Almanya’da iki yıl önce kurulan Alman Türk Ermeni Dostluk Topluluğu Derneği, aralarında sanatçı, yazar, akademisyen ve siyasetçilerin de bulunduğu 70 kişinin destek verdiği açık bir mektubu Federal Meclis milletvekillerine yolladı. Dağlık Karabağ’daki sivil halkın korunmasının ve desteklenmesinin talep edildiği mektuba imza atanlar arasında Dresden Senfoni Orkestrası Genel Müdürü Markus Rind, araştırmacı gazeteci Günter Wallraff, Yeşiller partisi Federal Milletvekili Cem Özdemir, Yeşiller Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Milletvekili Berivan Aymaz, Sosyal Demokrat Parti’li Kuzey Ren-Vesftalya Eyalet Milletvekili Serdar Yüksel, ünlü dağcı Reinhold Messner, Zürih Üniversitesi’nden tarihçi Prof. Dr. Hans-Lukas Kieser, yazar Sasha Marianna Salzmann, Clark Üniversitesi’nden tarihçi Prof. Dr. Taner Akçam ve Almanya Ermeni Episkoposluğu lideri Piskopos Serovpe Isakhanian gibi Almanya ve dünyadan çok sayıda isim yer alıyor.

Günter Wallraff

Günter Wallraff

Yazılan açık mektupta, “2 Haziran 2016’da, uzun süren çekincelerden sonra Federal Meclis’teki milletvekillerinin çoğunluğunun oyuyla Osmanlı İmparatorluğu döneminde Ermenilere ve başka halklara yönelik soykırımı kınadınız ve Almanya’nın bu suçtaki payını kabul ettiniz” ibaresi yer alıyor.

27 Eylül’den bu yana çatışmaların yeniden başladığı Dağlık Karabağ’da Ermenilerin, “Yeni Osmanlıcı Türk ve Azeri hükümetlerinin yürüttüğü politikayla tekrar ölüm ve yok olma tehdidiyle karşı karşıya kaldığı” ifadesi yer alıyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan ile Ermenistan arasında barış müzekerelerine karşı olduğunun iddia edildiği açık mektupta, sadece İstanbul’da değil, Berlin’de bile Ermenilerin husumet ve saldırıyla karşı karşıya kaldığı söyleniyor. Ve “Hiçbir adım atmadan, buna sadece seyirci kalmamanızı talep ediyoruz” deniyor.

“Geçmişe yönelik suçun itirafının bugün ve geleceğe dair sorumluluk üstlenmeyi de beraberinde getirdiğinin” yazıldığı mektupta, “Sizden çok ısrarla rica ediyoruz, Dağlık Karabağ’ın sivil halkı için sesinizi yükseltin. Avrupa Birliği Dönem Başkanı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi olarak savaşın taraflarına etki etme ve insan yaşamını koruma konusunda bir sorumluluğunuz ve imkanlarınız var” ifadelerine yer veriliyor.

Cem Özdemir

Cem Özdemir

Mektubun sonunda da “Dağlık Karabağ’da acil bir ateşkes ve çok taraflı bir barış inisiyatifi için ağırlığınızı koyun. Türkiye’ye Almanya’dan silah satışının derhal durdurulması ve Ermenistan karşıtı savaşı körükleyenlere yönelik ağır siyasi yaptırımlar için harekete geçin” çağrısı yapılıyor.

İlk çatışma döneminde gerilim Almanya’ya da yansıdı

Ermenistan ile Azerbaycan arasında uzun yıllara dayanan Dağlık Karabağ gerilimi temmuz ayında yeniden sıcak çatışmalara dönüşmüş, can kayıpları yaşanmıştı. Bölgedeki gerilimin Almanya’ya da yansıdığı bildiriliyor. Ermenistan-Azerbaycan arasında çatışmaların başlaması üzerine Sol Parti’nin Federal Hükümet’e verdiği bir soru önergesine cevapta “12-16 Temmuz 2020’de bölgede yaşanan silahlı çatışmalar iki ülkenin Almanya’daki vatandaşları arasında da yankı buldu. Çoğunluğu barışçıl ve şiddetsiz gösteri ve protestolar olarak görüldü. Onların dışında nadiren şiddet olayları da yaşandı” ibareleri yer alıyor.

23 Temmuz’da Berlin’deki Ermenistan Büyükelçiliği’ne ait diplomatik plakalı bir araca saldırı düzenlendiği ve olayın kundaklama olduğu ihtimali üzerine yoğunlaşıldığı bildiriliyor.

24 Temmuz’da ise Köln-Mülheim’da Azeri bir vatandaşın, yanındaki bazı kişilerle bir nargile kafeye saldırmaya kalkıştığı, kafedeki müşterilerin karşı koyması sayesinde bunun engellendiği kaydediliyor.

Çeşitli basın bültenleri üzerinden, Almanya ve diğer ülkelerdeki Ermeni ve Azeri işyerlerine saldırılar düzenlendiği haberlerinin kamuoyuna yansıdığı, ancak Federal Hükümet’in elinde bu olaylara dair detaylı bilgi bulunmadığı bildiriliyor.

Federal Hükümet, kayda geçen saldırıların Ermenistan ile Azerbaycan arasında yaşanan siyasi gerilim kaynaklı olup olmadığına dair kesin bilgi de bulunmadığını belirtiyor.

Federal Emniyet Teşkilatı tehlike analizi yapıyor

Federal Hükümet’in soru önergesine verdiği cevapta ayrıca, Federal Emniyet Teşkilatı’nın (BKA), Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki gerilimin Almanya’ya yansıması tehlikesini devamlı izlediği ve sorumlu eyalet emniyet teşkilatlarını da bilgilendirdiği belirtiliyor.

Sol Parti, Federal Hükümet’e yönelttiği önergede Türk ve Azeri istihbarat birimlerinin işbirliğine dair ne tür bilgiye sahip olduğunu da soruyor. Bu soruya ise Alman hükümeti devletin selameti ve istihbarat biçimlerinin çalışma yöntemleri, casuslukla mücadele, haber kaynaklarının korunması ve benzeri alanlara dair ipuçları içereceği endişeyle cevap veremeyeceğini belirterek karşılık veriyor.

Son günlerde artan gerilim ve yaşanan çatışmalardan sonra olayların Almanya’ya da sıçraması muhtemel mi? Almanya Federal İçişleri Bakanlığı’nın DW Türkçe’ye verdiği cevapta, “Ermenistan ile Azerbaycan arasında yaşanan çatışmalarla Almanya’daki güvenlik durumunda değişiklik olmamıştır. Alman güvenlik birimleri gelişmeleri büyük dikkatle izlemektedir. İçişleri Bakanlığı’nın elinde Ermeni, Azeri ve Türk kuruluşlarına dair tehlike olduğu yönünde somut ipuçları da bulunmamaktadır” deniyor.

Alman hükümeti, Almanya’daki aşırı sağcı Türk milliyetçi grupların, Turancılık ideolojisinden dolayı kendilerini Azerbaycan ile yakın bağ içinde gördüğünü, Ermenistan ile ise aralarında tarihsel ve idolojik düşmanlık bulunduğunu, bu nedenle de Azeri tarafını destekleyen tutum içinde olduklarının gözlendiğini belirtiyor. Sol Parti’nin soru önergesine verdiği cevapta Federal Hükümet, söz konusu Türk grupların Azerilerle dayanışmasının internetten yaydıkları mesajlarla veya soykırım karşıtı gösterilere katılmalarıyla görüldüğünü bildiriyor.

Elmas Topcu

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Tavsiye Edilen Yazılar