Almanya Başbakanı Scholz’dan G7’de birlik mesajı

Almanya Başbakanı Olaf Scholz Rusya’nın Kiev’e bu sabah düzenlediği „acımasız“ füze saldırısını kınayarak, bunun G7 liderlerinin „bir arada durma ve ülkelerini savunan Ukraynalıları destekleme“ ihtiyacını pekiştirdiğini söyledi.

Almanya Başbakanı Scholz, ABD Başkanı Joe Biden ile G7 zirvesi için geldikleri Garmisch-Partenkirchen’deki Elmau Şatosu’nda ikili görüşme yaptı.

Görüşme öncesinde yaptığı konuşmada Biden, Ukrayna krizinde Avrupa’da gösterdiği liderlikten dolayı Scholz’a teşekkür etti. ABD Başkanı, Avrupa’nın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’yı işgaline verilecek yanıtı yönlendirmede Scholz’un gösterdiği liderliğin son derece önemli olduğunu söyledi.

Biden „Putin başından beri bir şekilde NATO’nun ve G7’nin parçalanacağına bel bağlıyordu ama parçalanmadık ve bu olmayacak da“ diye konuştu.

Scholz’a hitaben „Tıpkı başbakan olduğunuzda yaptığınız gibi, yükseldiğiniz için sizi övmek istiyorum“ diyen Biden, Scholz’un izlediği çizginin Ukrayna konusunda Avrupa’nın geri kalanı üzerinde „büyük bir etki“ yarattığını söyledi.

Scholz da bu sözlere karşılık „Hepimizin birlik içinde kalmayı başarması iyi bir mesaj, bunu belli ki Putin beklemiyordu“ dedi.

Sosyal Demokrat Partili Olaf Scholz, Ukrayna’ya ağır silah gönderme konusunda tereddütlü davrandığı gerekçesiyle Almanya’da eleştirilerin hedefi olmuştu.

G7 zirvesine katılaan liderler
G7 zirvesine katılaan liderlerFotoğraf: Sven Hoppe/dpa/picture alliance

Savunma harcamalarının artırılmasına övgü

Biden-Scholz görüşmesine ilişkin Beyaz Saray’dan bir açıklama yapıldı. Açıklamada „Başkan, Almanya’nın savunma harcamalarını belirgin bir biçimde artırma ve NATO taahhütlerini karşılamasını memnuniyetle karşılamaktadır, bu ittifakın uzun vadeli caydırıcılığını ve savunma durumunu güçlendirecek“ ifadelerine yer verildi.

Almanya’da hükümet Rusya’nın Ukrayna işgalinin başlamasının hemen ertesinde savunma harcamalarını artırma kararı almıştı. Şubat ayı sonunda 2022 bütçesinde bir kereye mahsus olmak üzere savunma harcamaları için 100 milyar euroluk ek fon ayrılacağı duyurulmuştu. Başbakan Scholz ayrıca „Bugünden itibaren, her yıl gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 2’sinden fazlası ile savunmamız için yatırım yapacağız“ demişti.

Almanya’nın NATO bünyesinde taahhüt ettiğinin aksine savunma harcamalarını yüzde 2 düzeyine çekmemesi geçen yıllarda sık sık Washington tarafından eleştiriliyordu.

Beyaz Saray’dan ikili görüşmeye ilişkin ayrıca „Liderler Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne aynı zamanda da Rus saldırganlığı karşısında Ukrayna’ya demokrasisini savunması için askeri, ekonomik, insani ve diplomatik desteğe olan bağlılıklarını vurguladılar“ denildi.

ABD, Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada ve Almanya’nın devlet veya hükümet başkanlarının bir araya geldiği ve üç gün sürecek zirvede Ukrayna’daki savaştan iklim değişikliğine kadar birçok konu ele alınıyor.

dpa, Reuters / EC, SSB

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Almanya’da enflasyonla mücadelede çalışana destek hazırlığı

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, enflasyonla mücadele kapsamında çalışanları ekonomik olarak destekleyen bir teklif hazırlığına başladı. Henüz hazırlık aşamasındaki teklife göre, işverenler tek seferliğine mahsus olmak üzere çalışanlarına vergi kesintisi olmadan bir ödeme yapacak. Sendikalar da buna karşılık toplu iş sözleşmelerinde ücret artış talebinin bir kısmından vazgeçecek.

Bild am Sonntag gazetesi söz konusu tek seferlik ödemenin gelecek yıl yapılacağını yazdı. Handelsblatt da haberinde ödemenin korona yardımına benzer ve vergiden muaf olacağını ifade etti. Almanya’da işverenlerin çalışanlarına pandemi nedeniyle ödedikleri korona yardımı, vergi kesintisi olmaksızın 1500 euroya kadar çıkabiliyor.

Maliye Bakanı Lindner sıcak bakmıyor

Sosyal Demokrat Partili (SPD) başbakanın hazırlığını yaptığı bu öneriye koalisyonun küçük ortağı ise sıcak bakmıyor. Hür Demokrat Partili (FDP) Almanya Maliye Bakanı Christian Lindner Handelsblatt’a yaptığı açıklamada tek seferlik vergiden muaf ödemenin ancak işçi ile işverenin anlaşması halinde anlamlı olacağını söyledi.

„Maaş ve ücretlerin makul hale getirilmesinde sorumluluk işveren ve sendikalardadır“ diyen Lindner bu sorumluluğun devlet tarafından üstlenilemeyeceğini savundu.

Almanya Maliye Bakanı Christian Lindner
Almanya Maliye Bakanı Christian LindnerFotoğraf: Abdulhamid Hosbas/AA/picture alliance

Lindner ayrıca yüksek kâr elde eden şirketlerde işverenin devlet tarafından bu biçimde desteklenmesinin uygun olmadığını ve korona yardımının enflasyonla mücadelede örnek olarak alınmaması gerektiğini söyledi. Lindner „(Korona yardımının) tüm bir ekonomiye yayılmak istenmesi federal hükümet ve eyaletler açısından ayrıca finanse edilebilir de değil“ diye konuştu.

Almanya’da hükümet 4 Temmuz’da yüksek enflasyon gündemiyle sendikalar ve işverenlerle biraraya gelecek. Başbakan Scholz bu toplantının düzenleneceğini haziran ayı başında kamuoyuna duyurmuştu.

Bild am Sonntag’ın haberine göre hayata geçmesi halinde tek seferlik ödemelerden en fazla kazançla çıkan az ya da orta gelirliler olacak. Önerinin bir avantajı da maddi desteğin vatandaşlara daha hızlı bir biçimde ulaşması. Ancak çalışanların sadece yüzde 43’ünün bir toplu iş sözleşmesi ile ücretlendirildiği Almanya’da toplu iş sözleşmesiyle ücretlendirilmemiş çalışanlar ve düşük emekli maaşı alan emekliler için özel çözümler yaratılması gerekiyor. Bunun üzerinde çalışmalar sürüyor ve habere göre tek seferlik ödemeyi devletin yapması seçeneği üzerinde de duruluyor.

Almanya’da yıllık enflasyon Mayıs ayında 1973/1974 kış mevsiminden bu yana en yüksek seviyeye ulaşmıştı.

dpa / EC, SSB

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Almanya sonbaharda önlemleri artırmayı planlıyor

Almanya Sağlık Bakanı Karl Lauterbach, federal ve eyalet sağlık bakanlarının katıldığı iki günlük bir konferansın ardından yaptığı açıklamada, sonbahar ve kış aylarında şiddetli bir koronavirüs dalgasının beklenmesi gerektiğini söyledi. Alman yetkililer, sonbahar için somut koruyucu önlemleri görüşmek üzere Temmuz ayında yeniden bir araya gelmeyi planlıyor.

Almanya’da yapılan kamuoyu araştırmaları da önlemlerin artırılmasına çoğunluğun destek verdiğini gösteriyor. ARD-Deutschlandtrend anketine göre 65 yaş üstü kesimin yüzde 77’si, 18-34 yaş arası kesimin ise yüzde 48’i bu maske zorunluluğunun kapsamının genişletilmesini olumlu buluyor.

Almanya Sağlık Bakanı Karl Lauterbach
Karl LauterbachFotoğraf: Bernd von Jutrczenka/dpa/picture alliance

Ülkede maske şu anda sadece toplu taşıma araçlarında zorunlu.

Ücretsiz korona testleri kaldırılıyor

Almanya’nın korona ile mücadele politikasının önemli bir kısmını da bu ayın sonunda kaldırılacak olan ücretsiz korona testleri oluşturuyor. Halihazırda, test merkezlerinde eğitimli personel tarafından herhangi bir sebep ya da belirti olmaksızın haftada en az bir hızlı test yaptırma hakkı bulunuyor. Bunun Temmuz ayından itibaren nasıl devam edeceği ise henüz belli değil.

Vaka artışlarının beklendiği sonbaharda Almanya’da yeni bir aşılama kampanyasının da başlatılması bekleniyor. Mevcut araştırmalarda 60 yaş ve üzeri kişiler için dördüncü aşılamanın yüksek fayda sağladığına dair kanıtların arttığını söyleyen Sağlık Bakanı Lauterbach, aşı olmak isteyen herkese bu imkanın sağlanması gerektiğini kaydetti.

EMA yeni bir aşıya onay verdi

Bu arada Avrupa İlaç Ajansı (EMA), Fransız-Avusturya şirketi Valneva’nın korona aşısını onayladı. Valneva’da inaktif (ölü aşılar) denilen klasik grip aşılarına benzer bir teknoloji kullanmakta. Normal buzdolaplarında saklanabilen bu aşı 18 ila 50 yaştakilere uygulanabiliyor.

Valneva ile birlikte AB’de artık koronavirüse karşı onaylanan aşı sayısı altıya yükselmiş oldu.

Araştırmacılar da korona aşısı sayesinde kaç ölümün önlendiğini hesapladı. Buna göre, aşılar sadece ilk yılında dünya çapında yaklaşık 20 milyon Covid-19 kaynaklı ölümünü engelledi. Londra’daki Imperial College’dan araştırmacıların The Lancet tıp dergisinde yayımlanan araştırmasına göre, bu durum aşı yapılmadığı takdirde beklenen ölüm sayısını yarıdan fazla azalttı.

Virolog Christian Drosten
Christian DrostenFotoğraf: Sean Gallup/Getty Images

Christian Drosten: Korunmaya devam edin

Berlin Charité Hastanesi Viroloji Enstitüsü Direktörü Christian Drosten de insanları yazın da koronavirüs bulaşmasına karşı uyarıyor. Drosten, haftalık haber dergisi Spiegel’e verdiği demeçte, „Uzun Covid riski nedeniyle de hastalanmaktan mümkün olduğunca kaçınmaya devam etmelisiniz“ dedi.

Drosten, Eylül ayı gibi erken bir tarihte vaka sayılarının yeniden çok yüksek olmasından endişe ediyor. Almanya’da Omikron’un alt varyantı olan BA.5 şu anda baskın durumda. Robert Koch Enstitüsü’nün (RKI) Covid-19 ile ilgili haftalık raporuna göre, rastgele bir örneklemdeki oran yüzde 50 seviyesinde. Ancak bilgiler bir önceki haftaya ait ve şu anda daha yüksek olduğu varsayılabilir.

 

DW / SSB,HS,ET

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Münih’te G7 protestosu

Almanya’da Pazar günü başlayacak olan G7 Liderler Zirvesi öncesinde yaklaşık 3 bin 500 kişinin katılımıyla Münih kentinde bir protesto gösterisi düzenlendi.

Polis, hava şartlarının da iyi olmasından ötürü Theresienwiese Meydanı’ndaki etkinliğe katılımın yüksek olacağı beklentisiyle bu protesto gösterisine hazırlık yapmıştı. Emniyet birimleri, gösteri öncesinde en az 20 bin katılımcı beklendiğini duyurmuştu.

Bavyera eyaletinin başkenti Münih’teki protesto gösterisi, aralarında Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) ve Attac’ın da bulunduğu 15 küreselleşme karşıtı grup tarafından organize edildi.

G7 Liderler Zirvesi'ni protesto eden eylemciler - (25.06.2022 / Münih)
Fotoğraf: Martin Meissner/AP/picture alliance

Protestocuların fosil yakıt kullanımının sonlandırılması, sosyal adalet, hayvanların korunması ve açlıkla mücadele için çağrıda bulunduğu eylemin barışçıl geçtiği ve herhangi bir şiddet olayı yaşanmadığı ifade ediliyor.

Gösteriye katılan örgütlerden Greenpeace’in bir sözcüsü, Ukrayna Savaşı’na atıfta bulunarak, „Savaş tüm dikkatimizi oraya çekmişken iklim krizi giderek büyüyor. Barış isteyen fosil yakıtları terk eder“ söyleminde bulundu.

G7 Liderler Zirvesi'ni protesto eden eylemciler - (25.06.2022 / Münih)
Fotoğraf: Matthias Schrader/AP/picture alliance

Zirve üç gün sürecek

Bavyera eyaletindeki Garmisch-Partenkirchen beldesinin ev sahipliği yapacağı G7 Liderler Zirvesi yarın başlayacak ve üç gün sürecek.

Elmau Sarayı’nda düzenlenecek zirveye Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya ve Kanada’dan devlet ya da hükümet başkanları katılacak.

Münih'te düzenlenen G7 karşıtı protesto eyleminde, Zirve'ye katılan liderlerin maskelerini taşıyan eylemciler - (25.06.2022 - Münih)
Fotoğraf: Michael Kappeler/dpa/picture alliance

Üç gün boyunca çok sayıda eylem ve protesto gösterisine sahne olması beklenen bölgede yaklaşık 18 bin polis görevlendirildi.

 

DW,dpa / CÖ,ET

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Almanya Türkiye’den gelecek iki bin işçiyi bekliyor

Almanya’da okulların kapanmaya başlamasıyla girilen tatil sezonu nedeniyle havalimanlarında yaşanan personel sıkıntısına çözüm arayışı sürüyor.

Aralarında Alman Sivil Havacılık Ekonomi Birliği’nin (BDL) de yer aldığı sektör temsilcisi kurumlar sorunun giderilmesi amacıyla Türkiye’den havalimanı personeli getirilmesi için başlatılan sürecin hızlandırılmasını bekliyor.

BDL, Türkiye’den getirilmek istenen 2 bin işçi için talep edilen özel iznin Alman makamlarınca bir an önce verilmesini ümit ediyor. BDL sözcüsü bugün konuyla ilgili yaptığı açıklamada, „Bunun çok hızlı bir şekilde gerçekleşeceğini umut ediyoruz“ dedi.

Alman haber ajansı dpa, Türkiye’den gelmesi planlanan 2 bin işçi ile ilgili gerekli incelemelerin altı hafta içinde bitebileceğini ve bu kişilerin yaz sezonu bitmeden Almanya’daki havalimanlarında çalışmaya başlayabileceğini belirtti.

Aranan şartlar

Almanya’da bu pozisyonlar için uygun aday olmadığını belirten havacılık sektöründen birlikler geçtiğimiz haftalarda Almanya Çalışma Bakanlığına sundukları teklifte Türkiye’den 2 bin işçi getirebilmeleri için yasal engellerin kaldırılmasını talep etmişti.

Teklifte, Almanca konuşabilen kalifiye işçi bulunması için İstanbul’daki bir firmayla anlaşıldığı belirtilmişti. Alınacak işçilerin A2 seviyesinde Almanca bileceği, tehlikeli maddelerle ilgili olarak Uluslararası Hava Taşımacılığı (IATA) standartlarını karşılayabilecek düzeyde eğitim almış olacağı açıklanmıştı.

Pandemi etkisi

Almanya dâhil bazı Avrupa ülkelerindeki havalimanları ve havayolu şirketleri, pandemi kısıtlamalarının iki yılı aşkın bir sürenin ardından kaldırılması sonrası personel sıkıntısı yaşıyor.

Pandemide havayolu şirketleri ve havalimanları, personel sayılarında kesintiye gitmişti.

DW,dpa/CÖ,JD

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Almanya doğal gaz darboğazına hazırlanıyor

Almanya Rus doğal gaz arzı şu anda olduğu gibi düşük kalırsa doğalgaz darboğazı riski ile karşı karşıya bulunuyor. Ekonomi Bakanı Robert Habeck, böyle bir durum olması halinde sanayinin bazı alanlarında tesislerinin kapatılmasının gerekebileceğini söyledi. 

Habeck Spiegel’e yaptığı açıklamada „Şirketler üretimi durdurmak, çalışanlarını işten çıkarmak zorunda kalacak, tedarik zincirleri çökecek, insanlar ısınma faturalarını ödeyebilmek için borçlanacak, insanlar daha da yoksullaşacak“ dedi.

Habeck bunun Rusya ilderi Vladimir Putin’in ülkeyi bölme stratejisi olduğunu belirtti.

Bu, „Liberal demokrasimizi içeriden zayıflatmayı amaçlayan popülizm için en iyi üreme alanıdır“ şeklinde konuşan Alman Bakan, Putin’in planlarının işlemesine izin verilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Habeck, gaz darlığından etkilenen şirketler ve vatandaşlar için daha fazla destek beklentisini dile getirdi, ancak yine de tüm etkileri bertaraf etmenin mümkün olmayacağını kaydetti.

Rusya’nın gazı tamamen kesmesi olasılığı

Almanya’nın enerji piyasası düzenleyici kurumu Bundesnetzagentur’un başkanı Klaus Müller, tüketicilerin enerji faturalarının iki veya üç katına çıktığını görebileceklerini belirterek, bazı durumlarda zaten yüzde 30 ila yüzde 80 arasında olan artışlar olabileceğine dikkat çekti.

ARD’ye konuşan Müller Rusya’nın gazı tamamen kesmesinin de olasılık dahilinde olduğunu söylerken, farklı senaryolar üzerinde çalıştıklarını belirtti. Ancak Müller senaryoların çoğunun „hoş olmadığını ve kış sonunda çok az gaz ya da zaten çok zor bir sonbahar ya da kış mevsimine“ işaret ettiğini söyledi.

Rusya halihazırda Kuzey Akım 1 Baltık Denizi boru hattı üzerinden Almanya’ya yapılan doğal gaz tedarik hacmini keskin bir şekilde azalttı. Son haftalarda sanayi temsilcileri ve siyasetçiler Kuzey Akım 1’in 11 Temmuz’da bakım için planlı olarak kapatılması nedeniyle tedirgin durumda. Yıllık bakım nedeniyle gaz kesintisi normalde birkaç gün sürüyor ancak bu yıl Rusya’nın bakım tamamlandıktan sonra doğal gazı gerçekten tekrar açıp açmayacağı endişe yaratıyor.

Alarm aşamasına geçildi

Almanya, perşembe günü Rus doğal gazındaki kesintiler üzerine üç aşamalı acil durum planında ikinci en yüksek seviye olan„alarm“ aşamasına geçtiğini açıklamıştı.

Acil durum planındaki „alarm“ seviyesi, Almanya’nın şu an için durumu „idare edebilecek“ bir konumda olduğunu gösteriyor. Üçüncü ve en yüksek aşama, „acil“ seviye olarak adlandırılıyor.

rtr, dpa / SSB, JD

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Özdemir: Ukrayna’nın tahıl ihracatı için alternatif aranmalı

Berlin’de düzenlenen „Küresel Gıda Güvenliği için Birlikte“ başlıklı uluslararası konferanstan önce konuşan Almanya Tarım Bakanı Cem Özdemir, uluslararası toplumun Karadeniz üzerinden Ukrayna  tahılını ihraç etmek için kalıcı alternatifler araması çağrısında bulundu.

Özdemir, Berlin’deki Tagesspiegel gazetesine verdiği demeçte, „Kara yoluyla tahıl ihracatı söz konusu olduğunda, artık sadece geçici bir alternatiften bahsetmiyoruz“ şeklinde konuştu.

Vladimir Putin liderliğindeki Rusya’nın, „kalıcı saldırganlığı“ devam ettiği sürece, „Ukrayna, barış durumunda bile tahılını Karadeniz’den güvenli bir şekilde taşıyabileceğine güvenemez“ ifadelerini kullanan Özdemir, Ukrayna tarım ürünlerinin Karadeniz’i bypass ederek ihraç edilebilmesi için „deniz yoluna alternatif olacak, kalıcı ve yüksek performanslı seçenekler“ inşa edilmesini önerdi.

Özdemir „Ukrayna’nın tahıl ihracatını güvence altına almak küresel bir görev olduğundan, AB, ABD ve her şeyden önce iş dünyası bu göreve dahil edilmeli,“ diye vurguladı. Örneğin, Ukrayna ile Baltık limanları arasında yeni bir geniş hatlı demiryolu bağlantısı inşa edilmesi düşünülebilir diyen Yeşiller partili politikacı, Tuna Nehri üzerinden ihracat yapmanın da en etkili yöntem olabileceğini sözlerine ekledi.

Küresel Gıda Konferansı’nda odak Ukrayna

Almanya Tarım Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Kalkınma Bakanlığı bugün Berlin’de, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı saldırı savaşı sonucunda Afrika Boynuzu gibi bölgelerde ortaya çıkan açlık krizine odaklanan „Küresel Gıda Güvenliği için Birlikte“ başlıklı bir konferans düzenliyor.

Konferansta Rusya’nın kuşatmasına rağmen Ukrayna’dan milyonlarca ton tahılın dünya pazarına ulaştırmanın yollarının yanı sıra gıda kıtlığı ve fiyat artışlarından en çok etkilenen ülkelere yönelik insani yardım konuları da ele alınacak.

Özdemir: Gıda fiyatları artacak

Öte yandan Tarım Bakanı Cem Özdemir gıda fiyatlarının daha da artmasını beklediğini söyledi. Tagesspiegel gazetesine konuşan Özdemir düşük gelirli haneler için daha fazla yardımın gerekli olduğunu kaydetti.

Gıda fiyatlarında zirveye ulaşıldığını düşünmediğini belirten Tarım Bakanı, birçok üreticinin artan enerji fiyatlarını tüketiciye yansıtmak zorunda kaldığını kaydetti.

Özdemir ayrıca Avrupa’nın açlıkla mücadelede meydanı Çin ve Rusya’ya bırakmaması gerektiğini söyledi. Tarım Bakanı, Almanya’nın küresel açlıkla mücadelede öncü bir rol üstlenmesi gerektiğini savundu.

Federal Tarım Bakanı, Almanya ve Avrupa’nın açlıkla mücadelede çok daha aktif olması gerektiğini söyledi.

AFP, epd/SSB, JD

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Özel sektörde ara zam beklentisi yüzde 30

Sürekli artan enflasyon karşısında çalışanların gözü olası asgari ücret zammına çevrildi. Bu konuda son aylarda hükümet kanadından farklı açıklamalar gelse de temmuz ayında asgari ücrete ara zam yapılması konusundaki beklentiler giderek güçleniyor.

Sene başında yaklaşık yüzde 50 zam yapılarak 4 bin 253 liraya çıkarılan asgari ücretin bir kısmı her ay yükselen enflasyon karşısında eridi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre ocak ayında yüzde 48,69 olan yıllık enflasyon şubatta yüzde 55,44, martta yüzde 61,14, nisanda yüzde 69,97 ve mayıs ayında yüzde 73,50 çıktı. Ekonomistlerin genel beklentisi enflasyonun yıl sonuna kadar üç haneyi görmesi yönünde.

Ara zam konusunda ise henüz bir oran netleşmiş değil. Ancak zammın yüzde 10 ila 20 arasında olması ve bazı prim desteklerinin uygulanması gündemde.

DW Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Dr. Arzu Çerkezoğlu, şimdiye kadar konuşulan yüzde 5, yüzde 10 gibi oranların ve son derece ufak prim desteklerinin asgari ücretteki kaybı asla karşılayamayacağını söylüyor.

Böyle sembolik oranların çalışanların ihtiyacı olan iyileştirmeyi sağlayamayacağını vurgulayan Çerkezoğlu, son aylarda yükselen enflasyon karşısında maaşların eridiğinin altını çiziyor.

Hesap yoksulluk sınırına göre olmalı

DİSK tarafından yapılan araştırmaya göre asgari ücretlinin alım gücündeki kaybın son 5 ayda 5 bin lirayı bulduğunu anlatan Çerkezoğlu, yapılması gereken zamma ilişkin şu açıklamayı yapıyor: „Bizim bu noktada çizdiğimiz çerçeve belli. Gelinen noktada ücretlere yeni bir zam ihtiyacı daha doğmuştur. Zaten asgari ücrete yapılan zam oranı yüzde 50 olsa bile bunun yüksek enflasyon karşısında hızla eriyeceğini söylemiştik. Şimdi hayat pahalılığı ortada. Gıda enflasyonu ortada. Biz en azından iki kişinin asgari ücretle çalıştığı bir ailede toplam gelirin yoksulluk sınırını yakalaması gerektiğini ifade ediyoruz.“

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun mayıs ayı raporuna göre Türkiye’de dört kişilik bir ailenin açlık sınırı asgari ücreti geçerek 6 bin 17 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 19 bin 602 TL’ye çıktı.

Asgari ücret 4 kez belirlenmeli

Asgari ücrette acil zam ihtiyacı olduğunu ve bu konudaki çağrılarını yenilediklerini belirten Çerkezoğlu, „Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplanması için bir yasal engel yok. Komisyon hemen toplanmalı ve süreç başlamalı. Enflasyonun bu kadar yüksek olduğu bir ortamda yılda bir kez zam yapmak gerçekçi değil. Biz böyle dönemlerde asgari ücretin yılda 4 kez belirlenmesini talep ediyoruz. Ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) primlerinde işverene verilen destekler çalışanlara da verilmeli“ diyor.

Halkın alım gücünün son zamanlarda hızlı şekilde düştüğüne değinen Çerkezoğlu, asgari ücretin dışında çeşitli alanlarda da vatandaşın nefes almasını sağlayacak düzenlemeler yapılması gerektiğini söylüyor. Bu noktada az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alınan adil bir vergi sistemi çağrısında bulunan Çerkezoğlu, „Elektrik ve doğal gaz zamları geri çekilmeli ve temel ihtiyaç ürünlerindeki vergiler düşürülmeli“ ifadelerini kullanıyor.

Çerkezoğlu, ayrıca asgari ücret zammının toplumun tüm kesimlerini ilgilendirdiğini ve diğer ücretlerin de bu orana göre şekillendiğini vurguluyor.

Bu anlamda sadece asgari ücretli çalışanlar değil bu ücrete yakın ve bu ücretin çeşitli oranlarda üzerinde maaş alan çalışanlar da maaşlarının enflasyon karşısında eridiğini ve ara zam yapılması gerektiğini düşünüyor.

Peki özel şirketler çalışanlarına ara zam yapmayı düşünüyor mu?

Şirketlerin yarısı temmuzda zam yapacak

Organizasyon, performans yönetimi ve ücret alanlarında danışmanlık hizmeti veren Willis Towers Watson Türkiye ve Azerbaycan Organizasyon ve Ödüllendirme Ülke Lideri Doğan Çolak, bu konuda şirketlerin önemli bir bölümünün çalışanlarına ara zam yaptığını veya yapmayı planladığını söylüyor.

608 şirket ile yaptıkları yeni anketin sonuçlarını paylaşan Doğan Çolak, „Şirketlerin yüzde 79’u 2022 yılında ara dönem artışı yaptığını veya yapmayı planladığını beyan etti. Bu şirketlerin yüzde 48’i bu aksiyonu temmuz ayında yapacaklarını söylüyorlar“ diyor.

Çolak, bu konuda ortalama ara zam oranlarının yüzde 30 olduğunu belirtiyor. Şirketler 2022 yılı içindeki toplam ücret artışlarını ise yüzde 82 ile yüzde 99 arasında yapacaklarını beyan ediyor.

E-ticaret, enerji ve otomotiv sektöründe ortalamanın yüzde 10 üzerinde ara zam beklenirken bankacılık ve ilaç sektörlerinde ise ortalamanın altında zam beklentisi var.

Yan haklarda yüzde 50 düzenleme

Bunun yanında özel sektörde daha önce yılda bir kez düzenleme yapılan yemek, yol ve diğer yan haklar konusunda da artık çoğu şirketin yılda iki defa düzenleme yapmaya başladığı ve bu ücretlerde artışa gittiği belirtiliyor. Doğan Çolak, „Yan haklarda da yüzde 50’lere varan artışlar söz konusu“ diyor.

Asgari ücret zammının özel sektörün her kademesi tarafından yakından takip edildiğini aktaran Doğan Çolak, „Minimum ücret belli olduktan sonra üst seviyelerdeki çalışanların ücretleri de buradaki artışlara göre şekilleniyor. Çok sayıda şirket de bu dönemde çalışanlarının alım gücünü düşünerek asgari ücret düzenlemesini beklemeden kendi minimum ücretlerini belirleyerek çeşitli zamlar yaptılar“ ifadelerini kullanıyor.

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Kömür: Doğal gaza kirli alternatif

Korkulduğu gibi Rusya’nın Almanya’ya doğal gaz sevkiyatını azaltmasının ardından, Almanya soğuk kış mevsimi başlamadan önce doğal gaz depolarının doldurulmasını hedefliyor. Şu anda doluluk oranı yüzde 57 düzeyinde ancak 1 Ekim tarihinde yüzde 80, Kasım ayı başında ise yüzde 90 düzeyinde olması öngörülüyor. Gaz arzı azaldığından depoların doldurulabilmesi için tüketimin de azaltılması gerekiyor.

Kömürden elektrik üretiminin artırılması

Almanya’da elektrik üretiminin yüzde 16’sı hâlâ doğal gaz ile çalışan elektrik üretim santrallerinde yapılıyor. Bu durumun yakın zamanda değişmesi gerekiyor. Elektrik üretiminin yüzde 42’sini sağlayan yenilenebilir enerjinin genişletilebilmesi kısa zamanda mümkün olmadığı için linyit ve taş kömürü ile çalışan santrallerin üretimi hızlandırılabilir. Almanya’da halihazırda 151 kömürle çalışan elektrik santrali mevcut.

Ancak bu durumun ülkenin kömürle üretilen enerjiden vazgeçme sürecini de etkilememesi gerekiyor. Alman hükümeti iki yıl önce kömürle çalışan elektrik üretim santrallerinin 2038’e kadar kapatılmasına karar vermişti. Hatta hükümet daha sonra 2030’a kadar kömür enerjisinden vazgeçilmesi hedefini gündeme getirmişti. Fakat Ekonomi Bakanı Robert Habeck önümüzdeki süreçte kömürle elektrik üretimi söz konusu olsa da bu hedeflere ulaşılacağını söylüyor.

Deutschland | Astora Erdgasspeicher in Rehden
Almanya’daki Astora doğal gaz depolama merkezi Batı Avrupa’nın en büyüklerindenFotoğraf: Mohssen Assanimoghaddam/dpa/picture alliance

Şu aşamada kömür santralleri yakında kapatılacağı için sınırlı bir kapsamda kullanılmaya müsait durumda. Hükümet acil durumlar için kullanıma hazır elektrik santrallerinin elektrik üretmesini istiyor. Acil durum rezervi de denilen son rezervin de aktive edilebileceği dile getiriliyor. Bu tamamen kapatılana kadar linyit yakıtlı termik santrallerin kullanılmaya devam etmesi anlamına geliyor. Linyit düşük kalori değeri nedeniyle iklime taş kömüründen daha fazla zarar veriyor.

Kısa bir süre kirli elektrik üretimi

Linyit yakıtlı santrallerin öngörülebilir bir zamanda tekrar devreye alınabileceğini söyleyen Alman Enerji ve Su Endüstrileri Birliği (BDEW) Yetkilisi Kerstin Andreae, bunun taş kömürü santralleri için de geçerli olduğunu ancak bu durumda ithal edilmesi gerektiğini kaydetti.

Almanya’da 2018 yılı sonunda son taş kömürü madeninin işletmesi kapatılmıştı. Geçen yıl kullanılan taş kömürünün yarısından fazlası Rusya’dan gelmişti. Maden Kömürü İthalatçıları Birliği’nden Alexander Bethe, Rus maden kömürünün kolaylıkla ikame edilebileceğini söylüyor. Ancak linyit kömürü Almanya’da çıkarılıyor.

Braunkohlekraftwerk Niederaußem bei Köln - im Hintergrund Kraftwerk Neurath
Kömürle çalışan enerji santralleri, tüm enerji santrali türleri arasında kilovat saat başına en yüksek karbon emisyonuna sahip.Fotoğraf: Herbert Sauerwein

Bir kanun tasarısına göre kömürden daha fazla elektrik üretilmesi ancak 2024 Mart ayında mümkün görünüyor. Ukrayna Savaşı’ndan önce doğal gazının yüzde 55’ini Rusya’dan sağlayan Almanya şu an gazın yüzde 35’ini Rusya’dan sağlıyor. 2024 yılı yazına kadar ise Rusya’ya gaz bağımlılığında oranın yüzde 10’a düşürülmesi öngörülüyor.

Ancak doğal gazdan değil de kömürden elektrik üretimi kısmen sorunlu zira gazla çalışan elektrik santralleri ısı da üretiyor ve bu da tüketicilerin ısınma ihtiyaçları için kullanılıyor.

Deutschland, Lützerath | Am Tagebau Garzweiler
Almanya’da linyit hâlâ çok büyük alanlarda çıkarılıyor, Köln yakınlarındaki Garzweiler’de olduğu gibiFotoğraf: Mircea Gherase

Nükleer enerji alternatif oluşturmuyor

Almanya’da nükleer enerjidenvazgeçilmesinin ertelenmesi veya halen faaliyette bulunan üç nükleer santralin daha uzun süre elektrik üretiminde kullanılması ise söz konusu değil. Federal Ekonomi ve İklim Koruma Bakanlığı ile Federal Çevre ve Tüketiciyi Koruma Bakanlığı’nın yaptığı değerlendirmelerde vardığı sonuç bunu gösteriyor. Essen merkezli enerji şirketi RWE’nin CEO’su Markus Krebber de 2022 sonrasında ülkedeki nükleer santrallerin kullanımını mümkün görmüyor.

Deutschland Mülheim-Kärlich 2019 | AKW-Abriss
Almanza“da nükleerden çıkış kararı alındı. Mülheim-Kärlich’teki gibi bazı enerji santralleri sökülüyor-Fotoğraf: Thomas Frey/dpa/picture alliance

Diğer tedbirler

Ancak kömüre dönüşe ek olarak Ekonomi Bakanı Habeck’in ortaya attığı başka fikirler de mevcut. Mesela gazın açık artırma ile satışı bu fikirler arasında bulunuyor. Bu şekilde, endüstrinin daha az gaz kullanması için mali teşvik sağlanması öngörülüyor. Doğal gaz sadece konutlarda ısınmak için değil, enerji üretiminde bir ham madde olarak endüstri için de önem taşıyor.

Öte yandan hükümet doğal gazı başka ülkelerden temin etmek için görüşmelerini sürdürüyor. Ayrıca sıvılaştırılmaz gaz ithalatı için kendi özel limanlarını inşa ediyor. Tüketicilerin de evdeki kaloriferin derecesini 1-2 derece düşürerek tüketimini azaltabileceği belirtiliyor.

Dev Alman sanayisi Rus gazına ne kadar bağımlı?

To view this video please enable JavaScript, and consider upgrading to a web browser that supports HTML5 video

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Scholz: Ukrayna’nın AB aday ülke olması için uğraşacağım

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Çarşamba günü Federal Meclis’te hükümet açıklaması yaptı. Scholz Ukrayna’daki savaştan Rusya ile olan ilişkilere kadar birçok farklı konuda açıklamalarda bulundu.

Önümüzdeki günlerde gerçekleşecek Avrupa Birliği (AB), G7 ve NATO zirveleri öncesinde konuşan Scholz, Perşembe günü başlayacak ve Ukrayna ile Moldova’nın AB’ye aday ülke statüsünün verilip verilmemesi konusunun da görüşüleceği AB zirvesinde, her iki ülkenin de aday ülke statüsü alabilmesi adına bütün üye ülkelerin „evet“ demesi için elinden geleni yapacağını söyledi. Scholz bunu „Avrupa’nın dönüm noktasına cevabı“ olarak nitelendirdi.

Ukrayna’nın yeniden inşası için söz

Rusya ile savaşta olan Ukrayna’nın yeniden inşası konusuna da değinen Başbakan Scholz, bu ülkeye yeniden inşa için uzun vadeli destek sözü verdi. Bunun kuşaklar boyunca sürecek bir görev olduğunu ifade eden Scholz, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ülkeleri kalkındırmak için verdiği ekonomik yardım olan Marshall Planı gibi milyarlarca euro ve dolar hacminde bir plana ihtiyaç olduğunu söyledi.

Scholz, Ukrayna’nın yeniden inşa edilmesi meselesinin haftaya Almanya’da yapılacak G7 zirvesinde de ele alınması gerektiğini söylerken, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin de bu toplantıya davet edildiğini belirtti. Scholz, Almanya’nın G7 başkanlığının bir parçası olarak yeniden yapılanma konusunda „üst düzey bir uluslararası uzman konferansı“ düzenleyeceğini duyurdu.

„NATO bölgesinin her metrekaresini savunacağız“

NATO ülkelerinden ittifakın doğusunda yer alan ülkelere de seslenen Scholz, onları Rusya’dan korumak için verdikleri desteğin devam edeceğine söz verdi. Scholz, „İttifak bölgesinin her metrekaresini savunacağız“ diye konuştu.

Ukrayna’daki savaşın sona ermesi için yakın zamanda müzakereler beklemediğini ifade eden Scholz, „Gerçek şu ki, Ukrayna ile Rusya arasındaki müzakerelerden çok çok uzağız“ dedi. Scholz bunun sebebinin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in „dikte edilmiş bir barış olasılığına hâlâ inanması“ olduğunu ifade etti.

Scholz, Rusya’nın „Ukrayna halkına, masum kadınlara, erkeklere ve çocuklara karşı acımasız bir savaş yürüttüğünü“ söyleyerek bunun „barbarca bir suç“ olduğunu belirtti. Scholz Almanya’nın bu nedenle Ukrayna’ya „mali, ekonomik, insani, siyasi ve silahların teslimi“ konularında destek olacağını ve bunun Ukrayna’nın Almanya’nın yardımına ihtiyacı olduğu sürece yapacağını söyledi.

Rusya ile siyasi olarak ayrı yollar

Başbakan Scholz konuşmasında Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı nedeniyle Almanya ve Rusya’nın uzun bir süre siyasi olarak ayrı yollara gideceğini belirtti. Devlet Başkanı Vladimir Putin yönetimindeki „agresif, emperyalist Rusya ile bir ortaklık öngörülebilir gelecekte düşünülemez“ diyen Scholz, bu sözünden yanlış sonuçlara varılmaması gerektiği konusunda uyarıda bulundu. Scholz, „NATO-Rusya Kurucu Senedini sonlandırmak akıllıca olmaz“ dedi.

AFP,dpa / DÇÜ,TY

Kaynak: DW – Deutsche Welle