Türkiye Libya stratejisinin getirisini toplamaya hazırlanıyor

Libya’da Birleşmiş Milletler (BM) tarafından meşru sayılan Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) yanında yer alan Türkiye, bu stratejinin ekonomi alanındaki getirisini toplamaya hazırlanıyor.

En son Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan’ın 17 Haziran Çarşamba günü Trablus’a düzenlediği sürpriz ziyarette Ulusal Mutabakat Hükümeti ile başta elektrik olmak üzere enerji, bankacılık ve inşaat alanlarında işbirliğini görüştü.

UMH, Türkiye ve Katar tarafından desteklenirken Hafter birlikleri Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Rusya’nın desteğine sahip. Türkiye’nin UMH’ya askeri desteğini artırması sonucu General Halife Hafter 14 aydır başkent Trablus’u ele geçirmek için başlattığı taarruzda elindeki stratejik açıdan önemli çok sayıda bölgeyi kaybederek geri çekilmek zorunda kalmıştı.

Libya’nın ilk düşünce kuruluşu Sadeq Enstitüsü Direktörü Anas El Gomati DW’ye yaptığı açıklamada “Bu UMH’ye en zayıf olduğu anda güç verdi ve birçok UMH üyesi bu iyiliğin karşılığını vermek istiyor,” dedi ve ekledi “Libya, UMH Türkiye’ye sadece siyasi ve ticari bir ilişki kurmanın ötesinde bakıyor, onlar stratejilk bir ilişki istiyor.”

Sadeq Enstitüsü Direktörü Anas El Gomati

Sadeq Enstitüsü Direktörü Anas El Gomati

Türk şirketleri liste başı

Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Mithat Yenigün’ün verdiği bilgiye göre, Libya’da 1972 yılından beri çalışan Türk şirketleri o zamandan bu yana toplam 40 milyar dolarlık sözleşme imzaladı. DW’ye konuşan Yenigün, Libya’da önümüzdeki dönemde hastane, okul, liman, konut, havalimanı gibi birçok projeye ihtiyaç olduğunu belirtti.

“Bu saatten sonra çok büyük iş çıkacak çünkü harap oldu maalesef Libya… Tahmin ediyorum en az 50 milyar dolar olur” diyen Yenigün “Biz hazırız Libya’ya gitmeye. Hem gönüllü gideriz, hem de istekli gideriz ve iyi de çalışırız.  En iyi biz biliyoruz orayı” ifadelerini kullandı.

Türk şirketlerinin ülkedeki geçmişinin yeniden inşa sürecinde avantaj sağlayacağını söyleyen Atlantik Konseyi’nin kıdemli uzmanlarından Dr. Karim Mezran da, Türk inşaat şirketlerinin iç savaşın başladığı 2011 yılından önce Libya’da “son derece saygın” bir konumda olduğunu kaydetti.

“Libya’da herkes Türk şirketleri ile çalışmaya hazır. Ancak bir tekel olmasını istemiyorlar. Libyalılar bunu netleştirmeye çalışıyor, Türk tarafı da bunun farkında ve kabul ediyor” dedi.

Mezran, bankacılık sektöründe gündeme gelen işbirliğinin ise Libya Bankacılık Kanunu’nun yabancı bankaların ülkede “serbest ve etkili” bir şekilde faaliyet göstermelerini engellemesi nedeniyle zor olduğunun altını çizdi.

Darboğazdaki Türkiye ekonomisi

Libya’daki kazanımların koronavirüsün ekonomik faaliyetleri yavaşlatması nedeniyle 10 yıldan fazla süredir bu yıl ilk kez daralması beklenen Türkiye ekonomisine destek olması bekleniyor.

Türkiye ekonomisi çift haneli enflasyon, yüksek işsizlik oranı ve dolara karşı tarihinin en düşük seviyelerinde seyreden Türk Lirası nedeniyle zor bir dönemden geçiyor.

Ekonomi ilk çeyrekte yüzde 4,5 büyüme kaydetse de Mart ayından itibaren koronavirüsün etkisiyle yavaşlayan ekonomik faaliyetler, ihracat ve turizmin salgın kısıtlamalarından darbe alması nedeniyle ikinci çeyrekte daralma bekleniyor.

Merkez Bankası rezervleri eriyen Türkiye bu süreçte tekrar bir döviz krizi yaşamamak için yabancı müttefiklerinin desteğini arıyor, swap anlaşması imzalamak için görüşmeler yürütüyor. Finansal piyasalardaki takas işlemlerini tanımlamak için kullanılan swap, iki tarafın bir varlık veya yükümlülüğe bağlı olan nakit akışını aralarında değiştirmelerine deniyor. Taraflar bu işlemlerle faiz oranları ve döviz kurlarındaki değişimler nedeniyle ortaya çıkan riskleri en aza indirmeyi hedefliyor.

Türkiye swap anlaşmaları ile döviz ihtiyacına çare ararken Libya’dan bir destek haberi geldi. El-Arabiya Net Libya Merkez Bankası Başkanı El-Siddiq El-Kabir’in Türkiye Merkez Bankası’na Türk lirasını desteklemek için 4 yıllığına 8 milyar dolar yatırdığını bildirdi.

Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Yenigün

Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Yenigün

Libya’nın yeniden inşası başladığında da Türkiye ekonomisinin bundan büyük fayda göreceğini söyleyen Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Yenigün “İş aldığımız zaman burdan malzeme ihraç etme imkanımız doğacak. Müteahhitlerden önce müşavir firmalarımız gidip proje yapacaklar. Türk malzemesi kullanma imkanımız doğar. Türk insanı götürüp hizmet ihracatı yapacağız. Asağı yukarı 25 bin çalışan vardı, onları tahliye ettik. Onun için çok faydası olur. Büyük oranda döviz geliri sağlar” ifadelerini kullandı.

Ateşkes ve güvenliğin  sağlanmasını beklediklerini kaydeden Yenigün, Libya tarafının son 1 ay içerisinde 5 bin tane prefabrik konut yapımı için Türk firmalarına sipariş verildiğini söyledi. Yenigün Libya’nın enerji ihtiyacından dolayı enerji firmalarının önden gideceğini belirtti.

Enerjide işbirliği

Türk delegasyonu tarafından Trablus’a düzenlenen üst düzey ziyaretin ardından Türk şirketleri enerji işbirliği için kolları sıvadı. Karadeniz Holding ülkeye yüzer elektrik santrali (powership) göndermek için görüşmeler yürüttüğünü açıkladı.

“Libya, yatırım ve projeleriyle uluslararası alanda rüştünü defalarca ispatlamış Türk iş dünyasını yanlarında görmek istiyor. Enerji üretimi tarafında başlayan süreç son derece sevindiricidir” ifadelerini kullanan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu  (DEİK) Türkiye-Libya İş Konseyi Başkanı Murtaza Karanfil “Türk şirketlerinin enerji açığını kapatarak Libya’daki enerji krizini çözmesi, iki ülkenin birlikte iş yapma kültürüne ciddi bir katkı sağlayacaktır” dedi.

Türk medyasında yer alan haberlerde Ticaret Bakanlığı’nın Karadeniz Holding Karpowership’in yanı sıra Çalık Enerji ve Aksa Enerji’den de Libya’daki mevcut elektrik sorununun çözümü için proje önerileri sunmasını istediği bildirilmişti.

Türkei Murtaza Karanfil | Turkey-Libya Business Council

Türkiye-Libya İş Konseyi Başkanı Murtaza Karanfil

Öte yandan Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, geçen Pazar günü Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada Türkiye’nin Libya’daki petrol arama faaliyetlerinin devam edeceğini belirtti. Dönmez, “Biz oradaki çalışmalarımızı Libya milli petrol şirketiyle birlikte yapmayı planlıyoruz. Geçmişte de bu şekilde ilerlemiş. Bu arada birlikte hareket edebileceğimiz uluslararası petrol şirketleri de olabilir” dedi.

Türkiye’nin Libya ile petrol konusunda işbiriğini değerlendiren Sadeq Enstitüsü’nden Anas el Gomati ise Libya’da petrol arama ve imtiyaz anlaşmalarıyla ilgili olarak “Bir seviyede siyasi bir çaba olacaktır. Ancak bu Ulusal Petrol Şirketi’nin (NOC) tasarrufundadır. Şirket, kararlarını genellikle siyasi kayırmacılık düzleminde değil, teknik bilgi ve ticari uygulanabilirlik temelinde alıyor” değerlendirmesini yaptı. Gomati üretim ve servis alanında Türkiye’nin avantajlı olabileceğini kaydetti.

Uluslararası anlaşmalar uyarınca Libya petrolünü ihraç etme yetkisi BM’nin tanıdığı UMH’de bulunuyor. Petrol sadece NOC üzerinden ihraç edilebiliyor ve gelirlerinin yine Trablus merkezli Libya Merkez Bankasına yatırılması gerekiyor. Hafter birliklerinin üretime yeniden başlanmasını engellemesi ülkeye milyarlarca euroluk petrol gelirine mal oldu.

Libya’daki en önemli petrol rafinerilerinin bulunduğu doğu bölgelerinde kontrolü elinde bulunduran Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu, petrol üretimine yeniden başlanmasını Ocak ayından beri bloke ediyor. 

Seda Sezer Bilen

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Almanya’da temel emeklilik güvencesine onay

Almanya’da aylar süren yoğun tartışmaların ardından, emekli aylığıyla geçimini sağlamakta zorlanan vatandaşlara destek için temel emeklilik güvencesi (Grundrente) öngören tasarı, koalisyon partileri Hristiyan Birlik (CDU/CSU) ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) milletvekillerinin oyları ile bugün mecliste kabul edildi. Temel emeklilik güvencesi, koalisyon hükümetinin vaatleri arasında yer alıyordu.

Almanya Çalışma Bakanı Hubertus Heil (SPD)

Almanya Çalışma Bakanı Hubertus Heil (SPD)

Çalışma Bakanı Hubertus Heil, “Temel emeklilik yasasının ülke için bir yön tayini anlamına geldiğini, Almanya’nın bu sayede daha iyi ve adil olma fırsatı sunduğunu” vurguladı. Çalışma Bakanı, temel emeklilik güvencesinden yüzde 70’i kadınlar olmak üzere 1 milyon 300 bin kişinin faydalanabileceğini söyledi.

Özellikle uzun yıllar boyunca düşük gelirli işlerde çalışmış kişilere emekli olduklarında maddi destek sunması amaçlanan yasadan faydalanmak için, Alman Emeklilik Sigortası’na çalışma veya çocuk yetiştirme ya da bakım hizmeti karşılığında en az 33 yıl sigorta primi yatırılmış olması şartı aranıyor. Temel emeklilik güvencesinden en üst düzeyde yararlanmak için ise 35 yıl sigortalı olmak gerekiyor. 

404 euroya kadar ilave maaş

Temel emeklilik güvencesi, emekli maaşı ortalamanın altında kalanları kapsıyor. Ülke genelinde prime esas teşkil eden ortalama yıllık kazancın yüzde 30 ile yüzde 80’i arasını alan emekliler, bu güvenceden yararlanabilecek. Emekli aylığı yalnız yaşayan bekarlarda 1250 euro, çiftlerdeyse 1950 euronun altında kalanlarda bu güvence devreye girecek. Ödenecek tutarın miktarı ise değişkenlik gösteriyor.

Örneğin 35 yıl boyunca düşük gelirli işlerde çalışanların, gerekli şartları yerine getirmesi halinde 404 euroya kadar ilave maaş alması söz konusu olabilecek.

Bütçeye maliyeti

Çalışma Bakanı Hubertus Heil, temel emeklilik güvencesinin 2021 yılında bütçeye 1 milyar 400 milyon euroya mal olacağını açıkladı. Temel emeklilik güvencesinin halihazırda ödenen emeklilik primleri bütçesinden değil, vergi gelirlerinden karşılanması öngörülüyor.

Yasanın, 1 Ocak 2021’de itibaren yasanın yürürlüğe girmesi öngörülüyor. Ancak mevcut 26 milyon emeklinin maaşlarının yeniden gözden geçirilmesi süreci ve bürokratik işlemler nedeniyle, temel emeklilik güvencesi ilk ödemesinin 2022 sonunu bulabileceği belirtiliyor.

1000 euronun altında maaş alan emekliler

Almanya’da uzun süre emeklilik sigortasına prim ödemiş olsa da emeklilikte geçim sıkıntısı yaşayanların sayısı yüksek.

Ülkede 2 milyon 400 bin emekli 40 yıldan fazla süre prim ödemiş olsa dahi 1000 euronun altında emekli maaşı alıyor. Sol Parti’nin hükümete yönelttiği soru önergesinin yanıtına göre, 40 yıl prim yatırmış her üç emekliden biri 1000 euronun altında maaş alıyor. 45 yıl prim ödemiş 814 bin emeklinin maaşı 1000 euronun altında kalıyor. 35 yıl ve daha fazla prim ödeyen 3 milyon 400 bin kişinin de emekli maaşının 1000 euronun altında olduğu belirtiliyor.

AFP,Reuters,MK/JD

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Alman otomotivinde temkinli iyimserlik

Almanya otomotiv sektörü, koronavirüs salgını nedeniyle yaşanan krizin önümüzdeki aylarda yavaş yavaş geçeceğine dair temkinli bir beklenti içinde. Merkezi Münih’te bulunan Ekonomik Araştırma Enstitüsü (ifo), sektörle ilgili yaptırdığı konjonktürel beklenti anketinin sonuçlarını açıkladı.

Açıklamada, “Yedi ayın ardından ticari faaliyet beklentileri ilk kez olumluya döndü” denildi. Ancak ifo’ya göre otomotiv sektöründe şu anki ticari durumla ilgili hala çok karamsar bir hava yaşanıyor. Çalışanlar için durumun kötüye gitmeye devam ettiği ve personel planlaması ile ilgili göstergelerin düşüşte olduğu da ifo‘nun açıklamasında yer aldı.

Anket sonuçlarından yola çıkılarak hazırlanan rapora göre en olumlu gelişme, otomotiv sektörünün ürünlerine yönelik artan talepte yaşanıyor.

İhracatta 17 ay sonra gelen olumlu sinyal

Alman otomotiv sektörünün olumlu olarak gördüğü bir diğer alan siparişler. Ifo Enstitüsü, sektörün 13 ay aradan sonra mevcut siparişlerle ilgili ilk kez olumlu bir değerlendirmede bulunduğunu ve üretim beklentisinin geçen Mayıs ayının ardından, Haziran 2020’de bir kez daha arttığını bildirdi. Rapora göre Almanya dışı ticaret işlemlerinde ise daha yavaş bir iyileşme kaydediliyor.

Sektörün ihracat beklentisinin 17 ay aradan sonra yeniden olumluya döndüğü vurgulanırken Almanya’nın en büyük otomobil üreticisi Volkswagen’de (VW) çalışma saatlerinin kısaltılması uygulamasının sona erdirildiği belirtildi. VW, koronavirüs salgını nedeniyle geçen Mart ayında üretimi durdurmuş ve Almanya’daki yaklaşık 80 bin personelin kısa mesaide çalışacağını duyurmuştu.

Reuters / ET,HS

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

VW’nin Türkiye’de fabrika projesi iptal

Almanya’nın önde gelen otomotiv şirketlerinden Volkswagen’ın (VW) Manisa yakınlarında kurmayı planladığı fabrika ile ilgili girişimleri korona salgını gerekçe gösterilerek durduruldu.

Şirketin Wolfsburg kentindeki merkezinden yapılan açıklamada, “kararın arka planında korona krizi nedeniyle küresel çapta otomobile talebin gerilemesi” olduğu belirtildi.

Açıklamada, projenin bir süredir askıya alınmış olduğu ve şimdi ise projenin tamamen iptal edilmesi kararı alındığı  vurgulandı. VW’nin projeye devam edip etmeyeceğine 2019/2020 döneminde karar vermesi bekleniyordu.

Bir milyar euroluk yatırım

Yaklaşık bir milyar euroluk yatırımla Manisa’da kurulması planlanan fabrikanın yıllık 300 bin araç üretim kapasitesine sahip olması ve yaklaşık dört bin kişilik istihdam yaratması öngörülüyordu. 2020 yılı sonunda yapımına başlanması planlanan fabrikanın 2022’de üretime geçmesi bekleniyordu. Söz konusu fabrikada, VW Passat ve Skoda Superb modellerinin üretilmesi öngörülmüştü.

Volkswagen, geçen yıl 2 Ekim’de Manisa’da 943 milyon 500 bin TL sermayeli “Volkswagen Turkey Otomotiv Sanayi veTicaret AŞ” unvanlı şirket kurmuş, şirketin ticaret siciline kaydı, kurulacak fabrikayla ilgili ilk adım olarak değerlendirilmişti.

Proje neden askıya alınmıştı?

Volkswagen’ın yeni fabrikasını Manisa’da kurma konusunda kararını açıklaması, Türkiye’nin Ekim ayında Suriye’nin kuzeydoğusuna başlattığı Barış Pınarı Harekatı’nın Alman kamuoyunda yarattığı tepkiler nedeniyle ertelenmişti. Ancak şirketten bu konuda bir açıklama şimdiye kadar yapılmadı.

dpa / HS,ET

©Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Ekonomik güven endeksi 73,5’e çıktı

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ekonomik güven endeksi Mayıs ayında 61,7 iken Haziran ayında yüzde 19,1 oranında artarak 73,5 değerine yükseldi.

TÜİK ekonomik güven endeksindeki artışın tüketici, reel kesim (imalat sanayi), hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörü güven endekslerindeki artışlardan kaynaklandığını açıkladı.

TÜİK’in internet sitesinde yapılan açıklamada, tüketici güven endeksinin bir önceki aya göre Haziran ayında yüzde 5,2 oranında artarak 62,6 değerini, reel kesim güven endeksinin bir önceki aya göre yüzde 22,2 oranında artarak 89,8 değerini, hizmet sektörü güven endeksinin yüzde 8,5 oranında artarak 55,5 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksinin yüzde 9,3 oranında artarak 86,4 değerini, inşaat sektörü güven endeksinin yüzde 33,1 oranında artarak 78,0 değerini aldığı belirtildi.

Nisan’da dip yaptı

Ekonomik güven endeksi koronavirüs endişeleriyle Nisan’da keskin bir şekilde gerileyerek 51,3 değerini almış ve endeks tarihinin en düşük seviyesine gerilemişti.

Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor.    

DW / SSB, HS

©Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

KLM’ye 3,4 milyar euroluk devlet desteği

Koronavirüs salgınının havayolu seferlerini durma noktasına getirmesiyle zor duruma düşen şirketlerden Hollanda Kraliyet Havayolları KLM’ye 3 milyar 400 milyon euroluk devlet kredisiyle mali destek verilmesi kararlaştırıldı.

KLM CEO’su Pieter Elbers, bugün yaptığı açıklamada korona salgını nedeniyle şirketin eşi görülmemiş bir krizle karşı karşıya olduğunu ve devletin kendilerine yönelik önerdiği yardımı kabul ettiklerini söyledi.

Air France ve KLM’ye toplam 10 milyar euro

Böylece Fransa’nın Air France ile Hollanda’nın KLM şirketlerinin 2004 yılında birleşmesi sonucu ortaya çıkan Air France – KLM ortaklığı her iki devletten toplam 10 milyar euronun üzerinde kurtarma yardımı almış olacak.

Fransa’nın Air France için 7 milyar euroluk kurtarma paketi açıklamasının ardından Hollanda hükümeti de KLM için harekete geçmişti.

Hollanda hükümeti söz konusu yardımın 1 milyar eurosunun doğrudan kredi, 2 milyar 400 milyon eurosunun ise banka teminatı şeklinde olacağını duyurdu. Fransa hükümetinin yardımı da doğrudan kredi ve banka teminatını kapsıyor.

Air France-KLM’de Fransız ve Hollanda devletinin yüzde 14’er hissesi bulunuyor.

Hollanda hükümetinin kurtarma paketinin parlamentonun ve AB Komisyonu’nun onayına sunulması gerekiyor.

Air France ve KLM ortaklığına her iki devlet yardım yapıyor

Air France ve KLM ortaklığına her iki devlet yardım yapıyor

Hükümet, kurtarma yardımı karşılığında havayolu şirketinin verimliliğini ve sürdürülebilir kaynaklara yatırımlarını artırmasını istiyor.

Lufthansa’ya da devlet desteği

Alman havayolu şirketi Lufthansa’ya da iflasın önüne geçebilmek için devlet desteği kararlaştırmıştı.

Alman hükümetinin yardım paketi, korona krizi ile ciro kaybına uğrayan şirkete 6 milyar euroluk doğrudan mali yardım ile 3 milyar euroya kadar kredi ve bunun karşılığında devletin geçici olarak şirkette yüzde 20 pay ile hissedar olmasını öngörüyor. Alman hükümeti, Lufthansa’nın dış alımlardan korunması için hisse payını, stratejik kararlara etki edilebilecek alt sınır olan yüzde 25 artı 1 hisseye çıkarabilecek.

138 bin kişi istihdam eden Lufthansa’da kargo uçuşları dışındaki uçuşlar koronavirüs salgını nedeniyle durma noktasına gelmiş, dünya çapında 22 bin personel fazlası oluşmuştu.

Söz konusu paket son olarak AB Komisyonu’nun ardından Lufthansa hissedarlarının da onayını almıştı.

dpa,MK/HS

©️Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Lufthansa hissedarlarından kurtarma paketine onay

Almanya’nın en büyük havayolu şirketi Lufthansa’nın hissedarları, Alman hükümetinin 9 milyar euro hacminde mali yardım ve şirketin hisselerinde pay sahibi olmasını öngören planı onayladı.

Lufthansa’dan yapılan açıklamada, bugünkü Olağaüstü Genel Kurul Toplantısında yapılan oylamada hissedarların yüzde 98’inin kurtarma paketine onay verdiği belirtildi. Lufthansa’nın CEO’su Carsten Spohr, kararı memnuniyetle karşılayarak şirketin “gelecek perspektifinin” güvence altına alındığını söyledi.

Lufthansa'nın CEO'su Carsten Spohr

Lufthansa’nın CEO’su Carsten Spohr

Genel Kurul Toplantısında şirketin hisselerinin yüzde 39’unun temsil edildiği belirtildi. Toplantıya katılan hissedarların yüzde 98’inin yardım paketini onaylaması ile gereken üçte iki çoğunluktan fazlasının sağlandığı kaydedildi.

Lufthansa’nın en büyük hissedarı sanayici Heinz Hermann Thiele’nin Çarşamba akşamı pakete yeşil ışık yakmasının ardından, paketin onaylanacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Alman hükümetinin şirketin hisselerinde pay sahibi olmasına karşı çıkan Thiele, yardım paketini yeniden müzakere etmek istemişti.

Alman hükümetinin yardım paketi, korona krizi ile ciro kaybına uğrayan şirkete 6 milyar euroluk doğrudan mali yardım ve bunun karşılığında devletin geçici olarak şirkette yüzde 20 pay ile hissedar olmasını öngörüyor. Alman hükümeti, Lufthansa’nın dış alımlardan korunması için hisse payını, stratejik kararlara etki edilebilecek alt sınır olan yüzde 25 artı 1 hisseye çıkarabilecek.

AB Komisyonu da onayladı

Şirketin hissedarlarının paketi onaylanmasının öncesinde de AB Komisyonu, Alman hükümetinin yardım planına onay vermişti. Komisyon’dan yapılan açıklamada adil rekabetin sağlanabilmesi için Lufthansa’nın yardım karşılığında Münih ve Frankfurt havaalanlarındaki iniş-kalkış saatlerinden (slot) vazgeçeceği bildirilmişti. Bu şekilde Lufthansa’nın rakipleri iki havaalanında dörder uçak için slot hakkı kazanacak.

Lufthansa’ya getirilen şartlardan biri de devletin hissedarlığı tamamen son bulana kadar şirketin temettü payı dağıtmaması ve ikramiye ödemeleri yapmaması. Devletin şirketteki katılımı en az yüzde 75 oranında azaltılana kadar da yönetici maaşlarına kısıtlama getirilecek ve Lufthansa aynı alanda faaliyet gösteren rakip şirketlerden yüzde 10’dan fazla hisse alamayacak. Devlet yardımlarının başlamasından itibaren altı yıl sonra devletin şirketten çekilmeyeceği şüphesi uyanması durumunda Komisyon’a yeniden yapılandırma planı sunulması gerekecek.

138 bin kişi istihdam eden Lufthansa’da kargo uçuşları dışındaki uçuşlar koronavirüs salgını nedeniyle durma noktasına gelmiş, dünya çapında 22 bin personel fazlası oluşmuştu.

AFP,DW/JD,HS

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Lufthansa kurtarma paketine AB’den onay

AB Komisyonu, Almanya’nın en büyük havayolları şirketi Lufthansa için Alman hükümetinin 6 milyar euroluk doğrudan mali yardımda bulunmasına ve geçici olarak şirkete hissedar olmasına onay verdi.

Komisyon’dan yapılan açıklamada adil rekabetin sağlanabilmesi için Lufthansa’nın yardım karşılığında Münih ve Frankfurt havaalanlarındaki iniş-kalkış saatlerinden (slot) vazgeçeceği bildirildi. Bu şekilde Lufthansa’nın rakipleri iki havaalanında dörder uçak için slot hakkı kazanacak.

Lufthansa’ya getirilen şartlardan biri de, devletin hissedarlığı tamamen son bulana kadar şirketin temettü payı dağıtmaması ve ikramiye ödemeleri yapmaması. Devletin şirketteki katılımı en az yüzde 75 oranında azaltılana kadar da yönetici maaşlarına kısıtlama getirilecek ve Lufthansa aynı alanda faaliyet gösteren rakip şirketlerden yüzde 10’dan fazla hisse alamayacak. Devlet yardımlarının başlamasından itibaren altı yıl sonra devletin şirketten çekilmeyeceği şüphesi uyanması durumunda Komisyon’a yeniden yapılandırma planı sunulması gerekecek.

Paketin toplam hacmi 9 milyar euro

Lufthansa’yı iflastan kurtarmak için Alman hükümetinin oluşturduğu toplam 9 milyar euro hacmindeki paket, devlete bağlı Ekonomik İstikrar Fonu’nun sermaye artırımı yoluyla şirketin yüzde 20 hissesini devralmasını da içeriyor. Ayrıca “sessiz ortaklık” çerçevesinde 5 milyar 700 milyon euroya varan mevduat ile 3 milyar euroya kadar kredi de planlanıyor.

Alman hükümeti, Lufthansa’nın dış alımlardan korunması için hisse payını, stratejik kararlara etki edilebilecek alt sınır olan yüzde 25 artı 1 hisseye çıkarabilecek.

138 bin kişi istihdam eden Lufthansa’da kargo uçuşları dışındaki uçuşlar koronavirüs salgını nedeniyle durma noktasına gelmiş, dünya çapında 22 bin personel fazlası oluşmuştu.

Gözler hissedarlara çevrildi

Lufthansa hissedarları Perşembe günü Olağan Genel Kurul Toplantısında Alman hükümetinin şirkete katılımını ve dolaylı olarak 9 milyar euroluk yardım paketini oylayacak. Şirketin en büyük hissedarı olan sanayici Heinz Hermann Thiele’nin pakete yeşil ışık yakmasının ardından oylamadan da pakete onay çıkması bekleniyor.

AFP,dpa/BK,HT

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

IMF küresel büyüme tahminini aşağı çekti

Uluslararası Para Fonu (IMF), koronavirüs salgını nedeniyle küresel büyüme tahminini aşağıya çekti. Dünya Ekonomik Görünüm raporunu güncelleyen IMF, 2020’de küresel ekonomide yüzde 4,9 oranında küçülme beklendiğini açıkladı. IMF, Nisan ayında açıkladığı raporda, dünya ekonomisinde bu yılki küçülmenin yüzde 3 civarında olacağı tahmininde bulunmuştu.

“Benzersiz bir krizle karşı karşıyayız” diyen IMF Baş Ekonomisti Gina Gopinath, bunun 1930’lu yıllardaki dünya çapında yaşanan ekonomik krizden beri yaşanan “en büyük resesyon” olacağını belirtti. Küresel düzeyde yoksulluğun ve işsizliğin artacağı uyarısında bulunan Gopinath, dünyada bu krizin sonuçlarından etkilenmeyen ülkenin kalmayacağını söyledi.

IMF’nin raporuna göre, Euro Bölgesi’nde bu yıl yüzde 10,2 ekonomik daralma bekleniyor. Almanya’nın gayri safi yurt içi hasılasında yüzde 7,8 gerileme bekleyen IMF, Avrupa’nın önde gelen sanayileşmiş ülkeleri için daha olumsuz bir görünüm çizdi. Buna göre, salgının etkili olduğu ve katı kısıtlamaların uygulandığı Fransa, İspanya ve İtalya’daki gerilemenin yüzde 12’nin üzerinde olması bekleniyor.

Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’de ise küçülmenin yüzde 8 civarında olacağı tahmin ediliyor.

IMF, 2021 yılı içinde ise küresel ekonomide toparlanma bekliyor. Küresel ekonominin yüzde 5,4 büyüyeceği tahmininde bulunan IMF raporuna göre, bunun Nisan ayı tahminlerinden 0,4 puan düşük olduğu  dikkati çekti. Gopinath, küresel salgında 2021 başında ikinci bir dalga yaşanması ve ülkelerin yeni kısıtlamalar getirmeleri halinde, büyüme tahminlerinin yine aşağıya çekilebileceği uyarısında bulundu.

IMF raporunda, Türkiye beklentisi bu yıl için “yüzde 5.0 daralma” ve gelecek yıl için “yüzde 5.0 büyüme” olarak değiştirmedi.

AFP,dpa/JD,HS

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Bayer glifosat davacılarına milyarlar ödeyecek

Alman ilaç ve kimya şirketi Bayer, ABD’de hakkında yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı iddiasıyla açılan davalardan vazgeçmeleri için davacıların büyük bölümüyle anlaştı. Bayer’den yapılan açıklamada, 10 milyar 900 milyon dolar ödeme karşılığında 125 bin davanın dörtte üçünün geri çekileceğini duyurdu.

Dava konusu, Bayer’in Roundup adlı yabani otla mücadele ilacı. Söz konusu ilaç Türkiye’de de satılıyor. Dünya genelinde yaygın kullanılan pestisitlerden olan glifosat, olası zararları konusunda en çok tartışılan tarım ilaçlarından. 

Roundup tarım ilacı

Roundup tarım ilacı

Bayer, 2018’de ABD’li tarım şirketi Monsanto’yu satın almasının ardından Monsanto’nun geliştirdiği Roundup ilacı nedeniyle kanser olduklarını iddia edenlerin açtığı davalarda milyarlarca dolar tazminat ödemeye mahkûm edilmişti. İlk üç davadaki astronomik tazminatların ardından Bayer’e ürettiği tarım ilacının içeriğindeki glifosat nedeniyle kansere yakalandığını söyleyen binlerce kişi dava açtı.

İlacın etkileri tartışmalı

Bayer, glifosat maddesi hakkındaki iddiaları reddediyor. Son olarak Amerikan Çevre Koruma Ajansı (EPA), dikkatli kullanıldığında glifosatın güvenli olduğunu açıkladı. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) ise 2015 yılında glifosatı insanlar için olası kanserojen maddeler sınıfına aldı.

Glifosat protestoları, Bonn, 26.04.2019

Glifosat protestoları, Bonn, 26.04.2019

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ise 2016 yılında glifosat kullanımıyla ilgli yayınladığı bir raporda “glifosat kalıntısı barındıran gıda ürünlerinin yüksek ihtimalle kanserojen olmadığı” tespitine yer verdi.

Raporlar çelişiyor mu?

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) uzmanlarının katkısıyla hazırlanan raporun yine DSÖ’ye bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından hazırlanan ve “glifosatın insanlar için kanser yapma riski taşıdığı” görüşünün dile getirildiği 2015 yılına ait raporla çelişki içermediği belitildi. IARC’ın glifosatın aşırı dozda alımını araştırdığı, DSÖ’nün 2016 raporunda ise gıda ürünleriyle birlikte sınırlı oranda alımının gözetildiği vurgulandı.

dpa/MK,HS

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle