Paris’teki protestolarda çatışma

Fransa’nın başkenti Paris’te 2016 yılında polis tarafından gözaltına alındığı sırada yaşamını yitiren Afrika kökenli Fransız Adama Traore için Salı günü düzenlenen yürüyüşte göstericilerle güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı.

ABD’de polisin öldürdüğü George Floyd için gerçekleştirilen protestolardaki sloganların kullanıldığı yürüyüşe, Fransa’da koronavirüs önlemleri kapsamında 10 kişiden kalabalık grupların bir araya gelmesi yasak olmasına karşın yaklaşık 20 bin kişi katıldı.

Polisin protestocuları dağıtmak için tazyikli kullandığı gösterilerde, protestocuların da taş atarak karşılık verdiği bildirildi. AFP haber ajansı, polisin olaylarda plastik mermi de kullandığını aktardı. Bazı göstericiler, caddelerde barikat oluşturmak için etraftaki çöp konteyneri, scooter ve bisikletleri ateşe verdi.

Paris'teki gösteriye yaklaşık 20 bin kişi katıldı

Paris’teki gösteriye yaklaşık 20 bin kişi katıldı

Reuters, Fransız polisinin bugün de devam eden gösterileri dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandığını bildirdi.

Tartışmalı ölüm nedeni

Traore, gözaltında hayatını kaybettiğinde 24 yaşındaydı. Ölümü, 2016 yılında da Fransa’daki polis şiddetine yönelik protestoları beraberinde getirmişti.

Son gösteriler ise Traore’nin ölüm nedenine dair yeni bir raporun açıklanmasının ardından geldi. Traore ailesinin yaptırdığı inceleme, gencin gözaltı yöntemi nedeniyle öldüğüne işaret ediyordu. Bu bulgu, Traore’yi gözaltına alan polisleri aklayan resmi raporlarla çelişki göstermişti.

DW,AFP,rtr,AP/CÖ,JD

©️ Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

AB’den George Floyd açıklaması

Avrupa Birliği (AB), ABD’nin Minneapolis kentinde George Floyd adlı vatandaşın geçen hafta polis tarafından öldürülmesiyle ilgili açıklama bulundu.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, gazetecilere yaptığı açıklamada, “George Floyd’un ölümü, ABD halkı gibi bizi de şoke edip dehşete düşürdü” dedi.

ABD’li makamları “aşırı güç kullanımından” geri durmaya davet eden Borrell, Floyd’un ölümünün “çok ama çok üzücü bir olay” olduğunu ve güvenlik güçlerinin “yetki suistimalini” gösterdiğini belirtti.

George Floyd'un öldürülmesinin ardından düzenlenen gösteriler ülkenin birçok kentine yayıldı

George Floyd’un öldürülmesinin ardından düzenlenen gösteriler ülkenin birçok kentine yayıldı

Barışçıl protesto hakkına destek

Polisin, işini yaparken hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına saygı göstermesi gerektiğini hatırlatan Borrell, Floyd’un öldürülmesinin ardından ABD’de düzenlenen protestolarla ilgili de konuştu. “Barışçıl protesto hakkını desteklediklerini, her türlü ırkçılığı kınadıklarını ve elbette tansiyonun düşürülmesi için çağrı yaptıklarını” söyleyen AB yetkilisi, “Amerikalıların bir araya gelme ve bir ulus olarak iyileşme kabiliyetine güveniyoruz” ifadesini kullandı.

AB yetkilisi, “Tüm hayatlar gibi siyahların hayatları da değerlidir” diye konuştu.

DW,AFP,rtr/CÖ,JD

©️ Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

İspanya’nın turizm geliri koronavirüs nedeniyle yarıya indi

Avrupa’nın turizm açısından en tercih edilen ülkelerinden İspanya’ya koronavirüs salgınıyla mücadele tedbirleri nedeniyle Nisan ayında turist gitmedi. Oysa Paskalya tatilinin Nisan ayına rastlaması nedeniyle hem anakara hem de İspanya’ya bağlı adaların bu yıl da geçen yıllarda olduğu gibi milyonlarca turist tarafından ziyaret edilmesi bekleniyordu.

Ulusal İstatistik Ofisi’nden (INE) yapılan açıklamaya göre, ekonominin önemli dayanaklarından biri olan turizm sektörünün geliri bu yılın ilk dört ayında yarı yarıya azaldı. Ulusal İstatistik Dairesi’ne göre Ocak-Nisan ayları içinde turizmden sağlanan gelir 11 milyar 700 milyon euro. Bu rakam bir önceki yıla (2019) oranla yüzde 48 daha düşük.

Turist sayısı düştü

İspanya’yı bu yılın ilk dört ayında (Ocak-Nisan) 10 milyon 58 bin turist ziyaret etti. Mart ortasından itibaren rakamlar düştü. Çünkü İspanya koronavirüsle mücadele önlemlerini hayata geçirdi, sokağa çıkma kısıtlamaları, uçuş yasakları gibi önlemler alındı. Turizm, İspanya Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYH) yüzde 12’den fazlasını oluşturuyor. Turizmde normal şartlarda Fransa’nın ardından dünyada en fazla tercih edilen ikinci ülke olan İspanya’yı her yıl 80 milyon turist ziyaret ediyor.

İspanya'nın Barcelona kenti

İspanya’nın Barcelona kenti

Koronavirüs önlemleri kapsamında alınan uçuş yasağı 1 Temmuz itibarıyla sona eriyor. Turizm Bakanı Reyes Maroto, Telecinco televizyonuna yaptığı açıklamada, yurtdışından ülkeye gelecek turistlere sağlıklarının güvende olduğunun garantisini vereceklerini söyledi. Bakan “Bu bizim güçlü tarafımız olacak” dedi.

Turizm Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre bir pilot proje çerçevesinde bazı ülkelerden turistlerin ülkeye 1 Temmuz’dan önce giriş yapmasına izin verilecek. Buna göre Almanya, Fransa ve İskandinav ülkelerinden turistler 1 Temmuz öncesinde İspanya’ya bağlı Balear ve Kanarya adalarına gidebilecek. Bu adalarda koronavirüs önlemleri 22 Haziran’dan itibaren gevşetilecek.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez

Olağanüstü hal uzatılacak mı? 

İspanya koronavirüsten en çok etkilenen ülkeler arasında. İspanyol basınında yer alan haberlere göre ülkede Mart’ta alınan olağanüstü hal kararının 21 Haziran’a kadar uzatılması planlanıyor. El Pais’in haberine göre Başbakan Pedro Sanchez, parlamentodan olağanüstü halin uzatılmasını talep edecek. Bu tarihten sonra vatandaşlara yönelik kısıtlamaların kaldırılması planlanıyor. İspanya’da koronavirüs ve buna bağlı hastalıklardan 27 bin insan hayatını kaybetti. Ülkedeki vaka sayası ise 240 bin.

AFP, rtr  HT, BW

©Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Avrupalı Türklerin yaz tatili bilmecesi TBMM gündeminde

Yurtdışında yaşayan Türkler yeni tip koronavirüs SARS-CoV-2 pandemisi nedeniyle getirilen uluslararası seyahat kısıtlamalarının yaz tatilinden önce kaldırılmasını bekliyor. Türk ve Alman yetkililer ise karşılıklı uçak seferlerini başlatmaya dönük çalışmaların sürdüğünü belirtmekle yetiniyor. Almanya’da yaz tatiline 4 haftadan kısa bir süre kalmış olmasına karşın belirsizliğin giderilmemiş olması tatillerini Türkiye’de geçirmeyi planlayan yüzbinlerce kişiyi tedirgin ediyor.

Üç bakana soru önergesi

Türkiye’de normalleşme sürecinin 1 Haziran itibarıyla kademeli olarak başladığını ancak turizm başta olmak üzere bir çok sektörde belirsizliğin sürdüğünü söyleyen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı.

Özellikle Avrupalı Türklerin bu yaz Türkiye’ye gelip gelemeyeceğinin belirsizliğini koruduğunu ifade eden Şevkin, konunun bir an önce açıklığa kavuşturulması için Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye 3 ayrı soru önergesi sundu.

Almanya başta olmak üzere Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan yüz binlerce Türk vatandaşı ya da Türkiye kökenlinin yaz tatili için Türkiye’yi tercih ettiğini vurgulayan CHP’li vekil, Almanya’daki Türklerin bu yıl Türkiye’ye gelebilme hayallerinin Berlin’in uçuş yasağını kaldırmasına bağlı olduğunu aktardı.

Türklerle ilgili bir açıklama yapılmadı

Türkiye’de 1 Haziran itibarıyla restoran, kafe, pastane, kıraathane, çay bahçeleri, dernek lokali, yüzme havuzu, kaplıca türü işletmelerin belirlenen kurallar dahilinde hizmet vermeye başlayacağını, turizm tesislerinin saat sınırlamasına tabi olmayacağını aktaran Müzeyyen Şevkin, “Buna karşın, yurtdışındaki Türklerin kendi ülkelerine seyahat edebilmelerine olanak sağlayan düzenlemelerle ilgili henüz bir açıklama yapılmadı” dedi.

Türkiye'de 1 Haziran itibarıyla iç hat uçuşları başladı

Türkiye’de 1 Haziran itibarıyla iç hat uçuşları başladı

Koronavirüs nedeniyle uluslararası uçuşlara kısıtlama getirilmesinin özellikle Almanya’da yaşayan Türklerin yaz tatili planlarını da etkilediğini ifade eden Dr. Şevkin, “Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas 15 Haziran’da aralarında Türkiye’nin de olduğu Avrupa Birliği ülkeleri dışındaki üçüncü ülkelere de uçuş yasaklarının kaldırılması için girişimlerde bulunulduğunu açıklamasından sonra gözler Türkiye’ye çevrildi” ifadelerini kullandı.

10 soruluk önerge

Üç bakana yönlendirilen önergede Türkiye ile Almanya Dışişleri Bakanlarının ikili görüşmelerini, Türk Hava Yolları (THY) başta olmak üzere hava yolu şirketlerinin Almanya uçuşlarının zamanını, uçak bilet fiyatlarını, uçak koltuklarındaki düzenlemeyi, yurtdışından günübirlik ve uzun süreli tatil için gelenlere uygulanacak karantinayı, yurtdışından karayolu ile gelecek insanların uyması gereken kuralları sorgulayan CHP’li vekil Şevkin, şu soruları yöneltti:

1- Yaz tatilinin başladığı şu günlerde Avrupa’daki Türk vatandaşlarımızın yaz tatillerini Türkiye’de geçirebilmeleri için herhangi bir hazırlık yapılmış mıdır? Yapılmışsa nelerdir?

2- Türkiye ile Almanya Dışişleri Bakanlarının konuyla ilgili bir teması söz konusu mudur?

3- Türk Hava Yolları (THY) başta olmak üzere hava yolu şirketleri Almanya uçuşlarına ne zaman başlayacaktır?

4- Yurtdışındaki Türk vatandaşlarımız seyahat yasağının sona ermesinin ardından uçak bilet fiyatlarının aşırı yüksek olma ihtimali nedeniyle endişe taşımaktadır. Uçak bilet fiyatlarıyla ilgili bir düzenleme var mıdır?

5- Türk hava yolları Covid-19 önlemleri bağlamında uçaklarda koltukların yüzde kaçını boş tutacaktır?

6- Yurtdışından Türkiye‘ye birkaç günlük iş seyahati nedeniyle gelen şirket mensupları karantina konusunda nasıl bir uygulama ile karşılaşacaktır?

7- Yurtdışından uzun süreli tatil için gelecek vatandaşlarımız için 14 günlük ev karantinası uygulaması yapılacak mıdır?

8- Vatandaşlarımızın doğru bilgilenmeleri adına yurtdışındaki Türk Konsolosluklarına güncel bilgiler iletilmiş midir?

9- Yurtdışından karayolu ile Türkiye’ye gelecek vatandaşlarımız için gerek Türkiye tarafından gerekse diğer ülkeler tarafından getirilen herhangi bir kısıtlama var mıdır?

10- Tüm bu konularla ilgili somut açıklama ne zaman yapılacaktır?

Tuncay Yıldırım

©️ Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Atina’dan sınıra 200 kilometrelik bariyer

Yunanistan hükümeti, Türkiye-Yunanistan sınırını oluşturan Meriç Nehri’nin kendi tarafındaki bariyerleri genişletme kararı aldı. Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, ülkesinde Pazar günleri yayınlanan Realnews gazetesine yaptığı açıklamada, Ankara’dan gelen, binlerce göçmenin Avrupa’ya geçmeyi yeniden deneyebileceğine ilişkin ifadeleri hatıratarak, “Egemenliğimizi korumak için gerekli olduğunu düşündüğümüz tüm önlemleri alıyoruz” diye konuştu.

Atina, Meriç Nehri’nin farklı noktalarında yaklaşık 26 kilometrelik bir çit kuruyor. Yunan basınının konuyla ilgili haberlerinde, Atina’nın toplam 208 kilometrelik bir bariyer oluşturmayı planladığı aktarılıyor. Sınır hattının kuzeyinde halihazırda 12 kilometrelik bir çit mevcut.

Sığınmacı akını ve şiddet olayları

Geçtiğimiz Şubat ayı sorunda Türkiye, Yunanistan sınırındaki kapıların, Avrupa Birliği’ne gitmek isteyen göçmen ve sığınmacılar için açık olduğunu ve bu kişilerin Türk güvenlik ve sınır görevlileri tarafından durdurulmayacağını açıklamıştı. Ankara’nın bu hamlesi üzerine sınıra akın eden yüzlerce sığınmacı Yunan sınır güçlerinin sert müdahalesiyle karşılaşmış, yaşanan şiddet olaylarında çok sayıda göçmen yaralanırken iki sığınmacı da hayatını kaybetmişti.

Sınırı geçmeyi başaran birçok göçmen de Yunan güvenlik güçleri tarafından darp edildikten sonra Türkiye’ye dönmeye zorlandığını aktarmıştı.

DW,dpa / SÖ,ET

©️ Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Merkel AB-Türkiye düğümünü çözebilir mi?

Önümüzdeki aylarda dünya siyasetinde öne çıkacak olan Almanya, önce 1 Haziran’da Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi dönem başkanlığını, ardından 1 Temmuz’da Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığını üstlenecek.

Başbakan Angela Merkel bu dönemde Türkiye’yi de çok yakından ilgilendiren dosyalar üzerinde çalışacak. Dünyayı sarsan Covid-19 salgını, ABD-Çin gerilimi, Rusya ile artan sorunlar, Suriye’deki iç savaş, Libya ve Doğu Akdeniz ihtilafı, en zorlu gündem maddelerini oluşturacak.

Almanya’nın bu krizlere siyasi çözüm için çabalarını artırıması, Ankara ile diplomatik temasların da önümüzdeki haftalarda hız kazanması bekleniyor.

Merkel’in AB gündemine yön vereceği gelecek altı aylık dönemde, AB-Türkiye ilişkilerinde olumlu yeni bir iklimin oluşup oluşmayacağı ve iş birliğine dönük adımlar atılıp atılmayacağı, en çok merak edilen konular arasında bulunuyor.

Türkiye yüzünü yeniden AB’ye döner mi?

Avrupa-Türkiye ilişkilerini en yakından izleyen Alman uzmanlardan olan Kristian Brakel, AB’nin Türkiye’yi “zor ama aynı zamanda gerekli bir müttefik” olarak gördüğünü, ipleri koparmak istemediğini, ancak ilişkilerde sorunların aşılması ve yeni bir dönemin başlamasının, Türkiye’nin demokrasi ve hukuk devleti alanlarında olumlu adımlar atmasına bağlı olduğunu söyledi.

Heinrich Böll Vakfı Türkiye Temsilcisi Kristian Brakel, DW Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin yeniden yüzünü AB’ye dönmesinin arzu edildiğini, ancak son gelişmeler ışığında bunun gerçekleşeceği konusunda iyimser olmadığını ifade etti.

Kristian Brakel

Kristian Brakel

Koronavirüs salgının bir çok ülkede olduğu gibi Türkiye ekonomisinde de büyük sıkıntılara yol açacağını vurgulayan Brakel, “AB’de kimi siyasetçilerin yaptığı gibi Türkiye’de de siyasetçiler milliyetçi duyguları köpürtmeye çalışacak. Örneğin birden bire Ayasofya’da dua etme isteği bu amaçla atılmış bir adım olabilir mi? Neden buna ihtiyaç duyuldu? Bu gibi soruların yanıtlarını önümüzdeki süreçte göreceğiz” şeklinde konuşuldu.

Brakel, yakın dönemde yaşananlar ışığında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomik olarak AB’den alabildiğini almaya çalışacağını, ancak insan hakları, hukuk devleti ve demokrasi gibi konularda adım atmayacağını düşündüğünü ifade ederken, “Erdoğan, bu adımları atmak istemiyor. Çünkü attığı takdirde kendi sistemi sorgulanacak” görüşünü dile getirdi.

“Stratejik sabır”

Düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu’nun (GMF) Türkiye Direktörü Özgür Ünlühisarcıklı da, Almanya’nın AB Dönem Başkanlığı döneminde, AB-Türkiye ilişkilerine yeni bir ivme kazandırılmasının zor olduğu görüşünde.

Özgür Ünlühisarcıklı

Özgür Ünlühisarcıklı

Türkiye’nin sembolik bir kaç adım atmasıyla, AB ile ilişkilerinin olumlu yönde gelişmeyeceğini vurgulayan Ünlühisarcıklı, Türk siyasi liderliğinde, AB ile ilişkilerde iyileşme sağlayacak reform sürecini başlatma konusunda gerekli siyasi iradenin olmadığını ifade etti.

“Türkiye’de önümüzdeki dönem siyasi gerilim daha da artacak, demokratik alan daha da daralacak” diyen Ünlühisarcıklı, AB’nin tıpkı ABD gibi Türkiye ile uzun vadeli bir kopuş istemediğini, sabırlı bir bekleyiş içinde olduklarına dikkat çekerek, “Türkiye konusunda stratejik sabır denilen bir tutuma geçildi” dedi.

Ankara’nın Gümrük Birliği beklentisi

Almanya, önceki yıllarda AB ile Türkiye arasında Gümrük Birliği’nin güncellenmesine destek vermişti. Ancak Türkiye’de hukuk devletinde artan gerileme, AKP hükümeti ile artan siyasi gerginlikler sonrasında bu desteğini geri çekmişti.

Türkiye’de hem hükümet hem iş çevreleri, AB ile Türkiye arasında diyaloğun canlandırılması, bu çerçevede Almanya’nın AB Dönem Başkanlığı sırasında Gümrük Birliği’nin modernizasyonu konusunda bir ilerleme sağlanabilmesini umut ediyor.

“AB isteksiz”

Konstanz Üniversitesi öğretim üyelerinden Profesör Erdal Yalçın ise mevcut durumda AB’nin tutumunda bir değişiklik beklemediğini söyledi.

DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Yalçın, “Türkiye ekonomisinde istikrar sağlanması için bunun bel kemiğini oluşturan Gümrük Birliği’nin güncellenmesi gerekiyor ama bu aynı zamanda siyasi bağın da derinleştirilmesi anlamına geliyor” dedi.

Erdal Yalçın

Erdal Yalçın

AB hükümetlerinin mevcut koşullarda buna destek vermediğine işaret eden Yalçın, “Türkiye’de gücün tek bir elde toplandığı bir cumhurbaşkanlığı sistemi olduğu sürece, AB’nin demokrasi ve hukuk standartlarından sapmalar derinleştiği sürece, Kıbrıs, Doğu Akdeniz ile Libya’daki siyasi gerilimler sürdüğü müddetçe, Avrupalı siyasetçiler bu yönde adım atmakta isteksiz. Gümrük Birliği modernizasyonu gibi ilişkilerde uzun vadeli bir iyileşme sağlacak adımların atılması zor” görüşünü dile getirdi.

“Rasyonel değil dogmatik”

AB’nin koronavirüs salgını sırasında tedarik zincirinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle Çin gibi uzak ülkeler yerine Türkiye’yi tercih edebileceği gündeme getiriliyor.

Erdal Yalçın ise, “Türkiye AB’den gittikçe uzaklaşıyor, zerre ilerleme kaydetmiyor. Yıl sonuna kadar 170 milyar dolar dış borç ödemesi olan ama bunu tek başına karşılayacak gücü olmadığını bildiğimiz Türk Hükümeti’nin ‘asla IMF ile çalışmayacağız’ açıklamasını yapması Volkswagen gibi küresel bir şirket için kabul edilebilir mi? Hayır değil. Çünkü bu rasyonel değil dogmatik bir tavır sergiliyor. Bu nedenle de iyimser olamıyorum” diye konuştu.

Yegane iş birliği alanı: Mülteci Mutabakatı

Almanya’nın AB dönem başkanlığında, Türkiye ile iş birliğinin süreceği yegane alan olarak, kontrolsüz göçün önlenmesi ve mülteci mutabakatı ön plana çıkıyor. Erdoğan’ın Şubat sonunda, AB’yi verdiği sözleri tutmamakla suçlayıp “kapıları açtık” açıklamasını yapmasının ardından göçmenlerin Yunanistan sınırına akın etmesi, Türkiye-AB hattında yeni bir siyasi krize yol açmıştı.

AB ile Türkiye arasında 2016’da varılan Mülteci Mutabakatı ile, Suriyeli sığınmacılar için 2019 yılı sonuna kadar 6 milyar euro yardım öngörülmüştü. Bu kapsamda yürütülen bazı projeler 2025’e kadar devam edecek, ancak büyük bir bölümü bu yıl içinde bitecek. Erdoğan AB’nin daha fazla mali yardım sağlamasını istiyor ve diplomasi kulislerine yansıyan bilgilere göre taraflar yürüttükleri çetin müzakerelerde uzlaşmaya yaklaştı. Alman hükümet kaynakları Merkel’ın, mülteci mutabakatının sürdürülmesini sağlamakta kararlı olduğuna dikkat çekiyor.

“AB dayanışma sergilemeli”

Profesör Erdal Yalçın, çok sayıda sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye’nin ekonomik yükünün hafifletilmesi amacıyla AB’nin en azından bu konuda dayanışma sergilemesi gerektiğini vurguladı.

Yalçın, “Türkiye’ye bu zor dönemde, Türk yurttaşları ile sığınmacılar arasındaki gerilimin tırmanmaması için doğrudan mali yardım verilmeli. Aksi takdirde ekonomik olarak zordaki Türk halkının hükümet üzerindeki baskısı artabilir, ve bunun sonrasında bir kaç ay önce, Türk-Yunan sınırında gördüğümüz hoş olmayan görüntüler tekrarlanabilir” uyarısında bulundu.

Değer Akal

©️ Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

ABD’ye DSÖ kararını gözden geçirme çağrısı

Avrupa Birliği’nden (AB) Amerika Birleşik Devletleri’ne, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kararını gözden geçirme çağrısı yapıldı. ABD Başkanı Donald Trump, Cuma günü koronavirüsün yayılmasını engellemede başarısız olmakla suçladığı DSÖ ile ilişkilerini keseceklerini açıklamıştı. Trump’ın bu açıklaması üzerine AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ortak bir yazılı açıklama yayınladı. Açıklamada, iki lider ABD’yi kararını gözden geçirmeye davet etti. Söz konusu metinde, “DSÖ şimdi ve gelecekte pandemilere verilecek uluslararası cevaba öncelik etmeye devam etmeli” denilerek bunun için her türlü katılım ve desteğin elzem olduğu vurgulandı.

Almanya Sağlık Bakanı Jens Spahn da attığı tweette Trump’ın kararını uluslararası sağlık siyaseti adına üzücü olarak nitelendirmişti. DSÖ’nün geleceği için ihtiyacı olanın reform olduğunu ifade eden Spahn, AB’nin finansal anlamda daha fazla elini taşın altına koyması gerektiğini vurgulamıştı. Spahn, “Sağlık bakanlığı olarak Almanya’nın AB Başkanlığı dönemindeki hedeflerinden birinin de bu yönde olduğunu” ifade etmişti.

DSÖ’ye en fazla kaynak aktaran ülkeydi

Geçen ay Çin’e karşı “fazla yumuşak davranmakla” suçladığı DSÖ’ye aktarılan fonları askıya alma kararı alan Trump, Cuma günü ise ilişkileri tamamen kesme kararını açıklamıştı. Trump, “Talep edilen ve büyük ihtiyaç olan reformları yapmakta başarısız oldular. Bugün DSÖ  ile ilişkimizi sonlandırıyoruz ve bu fonları dünya çapında diğer hak eden küresel sağlık ihtiyaçlarına yönlendiriyoruz” diye konuşmuştu.

DSÖ’ye en fazla kaynak sağlayan ülke konumunda olan ABD, 2019’da örgüte 400 milyon doların üzerinde fon aktarmıştı. 

AP / SÖ,ET

©️ Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Fransa ve İtalya ekonomilerine salgın darbesi

Koronavirüs salgını nedeniyle getirilen sosyal kısıtlamalar ve işletmelerin faaliyetlerine ara vermek zorunda kalması nedeniyle tüm dünya ülkelerinin ekonomileri zor bir dönemden geçiyor.

Roma ve Paris’ten gelen en son verileri, İtalya ve Fransa ekonomilerine salgının olumsuz etkisini ortaya koydu.

İtalyan istatistik kurumu Istat birinci çeyrekte gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYHİ) 2019 yılının ilk çeyreğine göre yüzde 5,4 küçüldüğünü açıkladı. Nisan ayı sonunda yayınlanan öncü veride aşağı yönlü revizyon yapılmış oldu. Öncü veri yüzde 4,7 seviyesindeydi.

İtalyan Merkez Bankası Başkanı Ignazio Visco yaptığı açıklamada ülke ekonomisinin koronavirüs nedeniyle bu yıl yüzde 13’ü bulan oranlarda küçülebileceğini söyledi.

Fransa ekonomisinde yüzde 5,3 daralma

Fransa’da ise ekonomi ilk çeyrekte yüzde 5,3 daraldı. İlk çeyrek verisinde Nisan ayı sonunda yayınlanan öncü verinin yüzde 0,5 yukarı yönlü revize edildiği belirtildi. Fransa istatistik kurumu Insee’nin internet sayfasında yayınlanan verilere göre hanehalkı tüketimi birinci çeyrekte yüzde 5,6 azaldı.

İtalya ve Fransa, Euro Bölgesi ülkeleri arasında Almanya’dan sonra üçüncü büyük ekonomiyi oluşturuyor. Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya ilk çeyrekte yüzde 2,2 daralmıştı.

Euro Bölgesi ekonomisi için, Avrupa Birliği (AB) istatistik kurumu Eurostat ilk çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,2, bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 3,8 daralma olduğunu açıklamıştı. Eurostat bu verinin 1995’den bu yana en büyük çeyreksel düşüş olduğunu kaydetti.

Ekonomistler, koronavirüs önlemleri yoğunlukla ikinci çeyrekte alınmasından dolayı bu dönemin bilançosunun daha ağır olabileceğini tahmin ediyor. Nisan-Haziran dönemini kapsayan ikinci çeyrek verilerinin Haziran ayı sonunda açıklanması bekleniyor.

DW,dpa / SSB,JD

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

HA: Avrupa hepimizin

AB Komisyonu korona krizi sonrası Avrupa ekonomisinin toparlanması için 750 milyar euroluk yardım planını açıkladı. Frankfurter Allgemeine Zeitung‘da konuyla ilgili şu yorum yer alıyor:

“Salgından bağımsız ekonominin acil gerekli olan modernizasyonu finanse edilecek. Bunu bazı ülkelerin yapacak gücü yok, bazıları da yapmak istemiyor. Bu tarz bir proje, paranın nasıl kullanıldığına ilişkin sıkı bir denetim gerektiriyor. O açıdan ümitli olmamak için ise Avrupa Birliği’nden şüphe duyanlardan olmak gerekmiyor. Kaldı ki Brüksel üzerinden bir borçlanma, ancak paralar kredi biçiminde aktarıldığında ve hibe şeklinde verilmediğinde savunulabilir. Kredi fikrine karşı bazı ülkelerin bunları geri ödeyemeyeceği söyleniyor. Ancak o zaman da tutarlı çözüm, borç kesintisi olur. Bu riskleri olan karmaşık bir girişim olsa da ilgili ülkeleri sonunda kurtarabilir ve hem Brüksel’in hem de Avrupa Merkez Bankası’nın yükünü azaltırdı.”

Hannoversche Allgemeine Zeitung atılan adımın duygusal açıdan da olumlu sonuçları olacağını yazıyor:

“Yardım paketlerinin sadece ekonomik bir etkisi olmayacak. Korona krizi sonrası yeniden inşa planı eski kıtayı yeniden duygusal açıdan yeni bir biçimde birbirine yaklaştırabilir. Uzun süredir sağ popülistler Avrupa’yı halktan uzak elitlerin projesi olarak yerden yere vuruyor. Uzun süredir ilk kez kapanan sınırlar ise birçok Avrupalıya başka bir şeyi gösterdi: Avrupa son derece insani bir mevzudur. Bu kıta hepimizin, içindeki açık sınırlara hava kadar ihtiyacımız var.”

Badische Neueste Nachrichten Avrupa Birliği Komisyonu’nun bu adımı Fransa ile Almanya arasındaki işbirliği sayesinde atabildiğine dikkat çekiyor:

“Paris ve Berlin uzun süredir Avrupa’da her şey anlamına gelmiyor. Ama Alman-Fransız motoru olmadan da Avrupa Birliği’nde hiçbir şey yapılamıyor. Bu şimdi kendini bir kez daha gösterdi. Ancak Angela Merkel ve Emmanuel Macron anlaştıktan sonra yeniden inşanın finanse edilmesinin yolu açıldı. Aralarındaki anlaşmazlığı gidermeleri gerekiyordu ki Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen da başarı şansı olan bir öneri için gerekli desteği bulabilsin.”

Märkische Oderzeitung‘da yer alan yorum ise şöyle:

“Avrupa Birliği ilk kez bağımsız bir birlik olarak üye ülkelere hibe şeklinde dağıtmak için mali piyasalardan kredi alacak. Bu Avrupa Birleşik Devletleri yolunda yeni ve oldukça büyük bir adım. ‘Havale Birliği’ diyenler haklı. Ama Avrupa Birliği hep tam da güçlülerin zayıflara yardım ettiği bir topluluk olageldi. Bu da iki tarafın yararına oldu.”

DW / EC, TY

©Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Kıbrıs 19 ülkeden turistlere karantinayı kaldırıyor

AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti, 19 ülkeden turist ve yolculara 20 Haziran’dan itibaren karantina muafiyeti getiriyor.

Turizmden sorumlu Başbakan Yardımcısı Savvas Perdios, kamu televizyonu RIK’da yaptığı açıklamada, 19 ülkeden gelecekler için karantina zorunluluğunun kaldırıldığını bildirerek “Turizmimizi yeniden başlatıyoruz” diye konuştu.

Söz konusu 19 ülkeden 13’ünden gelecek yolcu ve turistler karantinanın yanı sıra koronavirüs testinden de muaf olacak. Bu ülkeler; Almanya, Avusturya, Malta, Yunanistan, İsrail, Bulgaristan, Finlandiya, Slovakya, Slovenya, Litvanya, Norveç, Danimarka ve Macaristan olarak sıralandı.

İsviçre, Çekya, Polonya, Romanya, Hırvatistan ve Estonya’dan gelecek yolcu ve turistler içinse karantina zorunluluğu kaldırılmakla birlikte test sonucunu ibraz etme yükümlülüğü devam edecek.

Perdios, söz konusu ülkeler ve diğer ülkelerdeki durum ışığında bu listeyi sürekli olarak güncelleyeceklerini belirterek bunun Kıbrıs’a en çok turist gönderen iki ülke olan Rusya ve İngiltere için de geçerli olduğunu söyledi. Bu iki ülkedem Kıbrıs’a uçuşlara henüz izin verilmiyor.

Diğer ülkelerde karantinayı kaldırma planları

Avrupa’da ilk olarak Slovenya 15 Mayıs’ta koronavirüs kısıtlamalarını sona erdirerek kapılarını AB ülkelerinin vatandaşlarına açmış ve 31 Mayıs’tan itibaren karantina uygulamasının kaldırılacağını bildirmişti.

Avrupa’nın en önemli turist destinasyonu olan İspanya da 25 Mayıs’ta yaptığı açıklamada 1 Temmuz’dan itibaren yurt dışından gelecek yolculara karantina uygulamasını kaldırmayı planladığını bildirdi.

İtalya da 3 Haziran’dan itibaren AB vatandaşlarına karantinasız seyahati mümkün kılmayı planlıyor.

Yunanistan ise iki haftalık karantina zorunluluğunu kaldıracağı ülkeleri 31 Mayıs’a kadar açıklayacağını bildirmişti.

dpa/BK,TY

©️ Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle