Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy için şu açık; „Rusya’ya petrol ambargosu uygulanması bir zorunluluk“. Kiev’in Avrupa Birliği’ne (AB) gönderdiği mesajların satır aralarında, petrol ambargosunu  içermeyen her yeni yaptırım paketinin Moskova’da „bir gülümseme ile karşılandığı“ saklı. Zelenskiy Nisan ayında yayınladığı bir video mesajında baskıyı artırmış ve „Rusya’ya karşı yeni yaptırım paketi Rus petrolünden feragat etmeyi içermeli“ demişti. Ancak kömür ithalatındakinin aksine AB, petrol ithalatına son verme konusunda tereddütlü bir tutum benimsiyor. Ekonomik zararın devasa boyutlara ulaşmasından endişe ediliyor. ABD, Kanada ve Avustralya çoktan Rusya’ya petrol ambargosu uygulamasını hayata geçirirken federal hükümet ve AB şu ana kadar bunu reddeti.

Almanya Ekonomi Bakanı Robert Habeck’in açıklamasına göre, son haftalarda Rus petrolünün Almanya’daki petrol tüketimindeki payı yüzde 35’ten yüzde 12’ye geriledi. Böylelikle Rusya’ya Ukrayna işgali nedeniyle petrol ambargosu uygulanması ihtimali de giderek güçleniyor. AB Komisyonu’nun çarşamba günü Rusya’ya yeni yaptırım paketini açıklaması bekleniyor. Alman haber ajansı dpa’nın edindiği bilgilere göre, bu pakette petrol ambargosu da yer alacak.

Almanya’nın ham petrol merkezi

Federal hükümet, petrol ambargosu konusundaki tartışmada baştan bu yana olası bir ambargonun özellikle Almanya’nın kuzeydoğusunda yakıt tedariki açısından sonuçları olabileceği gerekçesiyle çekimser davrandı. Polonya sınırındaki Brandenburg eyaletinde bulunan Schwedt kentinde bölgeye Rus ham petrolünden yapılan ürünleri tedarik eden merkezlerden biri bulunuyor. PCK Rafinerisi’nin verdiği bilgilere göre, tüm bölgedeki benzin, gazyağı, motorin ve kalorifer yakıtının neredeyse yüzde 90’ı bu tesisten karşılanıyor. Burada, Rus ham petrolünden 20 farklı yakıt üretiliyor.

Tesis, petrolü Druzhba boru hattı aracılığıyla doğrudan Rusya’dan temin ediyor. Rafinerideki işlemler, Rus petrolünün yüksek kükürt oranına göre ayarlanmış durumda. Üretim ayarlarından diğer kalitedeki petrollere göre yapılacak bir değişikliğin oldukça meşakkatli olacağı belirtiliyor. Bu konudaki dikkat çekici noktalardan biri de Schwedt’teki rafinerinin sahibi. PCK Rafinerisi’nin hisselerinin çoğu Rus enerji şirketi Rosneft’in elinde bulunuyor. Almanya Ekonomi Bakanı Habeck, Twitter’den yayınladığı bir videoda, „Elbette Rus petrolünü rafine etmemekle ilgilenmiyorlar“ demişti.

Schwedt'teki PCK Rafinerisi
Schwedt’teki PCK RafinerisiFotoğraf: Hardy Graupner/DW

Saksonya-Anhalt eyaletindeki Leuna’da bulunan rafineride de büyük oranda Rus ham petrolü işleme tabi tutuluyor. Saksonya-Anhalt, Saksonya ve Thüringen eyaletlerindeki 1300 benzinliğe petrol ürünleri arz eden bu rafineride de olası bir Rus petrolü ambargosuna karşı çözümler aranıyor. Leuna’daki rafinerinin işletmecisi Totalenergies Rus petrolünün yıl sonuna kadar ikame edilebileceği konusunda iyimser; Almanya Ekonomi ve İklim Bakanı Habeck ise bunun daha da hızlı gerçekleşebileceğini belirtiyor.

Sadece Schwedt’teki rafineride yılda 12 milyon ton ham petrol işleniyor; bu Rusya’dan ithal edilen petrolün üçte birinden fazlasını oluşturuyor. Bavyera Radyosu’nun araştırmasına göre, Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesine kadar burada yılda 300 milyon ton ham petrol işleme tabi tutuldu. 2021’in son çeyreğinde Almanya Rusya’ya sadece petrol için bir milyar eurodan fazla ödeme yaptı.

Ekonomi Bakanlığı’nın hazırladığı enerji güvenliği raporunda, „Teknik açıdan Scwedt’tki rafineriye Rostock ve Danzig limanlarından alternatif tedarik sağlanması mümkün“ ifadeleri yer aldı. Greenpeace enerji uzmanlarından Steffen Bukold da, Rostock’tan tanker petrolü için oluşturulacak bir boru hattının Schwedt’in ihtiyacının yüzde 60’ını karşılayabileceği görüşünde.

AB ve Rusya’nın kara altını

Avrupa Birliği 2019 yılında, petrol ihtiyacının dörtte birini Rusya’dan karşıladı. Almanya ihtiyacı olan enerjinin yüzde 36’sını petrolle üretiyor ve bu değerlerle Avrupa ortalamasında yer alıyor. Ancak Malta, Kıbrıs ve Yunanistan gibi ülkelerde durum daha farklı. Yunanistan’da, petrol enerji tüketiminin yaklaşık yarısını karşılıyor. Malta ve Kıbrıs’ta ise bu oran yüzde 80’den fazla. Petrolün büyük bölümü, Rusya’ya olan coğrafi yakınlıktan ötürü  Rusya’dan temin ediliyor. Daha önceki yaptırım müzakerelerinde, özellikle Macaristan, Almanya ve Avusturya ayak diremişti. İsveç, Danimarka ve Finlandiya da petrol ambargosu konusunda çekimser davranıyor.

Ancak AB için petrolün ikamesi doğal gaza kıyasla en azından teoride daha kolay; zira enerji uzmanı Kai Eckert’in DW’ye açıklamasına göre, tankerlere yüklenen petrolün dünyanın her yerine gönderilmesi mümkün. Uzman sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) aksine bunun için altyapının da mevcut olduğunu belirtiyor. Ancak tüm bunların maliyetleri artıracağı ve petrolün fiyatını yükselteceğine dikkat çekiliyor. Eckert, „Rusya’dan gelen petrol, Druzhba boru hattı üzerinden oldukça istikrarlı bir nakliye fiyatıyla sevk ediliyordu. Şimdi ithalat için başka ülkelere geçilirse, bu neredeyse sadece deniz yoluyla yapılacak ve orada nakliye maliyetleri ve teslimat süreleri daha yüksek olduğundan bu da fiyata yansıyacak“ değerlendirmesini yapıyor.

Peki petrolü başka ülkelerden ithal etmek mümkün mü? AB ve Almanya alternatif arayışı içinde. Almanya Ekonomi Bakanı Habeck, geçen ay bu amaçla Birleşik Arap Emirlikleri’ne bir ziyaret düzenlemişti. Bunu Venezuela ve İran mı zileyecek? Şayet bu sorunun yanıtı „evet“ ise öncelikle bu ülkelere uygulanan yaptırımların kaldırılması gerekiyor. AB en azından ABD ile demokratik bir partnerlik ilişkisine sahip; ABD Avrupa’ya naklettiği petrolün miktarını şimdiden yükseltti.

Greenpaece'in Schwedt'teki protestoları:
Greenpaece’in Schwedt’teki protestoları: „Petrol değil barış“Fotoğraf: Patrick Pleul/dpa/picture alliance

Hedef Rus petrolünden „bağımsızlık“

Almanya Ekonomi Bakanı Habeck, Almanya’nın yıl sonuna kadar Rusya’dan patrol ithalatından „neredeyse bağımsız“ olmasını istiyor. Ancak bu hedefe nasıl ulaşılabileceği ile ilgili birçok ayrıntı belirsiz. Yenilenebilir enerji arzının genişletilmesi uzun sürerken alternatif enerji kaynakları da henüz netleşmiş değil. Birçok AB ülkesinde de benzer bir durum söz konusu. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Komisyon Başkan Yardımcısı Josep Borrell, son açıklamalarında AB’nin hızlı bir petrol çözümü üzerinde çalıştığını açıkladı. Borrell, „Hiçbir şey masadan kalkmış değil, petrol ve doğal gaz yaptırımları da buna dahil“ dedi.

Almanya’nın elinde ayrıca 50 yıl önceki petrol krizi nedeniyle stoklanmış petrol rezervleri bulunuyor. Federal Ekonomi Bakanlığı’nın bir raporunda, bu rezervlerle 200 gün Rusya’dan ithalat yapılmadan petrol ihtiyacının karşılanabileceği belirtiliyor. Ancak aynı raporda ham petrolün kalitesinin ve nakliyat olanaklarının gözetilmediğine dikkat çekiliyor. Özetle; Schwedt gibi boru hattına bağımlı bölgeler için ani bir ithalatı durdurma kararının sorun oluşturabilir.

Bununla birlikte, ekonomik zararın, en azından Almanya için yönetilebilir seviyede kalması bekleniyor. Berlin’in ambargoya karşı çıkmasının ardında ise başka nedenler var; Putin’in olası bir petrol ambargosu durumunda gazı da kesmesinden endişe ediliyor. Doğal gazın kesilmesinin ise birçok ülkenin yanı sıra Almanya üzerinde de çok ciddi etkileri olacağı tahmin ediliyor.

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Empfohlene Beiträge