İçişleri Bakanları: Suç işleyen Suriyeliler sınır dışı edilsin

 Almanya’nın Lübeck kentinde düzenlenen eyalet içişleri bakanları toplantısında Suriyeli sığınmacıların ağır suç işlemeleri durumunda sınır dışı edilmeleri konusunda uzlaşmaya varıldı. İçişleri Bakanları Konferansı Başkanı Hans-Joachim Grote, Hristiyan Birlik (CDU/CSU) ve Sosyal Demokrat Partili (SPD) bakanların hemfikir olduğunu belirterek “Bu konu hakkında nihai kararı yarın vereceğiz” dedi. Bakanlar, Alman hükümetine “Tehlike yaratan ve suç işleyenler gibi belirli grupların Suriye’ye geri gönderilmesinin sağlanması için gereken koşulları sağlama” çağrısında bulunmayı planlıyor.

“Suriye’de halen muhatabımızın bulunmaması işi zorlaştırıyor” diyen Grote, “Ancak Afganistan’a olduğu gibi Suriye’ye de suç işleyenlerin sınır dışı edilebilmesini” istediklerini ifade etti.

 “Suriyeli sığınmacıların geri gönderilmeyeceğini” vurgulayan Grote, “Sadece ağır suç işleyen Suriyeli sığınmacılar geri gönderilecek” şeklinde konuştu.

Schleswig-Holstein İçişleri Bakanı Grote ayrıca “Bir kişinin ağır suç işlemesine rağmen burada sığınmacılara tanınan koruma statüsünden faydalanmasını” Alman kamuoyuna açıklamanın güç olacağını belirterek “Belli bir noktadan sonra verilen haklar da geçerliliğini kaybedecek” dedi.

Dışişleri Bakanlığı raporu

Almanya Dışişleri Bakanlığı’nın değerlendirmelerine göre, geri dönmek isteyen Suriyelilerin herhangi bir risk almadan ülkelerinde gidebilecekleri bir bölge bulunmuyor. Alman haber ajansı dpa’nın edindiği kurum için rapora göre, rejim karşıtı veya muhalif olmayanların bile, “yerlerinden edilme, baskı ve yaptırım ve hatta hayati tehlike” ile karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.

dpa/NS,JD

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Eğitimli Almanlar yurtdışına gidiyor

Yurtdışına göç eden Almanlar 40 yaşın altında, kariyerli ve üniversite mezunu. Federal Nüfus Araştırmaları Enstitüsü ve Duisburg Üniversitesi’nin sorularına Almanya’da doğan 10 bin kişinin verdiği yanıtların yer aldığı araştırmaya göre yurtdışına göç eden Almanların yüzde 60’ı yurtdışında daha yüksek kazanç elde ettiklerini kaydetti.Yurtdışında yaşayan Almanlar ortalama olarak yılda 12 bin euro daha fazla kazanıyor.

Araştırmadan elde edilen sonuçlar rapor haline getirildi. Yılda 180 bin Almanının başka bir ülkeye göç ettiği belirtilen raporda 130 bin kişinin ise de geri döndüğü kaydedildi. Göç eden 180 bin kişinin yüzde 76’sını akademisyenlerin oluşturduğu belirtildi. Almanların göç etmeyi en fazla tercih ettiği 4 ülke ise İsviçre, Avusturya, ABD ve İngiltere oldu.

Yurtdışına taşınma sebepleri arasında kariyer birinci sırada yer alırken, başka bir hayat tarzı da ikinci sırada yer aldı. Yurtdışına taşınanların beşte biri ise eğitim için gittiğini söyledi.

Araştrımaya katılanların 20-70 yaş arasında olduğu ve Haziran 2017-Haziran 2018 tarihleri arasında Almanya’dan göç ettiği ya da Almanya’ya geri döndüğü belirtildi. Göç eden Almanların ortalama yaşı 36-37 olarak kaydedildi.

Almanların yüzde 5’inin yurtdışında yaşadığı ve Almanya’nın Polonya ve İngiltere’nin ardından en fazla göç veren  AB ülkesi olduğu belirtildi.

DW, dpa, AFP/SSB, TY

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Kretschmann: Cem Özdemir Yeşiller’in başbakan adayı olabilir

Alman Yazı İşleri Ağı’na (Redaktionsnetzwerk Deutschland) bir mülakat veren Baden-Württemberg Eyalet Başbakanı Winfried Kretschmann Cem Özdemir’in bir sonraki seçimlerde partisi Yeşiller’in başbakan adayı olabileceğini söyledi.

“Hükümet etme kapasitesine kesinlikle sahibiz” diyen Kretschmann “Elbette başbakan olabilecek şahsiyetlerimiz var” dedi. Kretschmann partinin eşbaşkanları Robert Habeck ile Annalena Baerbock ya da onların selefi Cem Özdemir’in adı geçen diğer başbakan adaylarından daha kötü olmadığını söyledi.

Kretschmann, Yeşiller partisinin eski eş genel başkanı ve milletvekili Özdemir’in kayda değer bir özgeçmişe sahip yetenekli bir siyasetçi olduğunu belirtti. Kretschmann “Misafir işçi ailesinin çocuğu olmaktan Yeşiller başkanlığına, bu zaten dikkate değer bir mesafe ve birçok insan için de de büyük bir cesaret kaynağı” ifadelerini kullandı.

Winfried Kretschmann

Winfried Kretschmann

Cem Özdemir’in mükemmel bir hatip ve ele aldığı konular hakkında bilgi sahibi bir siyasetçi olduğunu belirten Kretschmann “Bu tür yeteneklerin iki arada bir derede kalmamasına ya da başka şeylerle uğraşmamasına dikkat etmeliyiz” diye konuştu.

Partisinin yönetici personel konusunda bir bolluk içinde olmadığını belirten Kretschmann “O nedenle diğerleriyle Cem Özdemir’i radarda tutmamız gerektiği konusunda görüşüyorum” diye konuştu.

Alman kamuoyunda Kretschmann’ın daha önce Habeck’in başbakan adaylığını desteklediği dile getirilmiş ve bu haberler Yeşiller içerisinde Baerbock’un başbakan adaylığının gözardı edildiği gerekçesiyle tepki toplamıştı.

Yeşiller partisi milletvekili Cem Özdemir Eylül ayında partisinin meclis grubu eş başkanlığı seçimine adaylığını koymuş ancak seçilememişti.

Seçimler 2021’de

Almanya’da Federal Meclis üyelerinin belirleneceği genel seçimlerin 24 Ekim 2021 tarihinde yapılması öngörülüyor. Partiler  seçimler öncesinde başbakan adayı göstermelerine rağmen, adayın resmi seçim kanunu bakımından bir bağlayıcılığı bulunmuyor. Almanya’da başbakan doğrudan halk tarafından değil milletvekilleri tarafından seçiliyor. Bununla birlikte başbakan adayı seçmen açısından büyük siyasi anlam taşıyor. Cem Özdemir’in başbakan seçilmesi halinde, Almanya’da ilk kez bir Türkiye kökenlinin başbakan olması anlamına geliyor.

AFP/EC,JD

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

İki Rus diplomat Almanya’da “istenmeyen kişi” ilan edildi

Almanya Dışişleri Bakanlığı, bir Gürcistan vatandaşının Berlin’de öldürülmesi ile ilişkili olarak Rusya Büyükelçiliği’nin iki çalışanını “istenmeyen kişi” (Persona non grata) ilan etti. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “cinayetin aydınlatılması için üst düzeyden ve ısrarlı bir biçimde defalarca yapılan çağrıya rağmen, yeterince çaba göstermedikleri” için söz konusu şahıslar hakkında bu kararın alındığı bildirildi.

Söz konusu cinayetin ardından tutuklanan zanlının, cinayeti Rus makamlarının yönlendirmesi ile işlediği üzerinde duruluyor.

Rusya ise Berlin’in bu suçlamalarını kesin bir dille reddediyor. Konu ile ilgili bir açıklamada bulunan Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, iddiaları “tamamen dayanaksız spekülasyon” olarak nitelendirdi. Alman medyasının konuyu bu yönde şişirdiğini ifade eden Peskov, ancak bunun olayların böyle geliştiği anlamına gelmediğini belirtti. Dimitri Peskov ayrıca, Rus makamlarının ciddi anlamda bu cinayet ile ilişkilendirildiğine de inanmadığını ifade etti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da, Almanya’nın iki Rus diplomatını “istenmeyen kişi” ilan etmesi, “temelsiz ve dostane değil” açıklaması ile değerlendirildi. Açıklamada ayrıca, “bir dizi karşı önlem almak zorundayız” denildi ancak bu önlemlerin detayları hakkında bilgi verilmedi.

Savcılığın Rusya ve Çeçenistan şüphesi

Konuyu soruşturan Alman savcılık makamı, daha önce yaptığı açıklamada, cinayete kurban giden Tornike K. isimli Gürcistan vatandaşının Rusya Federasyonu ya da özerk Çeçenistan Cumhuriyeti tarafından verilen bir görev doğrultusunda öldürüldüğüne dair ipuçlarına ulaşıldığını bildirmişti.

Maktul Tornike K. geçtiğimiz Ağustos ayında kent merkezindeki bir park alanında, bisikletli bir saldırganın açtığı ateşle başından ve gövdesinden vurularak öldürülmüştü. Olaydan kısa süre sonra silahı Spree nehrine atarken yakalanan Rusya vatandaşı zanlı hala tutuklu bulunuyor. 

Cinayete kurban giden Tornike K.‘nın Çeçenistan Savaşı sırasında Rusya karşıtı ayrılıkçı güçlerin safında savaştığı ve daha sonra pek çok militan gibi yurt dışına kaçtığı, 2016 yılından bu yana da Almanya’da yaşadığı biliniyor.

AFP,Reuters / ET,TY

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Türkiye’den sınırdışı edilen Işid şüphelisi Alman kadın gözaltında

Almanya Federal Emniyet Teşkilatı’ndan yapılan açıklamada, Almanya ve Suriye vatandaşı olduğu belirtilen Lorin S. adlı 30 yaşındaki kadın ve beraberindeki dört çocuğunun Türk Hava Yolları’na ait bir uçakla Salı akşamı Frankfurt Havalimanı’na geldiği belirtildi.

Alman haber ajansı dpa, kadın hakkında Suriye’ye gitmeden önce yaşadığı Aşağı Saksonya Eyaleti’nde “Terör örgütü üyeliği” gerekçesiyle soruşturma başlatılarak yakalama kararı çıkarıldığını ve bu nedenle pasaport işlemlerinden sonra gözaltına alındığını duyurdu. Kadının beraberindeki dört çocuğu ise Gençlik Dairesi yetkililerine teslim edildi. Çocukların ikisinin Nisan ayında ikiz olarak dünyaya geldikleri, diğerlerinin de iki ve üç yaşında olduğu açıklandı. Kadının Suriye’ye beraber gittiği kocasının ise IŞİD saflarında çatışırken öldüğü belirtildi.

Çocuklarıyla gidene daha ağır ceza talebi 

Hessen Eyaleti Adalet Bakanı Eva Kühne-Hörmann, IŞİD saflarında savaşmak veya savaşçılara destek vermek amacıyla çatışma bölgelerine çocuklarıyla birlikte gidenlerin ayrıca cezalandırılmaları gerektiğini söyledi.

Kühne-Hörmann, “Çocuğunu dini açıdan aşırılık yanlısı bir şekilde eğiten, çatışma alanlarındaki sağlık tehlikelerine kasten maruz bırakan veya çocuklarını IŞİD’in eğitim yöntemlerine teslim edenlere ayrıca cezai müeyyideler uygulanmalı” diye konuştu.

Geçtiğimiz Kasım ayında da, IŞİD şüphelisi bir kadın üç çocuğuyla birlikte Türkiye’den sınır dışı edilmiş ve Almanya’ya gelmişti. Kadın hakkında “Yabancı bir terör örgütüne üye olmak” ve “Velayet görevini ihlal etmek” suçlamalarıyla soruşturma açıldı.

Türkiye İçişleri Bakanlığı’nın açıklaması

Türkiye İçişleri Bakanlığı tarafından konu ile ilgili yapılan açıklamada  “Yabancı Terörist Savaşçıların” ülkelerine iadelerine devam edildiği belirtilerek, “Bu kapsamda bugün 5 Almanya vatandaşı ülkesine sınır dışı edilmiştir” denildi. Açıklamada, ayrıntılı bilgi verilmedi.

Türkiye, yabancı IŞİD şüphelilerini ülkelerine göndermeye 11 Kasım tarihinde başlamıştı. Türkiye kamuoyuna yansıyan bilgilere göre 11 Kasım’da bir zanlıyı, 14 Kasım’da yedi kişilik bir aileyi ve 15 Kasım tarihinde de iki kadını Almanya’ya sınırdışı etti. 19 Kasım tarihinde de Hollanda’ya iki kadın sınır dışı edilmişti. IŞİD şüphelilerinin sınır dışı edildiği ülkeler arasında Danimarka ve ABD de bulunuyor.

DW, AFP / TY,ET

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Türkiye IŞİD şüphelisini Almanya’ya sınır dışı ediyor

Alman Der Spiegel dergisinin haberine göre Türkiye bu gece bir IŞİD şüphelisini dört çocuğuyla birlikte Almanya’ya sınır dışı ediyor. Alman yetkililerden edinilen bilgiye dayandırılan haberde, kadın ve çocukların Türk Hava Yolları uçağıyla İstanbul’dan Frankfurt’a gönderileceği belirtildi. Bu gece İstanbul’dan Frankfurt’a yerel saat ile saat 22.05’te bir THY uçağının iniş yapması bekleniyor.

Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaleti doğumlu olan Lorin S. adlı kadının 30 yaşında olduğu öğrenildi. Birkaç yıl önce Suriye’ye giderek bir IŞİD savaşçısıyla evlendiği belirtilen kadın bu süre içinde dört çocuk dünyaya getirdi. Nisan ayında ikiz çocuk doğuran kadının diğer çocukları ise iki ve üç yaşında. Kadının eşinin Suriye’de öldüğü belirtiliyor.

Havalimanında gözaltına alınacak

Lorin S. adlı kadın hakkında Almanya’da terör örgütüne üyelikten soruşturma başlatıldığını yazan Der Spiegel kadının hakkında yakalama kararı bulunduğu için Frankfurt Havalimanı’nda gözaltına alınacağını belirtti. Çocukların ise Alman çocuk esirgeme kurumu tarafından himaye altına alınacağı belirtiliyor. Habere göre Türkiye’de sorgulanan kadının verdiği ifadelerde IŞİD ile arasına mesafe koyduğu kaydedildi.

İçişleri Bakanlığı’nın açıklaması

Türkiye İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise “Yabancı Terörist Savaşçıların” ülkelerine iadelerine devam edildiği belirtilerek, “Bu kapsamda bugün 5 Almanya vatandaşı ülkesine sınır dışı edilmiştir” denildi. Açıklamada, ayrıntılı bilgi verilmedi. 

Türkiye, yabancı IŞİD şüphelilerini ülkelerine göndermeye 11 Kasım tarihinde başlamıştı. Türkiye kamuoyuna yansıyan bilgilere göre 11 Kasım’da bir zanlıyı, 14 Kasım’da yedi kişilik bir aileyi ve 15 Kasım tarihinde de iki kadını Almanya’ya sınırdışı etti. 19 Kasım tarihinde de Hollanda’ya iki kadın sınır dışı edilmişti. IŞİD şüphelilerinin sınır dışı edildiği ülkeler arasında Danimarka ve ABD de bulunuyor.

DW, AFP/EC, JD

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Alman vatandaşı Hozan Cane’nin kızına ev hapsi

Türkiye’de terör suçlamasıyla hapis cezasına çarptırılan Hozan Cane adı ile tanınan Saide İnaç’ın eylül ayında tutuklanan kızı Gönül Örs ev hapsi şartı ile tahliye edildi. Alman haber ajansı dpa’ya açıklamalarda bulunan avukat Ayşe Çelik, müvekilinin Gebze’deki cezaevinden tahliye edilerek, İstanbul’daki kuzeninin yanına geldiğini, ancak evi terk etmesine izin verilmediğini belirtti. Çelik, Örs’ün elektronik kelepçe takmak zorunda olduğunu da sözlerine ekledi.

Alman vatandaşı olan ve tutuklanmadan önce Köln’de ikamet eden Hozan Cane, Kasım 2018’de “terör örgütüne üyelik” suçlamasıyla altı yıl üç ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Kızı Gönül Örs hakkında da “terör örgütüne üyelik” suçlaması bulunuyor.

Eylül ayı başında gözaltına alınmıştı

Türk ve Alman vatandaşı olan Örs, mayıs ayı sonunda annesini cezaevinde ziyaret etmek için Türkiye’ye gitmek istemiş, ancak ülkeye giriş yaparken kısa süreli gözaltına alınmıştı. Serbest bırakılan Örs hakkında yurt dışına çıkış yasağı konmuştu. Eylül ayı başında ise tekrar gözaltına alınan Örs hakkında tutuklama kararı çıkartılmış ve ülkeyi yasa dışı yollardan terk etmeye çalışmakla suçlanmıştı.

Türkiye’de tutuklanmadan önce annesi gibi Köln’de ikamet eden Gönül Örs, ayrıca 2012 yılında PKK’ya yakınlığı ile bilinen bir grup tarafından Köln’de Ren Nehri üzerindeki bir gemide düzenlenen protesto eylemine katılmakla suçlanıyor. PKK, Avrupa Birliği ve ABD’nin terör örgütleri listesinde yer alıyor.

Güneybatı Alman Radyo ve Televizyon Kurumu (SWR), Örs’ün söz konusu protesto eylemine katıldığına dair bilgilerin Federal Emniyet Teşkilatı (BKA) tarafından Türk yetkililere iletildiğini iddia etmişti. 2012 yılında Alman emniyeti tarafından Örs hakkında soruşturma başlatılmış, ancak daha sonra soruşturma sona erdirilmişti. SWR‘in geçen Cuma günü yayınlanan haberinde Ankara Büyükelçiliği’nde görevli BKA personelinin Interpol aracılığı ile Türk yetkilileri söz konusu soruşturma hakkında bilgilendirdiği belirtilmişti. 2012 yılındaki eylemde, Örs’ün de içinde olduğu grup Ren Nehri üzerinde tur yapan bir gemiyi ele geçirmeye çalışarak, bir manifesto okumuşlar ve cezaevinde bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın fotoğrafını göstermişlerdi.

AFP, dpa/JD, EC

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Almanya’da bu kez de Stasi müzesi soyuldu

Almanya’nın başkenti Berlin’de eski Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin istihbarat servisi Stasi’nin konu edinildiği müze, kimliği belirsiz kişiler tarafından soyuldu. Cumartesiyi Pazara bağlayan gece pencereden müzenin bulunduğu binanın ilk katına giren soyguncular müzedeki bazı madalya ve mücevherleri çaldı. Olay bir müze çalışanının Pazar sabahı odalardaki vitrinlerin kırılmış olduğunu fark etmesi ve durumu polise ihbar etmesiyle öğrenildi. Çalınan madalya ve mücevherlerin maddi değeri henüz bilinmiyor.

Karl Marx ve Lenin madalyaları çalındı

Müze müdürü Jörg Drieselmann Tagesspiegel gazetesine yaptığı açıklamada üç vitrinin kırıldığını söyledi. Drieselmann müze açısından kıymeti yüksek çok sayıda madalyanın çalındığını belirtti.

Çalınan parçalar arasında bir altın Anavatana Hizmet Madalyası, bir Karl Marx Madalyası, bir Lenin Madalyası ve bir Sovyetler Birliği Kahramanlık Madalyası da bulunuyor. Mücevher olarak altınların çalındığı kaydedilirken bunlar arasında altın alyanslar, değerli taşlı ve incili yüzükler, bir saat ve bir bilezik de bulunuyor.

Drieselmann çalınan parçaların maddi değerinin, orijinal mi yoksa kopya mı olduklarının tespiti için çalışma başlattıklarını söyledi.

“Soygun olduğunda bu her zaman acı verici olur. Güvenlik duygusu ciddi manada zarara uğrar” diyen Drieselmann büyük hazinelerin soyulmasının söz konusu olmadığını belirtti. Drieselmann “Ama biz tarihi bir müzeyiz ve birisinin burayı soyacağını düşünmedik” diye konuştu.

15 Ocak Vatandaş Komitesi Başkanı Christian Booss da Alman haber ajansı dpa’ya yaptığı açıklamada müzedeki eşyaların çok büyük bir maddi değeri olmadığını vurgulayarak Stasi müzesinin Dresden’de soyulan Grünes Gewölbe gibi bir müze olmadığını belirtti. Müzenin Stasi belgelerinden sorumlu hükümet biriminin güvenliğine tabi olduğuna dikkat çeken Booss “İnsan buranın nasıl olup da soyulduğunu sormadan edemiyor” dedi.

15 Ocak Vatandaş Komitesi hemen Stasi müzesinin yanında yer alıyor. 1989 yılında Alman Demokratik Cumhuriyeti’nde (DDR) kurulan vatandaş komiteleri, gizli istihbarat belgelerinin yok edilmesine engel olmak için Stasi binalarını işgal etmişti. Bu komiteler daha sonra Almanya’da dernek olarak faaliyetlerini sürdürmeye devam etti.

Müze eski Alman Demokratik Cumhuriyeti’nde istihbarat servisinden sorumlu olan Devlet Güvenliği Bakanlığı (Ministerium für Staatssicherheit) resmi konutunun ilk katında bulunuyor.

dpa/EC, JD

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Tekrarlanan sığınma başvurusu sorunu

Welt am Sonntag gazetesinde yer alana bir habere göre, Almanya’ya sığınma başvurusunda bulunan binlerce kişi daha önce birçok kez ya sınır dışı edildi ya da kendi isteğiyle ülkeyi terk etti.

Habere göre 30 Ekim 2019 itibarıyla, Almanya’da 2012 yılından bu yana üçüncü kez sığınma başvurusu yapan 4 bin 916 kişi bulunuyor. Gazetenin Alman hükümetine dayandırdığı bilgilere göre, bu kişiler daha önce iki kez ya sınır dışı edildi ya da kendi isteğiyle ülkeden ayrıldı.

Halen Almanya’da bulunan bin 23 kişinin dördüncü, 294 kişinin ise beşinci veya daha fazla sayıda sığınma başvurusu yaptığı belirtildi.

Federal İstatistik Dairesi verilerine göre 2010-2018 yılları arasında toplam bir milyon 780 bin kişi sığınma amacıyla Almanya’ya geldi.

Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer üç hafta önce ülkeye tekrar girişlerinde engel bulunan yabancıların yeniden sığınma başvurusu yapmaları halinde, başvuru değerlendirildiği süre boyunca gözaltına tutulmasına olanak sağlayacak bir tasarıyı gündeme getireceklerini açıklamıştı. Şu anda bu kişilerin en fazla birkaç ay süreyle göz altında tutulması mümkün ve bu çoğu zaman uygulanmıyor.

Federal Meclis İçişleri Komisyonu Başkanı Andrea Lindholz “Sınır dışı edilmenin ardından getirilen ülkeye giriş yasağı ihlalinin gelecekte kesinlikle tutuklamayla sonuçlanması gerekiyor” diye konuştu.

dpa/BW,JD

©Deutsche Welle Türkçe 

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Mahkeme: “Göç öldürür!” afişi kısmen gerçeği yansıtıyor

Almanya’da Giessen İdare Mahkemesi, tarihten örneklerin “göçün ölüm ve felakete neden olabileceğini” gösterdiği gerekçesiyle aşırı sağcı Nasyonal Demokrat Parti’nin (NPD) “Göç öldürür!” şeklindeki afişinin “kısmen gerçeği yansıttığına” hükmetti.

Frankfurt yakınlarındaki Giessen’deki mahkeme “Göç öldürür! (Migration tötet!)” ifadesine yer veren aşırı sağcı NPD’nin seçim afişinin “en azından kısmen gerçeği yansıttığına” ve ırksal nefret içermediğine hükmetti.

Legal Tribune Online ve Yazı İşleri Ağı‘nın (RND) haberine göre tarihten örnekler veren hakim Andreas Hofer, “yabancılara dostane tavır sergileyen” Roma İmparatorluğu’nun Kavimler Göçü sonucunda yıkıldığını, bunu Avrupa’dan Amerika katasına göçün izlediğini, bunun ise Amerikan yerlileri için ölümcül sonuçları olduğunu kaydetti. Hakim “Tarihten bu örnekler göçün gerçekten ölüm ve felakete neden olabileceğini” göstermektedir ifadelerine yer verdi.

Kararda ayrıca Avrupa’ya ulaşmak için Akdeniz’i geçmeye çalışırken hayatını kaybeden çok sayıdaki sığınmacının da “göçün neden olduğu bir diğer ölümcül tehlikeyi” ortaya koyduğu kaydedildi.

Ne olmuştu?

Aşırı sağcı NPD’nin 2019 Avrupa Parlamentosu seçimleri için kullandığı afişlerde “İşgali durdur: göç öldürür!” ifadesine yer veriliyordu. Kent yönetimi “nefret söylemi içerdiği” gerekçesiyle NPD’den seçim afişlerini iki gün içinde kaldırmasını talep etmiş, NPD bunun üzerine konuyu mahkemeye taşımıştı.

Alman basınında yer alan haberlere göre hakim Andreas Hofer 2015’te de “Fazla göçün Alman kültürünün ölümüne neden olabileceği” şeklinde bir açıklama yapmıştı.

DW/BW,JD

©Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle