G7 ülkelerinden Çin’in İpek Yolu’na alternatif proje

Amerikan kaynaklarına dayandırılan haberlere göre G7 ülkeleri, Çin’in modern İpek Yolu diye de nitelenen “Bir Kuşak, Bir Yol” projesine alternatif bir altyapı projesini hayata geçirme kararı aldı. İngiltere’deki G7 zirvesine katılan Amerikan diplomatların verdiği bilgiye göre, küresel çapta altyapı sistemlerinde 40 milyar dolar ile giderilebilecek bir açık söz konusu. Washington bunun giderilmesi için ihtiyacı olan ülkelere kamu ve özel sektör iştirakiyle oluşturulacak fonlar kurulması sayesinde destek verilmesini hedefliyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), kendi ifadesiyle çevre ve iklim koruma ile sosyal değerler temelinde şeffaf ve kalıcı hedefler baz alınarak altyapı açığının giderilmesine katkı sunulmasını öneriyor.

Amerikan kaynakları, İngiltere’de düzenlenen G7 zirvesi çerçevesinde varılan uzlaşma sonucu hedeflenen söz konusu projenin pazar günü kabul edilerek sonuç bildirgesine alınmasının amaçlandığını kaydediyor.

Pekin’in İpek Yolu projesine alternatif olarak sunulması hedeflenen projenin finansmanına dair somut uzlaşma sağlanıp sağlanmadığı konusunda bilgi verilmezken, ABD’li kaynaklar, oluşturulacak alternatif projenin ülkeleri kendileri ile Çin arasında tercihe zorlama hedefi gütmediğini de vurguluyor.

Arşiv - Modern İpek Yolu diye nitelenen Bir Kuşak, Bir Yol forumu (27.04.2019)

Arşiv – Modern İpek Yolu diye nitelenen “Bir Kuşak, Bir Yol” forumu (27.04.2019)

“Pozitif vizyon sunan bir alternatif” 

Söz konusu planın “pozitif vizyon sunan bir alternatif” olmasının amaçlandığının altı çizilirken, adını vermek istemeyen ABD’li bir kaynak, Çin‘e şeffaflık, iklim koruma ve uluslararası çalışma koşulları standartlarını yerine getirmeme eleştirisini yöneltiyor ve Pekin’in bu projeyle bazı ülkelerin kötü duruma düşmesine neden olduğunu savunuyor.

Çin’in tanıtımını 2013’te yaptığı “Bir Kuşak, Bir Yol” isimli projesi, Pekin’in bu proje ile hem siyasi hem de ekonomik olarak dünya çapınnda nüfuzunu artırma hedefini güttüğü gerekçesiyle uluslararası alanda sıklıkla eleştiriliyor.

“Bir Kuşak, Bir Yol” projesi ile Çin, Asya, Afrika, Avrupa ve Latin Amerika arasında ulaşım, sanayi ve ticaret ağı altyapısı kurma hedefini güdüyor. Proje kapsamında kara, deniz ve demiryolu altyapısı Çin kamu şirketleri tarafından yapılırken projeye katılan gelişmekte olan ülkeler ile uluslararası kuruluşlardan kredi alma şansı bulunmayan devletlerin Çin bankalarına borçlanmalarından ve Pekin’e bağımlı hale gelmelerinden endişe ediliyor.

Bu nedenle batılı hükümetler, Çin’in küresel çapta nüfuzunu daha da artırmasının yanısıra kimi ülkeleri de borç tuzağına düşüreceğinden yola çıkıyor. Batı, bu şekilde siyasi ve ekonomik olarak bazı ülkelerin Pekin’e bağımlı hale gelebileceği ve iş birliğinin iklim ve çalışma standartları gözetilmeden sürdürüleceği endişesini taşıyor. İpek Yolu projesi kapsamındaki ihalelerin çoğunu da Çinli şirketlerin alması ayrıca eleştiri konusu.

Türkiye projeyi destekliyor

“Bir Kuşak, Bir Yol” projesine Ankara ise destek veriyor. Projenin ikinci zirvesine katılmadan önce konuşan dönemin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, proje ile Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafyanın öneminin daha da artacağını söylemiş, “Anadolu, Kafkasya ve Orta Asya üçgeninde taşımacılık orta vadede şu anki ekonomik büyüklüğünün birkaç katına ulaşacak” demişti.

 

AFP,dpa / ETO, ET

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

İşsizlik yüzde 13,9, atıl iş gücü yüzde 27,4

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Türkiye genelinde işsizlik oranı Nisan ayında aylık bazda 0,9 puanlık artış ile yüzde 13,9 düzeyine yükseldi. TÜİK, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı Nisan ayında bir önceki aya göre 275 bin kişi artarak 4 milyon 511 bin kişiye çıktığını kayıtlara geçti.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel iş gücü ve işsizlerden oluşan “atıl iş gücü oranı” Nisan ayında bir önceki aya göre 1,7 puan artarak yüzde 27,4 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 19.9 iken, potansiyel iş gücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 21.9 olarak gerçekleşti.

TÜİK, geniş tanımlı işsizlik olarak da nitelendirilen atıl iş gücü oranı, Avrupa Birliği’ne uyum amacıyla Ocak ayından bu yana açıklıyor. TÜİK’in işsizlik hesaplamaları daha önce tartışmalara neden oluyordu.

İstihdam oranı

İstihdam edilenlerin sayısı ise Nisan 2021’de bir önceki aya göre 193 bin kişi azalarak 28 milyon 56 bin kişi, istihdam oranı ise 0,4 puanlık azalış ile yüzde 44.2’ye geriledi. İş gücü ise Nisan ayında bir önceki aya göre 83 bin kişi artarak 32 milyon 567 bin kişiye, işgücüne katılma oranı ise 0,1 puanlık artış ile yüzde 51,3’e yükseldi.

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,1 puanlık artışla yüzde 25,6’ya, istihdam oranı 0,5 puanlık artışla yüzde 32’ye çıktı. Bu yaş grubunda iş gücüne katılma oranı ise bir önceki aya göre 0,8 puan artarak yüzde 43’e yükseldi.

Nisan ayında istihdam edilenlerin sayısı bir önceki aya göre tarım sektöründe 62 bin kişi, inşaat sektöründe 9.0 bin kişi artarken, sanayi sektöründe 212 bin kişi, hizmet sektöründe 52 bin kişi azaldı. İstihdam edilenlerin yüzde 18’i tarım, yüzde 21.3’ü sanayi, yüzde 6.4’ü inşaat, yüzde 54.2’si ise hizmet sektöründe yer aldı.

Kayıt dışı iş gücü

Nisan ayında sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların toplam çalışanlar içindeki payını gösteren kayıt dışı çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı ayına göre 0,8 puan azalarak yüzde 28,4’e ve tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı bir önceki yılın aynı ayına göre 0,7 puan azalarak yüzde 16,4’e geriledi.

DHA,DW/HS,JD

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Bosch otomobil çipi üretecek

Teknoloji Grubu Bosch, Avrupa otomotiv endüstrisini olumsuz etkileyen otomobil belleği (çip) krizi sürecinde Almanya’nın Dresden kentinde 1 milyar euroyla tarihinin en büyük yatırımını yapıyor.

Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager Pazartesi günü yaptığı açıklamada, teknolojinin son özellikleriyle donatılmış böylesi bir fabrikanın “İnovasyonun beşiği olan Avrupa’nın rekabet gücünü artırmaya yardımcı olacağını” söyledi.

Pandemi nedeniyle dijital olarak gerçekleştirilen açılış töreninde Almanya Başbakanı Angela Merkel de bir konuşma yaptı. Merkel yerel yarı iletken sanayisinin “Almanya ve Avrupa’yı krize karşı daha dayanıklı yapmakla kalmayacak aynı zamanda büyüme için yeni fırsatlar sunacak” dedi.

Bosch Yönetim Kurulu Başkanı Volkmar Denner, “Bu yeni fabrika ile Bosch, Almanya‘nın yüksek teknoloji üretebileceğini bir kez daha gösteriyor” dedi. Denner, yarı iletken özelliğe sahip belleklerin üretiminde yapay zeka kullanılarak üretimin yeni bir aşamaya yükseltildiğini kaydetti.

Yılın ilk günlerinden itibaren bellek ithalatında yaşanan sıkıntılar Avrupa otomobil endüstrisinin Asya’daki seri çip üreticilerine büyük ölçüde bağımlı olduğunu ortaya koydu.

Bu nedenle Avrupa Birliği 2030 yılına kadar dünya çapında otomobil çipi üretimindeki payını iki katına çıkarmayı hedefliyor.

Ancak üretim tesisi inşasında Bosch’un katettiği süreç gözönüne alındığında fabrikanın kurulması ve ve üretime başlanmasının uzun bir süre aldığı görülüyor.

Tarihinin en büyük yatırımını yaptı

Stuttgart merkezli vakıf grubu Bosch, 200 milyon eurosu kamu fonundan olmak üzere tarihindeki en büyük yatırımı yaparak bir milyar 200 milyon euroya mal olacak projeye dört yıl önce başladı. Bu yılın Temmuz ayında elektronik aletler, Eylül ayında ise otomobil endüstrisine yönelik  bellek üretimine başlanacak. Ancak bu tesiste üretilecek çipler, şu anda piyasada eksik olan standart belleklerden farklı özelliklere sahip olacak.

Bosch Genel Müdürü Harald Kröger, buna rağmen üretilecek çiplerin piyasada rahatlama sağlayacağını söyledi. Kröger, otomobil endüstrisinin gelecek yıla kadar üretim kesintileriyle karşı karşıya kalabileceğini öngördüklerini belirterek, krizden sonra otomobil endüstrisinin satın alma politikasını değiştirmesi gerektiğini dile getirdi. Kröger sektörün sadece ihtiyacını dillendirmemesi, ihtiyaca göre bağlayıcı olarak siparişlerini vermesi gerektiğini vurguladı.

Şirket yönetimi, yarı iletkenlerin özellikle otomotiv endüstrisinde bir büyüme alanı olduğu için milyarlarca dolarlık yatırımın yerinde olduğunu düşünüyor. Dünyanın en büyük otomobil tedarikçisi olan Bosch, 1970’ten beri yarı iletken üreten tek şirket olduğunu iddia ediyor.

Strategy Analytics uzmanlarına göre ise Bosch bu alanda altıncı en büyük tedarikçi konumunda. Alman rakibi Infineon yüzde 13 pazar payı ile birinci konumda.

Bosch, iki yıl içinde bir otomobile ortalama 600 euro değerinde mikroelektronik aksam yerleştirileceği tahmininde bulunuyor. Bu, 25 yıl öncesine göre beş kat daha fazla mikroelektronik kullanımı anlamına geliyor.

Özellikle sürücü yardımı, bilgi-eğlence ve elektrikli güç sistemlerinde daha fazla mikro elektroniğin kullanılması öngörülüyor.

Dresden’de faaliyet gösterecek fabrikada başlangıçta 250 eleman istihdam edilecek.  Uzun vadede bu sayının 700’e çıkarılması hedefleniyor.

rts, AFP/TY,SSB

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Bitcoin El Salvador’da yasal ödeme aracı oluyor

Cumartesi günü Miami’de yapılan Bitcoin Konferansına video aracılığı ile katılan El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele, ülkesinde kripto para birimi Bitcoin’in yasal ödeme aracı olması için bir yasa teklifini gelecek hafta kongreye göndereceğini söyledi. Bukele, bunun milyonlarca istihdam yaratacağını ve binlece kişinin ekonomik faaliyetinin kayıt altına alınmasını sağlayacağını kaydetti.

El Salvador nüfusunun yüzde 70’inin bir banka hesabı bulunmadığını ve kayıt dışı çalıştığını belirten Bukele “Bu, milyonlarca kişinin hayatını ve geleceğini iyileştirecek” şeklinde konuştu.

El Salvador resmi para birimi olarak Amerikan dolarını kullanıyor. El Salvador vatandaşlarının dörtte biri ABD’de yaşıyor. ABD’de yaşayan El Salvadorluların geçen yıl ülkeye havale ettiği para 6 milyar doları aşmıştı.

Bukele, Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda Bitcoin’in 680 milyar dolar piyasa değeri olduğunu belirterek, bunun yüzde 1’inin ülkesine yatırılması durumunda El Salvador gayri safi yurtiçi hasılasını (GSYİH) yüzde 25 arttırabileceğini kaydetti. Bunun “Yılda 6 milyar dolar havale yapmak için en hızlı büyüyen yol” olduğunu söyleyen Bukele, bu paranın büyük bir kısmının havaleler sırasında kaybolduğunu belirterek Bitcoin’dan 1 milyondan fazla düşük gelir grubu ailenin faydalanabileceğini kaydetti.

Bukele’nin devlet başkanlığı seçimlerini kazanmasıyla ülkede 30 yıldır hüküm süren iki partili sistem sona ererken, Bukele yolsuzlukla mücadeleye öncelik vereceğini açıklamıştı.

Geniş bir kamuoyu desteğini arkasına alan Bukele, ülkeye Covid-19 aşısı sağlaması ve başarılı bir aşılama programı uygulaması nedeniyle övgü alıyor. Ancak Bukele aynı zamanda koronavirüs salgını sırasında aldığı sert tedbirler nedeniyle eleştiriliyor ve iktidarını sağlamlaştırması ve muhaliflerini eleştirmesi de endişe yaratıyor.

AP, AFP /SSB, JD

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Küresel vergi reformu neyi kapsıyor?

G7 ülkelerinin maliye bakanları dün Londra’da yaptıkları toplantıda küresel bir vergi reformu için uzlaşmaya vardı. Buna göre, çok uluslu şirketlerden alınacak kurumlar vergisinin en az yüzde 15 olması yönünde uzlaşma sağlandı. Uluslararası vergi sisteminde uzun süredir üzerinde çalışılan bu reformu, Almanya Maliye Bakanı Olaf Scholz “Vergi devrimi” olarak nitelendirirken, toplantıya ev sahipliği yapan İngiltere Maliye Bakanı “tarihi” olarak tanımladı. Peki, vergi sisteminde üzerinde uzlaşılan reform neyi kapsıyor? Beş soruda derledik:

Fikir nasıl doğdu?

Büyük çok uluslu şirketlerin yüksek kazançlarına rağmen faaliyet gösterdikleri ülkelerdeki düşük vergi oranlarına tabi olmaları rahatsızlık yaratıyordu.

Bugüne kadar geçerli olan uygulamaya göre, çok uluslu şirketler sadece merkezlerinin olduğu ülkede kurumlar vergisi ödüyor, faaliyet gösterdikleri diğer ülkelerde bunu ödemiyorlardı. Özellikle dijital teknoloji ve hizmet alanında çalışan birçok büyük şirket de merkezlerini kurumlar vergisinin düşük olduğu ülkelere taşıyordu.

G20 bünyesindeki sanayileşmiş ve yeni sanayileşen ülkeler grubu, vergi dağılımının adil bir şekilde yapılabilmesi için gereken yöntemlerin belirlenmesi konusunda 2017 yılında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nı (OECD) görevlendirdi.

OECD’nin 38 ülkeyi kapsayan çalışması, ABD’deki iktidar değişikliği ile yeni bir ivme kazandı. ABD Başkanı Joe Biden, küresel vergi oranının en az yüzde 15 olması önerisini getirdi. Bunun yanı sıra, küresel koronavirüs salgını ile ülkelerin ekonomilerine destek olmak için yeni gelir kaynakları arayışına girmesi de süreci hızlandırdı.

Reform neyi içeriyor?

OECD’nin hazırladığı reform önerisinin iki temel ayağı bulunuyor. Reformun birinci ayağı, maliye kurumlarına merkezi ülke dışında olan çok uluslu şirketlerin kârlarının vergilendirilmesi imkânını tanıyor. Bu, özellikle dijital hizmetler sunan şirketler ile teknoloji alanında faaliyet gösteren tröstlere odaklanıyor.

Reformun önerisinin ikinci ayağı ise küresel vergiden oluşuyor. G7 ülkelerinin maliye bakanlarının Londra’da üzerinde uzlaşmaya vardığı küresel vergi reformu, çok uluslu şirketleri çekmek için ülkeler arasındaki rekabete ve vergi indirimlerine son verilmesini hedefliyor.

Kim vergi ödeyecek?

Google, Facebook ve Apple gibi dijital hizmetler sunan şirketlerin özel bir şekilde vergilendirilmesi Avrupa’da destek bulurken, bu şirketlerin çoğunun ABD merkezli olması nedeniyle Washington bu fikre sıcak bakmamıştı. OECD’nin sunduğu reform önerisinin birinci ayağı cirosu milyonlarca euroya ulaşan, dünya çapında merkezleri bulunan büyük şirketleri kapsıyor.

OECD’den Pascal Saint-Amans, burada söz konusu olan şirketlerin, küreselleşmenin kazananı olan, dünyanın en kârlı 100 dev tröstlerin olduğunu belirtiyor. ABD merkezli internet devleri de bu kategoride yer alıyor.

OECD’nin planına göre, ikinci ayakta yer alan küresel vergiyi ise yaklaşık 10 bin şirketin ödemesi öngörülüyor.

Vergi oranı neden tartışma yarattı?

G7 ülkeleri yüzde 15 oranında vergide uzlaşma sağladı. Ancak Fransa bu ödenecek asgari vergi oranının daha yüksek olmasını talep ediyordu. ABD ise bu vergi oranının daha yüksek olması halinde, G20 ülkeleri arasında uzlaşma sağlanamayacağı konusunda uyarıda bulunuyordu. Küresel düzeyde asgari kurumlar vergisinin hayata geçirilebilmesi için G20 ülkelerinin de uzlaşmaya destek vermesi gerekiyor. G20 ülkeleri maliye bakanlarının Temmuz ayında yapacağı toplantıda konunun ele alınması bekleniyor.

Ekonomistler Gabriel Zucman ve Thomas Piketty, yüzde 15 verginin düşük olduğuna dikkat çekiyorlar. Ekonomi uzmanları, dünyadaki ortalama kurumlar vergisi oranının 1985 yılından beri yüzde 50’den yüzde 22’ye düştüğünü belirtiyor.

OECD verilerine göre, yüzde 15’ten düşük oranda kurumlar vergisi alan vergi cennetleri Bahamalar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Manş Adaları Jersey ve Guernsey olduğu ifade ediliyor. Avrupa ülkeleri arasında İrlanda yüzde 12,5, Bulgaristan yüzde 10 ve Macaristan yüzde 9 oranında kurumlar vergisi alıyor.  Lüksemburg ve Malta’da vergi oranları yüksek olmasına rağmen, şirketlere önemli imtiyazlar tanınıyor.

Vergi gelirlerinde artış olacak mı?

OECD küresel düzeyde en az yüzde 12,5 vergi alınmasının yılda 81 milyar dolar ek kaynak yaratacağını tahmin ediyor. Avrupa Vergi Kontrol Birimi’nin tahminlere göre ise şirketlerden yüzde 25 vergi alınması halinde, Avrupa Birliği ülkelerinin kurumlar vergisi geliri şimdikinin yarısı kadar artacak. Avrupa Vergi Kontrol Birimi’nin tahminlerine göre, yüzde 25 vergi alınması halinde Avrupa bankaları yüzde 44 daha fazla vergi ödeyecek, İngiltere-Hollanda ortaklığındaki petrol şirketi Shell veya Alman sigorta şirketi Allianz’ın da ödeyeceği vergi oranı yüzde 35 ile 50 arasında artacak. ABD’li dijital hizmetler veren şirketlerin kazançları ülkelere göre belirlenmediği için, bu şirketlere ilişkin tahminlerde bulunmanın pek mümkün olmadığı belirtiliyor.

AFP,dpa/JD,SSB

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Dolar bir yılda yüzde 30, Euro yüzde 40 arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından dün açıklanan Mayıs ayı enflasyon verilerinin ardından dövizdeki hareketlilik devam ediyor. Türk lirası, dolar karşısında perşembe günü en fazla değer kaybeden gelişen ülke para birimi oldu.

Bu sabah 8,72 TL seviyesini gören doların bir yıllık artışı yüzde 30’a ulaştı. Dün 10,60 seviyesini aşan Euro ise bir yılda yüzde 40’ın üzerinde yükseliş kaydetti. Dolar, TL karşısında perşembe günü yüzde 1,4 artışla 8,70 seviyesini geçti, hafta başından bu yana artış yüzde 1,6 oldu.

Euro sabah saatlerinde 10,58 TL’ye kadar yükseldi, ardından hafif bir düşüşle 10,55 TL seviyesinden işlem görmeyi sürdürüyor.

Dolar/TL kuru tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü

Hafta başında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın faiz oranlarıyla ilgili açıklamalarının ardından 2 Haziran’da Dolar, TL karşısında 8,77 ile tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü.Cumhurbaşkanı Erdoğan katıldığı televizyon programında, “Bugün de Merkez Bankası Başkanımızla görüştüm. Bizim bir defa faizleri düşürmemiz şart” ifadesini kullanmıştı.Dolar/TL’nin bir önceki rekoru 8,61 seviyesiydi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kayıtlarında 3 Haziran 2020’de dolar kuru 6,73 olarak seviyesindeydi.

Euro ise geçen yıl TL karşısında 7,54 seviyesinden işlem görüyordu. Dolar bir yılda yüzde 30, Euro, yüzde 40’ın üzerinde değerlendi.

Türkiye İstatistik Kurumu Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları verilerine göre de nisan ayına kadar yıllık değerlendirmede en çok kazandıran yine dolar oldu.Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık değerlendirmede dolar yüzde 11,82, euro ise yüzde 3,05 kazandırmıştı.

Tam kapanmada enflasyon

Mayıs ayında tüketici fiyatları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16,59 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) perşembe günü açıkladığı verilere göre, enflasyon Mayıs’ta yüzde 0,89 arttı.

Üretici fiyat endeksi de Mayıs’ta 2020’nin aynı dönemine kıyasla yüzde 38,33 arttı.

Bu ay içinde kurlar için iki önemli tarih bulunuyor. 14 Haziran’daki Erdoğan-Biden görüşmesi ve oradan gelecek açıklamaların ardından 17 Haziran’da yapılacak PPK toplantısı ile piyasaların yönünü belirleyecek, 2021 Haziran ayı Merkez Bankası faiz kararları açıklanacak.

DW,ANKA /MK,HT

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Türkiye’nin Karadeniz’de yeni doğal gaz keşfini açıklaması bekleniyor

Türkiye’nin geçen yıl Karadeniz’de 405 milyar metreküplük gaz bulunduğu açıklamasının ardından bugün de yeni bir doğal gaz keşfini açıklaması bekleniyor. 

Bloomberg konuyu takip eden kaynaklara dayandırdığı haberinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün Zonguldak’ta Karadeniz’deki Amasra-1 kuyusunda ciddi miktarda doğal gaz tespit edildiğini açıklayacağını duyurdu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hafta başında katıldığı TRT yayınında Cuma günü Zonguldak’ta, Karadeniz’in Kuzey Sakarya Sahası’nda yer alan arama kuyusu Amasra-1’de devam eden petrol ve doğal gaz arama çalışmaları hakkında “müjde vereceğini” belirtmiş, “Oradan Kanuni Sondaj Gemisi’yle bağlantımızı kuracağız ve bağlantıyla beraber de bunları açıklamış olmama rağmen tekrar oradan açıklamamızı inşallah yapacağız” demişti.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, yaptığı paylaşımda, saat 18.00’e işaret etti.

Türkiye, son yıllarda kıyılarında petrol ve gaz arama çalışmalarını hızlandırdı. Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri, AB üyeleri Yunanistan ve Kıbrıs ile gerilime neden oldu. Türkiye Sakarya gaz sahasındaki faaliyetlerini de sürdürüyor. Burada açılması planlanan 30 kuyu ile 2026’dan itibaren yılda 15 milyar metreküp gaz üretileceği de tahmin ediliyor.

Ankara şu anda yılda tükettiği 50 milyar metreküp gazın neredeyse tamamını ithal ediyor. Yetkililer, yerli üretimin ülkenin gaz talebini yüzde 60 oranında artırarak 2030 yılına kadar yılda 80 milyar metreküpe çıkarmasını hedefliyor. Keşiflerin ayrıca Türkiye’nin daha ucuz gaz ithal etmesine hizmet etmesi amaçlanıyor.

DW,Reuters/ MK,HT

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Koronavirüs Avrupa’da üst düzey yöneticilerin maaşlarını düşürdü

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını, yüksek kazançları sıkça tartışılan Avrupalı üst düzey yönetici ve genel müdür maaşlarını da olmusuz etkiledi.

Avrupa’nın en önemli şirketlerinin üst yöneticilerinin kazancı son on yılın en düşük seviyesine geriledi.

Borsada işlem gören Avrupalı en büyük şirketlerin yer aldığı Stoxx Europe 50’den ve Euro kullanılan 12 ülkenin en değerli şirketlerinden 62 grubun üst düzey yöneticilerinin kazançları geçen yıl, bir önceki yıla oranla ortalama yüzde 12 düştü. Hkp danışmanlık şirketi tarafından yapılan son araştırmada, farkın 5 milyon 310 bin euroya karşılık geldiği belirtildi.

Üst düzey yöneticilerin aldığı doğrudan ödemelerin -yani sabit maaş, kısa ve uzun vadeli ikramiyelerin- sadece ortalama yüzde 30’unun kâr bağlantılı olması, aslında kayıplarını sınırlı tutuyor. Korona yılı olarak tanımlanan 2020’de şirketlerin kazançları neredeyse yarıya düştü.

Hkp danışmanlık şirketinin araştırmasına göre, üst düzey yöneticilerin en büyük kaybı yüzde 27 düşüşle yıllık ikramiyelerinde oldu. Ancak özellikle Fransa ve İspanya’da üst düzey şirket yöneticilerinin maaşlarının bir bölümü ve ikramiyelerden gönüllü feragat etmesi de popüler bir uygulamaydı ve kazanç kaybı ortalamasını artırdı. Araştırmaya göre, salgından en çok etkilenen tüketim malları sektörünün CEO’larının yüzde 31’i farklı biçim ve boyutta kazançlarından feragat etti. Ancak salgının kârlı sektörleri; bilişim ve sağlık alanında faaliyet gösteren şirketlerin yöneticilerinin kazancıysa arttı.

2019’un en çok kazanan iki Avrupalı CEO’su 2020’de de aynı kaldı: Amerikan-Alman ortaklığındaki endüstriyel ve tıbbi gaz tedarikçisi Linde’nin CEO’su Steve Angel’in kazancı önceki yıla göre azalarak 13 milyon 900 bin euro oldu. Angel 2018’da 16,5 milyon euro kazanmıştı.

Ancak önceki yıllardan ikramiyeleriyle birlikte hesabına geçen yıl 50 milyon eurodan fazla ödeme yapıldı.

Avrupa’nın en çok kazanan ikinci yönetici ise 13 milyon euroluk doğrudan ödemelerle yine Roche CEO’su Severin Schwan oldu.

ABD’deyse Dow-Jones’ta yer alan şirketlerde görevli üst düzey yöneticilerin yıllık ortalama kazançları 17,7 milyon euro seviyesinde. Burada başı 38,8 milyon euro kazanç ile Microsoft CEO’su Satya Nadella çekerken, McDonalds’s CEO’su Chris Kempczinski 9,2 milyon euroluk yıllık kazancıyla en az kazanan Dow-Jones şirketi yöneticisi konumunda.

Reuters/ MK,HT

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Mayıs ayı enflasyon verileri açıklandı

17 gün tam kapanma tedbirlerinin uygulandığı Türkiye’de Mayıs ayına ilişkin enflasyon verileri açıklandı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Mayıs ayında tüketici fiyatları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16,59 arttı. Bir önceki aya göre de yüzde 0,89 artış kaydedildi.

Enflasyonun geçici ya da bir defaya mahsus etkilerden arındırılmış kalıcı kısmı olan çekirdek enflasyon ise yüzde 16,99 oldu.

Üretici fiyat endeksi de Mayıs’ta 2020’nin aynı dönemine kıyasla yüzde 38,33 arttı.

En düşük artış alkollü içecekler ve tütün grubunda

TÜİK verilerine göre, mayıs ayında üretici enflasyonu ile tüketici enflasyonu arasındaki makas 21,74 puanla rekor seviyeye ulaştı.

Yıllık en düşük artış yüzde 2,90 ile alkollü içecek ve tütün grubunda oldu. Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu diğer ana gruplar sırasıyla, yüzde 5,75 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 8,07 ile haberleşme ve yüzde 10,05 ile eğlence ve kültür oldu.

Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 28,39 ile ulaştırma, yüzde 21,79 ile ev eşyası ve yüzde 19,30 ile sağlık oldu.

Türkiye’de Mayıs ayının ilk 17 günü salgınla mücadele kapsamında tam kapanma tedbirleri uygulandı. Bu kapsama çok sayıda mal ve hizmet satışı noktası kapalı kaldı, talepte de gerileme izlendi. Uzmanlar tam kapanma tedbirlerinin enflasyon üzerinde etkili olabileceğini belirtimişti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu Mayıs ayında enflasyonun bir miktar gerileyebileceğine işaret etmişti.

Nisan’da tüketici fiyat endeksi yıllık yüzde 17,14 artışla 2 yılın en yüksek seviyesine yükselmişti.

DW / MK,HT

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Şahap Kavcıoğlu’ndan faiz açıklaması

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, “Enflasyonda yüzde 5 hedefi yakalanana kadar politika faizinin, gerçekleşmiş ve beklenen enflasyonunun üzerinde oluşacağını” dile getirdi.

Yatırımcılarla yaptığı video konferansta değerlendirmelerde bulunan Kavcıoğlu, “İktisadi faaliyet güçlü seyrini sürdürdü. Ekonominin yeniden dengelenmesini sağlayacak bir iç talep ve kredi büyümesi için sıkı para politikası gerekiyor” dedi.

Senenin üçüncü çeyreğinin sonu, dördüncü çeyreğin başı döneminde enflasyonda belirgin bir düşüş olacağını ifade eden TCMB Başkanı, “Sadeleştirilmiş operasyonel para politikası çerçevesini koruyacağız. Piyasalardaki erken gevşeme beklentisinin ortadan kalkması gerekiyor. Merkez Bankası fiyat istikrarı amacına bağlıdır” söyleminde bulundu.

Erdoğan’ın faiz açıklaması sonrası dolar yükseldi

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün akşam TRT’de yaptığı açıklamada “Bugün de Merkez Bankası Başkanımızla görüştüm. Bizim bir defa faizleri düşürmemiz şart” ifadesini kullanmış ve bu ifadelerin ardından dolar yükselişe geçmişti.

Dolar/TL’nin bir önceki rekoru 8,61 seviyesiydi. Bugün sabah saatlerinde ise dolar 8,65 seviyesinden işlem gördü. Euro/TL de gece 10,60 seviyesiyesini gördükten sonra hafif bir düşüşle sabah 10,56 seviyesinden işlem gördü.

DW / ET,HS

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle