Hükümetin yastık altındaki altınları ekonomiye kazandırmak için uygulamayı planladığı pakette sona gelindi. Hafta sonu Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin ekonomide önlem ve tedbirleri açıkladığı toplantıda detayları paylaşılan sistem ile vatandaşın evinde tuttuğu  altınların işlenerek finansal sisteme kazandırılması amaçlanıyor.

Buna göre elinde bilezik, çeyrek altın, gram altın ya da altın kolye olan bir vatandaş sisteme akredite olmuş bir kuyumcuya gelerek altınlarını verip karşılığında bir sertifika alıyor. Vatandaşın verdiği altınların toplam ağırlığı 30 gramsa bankada vatandaş adına 30 gramlık bir altın mevduatı hesabı açılıyor.

Vatandaş isterse daha sonra buraya yeni altınlar da getirebiliyor. Şu an net olmasa da vatandaşa bu hesap için bir vade faizi verilmesi de planlanıyor. Vatandaş daha sonra altınını almak istediğinde sertifikasıyla gidip verdiği altınları gram ya da çeyrek altın olarak geri alabiliyor. Ama bilezik gibi altın ürünlerini daha sonra yine bilezik olarak alamıyor. Bunu da eşdeğer gram ağırlığı kadar gram ya da çeyrek altın olarak alabiliyor. Sistemin mart ayında yürürlüğe girmesi planlanıyor ancak henüz üzerindeki çalışmalar da devam ediyor.

Peki vatandaşın bu sistemi anlaması ve katılması kolay olacak mı?

„3-4 yıldır üzerinde çalışılıyor“

Anadolu insanının altına verdiği önemi ve altına bakış açısını çok iyi bildiklerini söyleyen İstanbul Altın Rafinerisi (İAR) CEO’su Ayşen Esen, „Bu sistem bugün ortaya çıkmadı. Yaklaşık 3-4 yıldır üzerinde çalışılıyor ve son birkaç yıldır kısmen uygulanıyor. Şu an üzerinde revizeler yapıldı. Daha önce altını fiziki olarak almak mümkün değildi. Vatandaşa da çok iyi anlatılması gerekiyor. Özellikle bunun bir altın bozdurma işlemi olmadığını anlatmamız lazım“ ifadelerini kullandı.

„Kuyumculara güven önemli“

Ankara’da kuyumculuk yapan Ahmet Balaban, şu an için insanların bu konuda bir ilgisinin bulunmadığını söylüyor. Vatandaşların bu gelişmeden tam olarak haberdar olmadığını söyleyen Balaban’a göre burada en kritik nokta seçilecek kuyumculara duyulan güven.

Balaban, „İnsanlar daha önce altınlarını verdikleri kuyumcularla sorunlar yaşadı. Bazı esnaflar o altınları alıp kayboldu. Çok büyük mağduriyetler oldu. Bu örnekler insanların uygulamaya sıcak bakmasını engelleyebilir“ diyor. Kuyumcu esnafının büyük bir bölümü ise uygulama hakkında tam olarak bilgisinin olmadığını belirtiyor.

İAR CEO’su Ayşen Esen projenin en önemli tarafının güvenilirlik olduğunu vurguluyor. Esen, şunları söylüyor: „Yıllardır tasarlanan bu sistemde her bir detay düşünüldü. Kapalı devre yazılımlarla işleyen bir sistem var. Her şey anlık olarak takip ediliyor. Çok sayıda denetim yapılıyor. Vatandaş kuyumcuya fiziki altınını teslim ettiğinde daha kuyumcudan çıkmadan bankadan altın mevduat hesabı ile ilgili bildirimini alıyor.“

Kuyumcu esnafı Ertan Gülseren’e göre ise uygulamanın önemli bir avantajı da altınların hırsızlığa karşı güvenceye alınması. İnsanların altınlarını evlerinde sakladığını belirten Gülseren, „Vatandaşlar evdeki altınlarını hırsız alıp gitmesin diye bu sisteme girmek isteyebilir“ ifadelerini kullanıyor.

„Fiyatlar her yerde aynı olacak“

İAR CEO’su Ayşen Esen’in sistemde altını çizdiği diğer bir nokta ise sistemde vatandaş için her şehirde altının fiyatının aynı olması. Vatandaşların altın bozdurmak istediğinde yıllardır 4-5 kuyumcu gezerek en iyi fiyatı bulmaya çalıştığına değinen Esen, „Bu sistemde altınlar Adana’da da aynı fiyat seviyesinde İstanbul’da aynı fiyat seviyesinde. Sistemden günlük olarak belirlenen bir fiyat var ve tüm kuyumcular bunu uygulamak zorunda. Bu da vatandaş için çok önemli bir avantaj olacak“ şeklinde konuştu.

Esen, sistemin başarılı olması için en önemli gereksinimin ise reklam olduğunu söylüyor. Esen’e göre ne kadar fazla reklam yapılırsa ve sistem detaylı olarak tanıtılırsa vatandaşların katılımı da o kadar artabilir.

Yapılan tanıtım çalışmaları ile yastık altındaki tahmini 5 bin ton altının önemli bir bölümünün ekonomiye kazandırılması amaçlanıyor. Ancak ekonomistlere göre bu konuda özellikle kadınların finansal davranışlarını değiştirmek ve altınları finansal sisteme çekmek oldukça zorlu bir süreç olacak.

5 bin ton altının ekonomik değerinin 250 ila 300 milyar dolar arasında olduğu hesaplanıyor.

Altın tahvili ve kira sertifikası ihraçları

Daha önce ekonomiden sorumlu eski bakanlardan Mehmet Şimşek döneminde, 2017 yılında altınların finansal sisteme kazandırılması için altın tahvili ve kira sertifikası ihraçları uygulamaları başlatılmıştı. Şimşek amaçlarının o dönemde 100 milyar doları bulan yastık altı altınları sisteme kazandırmak olduğunu söylemişti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre uygulama kapsamında 82,3 ton altın karşılığı tahvil ve altına dayalı kira sertifikası ihracı gerçekleştirildi. Bireysel yatırımcılara yönelik olarak Ekim 2017’de 2,5 ton, Nisan 2018’de 1,9 ton, Eylül-Ekim 2018’de 2,1 ton altına dayalı senet ihracı yapıldı.

Bireysellerle birlikte kurumsal yatırımcılara yönelik altına dayalı senet ihraçlarına başlanmasıyla 2019’da kurumsal yatırımcılara ihraçların büyüklüğü Şubat ayında 26,1 ton, Haziran ayında 8 ton, Eylül ayında 20,8 ton, Ekim ayında 15,6 ton ve Kasım ayında 10,3 ton oldu.

KKM devreye alınmıştı

Hükümet altın paketinden önce Türk Lirası’nın dolar karşısında değer kazanması için kur korumalı mevduat (KKM) sistemi devreye almıştı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) günlük bülteninde kur korumalı TL mevduata ilişkin verileri de yayımlamaya başladı. BDDK verilerine göre 9 Şubat Çarşamba günü itibariyle KKM hesaplarının büyüklüğü 324 milyar 957 milyon lira olurken bu miktarın 175 milyar 171 milyon lirası Hazine kapsamından yani TL mevduattan dönüşten gelirken 149 milyar 785 milyon lirası da TCMB kapsamında yani döviz mevduatının dönüşümünden oluştu.

Emre Eser/Batu Bozkürk

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Empfohlene Beiträge