yüzde 45 artış

Öte yandan Almanya’da şu anda eksik olduğu belirtilen veriler de Almanya’da Omicron kaynaklı vaka sayısının hızla arttığını gösteriyor. Enstitü, Salı günü bir önceki güne kıyasla Omicron vakalarının yüzde 45 arttığını açıkladı. Ülkede Salı günü itibarıyla kayıtlara geçen toplam Omicron vaka sayısı 10 bin 443 oldu. Ayrıca Omicron varyantı nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı da 4’e yükseldi.

Almanya’da uzmanları yaptığı model hesaplamalara göre önümüzdeki Mart ayında Omicron vakalarının sayısı 160 bin ila 240 bine yükselebilir. Geçen hafta haber portalı Spiegel‘de yer alan hesaplamada, aynı senaryo içinde 8 bin kişinin de yoğun bakımda tedavi göreceği tahmin edildi. Ülkede şimdiye kadarki Omicron vakalarının sadece genom dizilimi ve varyanta özel PCR testleri ile tespit edildiğini belirten RKI de vaka sayısının aslında daha yüksek olabileceğini açıklamıştı.

Almanya’da şu anda pozitif vakaların sadece bir bölümüne varyant incelemesi yapılıyor.

dpa,AFP/HS,HT

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Dövize endeksli mevduat uygulaması ne kadar etkili oldu?

Dolar ve Euro’nun hızlı yükselişinin önüne geçmek için uygulamaya sokulan “Dövize Endeksli TL Mevduatı” uygulamasının beraberinde getirdiği tartışmalar sürüyor. Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uygulamayı duyurduğu gece dolar 18 liradan 11 liraya kadar gerilerken hükümet tarafından yapılan açıklamalarda buradaki keskin düşüşte vatandaşlar tarafından bozdurulan dolar miktarının payı olduğu vurgulanıyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati de dolardaki büyük düşüşü vatandaşların iştahla döviz satmasının sağladığını belirtiyor. Ancak BDDK tarafından paylaşılan günlük verilere göre 17 Aralık günü 163.8 milyar dolar olan gerçek kişilerin döviz hesaplarındaki büyüklük bugün 163.2 milyar dolar seviyesinde. Mevduat hesaplarının tamamına bakıldığında ise 17 Aralık’ta 260 milyar dolar olan büyüklük bugün 261.2 milyar dolar. Perşembe günü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) açıklayacağı verilerle, uygulama sonrası Türk Lirası ve dolarda yaşanan hareket daha net ortaya çıkacak.

DW Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan ekonomistlere göre bu konuda net bir çerçeve çizmek için önümüzdeki ayları beklemek gerekiyor.

“Rezervlerdeki erimeye bakıyoruz”

Yabancı para cinsinden mevduat hesaplarında erimeden ziyade bir artış gerçekleştiğini söyleyen ekonomist Arda Tunca, “Burada takip ettiğimiz veriler olacak. Kişilerin ve kurumların döviz hareketlerini daha net göreceğiz. BDDK’nın verilerine göre vatandaşların döviz hesaplarında şimdilik bir düşüş görünmüyor. Aksine hala küçük de olsa bir artış var. Yeni verilerde bunları takip edeceğiz. Bildiğimiz önemli şeylerden biri de Merkez Bankası rezervlerindeki hızlı erime. Kurun hızla gerilemesinin nedenini biz burada arıyoruz. Son bir ayda 18 milyar dolarlık bir erime var” ifadelerini kullandı.

Ekonomist Arda Tunca

Ekonomist Arda Tunca

“Sistemin tanıtılmaya ihtiyacı var”

Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati son olarak yeni sisteme geçişin 38 milyar liralık bir büyüklüğe ulaştığını belirtmişti. Buradaki en önemli noktanın geçişin nereden kaynaklandığı olduğunu söyleyen ekonomist Soner Kuru, “Eğer bu geçiş net olarak döviz mevduatlarından gerçekleşmediyse sistemin biraz daha zamana ve tanıtılmaya ihtiyacı var. Ayrıca bu miktar oransal olarak da küçük kalıyor. Zira bankacılık sistemi içerisindeki 5 trilyon liralık mevduattan bahsediyoruz” diyor.

“En iyi senaryoda 10-15 milyar dolar”

Bu uygulamanın henüz tam olarak anlaşılmadığını ve beklemek gerektiğini belirten TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Atılım Murat’a göre bankacılık sisteminde 120 milyar dolarlık bir kemikleşmiş döviz mevduatı bulunuyor. Murat, şu ayrıntının altını çiziyor: “Yaklaşık 142 milyar dolarlık bir döviz hesabından bahsediyoruz. Bunun 120 milyar doları bu konuda çok katı. Sürekli dolar alarak birikimini yükseltiyor. 10-15 milyar dolarlık kısım için yüzer-gezer ifadesini kullanabiliriz. Onlar yükseldiği zaman satış düştüğü zaman alıyorlar. Sürekli aynı davranışı sergiliyorlar. O nedenle eğer vatandaşlar ikna olur ve bu finansal ürüne inanırlarsa çok iyi bir senaryoda önümüzdeki aylarda 10-15 milyar dolarlık bir bozum olabilir.”

“Uygulama değil söylem etkili oldu”

Doların 18 lira seviyesinden hızla aşağı yönlü hareket etmesindeki ana nedenin bu yeni çıkan ürün olmadığını söyleyen Soner Kuru, “Bunun nedeni net olarak bu değil. İnsanlar Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarına odaklandı. Dövizin hızla düşeceğine bir inanç oluştu. Yani biz bozdurulan dolarlardan çok söylem gücünün etkisini gördük. Zaten şimdilik bu ürün tam anlaşılmış değil. Çok fazla soru alıyoruz. Henüz bu uygulamanın planlı bir şekilde bütçede yerinin olmaması da biraz kafaları karıştırıyor. Ama zamanla bu sorular da giderilecektir” şeklinde konuştu.

Kuru, Dolar/TL’de 12.20 seviyesinin ise kritik olduğunu önümüzdeki günlerde bu seviyenin dikkatle izleneceğini belirtti.

Enflasyona endeksli ürün

Merkez Bankası’nın perşembe günü açıklayacağı verilerin bu uygulamanın geleceği hakkında net fikirler vereceğini söyleyen Atılım Murat, “Hem Merkez Bankası rezervlerinde ne olup bittiğini göreceğiz hem de program açıklandıktan sonra döviz hesaplarında bir bozulma olup olmadığını göreceğiz. Onun sonrasında da bir enflasyon verisi açıklanacak. Ve burada beklenti çok yüksek. Vatandaş o enflasyon oranını da görmek isteyecektir. Enflasyon ocakta ve şubatta yüzde 40-45 bandına oturacak. O zaman bu yeni uygulamada yüzde yaklaşık yüzde 25 negatif reel faiz olacak. Bu da vatandaşın bu uygulamaya geçip geçmeme noktasında kafasını karıştıracaktır. O nedenle biraz zaman geçtikten sonra enflasyon korumalı yeni bir ürünün gelebileceğini düşünüyorum” diye konuştu.

“Faizleri düşürelim derken daha da artırdık”

Türkiye’nin faizi ve finansman maliyetlerini aşağı çekeyim derken tam tersine faizleri yükselttiğini anlatan Arda Tunca ise, Merkez Bankası’nın oluşan son durumda piyasa üzerindeki kontrolünü kaybettiğini söyledi. Tunca, “Merkez Bankası eylülden itibaren faizlerini indiriyor ancak piyasadaki bütün mevduat faizleri, kredi faizleri yukarı geldi. Aynı şekilde devletin kamu borçlanması için Türk Lirası için her vadede borçlanma faizleri yukarı geldi. Eurobond’ların faizleri yukarı geldi. Merkez Bankası’nın kendi uyguladığı faizlerle piyasa faizleri arasındaki bağlantı koptu” dedi.

Emre Eser

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle