Dünyanın ilk elektrikli deniz uçağı deneme uçuşunu tamamladı

Harbor Air ve MagniX şirketleri tarafından üretilen dünyanın ilk tamamı elektrikli deniz uçağı, test uçuşunu gerçekleştirdi.

MagniX CEO’su Roei Ganzarski, “Bu ileriye dönük bir planın ilk adımıdır. Şimdi gerçek elektrik devrimi başlıyor.” dedi.

Kaynak: Reuters

NASA, Ay görevinde kullanılacağı roket platformunu görücüye çıkardı

NASA’nın internet sitesinde yer alan habere göre, NASA Direktörü Jim Bridenstine, Space Launch System (SLS) roketiyle Orion uzay aracını uzaya fırlatacak sıvı yakıtlı platformu New Orleans kentindeki Michoud Montaj Tesisi’nde düzenlediği basın toplantısıyla görücüye çıkardı.

Ana aksamını ABD’li havacılık ve uzay şirketi Boeing, itici motorlarını ise roket üreticisi Aerojet Rocketdyne firmasının ürettiği 65 metre uzunluğundaki platformun, NASA’nın 1960’lardaki Ay’a ilk kez ayak basılmasını sağlayan Apollo programından bu yana inşa edilen en büyük fırlatma platformu olduğu belirtildi.

SLS roketleri için özel tasarlanan platform, ön etek, sıvı oksijen tankı, sıvı hidrojen tankı, ara tank ve 4 adet “RS-25” model iticinin bulunduğu motor bölümünden oluşuyor.

Roket fırlatma platformu, bazı ön testlerden geçirildikten sonra ilk kez Artemis 1 seferinde, Ay’a insansız Orion uzay aracını fırlatılmasında kullanılacak. Ardından astronotları Ay yörüngesine göndermeyi amaçlayan Artemis 2 ve Ay yüzeyine indirmeyi amaçlayan Artesmis 3 seferleri de buradan uzay yolculuğuna başlayacak.

NASA, Artemis görevi kapsamında 2024 yılına kadar Ay’a insanlı seferler düzenlemeyi amaçlıyor. 2028 yılına kadar sürmesi planlanan seferlerin ardından Ay yörüngesinde bir uzay istasyonu kurulması ve burayı basamak olarak kullanarak Mars’a insanlı seferler düzenlenmesi hedefleniyor.

Kaynak: AA

Uzay temizliği için hazırlıklar başlıyor

3 binden fazla işlevini kaybetmiş uydu ve parçalara ayrılan uzay araçlarından geriye kalan 10 santimetreden büyük on binlerce nesne…

Binlerce tonluk çöp dünyanın etrafında dönüyor. Uzay çöplerinin büyük bölümü, yerkürenin yüzeyine 2 bin kilometrelik mesafeyi kapsayan alçak dünya yörüngesinde.

Çöpler, uzay seferleri ve yörüngeye yerleştirilmesi planlanan uydular için ciddi tehdit oluşturuyor. Uzay çöplerinin temizlenmesi konusunda ilk hamle Avrupa Uzay Ajansından geldi. 

Dört robot koluna sahip çöp toplayıcı uzay aracının 2025’te fırlatılması planlanıyor.
Hedef, 2013’ten bu yana yörüngede olan 100 kilogram ağırlığındaki bir metal nesnenin yakalanarak yok edilmesi.

Projenin kapsamı sınırlı olsa da, uzay çöplerinin temizlenmesinde ilk adım olacağı için önem taşıyor. Maliyeti ise 120 milyon euroyu bulacak.

Kaynak: TRT Haber

Okyanuslardaki oksijen oranı azalıyor

Bilim insanları, okyanuslardaki oksijen miktarına ilişkin çarpıcı bir araştırmaya imza attı. Araştırmaya göre, okyanuslardaki oksijen oranı 50 yılda yüzde 2 oranında azaldı.

Düşük oksijenli bölge 45’ten 700’e yükseldi

Uluslararası Doğayı Koruma Birliği isimli kuruluşun verilerine göre, okyanuslardaki düşük oksijenli bölge sayısı 1960’lı yıllarda 45 iken bu sayı şimdi 700’e yükseldi.

Tamamen oksijensiz noktaların ise aynı zaman diliminde dört katına çıktığı belirtildi.

Okyanuslarda oksijenin azalması iklim değişikliği nedeniyle hız kazandı

Oksijen miktarındaki azalma, özellikle ton balığı, köpek balığı ve kılıç balığı gibi türleri tehdit ediyor. Uzmanlar, oksijen oranındaki azalmanın iklim değişikliği nedeniyle hız kazandığını söylüyor.

Sera etkisine yol açan karbondioksit miktarı yükseldikçe, oluşan sıcaklığın büyük kısmı okyanuslar tarafından emiliyor. Bu da, daha ılık suların daha az oksijen barındırmasına yol açıyor.

Isınan okyanusların oksijen kaybetmesi de, sualtı yaşamının düzeninin bozulmasına neden oluyor.

Okyanuslardaki yaşamın, sıcaklık artışı, aşırı avlanma ve plastik kirliliği nedeniyle tehdit altında olduğuna dikkat çekiliyor. 

Kaynak: TRT Haber

Amerikalı araştırmacılar 2019’da 71 yeni canlı türü keşfetti

CNN’de yer alan habere göre, dünyanın çeşitli yerlerindeki mağaralar, ormanlar ve okyanuslarda keşfedilen 71 canlı arasında çiçekler, balıklar, mercanlar, örümcekler, deniz salyangozları, karınca ve kertenkeleler yer aldı.

Araştırmacılar, bu yıl 16 yeni balık türü keşfederken bunlardan Papua Yeni Gine kıyılarında yaşayan kedi gözlü kardinal balığı dikkati çekti.

Böcek bilimci Darrell Ubick, yeni bulunan canlılar arasında 5 örümcek türünün yer aldığını belirterek, bunlardan birinin Meksika’nın Chihuahuan çölünde karıncaların oluşturduğu tepeciklerde yaşayan örümcek türü olduğunu kaydetti.

California Bilimler Akademisinden Shannon Bennett, biyolojik çeşitlilik konusunda uzman bilim adamlarının doğada halen canlı türlerinin yüzde 90’ının bilinmediğini söylediğini aktararak, “Her yeni keşfedilen canlı, bu değerli ekosistemin korunmasındaki rolümüzün ne kadar kritik olduğunu hatırlatıyor” ifadesini kullandı.

Kaynak: AA

Çernobil’in kapısı Türk akademisyen ve öğrencilere açılıyor

Ankara Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü ile SSTC NRS arasında nükleer bilimler alanında bilgi paylaşımı ve ortak çalışmalar yapılması, öğrencilere nükleer teknolojiler kullanımı ve radyasyon güvenliği gibi konularda eğitimler verilmesi amacıyla iş birliğine gidildi.

Ankara Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Niyazi Meriç, iş birliğine ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’deki nükleer reaktör kurulumu çalışmalarına işaret ederek, bu reaktörlerde görev yapacak eğitimli personele ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

“Öğrencilerimizi en iyi şekilde yetiştirmeyi hedefliyoruz”

Türkiye’de nükleer bilimler üzerine çalışan az sayıda akademisyen olduğunu belirten Meriç, “Öğrencilerimizi iyi şekilde yetiştirmemiz ülkemizin geleceği için büyük önem taşıyor. Bunun için de nükleer bilimler üzerine çalışmaların yapılabileceği laboratuvarlara ihtiyaç var.” dedi.

Meriç, bu kapsamda tecrübelerinden faydalanmak için SSTC NRS ile iş birliği yaptıklarını ifade ederek, “Ukrayna’da birçok nükleer reaktör bulunuyor. Ayrıca reaktör kazasının yaşandığı Çernobil Nükleer Santrali var. Buralara gidip hem deneylerimizi gerçekleştirmeyi hem de öğrencilerimizi en iyi şekilde yetiştirmeyi hedefliyoruz.” diye konuştu.

Eğitim programları gelecek yıl başlayacak

SSTC NRS’nin Ukrayna’daki tüm nükleer santrallerden sorumlu olduğuna dikkati çeken Meriç, “Bu iş birliği, Ukrayna’daki nükleer santrallerde rahatlıkla deney yapma, oralardaki uzmanların bilgi birikiminden yararlanmamıza imkan sağlayacak. Böylece öğrencilerimiz ile birlikte hem Çernobil’de hem de diğer nükleer reaktörlerde bilimsel gözlem ve çalışmalar yapabileceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Meriç, ayrıca Ukrayna’daki Odessa Ulusal Politeknik Üniversitesi ve Ukrayna Ulusal Teknik Üniversitesi Igor Sikorsky Kiev Politeknik Enstitüsü ile iş birliği halinde olduklarını dile getirerek, şöyle konuştu:

“Türk öğrenciler, nükleer bilimler alanındaki yüksek lisans programlarının ilk yılını ülkemizde tamamladıktan sonra eğitimlerine Ukrayna’daki üniversitelerde devam edebilecek. Bu programlardan mezun olan öğrenciler, hem Türkiye’de hem de Ukrayna’da eğitim gördükleri üniversitelerden diploma alacak. Bu kapsamdaki eğitim programları gelecek yıl başlayacak.”

“Personelin iyi eğitimli ve profesyonel olması gerekiyor”

SSTC NRS Müdürü Ihor Shevchenko da Türkiye’nin nükleer enerji üreten ülkeler arasına katılma yolunda ilerlediğini belirterek, bu konudaki tecrübelerini paylaşmaya hazır olduklarını aktardı.

Nükleer santrallerin güvenliğinin önemine işaret eden Shevchenko, “Gelecekte Türkiye’deki nükleer santrallerde çalışacak personelin iyi eğitimli ve profesyonel olması gerekiyor. Bu bağlamda nükleer santrallerin kullanımıyla ilgili uzmanların yetiştirilmesi için Türkiye’ye eğitim programları sağlayabiliriz.” ifadelerini kullandı.

Shevchenko, Ukrayna’ya gelecek Türk öğrencilerin nükleer santralleri ve Çernobil faciasının yaşandığı bölgeyi ziyaret etmelerinin önemli bir deneyim olacağını vurgulayarak, “Öğrenciler, hem bilgi edinecek hem de Çernobil faciasının yaşandığı bölgede, sorumsuzluğun ne kadar büyük bir bedele mal olabileceğini görecek.” dedi.

Kaynak: AA

SpaceX’in süper fareli kargosu Uluslararası Uzay İstasyonuna ulaştı

Uluslararası Uzay İstasyonunda (UUİ) görevli astronot Luca Parmitano, Florida eyaletindeki Cape Canaveral Uzay Üssü’nden fırlatılmasından 3 gün sonra SpaceX’in Dragon kargo mekiğine ulaşabildiklerini söyledi.

SpaceX’in 19. kargo mekiği

Parmitano, kargo mekiğinin uzun bir “robot kolu” vasıtasıyla tutularak istasyona alındığını belirerek, “İstasyona yeni bir araç aldığımızda aynı zamanda bu projeye katkıda bulunmuş herkesin ruhundan bir parçayı da almış oluyoruz. Hoş geldin” ifadesini kullandı.

Yaklaşık 3 tonluk kargoda, uzay ortamında yapılacak kas deneyleri için normal farelerin iki katı kasa sahip süper fareler, astronotların duygularına duyarlı Cimon adı verilen yapay zekaya sahip robot ile bira mayalamak üzere arpa taneleriyle birlikte zirai araştırmalarda kullanılmak üzere 120 bin haşere öldürücü yuvarlak solucan da bulunuyor.

Dragon kargo mekiğinde ayrıca UUİ’de görev yapan 6 astronot için yılbaşı hediyeleri de yer alırken, bu, SpaceX’in UUİ’ye gönderdiği 19. kargo mekiği oldu.

UUİ’de 6 kişilik mürettebat dönüşümlü bulunuyor

NASA, Rusya Federal Uzay Ajansı, Japonya Uzay Araştırma Ajansı, Avrupa Uzay Ajansı ve Kanada Uzay Ajansının ortak projesi UUİ’de farklı ülkelerden 6 kişilik mürettebat dönüşümlü görev yapıyor.

UUİ’de şu an 3 Amerikan, 2 Rus ve 1 İtalyan bulunuyor.

SpaceX, “Ticari İkmal Hizmetleri” programı kapsamında Dragon kargo mekiğiyle UUİ’ye ikmal malzemeleri taşıyor.

İstasyondaki görevliler, Rus yapımı “Soyuz” mekikleriyle taşınıyor.

Kaynak: AA 

Sivil havacılık drone ile uçuşta

Drone olarak bilinen insansız hava araçları (İHA) gözetlemeden keşfe, imha gibi askeri amaçlardan zirai ilaçlamaya, kamera çekiminden yangın söndürmeye kadar birçok alanda kullanılıyor.

Bu araçların dünya genelinde ulaştığı pazar değeri, kar amacı gütmeyen ABD merkezli bir organizasyon olan Hesaplama Teknoloji Endüstrisi Birliğinin (CompTIA) raporuna göre, geçen yıl yaklaşık 14,1 milyar doları buldu. Raporda, drone endüstrisi pazarının 2023 yılında yaklaşık 43 milyar dolara ulaşacağı belirtildi.

Kayıtlı İHA ve İHA pilotu sayısı arttı

Türkiye’de de “drone”ların hem sayıları hem de kullanımına izin verilen uçuş sahaları giderek artıyor.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün (SGHM) 23 Şubat 2016’da aldığı karara göre, 500 gramdan ağır “drone”ların SGHM’ye kaydedilmesi gerekiyor. Bu araçların ticari amaçla kullanılabilmesi için de drone pilot lisansı gerekiyor. Bu ehliyet, SHGM tarafından yetkilendirilen uçuş okullarından temin edilebiliyor.

SGHM’den edinilen bilgiye göre, Türkiye’de kayıtlı sivil İHA sayısı geçen yıl sonu itibarıyla 27 bin 423 iken, bu yıl 6 bin 179 araç daha eklendi. Böylece toplam kayıtlı İHA sayısı 33 bin 602’ye ulaştı.

Öte yandan, geçen yıl sonu itibarıyla kayıtlı sivil İHA pilotu sayısı 35 bin 284 iken, söz konusu rakam bu yıl 16 bin 389 yeni pilotun eklenmesiyle 51 bin 673’ü buldu.

Drone uçuş alanı artırılacak

SGHM tarafından ülke genelinde İHA uçuşlarının yapılabildiği serbest alanlar “yeşil alan” olarak kabul ediliyor. Türkiye’de 105 olan yeşil alan sayısının artırılması için SGHM tarafından İller İdaresi Genel Müdürlüğüne yazı gönderildi.

Yazıda, asayiş ve güvenlik yönünde tehdit unsuru yaratmayacak şekilde mümkün olduğu kadar fazla yeşil alan belirlenmesi ve yetkili mülki idare amirleri vasıtasıyla İHA Kayıt Sistemi’ne işlenmesi talep edildi.

Bu kapsamda ilçe bazında yetkili mülki idare amirlikleri de yeşil bölgelerin belirlenmesi için çalışmalara başladı. Mülki amirler tarafından SGHM’nin İHA Kayıt Sistemi’nde yeşil alan olarak tanımlanacak bölgeler, Genelkurmay Başkanlığı ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğünün onayıyla sistemde uçuşa uygun alanlar olarak yerini alacak.

Uygunluk bekleyen yeşil alanların kabulü durumunda Türkiye’de sivil İHA’lar için uçuşa izin verilen alanların en az yüzde 100 artması öngörülüyor. 

Kaynak: AA 

Antarktika seferleri meyvelerini veriyor

Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, 2017’den bu yana Antarktika’ya düzenlenen ulusal bilim seferleri meyvelerini veriyor.

Antarktika’da Türkiye vakti

İstanbul Teknik Üniversitesi Kutup Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi koordinasyonunda bugüne kadar beyaz kıtaya 3 ulusal sefer düzenlenirken, 100’e yakın Türk bilim insanı burada çeşitli alanlarda araştırma yapma imkanı buldu.

Türk bilim insanlarının kıtada yaptığı araştırmalar sonucu bugüne kadar 11 uluslararası bilimsel yayın hazırlandı, 35 yayının ise çalışmaları devam ediyor.

İlk seferde Türk üssünün yeri bilimsel olarak belirlendi

Türkiye’nin Antarktika’ya düzenlediği ilk seferde, ülkenin kıtada kurmak istediği üsse ilişkin fizibilite çalışmaları yapıldı. Bu çalışmalar sonucu, “Analitik Hiyerarşi Yöntemi Kullanılarak Türk Antarkrtik Araştırma İstasyonunun Yer Seçimi” başlıklı makale yayınlandı. Söz konusu bilimsel yayınla Türkiye’nin kıtada kuracağı üssün yer seçiminde kullanılan kriterler belirlenirken, bu seçimin bilimsel veriler ışığında yapılması sağlandı.

Antarktika’da geçici bilim üssü kuruldu

Aynı sefer kapsamında ikili iş birlikleriyle Çekya’nın Antarktika’daki üssünde bilimsel çalışmalar yapan bir Türk bilim insanı da bu üssün bulunduğu adada ilk defa görülen bir türü kayıt altına aldı ve Türk bilim insanının bu çalışmasıyla yeni türlerin keşfinin önü açıldı.

10 bin yıl önce yaşanan buzul erimeleri incelendi

Kıtaya düzenlenen ikinci seferde sürdürülen bir proje kapsamında da Türk Bilimsel Araştırma Kampı’nın kurulduğu Horseshoe Adası’nda 8-10 bin yıl önce yaşanan buzul erimelerine yönelik bir makale yayımlandı ve “Holosen” adı verilen bu dönemde buzulların hızlı eridiği ortaya konuldu.

İkinci sefer kapsamında ikili iş birlikleriyle kıtada bulunan bir diğer Türk bilim insanı ise James Ross Adası’nda yaptığı incelemeleri bilimsel yayına dönüştürdü.

Küresel konumlama sistemleriyle ilgili hazırlanan ve bölgede yapılacak seyrüsefer, deniz mühendisliği, hassas hidrografik ölçüm, oşinografi, kıyı yönetimi gibi olası çalışmalara ışık tutacak çalışma, zaman ve maliyet tasarrufu sağlayarak yüksek hassasiyetli, duyarlı konum bilgisi elde edilebileceğini gösterdi.

Son seferde yeni bakteri keşfedildi

Türkiye’nin bu yıl düzenlediği üçüncü seferde yapılan bilimsel çalışmalar sürerken, kıtadan toplanan örneklerde yeni bir bakteri türü keşfedildi. Bu bakterinin, tarımda kullanılan bitkilere zararlı kimyasalları öldürdüğü belirlendi.

Her 3 seferin de liderliğini yapan Doç. Dr. Burcu Özsoy da uydu uzaktan algılama yöntemleri kullanarak elde ettiği verileri seferlerde yaptığı deniz buzu gözlemleriyle doğrulayarak gerçekleştirdiği çalışmalarla bilimsel etki değeri yüksek 3 yayına imza attı. Özsoy, bu çalışmasıyla NASA tarafından geliştirilen ICEsat uydusunun verilerinin deniz buzu kalınlığını tespitinde yeni bir algoritma geliştirilmesine katkı sağladı.

“Antarktika’da çalışma yapmak meşakkatli bir süreç”

3’üncü Ulusal Antarktika Bilim Seferi Lideri Doç. Dr. Burcu Özsoy, AA muhabirine, kıtada bilimsel çalışma yapmanın ve örnek toplamanın meşakkatli bir süreç olduğunu söyledi.

Kıtadan alınan örneklerin herhangi bir bozulmaya uğramadan Türkiye’ye taşınmasının zorlu bir çalışma gerektirdiğini vurgulayan Özsoy, örneklerin Türkiye’ye getirilmesinin ardından analiz süreçlerinin başladığını anlattı.

Özsoy, kıtaya yönelik araştırmaların analiz, makale yazım ve hakemler tarafından değerlendirilme süreçlerinin oldukça emek gerektirdiğine işaret ederek, “Antarktika’da araştırma yapmanın zorluklara rağmen bilim insanlarımızın yüksek etkili dergilerde bilimsel makalelere halihazırda imza atmış olması takdir edilesi bir gerçek. Halihazırda basılmış olanların yanında hazırlık sürecinde olan 30’un üzerinde yayın olması bilim insanlarımızın ciddi başarısını ortaya koymaktadır.” dedi.

TÜBİTAK çatısı altında Kutup Araştırmaları Enstitüsü kurulması kararına da değinen Özsoy, “Enstitünün çalışmaları, Türkiye’nin bugüne kadar kutup çalışmalarında elde ettiği ulusal ve uluslararası başarılara ivme kazandıracak ve ortaya koyduğu bilimsel iradeyi güçlendirecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: AA

SpaceX’ten Uluslararası Uzay İstasyonuna “süper fare”li kargo

ABD Havacılık ve Uzay Ajansından (NASA) yapılan açıklamaya göre, SpaceX’in Dragon kargo mekiği, şirketin kendi üretimi Falcon 9 roketiyle Florida eyaletindeki Cape Canaveral Uzay Üssü’nden fırlatıldı.

Şiddetli rüzgarlar nedeniyle planlanandan bir gün sonra uzaya gönderilen yaklaşık 3 tonluk kargoda, uzay ortamında yapılacak kas deneyleri için normal farelerin iki katı kasa sahip “süper fareler”, astronotların duygularına duyarlı Cimon adı verilen yapay zekaya sahip robot ile bira mayalamak üzere arpa taneleri de bulunuyor.

Dragon kargo mekiğinde ayrıca UUİ’de görev yapan 6 astronot için yılbaşı hediyeleri de bulunuyor.

Mekiğin, istasyona pazar günü ulaşması bekleniyor.

Bu, SpaceX’in UUİ’ye gönderdiği 19. kargo mekiği oldu.

UUİ’de 6 kişilik mürettebat bulunuyor

NASA, Rusya Federal Uzay Ajansı, Japonya Uzay Araştırma Ajansı, Avrupa Uzay Ajansı ve Kanada Uzay Ajansının ortak projesi UUİ’de farklı ülkelerden 6 kişilik mürettebat dönüşümlü görev yapıyor.

UUİ’de şu an 3 Amerikan, 2 Rus ve 1 İtalyan astronot bulunuyor.

SpaceX, “Ticari İkmal Hizmetleri” programı kapsamında Dragon kargo mekiğiyle UUİ’ye ikmal malzemeleri taşıyor.

İstasyondaki görevliler, Rus yapımı “Soyuz” mekikleriyle taşınıyor.

Kaynak: AA