“Salgınla mücadele için mali kaynak yok”

Türkiye’de ilk COVID-19 vakasının duyulmasının ardından hükümet alınan sağlık önlemlerini ve ekonomik tedbirleri peyderpey açıklamaya devam ediyor. Sağlık tedbirleri hemen hemen her gün güncellenirken ekonomik önlemlere ilişkin ise 100 milyar TL hacmindeki tek destek paketi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 16 Mart’ta açıklandı.

Ancak Erdoğan’ın toplumun en kırılgan kesimlerine yeni bir sosyal paket açıklaması beklenirken Pazartesi akşamı kabine toplantısı sonrasında başlattığı yardım kampanyası tartışmalara yol açıyor.

“AKP barutunu tüketti”

Salgına Türkiye ekonomisinin zorda yakalandığını belirten ekonomist ve yazar Mustafa Sönmez’e göre diğer ülkeler gibi sosyal paket açıklamak için maliyenin müsait olması gerekir.

“Bütün dünya bunu göze alırken AKP bunu niye yapmıyor? Çünkü AKP, 2018-19’da barutunu tüketti. 2018’deki kriz daha derinleşmesin diye Hazine kaynakları tüketildi” diyen Sönmez, hükümetin şimdi yapabileceği tek şeyin yeniden bütçe açığını göze almak olduğunu söylüyor.

Sönmez, “Bunun için borçlanmak, tahvil çıkarmak ve çıkardığı tahvilleri Merkez Bankası’na vermek lazım. Merkez’in de karşılığında para basması gerekir. Bundan öte çıkar yol yok” şeklinde sözlerini sürdürüyor. 

Türkei Mustafa Sönmez, Wirtschaftswissenschaftler

Mustafa Sönmez

Türkiye salgına hazırlıksız yakalandı

Türkiye salgına çift haneli enflasyon, yüzde 13,7 gibi Cumhuriyet tarihinin ikinci büyük işsizlik oranı, yüzde 3’lük bütçe açığı, 172 milyar dolarlık borç geri ödemesi ve düşük Merkez Bankası rezervleriyle yakalandı.

Korona salgını ekonomiyi tehdit eden boyuta ulaşmadan önce de Türkiye ekonomisinin makro göstergelerinin, özellikle bütçe açığının ciddi tırmanma eğiliminde olduğunu hatırlatan Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Hayri Kozanoğlu, “Bütçe açığı artar mı, enflasyon sıçrar mı kaygılarını bir tarafa bırakarak yurttaşların en temel ihtiyaçlarını bütün kamu kaynaklarına başvurarak karşılamanın, en az insani zararla atlatmanın zamanıdır” yorumunu yapıyor.

Ekonomist Erkin Şahinöz de reel sektörün 2018’deki içsel kriz ve kur şoku nedeniyle zaten “kan ağladığını” belirterek “Bunun üzerine üretim de yapma derseniz, üretimi, ekonomiyi bitirir. Sermaye desteğini kaybeder. İşin dönüp geldiği yer kaynak yetersizliği. Hazine şu an borçlanmaya kalktığınızda talep düşük gelirse, bu sefer kura atak gelir. Bunun riskini almak kolay değil” diyor.

“Yanlış teşhis kondu”

Ekonomistlere göre, hükümet ülkenin ve dünyanın başına gelen felaketin boyutunun farkında değil ve bu salgının geçici olduğunu düşünüyor.

Prof. Kozanoğlu, hükümetin salgın krizine yanlış teşhis koyduğunu düşünen iktisatçılardan. “Bütün hastalıklarda olduğu gibi ekonomik sorunlarda da tedavi için teşhis çok önemlidir” diyen Kozanoğlu, şunları söylüyor:

“Bütün dünyada gıda, sağlık hizmeti gibi temel gereksinimlerin sağlanması birinci öncelik. Bunun için özellikle yoksullara doğrudan gelir desteği ve sosyal programlar çok yaygın uygulanıyor. Türkiye ekonomisini yönetenlerin durumun ciddiyetini kavradıklarına yönelik bir belirti görünmüyor.”

Birçok ülke yüksek bütçe açıklarını göze alarak ekonomik destek vermeyi taahhüt ederken Türkiye hükümetinin bu tercihe yanaşmaması Sönmez’e göre, dünyadaki paradigma ve oyun kurgusunun değiştiğini anlayamamış olmasından kaynaklanıyor.

Sönmez “Hükümet bunun kısa süreli bir fırtına olduğunu düşünüyor” diyor. Hükümetin şimdiden kamu maliyesi göstergelerini bozmak istemediğini, çünkü hala dışarıdan yabancı sermaye çekmeyi umuduğunu ifade eden ekonomist Sönmez sözlerini “‘Bir-iki aya hava açacak.Hava açtığında çok dağıtmış olmayalım’ diyorlar. O nedenle elden geldiği kadar top çeviriyorlar. Oysa fırtına koptu, dünya başka bir boyuta geçti, hala farkında değiller. Hala eski senaryoyu oynuyorlar, halbuki senaryo ve kurgu değişti” diye sürdürüyor.

Prof. Kozanoğlu, başlatılan yardım kampanyası için de “Bir tarafıyla büyük bir çelişkiyi yansıtıyor. Çünkü ne kadar güçlü olduğumuz diğer ülkelerden olumlu ayrıştığımız, İspanya dahil birçok ülkeye malzeme yardımı yaptığımız, güçlü altyapıya sahip olduğumuz vurgulanırken öte yandan yardıma muhtaç olan yurttaşlardan para yardımı isteniyor” görüşünü dile getiriyor.

Aslı Işık

©Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

İstihdam koronavirüs yüzünden tehdit altında

Koronavirüsün yol açtığı COVID-19 salgınına karşı tüm dünyada hükümetler sağlık tedbirleriyle eş zamanlı olarak ekonomik kayıpları önlemek için ekonomik ve sosyal tedbir paketleri açıklıyor. Türkiye’de de bu çerçevede 100 milyar TL hacminde bir ekonomik tedbir paketi hazırlandı. Ancak Türk hükümetinin açıkladığı pakette ücretliler ve kayıt dışı çalışanlara yönelik yeterli önlem olmaması eleştirilere yol açıyor.

Dar gelirli kesime yönelik de en düşük emekli maaşının bin 500 TL’ye çıkarılması ve 2 milyon aileye biner TL’lik gelir desteği açıklandı. Ancak  sosyo-ekonomik durumu kırılgan kesimlere yönelik başka bir önlemin bulunmaması da tartışmalara yol açıyor.

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Sosyal Politikalar Araştırma Merkezi (SPM) Direktörü Prof. Dr. Serdar Sayan’a göre paket istihdam koruma destekleri konusunda yetersiz, kayıt dışı istihdam ve yoksullukla mücadele konusunda ise sessiz.

“İşsiz sayısı 2 milyonu bulabilir”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), işsizlik ve istihdam kayıplarına ilişkin son verileri geçen hafta açıklamıştı. Buna göre Türkiye’de küçük işletmeler, kendi adına çalışanlar, ücretliler dahil 28 milyon 80 bin kişi istihdamda.

2019 yılında ise bir önceki yıla kıyasla 658 bin kişilik istihdam kaybı kayıtlara geçerken iş aradığı halde iş bulamayanların sayısı ise 4 milyon 469 bine çıkmıştı. Rakamlara göre işsizlik bir önceki yıla göre geçen yılın tümünde 932 bin kişi arttı ve bir önceki yıl yüzde 11 olan işsizlik oranı 2019’un sonunda yüzde 13,7’ye çıktı. Türkiye’de Cumhuriyet tarihinin en yüksek işsizlik oranı ise 2009’da kaydedildi. Bu tarihte tespit edilen işsizlik oranı yüzde 14,8.

“Korona gelmeden önce de ciddi bir işsizlik sorunu vardı” diyen Sayan, “Bu salgın işsizlik sorununa tüy dikmiş oldu. Mevcut işsizlerin yarısı kadar daha yeni işsiz beklenebilir. İşsiz sayısı 2 milyonu aşabilir, dolayısıyla işsizlik oranı yüzde 20’yi geçebilir” öngörüsünde bulunuyor. Sayan’a göre Türkiye, salgına işsizlik açısından kötü bir zamanda yakalandı.

ILO: İşsiz sayısına 2,5 milyon daha eklenecek

Öte yandan dünyada ve Türkiye’de bilim insanları salgının yaratacağı istihdam kayıpları üzerine bilimsel çalışmalara başladı. Dünya Çalışma Örgütü (ILO) kısa bir süre önce dünya geneline ilişkin rakamlar verdi. Buna göre salgının istihdam üzerindeki negatifi etkisi 2009 krizini geçecek. O dönem 22 milyon olan işsiz sayısının salgın sonrası dünya genelinde 25 milyon olması bekleniyor.

İstihdam kaybı nasıl olacak?

Türkiye’de salgını önlemeye yönelik alınan tedbirlerin istihdam üzerine etkilerini araştıran bilim insanlarından biri de Bilim Akademisi ve ODTÜ İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Taymaz.

Kayıt dışı çalışanların yoğun olduğu sektörlerden biri de tarım

Kayıt dışı çalışanların yoğun olduğu sektörlerden biri de tarım

Taymaz bu çalışmasında tedbirlerin sektörlere katma değer ve istihdam kayıpları açısından etkilerini ilk kez rakamlarla ortaya koydu. Taymaz’ın araştırmasına göre salgından en çok konaklama ve yiyecek hizmetleri, seyahat acenteleri, tur operatörleri, yaratıcı sanatlar, eğlence sektörü, spor, kültürel hizmetler ve havayolu taşımacılığı gibi branşlar etkilenecek.

Taymaz’ın hesaplamalarına göre toplam istihdam kaybı yüzde 13,4 gibi bir orana ulaşabilir. Taymaz, en iyimser tahminle Türkiye’de 1 milyon 851 bin çalışanın işsiz kalacağını tahmin ediyor.

Araştırmada en çok istihdam kayıbının 717 bin kişi ile faaliyetleri kısıtlanan konaklama ve yiyecek sektöründe yaşanacağına dikkat çekiliyor. Perakende ticarette 595 bin kişi, tekstil, giyim eşyasında 338 bin kişi, seyahat, tur hizmetlerinde 32 bin kişi işini kaybetmesi söz konusu olabilir. Bu sektörlerin yanı sıra güvenlik, peyzaj, büro hizmetlerinde 67 bin, toptan ticarette 62 bin kişi ve kara taşımacılığı/boru hattı hizmetlerinde ise 40 bin kişi işini kaybedebileceği belirtiliyor.

“İşten çıkarmalar yasaklansın”

İşçi sendikaları istihdam kayıplarının önüne geçmek için işçi çıkarmanın yasaklanmasını talep ediyor. Ancak hükümetten bu talebe şimdilik bir yanıt yok. Ekonomist Erkin Şahinöz, bunun nedenini, “Üretim, reel sektör tarafı 2018’den bu yana zaten kan ağlıyor. Bunun üzerine üretim de yapma derseniz, sermaye desteğini kaybedersiniz” diye açıklıyor.

Şahinöz, piyasalarda şokun sonucunun işsizlik oranlarını belirleyeceğini belirterek “Piyasalarda kimin zombi kimin canlı olduğu belli değil. Londra’daki hangi fonun battığı belli değil, Hazine borçlanmasına talep düşük gelirse, kur atağı riskini göze almak zorundasınız” diye konuşuyor.

İçişleri Bakanlığı genelgesiyle kapatılan kafe, lokanta ve hizmet sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde çalışanların ücretsiz izne zorlandığını söyleyen Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aziz Çelik,  “Çözüm işten çıkarma yasağıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürüyor:

Doç. Dr. Aziz Çelik

Doç. Dr. Aziz Çelik

“İşsizlik Sigortası Fonu’nda 130 milyar lira var. Bunun yüzde 94’ü Hazine bonosunda, bu para nakde çevrilebilir. Bu parayı nakde çevirmek istemiyorlar. Fon’daki parayla 6 ay süreyle 7 milyon çalışana asgari ücret ödenebilir.  Fon’daki parayla milyonlarca insanın kısa çalışma ödeneğinden yararlanmasını sağlanabilir.”

İşsizlik Fonu’nda kaynak olmadığı görüşüne katılmayanlardan biri de Sayan. “Acil bir şekilde istihdama odaklanmalı” diyen Sayan enflasyon, borçlanma gibi başka tüm konuların ikinci planda olması gerektiğini söylüyor.

Kayıt dışı çalışanlar için önlem yok

TÜİK verilerine göre tarımda çalışanların yüzde 87’si, tarım dışında çalışanların ise yüzde 23’ü kayıt dışı çalışıyor.

Pakette istihdama yönelik desteklerde kayıtlı istihdama odaklanıldığına dikkat çeken Sayan, “Türkiye’de 10 milyona yakın insan kayıt dışı çalışıyor. Nereden baksanız 4 milyon insan tarım dışında kayıtsız çalışıyor. Kayıt dışı çalışanlara yönelik neredeyse hiçbir destek yok. Konaklama, lokantacılık, kafeler kayıt dışılığın çok yaygın olduğu sektörler. Bunların kapanmasıyla 4 milyonluk kayıt dışı havuzunun içinden önemli sayıda insan tamamıyla korunaksız, desteksiz kaldı” diyor.

Sayan, 2 milyon aileye biner TL’lik gelir desteği olarak. 2 milyar verileceğini hatırlatarak, kayıt dışında çalışanların bir kısmının bu destekten yararlanabileceğini ama diğerlerinin bu kapsama da giremeyeceğini vurguladı. Sayan, bir defaya mahsus biner TL verilmesinin anlamlı olmadığını belirterek, “Bu desteği çalışma statüsüne bağlamak daha etkili olabilirdi. Bu para, 2 bin TL’nin altında aylık geliri olan herkese verilebilirdi. İktisat politikası kıt kaynakların dağıtılacağı alanlarda öncelikleri saptamaktır” görüşünü dile getirdi.

Aslı Işık

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Alman otomotivine korona darbesi

Otomotiv sektörünün önde gelen uzmanlarından Prof. Ferdinand Dudenhöffer, koronavirüs krizinin ardından Alman otomotiv sektöründe 100 binden fazla kişinin işine son verilebileceği öngörüsünde bulundu. Sektörün ürettiği araçlara yönelik talebin bu yıl içinde yüzde 15 azalacağının tahmin edildiğini belirten Dudenhöffer, daha önce yaşanan küresel mali krizden elde edilen deneyimler ışığında değerlendirme yapıldığında, otomotiv sektörünün korona krizini tam anlamı ile atlatmasının on yıldan fazla sürebileceğini ifade etti.

Ferdinand Dudenhöffer

Ferdinand Dudenhöffer

“Her sekiz kişiden biri işinden olacak”

Duisburg-Essen Üniversitesi İşletme ve Otomotiv Ekonomisi Bölümünde Prof. Dudenhöffer sektörel araştırmasında, Alman otomotiv markalarının depolarında, toplam 1,3 ile 1,7 milyon araçlık stoğunun bulunduğunu ve hiçbir şirketin kullanmadığı üretim kapasitesini yıllarca taşıyamayacağını vurguladı. Dudenhöffer, bu sebeplerden dolayı, “iyimser bir tahminle” şu an otomobil üreticisi firmalarla, onların yan sanayinde çalışan yaklaşık 830 bin kişiden en az 100 bin kişinin işine son verileceği öngörüsünde bulundu.

Talep küresel bazda çok düşecek öngörüsü

Almanya otomotiv sanayinin ürettiği yıllık otomobil rakamı, 2019’da bir önceki yıla göre yaklaşık 400 bin azalarak 4,7 milyon otomobile düşmüştü. Prof. Dudenhöffer satış oranlarının bu yıl Almanya’da yüzde 15, Çin’de yüzde 20, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yüzde 25 ve İtalya’da yüzde 30 azalacağını tahmin ediyor. Bu öngörüler baz alındığında da Almanya’nın, “yine iyimser bir tahminle” en fazla 3,8 milyon, “kötümser bir tahminle” de 3.4 milyon araç üreteceğini belirten Dudenhöffer, sorunun tedarik zincirindeki aksaklıklar değil, açık bir şekilde azalan talep olduğunu ifade ediyor. Prof. Ferdinand Dudenhöffer’e göre sektörün içine gireceği krizin şiddetini azaltmak için hükümet katma değer vergisini kaldırmalı ya da negatif katma değer vergisi uygulamasına geçmeli.

dpa / ET,JD

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

IMF Başkanı: 2009’daki finans krizinden daha kötüsü bekleniyor

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, dünyayı saran yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle küresel ekonominin büyük sıkıntıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. “Resesyona girdiğimiz çok açık” diyen Georgieva, 2009’daki küresel finans krizinden daha kötü bir süreç beklendiğini kaydetti.

IMF Başkanı Georgieva, Uluslararası Para ve Finans Komitesi (IMFC) ile yaptığı video konferansın ardından yazılı bir açıklama yaptı.

Georgieva, dünya genelinde ekonomik faaliyetlerin aniden durmasıyla, gelişen piyasalar için gereken mali desteğin toplamda 2,5 trilyon dolar olarak tahmin edildiği söyledi.

Koronavirüs salgınının başlamasından bu yana şimdiye kadar 80 ülke IMF’den acil yardım talebinde bulundu.

Son haftalarda 83 milyar dolardan fazla sermaye çıkışına uğrayan gelişmekte olan ülkelerin bu durumla başa çıkabileceğini belirten Georgieva, ancak çoğunun iç kaynaklarının yetersiz olduğunu ve yüksek borç yükü içinde olduğunu vurguladı.

Georgieva gelişmekte olan ülkelerin kendi rezervlerinin bu krizi atlatmakta yetersiz kalacağını ifade etti.

Georgieva, IMF yönetiminden acil durumlarda hızlı bir şekilde dağıtılan 50 milyar dolarlık fonun artırılması talep ettiğini de bildirdi.

IMF Başkanı, Perşembe günü katıldığı G20 lider zirvesinde, küresel likiditenin artırılması ve en yoksul ülkelerin borç yükünün hafifletilmesiiçin G20 ülkelerinin desteğini istemişti. 

AFP/GY,JD

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

İtalya koronavirüs nedeniyle fabrikaları da kapattı

Avrupa’nın yeni tip koronavirüs salgınından en çok etkilenen ülkesi olan İtalya, salgınla mücadelede yeni bir adım atarak ülkedeki fabrikaları da kapatmaya karar verdi. Böylece İtalya, pandemi nedeniyle fabrikalarını da kapatan ilk gelişmiş Batı ülkesi oldu.

Sokağa çıkma yasağı ilan edilmesinin üzerinden iki haftayı aşkın süreyi geride bırakan İtalya’da hükümet, hayati olmayan ticari faaliyetler için geçerli olan kapatma kararını ağır sanayiyi de kapsayacak biçimde genişletti.

Euro Bölgesi’nin üçüncü en büyük ekonomisi olan İtalya, önde gelen makine ve tekstil ihracatçılarından biri.

İtalyan Sanayiciler Konfederasyonu Confindustria, ülkedeki şirketlerin yüzde 70’inin kapalı kalmasının, milli servete 60 ila 100 milyar euro zararı olacağını tahmin ediyor. Confindustria Başkanı Vincenzo Boccia “Savaş ekonomisine giriyoruz” açıklamasında bulundu. Confindustria’ya ait iş gazetesi Il Sole 24 Ore’nin Perşembe günkü sayısında da, “Kapamaların ekonomik sonuçları aşılamaz olma riskini taşıyor. Şirketlerin devamlılığı belirsiz bir süre için durduruluyor” ifadelerine yer verildi.

Hükümetin fabrika kapama kararı ilk etapta bir haftalık süreyi kapsıyor. Ancak uygulamanın, koronavirüs salgınına yönelik önlemler kapsamında uzatılması bekleniyor.

İtalya şu an dünya genelinde koronavirüs nedeniyle en çok ölümün yaşandığı ülke konumunda bulunuyor. 74 binden fazla vakanın tespit edildiği ülkede, hayatını kaybedenlerin sayısı da 7 bin 500’ü aştı.

AP/BÜ,JD,EC

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

ABD’de işsizlik rekor kırabilir

Koronavirüs salgınının giderek yayıldığı ABD’de son bir haftada 3 milyondan fazla kişi işsizlik maaşı almak için başvuruda bulundu. ABD Çalışma Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre bir rekor olarak kaydedilen başvuru sayısı bir önceki hafta 282 bin civarındaydı. Daha önce bir haftada yapılan en fazla başvuru 695 bin ile 1982 yılında kaydedilmişti.

En fazla başvuru 378 binle Pennsylvania eyaletinden. Onu 187 binle Ohio takip ediyor.

İşsizlik oranı rekor kırabilir

İşsizlik yardımlarına yapılan başvurularının bu düzeye ulaşması, Başkan Donald Trump’ın öncelik verdiği ve ülkede uzun süredir devam eden istihdam artışının sonuna gelindiğine işaret ediyor. ABD’de işsizlik oranı Şubat ayında son 50 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 3,5’e kadar gerilemişti. 2009’daki mali kriz sırasında ise işsizlik oranı rekor düzeyde artarak yüzde 10’a ulaşmıştı. Şimdiyse bazı uzmanlar işsizlik oranının Mayıs ayına kadar yüzde 13’e kadar çıkabileceğini savunuyor.

Oxford Economics adlı yatırım şirketinden uzman ekomomist Nancy Vanden Houten, iki hafta önce imkansız görünen gelişmelerin şimdi gerçeğe dönüştüğü belirtti. Vanden Houten, “ABD ekonomisi çok büyük daralma yaşayacak ve işsizlikte şimdiye kadarki en büyük artış yaşanacak” dedi.

Fed Başkanı Jerome Powell

Fed Başkanı Jerome Powell

Fed Başkanı: Resesyon bekleniyor

ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell, ABD’nin resesyona  girebileceği uyarısında bulundu. Powell, ekonominin tamamen ne zaman canlanacağının salgının yayılmasının engellenmesiyle doğrudan bağlantılı olduğu aktardı.

Hollanda merkeli ING Grubu’ndan uluslararası ekonomi uzmanı James Knightley, koronavirüs salgını nedeniyle on binlerce işyerinin kapandığı bilinse de yine de işsizlik maaşına yapılan 3 milyondan fazla başvurunun sarsıcı olduğunu söyledi.

“Yeni mali destek paketleri gerekebilir”

Prudential Financial isimli yatırım şirketinden piyasa uzmanı Quincy Krosby ise “İşsizlik başvuruları bu düzeyde 3-4 hafta daha devam ederse ek mali desteğe ihtiyaç olacaktır” dedi.

ABD Senatosu halihazırda hükümetin hazırladığı 2 trilyon dolarlık yardım paketine onay vermişti. Söz konusu fon kapsamında ailelere 3’er bin dolarlık yardım öngörülürken işletmelere de 500 milyar dolarlık destek sağlanması planlanıyor.

ABD’de koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 1000’i aştı, vaka sayısı da 70 bine yaklaştı. Salgının en çok etkilendiği New York eyaletinde kısmı sokağa çıkma yasağı devam ediyor

rtr,AP/GY,EC,JD

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

ILO: Salgın 25 milyondan fazla kişinin işine mal olabilir

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) yeni tür koronavirüs salgını nedeniyle dünya çapında 25 milyon kişilik istihdamın yok olacağı yönündeki tahminlerini aşağı çekti. Örgüt, salgının yaratacağı istihdam krizinin çok daha büyük olacağı öngörüsünde bulundu.

ILO ‘nun 18 Mart tarihinde, pandeminin küresel ekonomik büyümeye etkisine ilişkin çeşitli senaryoları baz alan analizlerine göre, dünya çapında işsiz sayısının 5,3 milyon ila 24,7 milyon arasında olacağını öngörmüştü.

ILO’nun istihdam politikasından sorumlu departmanının direktörü Sengheon Lee, Perşembe günü Cenevre’de aynı konuya ilişkin yeni açıklamalarda bulundu. Lee, geçici işsizlik, işten çıkarmalar ve tazminat taleplerinin boyutunun ilk etapta tahmin edilenden çok daha büyük olduğunu söyledi.

Lee, “Yaşanan dev ama geçici şoku modellememize entegre etmeye uğraşıyoruz. Dalgalanmanın boyutu tahminimizden çok daha büyük” dedi. Lee, “Aşağı yönlü bir ayarlama yapmamız gerekiyor. Projeksiyon çok daha büyük olacak. Önceden tahmin ettiğimiz 25 milyondan  çok daha yüksek” diye konuştu.

2008-2009 küresel finans krizi, küresel çapta 22 milyon kişilik istihdamın kaybolmasına neden olmuştu. ILO’nun yeni tahminleri gelecek hafta yayınlanacak.

Reuters/BÜ,JD,EC

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

IMF ve Dünya Bankası’ndan yoksul ülkelerin borçlarını askıya alma çağrısı

Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, yeni tür koronavirüs salgınıyla daha iyi mücadele edilebilmesi amacıyla, hükümetlere dünyanın en yoksul ülkelerinin borç ödemelerini askıya alma çağrısında bulundu.

Çarşamba günü yayınlanan ortak açıklamada, “Dünya Bankası grubu ve IMF, şu anda dünyanın gelişmekte olan ülkelerinin rahatlatılması ve finans piyasalarına güçlü bir sinyal gönderilmesi gerektiğine inanmaktadır” denildi. İki örgüt, 20 ülkeden “tüm resmi ikili kredi sağlayıcılarının, kendilerine müsamaha gösterilmesini isteyen IDA ülkelerinden borç ödemelerini askıya alma” çağrısına destek vermelerini istedi.

Dünya Bankası ve IMF, bu ülkelerin nasıl bir finansmana ihtiyaç duydukları ve borçlarının sürdürülebilir olup olmadığını ortaya koyacak bir analiz yapılmasını da istedi.

Sözkonusu adımla birlikte, aşırı yoksulluk şartlarında yaşayan dünya nüfusunun üçte ikisinin yaşadığı ülkelere yardım edilmesi amaçlanıyor. Bu ülkelerin çoğunluğu Sahara altı Afrika’da bulunuyor.

Sözkonusu ülkelerin, zengin ülkelerce finanse edilen düşük maliyetli Uluslararası Kalkınma Birliği (IDA) fonlarına erişimleri bulunuyor. Dünya Bankası-IMF açıklamasında, “Koronavirüs salgını muhtemelen IDA ülkeleri için ciddi ekonomik ve toplumsal sonuçlar doğuracak” ifadesine de yer verildi.

Dünya Bankası’nın parçası olan IDA, dünyanın en yoksul 76 ülkesi için en önemli mali yardım kaynaklarından biri. IDA kapsamında sözkonusu ülkelere, 30 yılı aşkın sürede geri ödenmek üzere, sıfır veya düşük faizli krediler veriliyor.

AFP /BÜ,JD,EC

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Koronavirüs nedeniyle hangi ülke ne kadarlık ekonomik destek paketi hazırladı?

Koronavirüs salgınının yayıldığı hemen her ülkede ekonomi neredeyse durma noktasına geldi. Ekonomideki zararı azaltmak amacıyla pek çok hükümet şimdiye kadar toplamda trilyonlarca euro değerinde finansal teşvik programları hazırladı. Uzmanlara göre bu henüz başlangıç. İşte belli başlı ülkelerin ekonomilerini ayakta tutmak için aldığı tedbirler:

Türkiye

Ekonomisi uzun süredir çalkantıda olan ve 2018’de büyük bir kur krizi yaşayan Türkiye salgının yarattığı zararı karşılamak için 100 milyar lira (14, 3 milyar euro) değerinde teşvik paketiaçıkladı. Pakette yer alan önlemlere göre perakende, AVM, otomotiv, lojistik gibi sektörlerin muhtasar, KDV, SGK primleri altışar ay ertelendi. Nakit akışı bozulan firmaların bankalara olan borçları üç ay ertelendi. Konaklama vergisi Kasım ayına kadar ötelenirkeni ötelenirken, iç havayolu taşımacılığında ise üç ay süreyle KDV oranı yüzde 18’den yüzde 1’e indirildi.

Kurtarma paketi bugün Alman meclisi tarafından onaylandı

Kurtarma paketi bugün Alman meclisi tarafından onaylandı

Almanya

Avrupa Birliği’nde (AB) en büyük ekonomiye sahip olan Almanya Çarşamba günü 750 milyar euro değerinde teşvik paketine onay verdi.Böylelikle Almanya 2013 yılından beri ilk kez borçlamış oldu.

Başbakan Angela Merkel liderliğindeki hükümetin hazırladığı fon şirketlere 600 milyar euro değerinde kredi sağlanmasını ve sosyal yardımların karşılanabilmesi için hükümetin 156 milyar euro borçlanmasını öngörüyor. Maliye Bakanı Olaf Scholz, salgın durdurulduktan sonra bile ekonomiye destek gerekeceğini söyledi.

Fransa

Fransa Maliye Bakanlığı, şirketleri ve çalışanları desteklemek amacıyla geçen hafta 45 milyar euro değerinde yardım paketi açıklamış, bunu devamının geleceğini bildirmişti. Maliye Bakanı Bruno Le Maire 2020’de Fransa’nın borcunun Gayri Safi Yurtiçi Hasılasını (GSYİH) geçeceğini açıkladı. AB standartlarına göre bir ülke GSYİH değerinin en fazla yüzde 60’ı kadar borçlanabilir. Le Marie, koronavirüse karşı savaşın ekonomik ve finansal alanda olacağını kaydetti.

Avrupa Birliği

AB Komisyonu, borçlanma ve bütçe açığı konusunda üye ülkelerin uyması gereken kuralları gevşetti. Bu İtalya gibi ekonomik istikrarsızlığın olduğu ülkelere koronavirüsle mücadelede nefes aldırmış oldu. Avrupa Merkez Bankası ise AB üyelerine daha fazla likidite sağlamak için 750 milyar euro değerinde tahvil alım programı olan “Pandemi Acil Satın Alma Programı”nı açıkladı.

Avrupa Merkez Başkanı Christine Lagarde Euro Bölgesi'ni korumak için geçen hafta destek paketi açıkladı.

Avrupa Merkez Başkanı Christine Lagarde Euro Bölgesi’ni korumak için geçen hafta destek paketi açıkladı.

ABD

ABD Kongresi sarsıntıya uğrayan ekonominin resesyona girmesini önlemek amacıyla 2 trilyon dolar büyüklüğündeki teşvik paketinde uzlaştı.

Paket küçük işletmelere hibe, havayolları sektörüne önemli krediler ve bireyler için işsizlik yardımlarının iyileştirilmesini içeriyor. Paketin 130 milyar doları ise sağlık sistemini desteklemeye ayrılacak. Demokrat Partili Senatör Chuck Schumer, hastanelere ve sağlık kurumlarına yapılacak yardımı İkinci Dünya Savaşı Sonrası Avrupa’yı kalkındırmak için ABD’nin yürürlüğe koyduğu Marshall Planı’na benzetti. Yardım paketi Temsilciler Meclisi ve Senato tarafından Çarşamba günü resmen oylandıktan sonra Başkan Donald Trump’ın onayına gidecek.

Çin

Koronavirüsün ilk ortaya çıktığı ülke olan Çin, henüz salgının yarattığı ekonomik zararı gidermek için 2008 yılındaki finansal krizle ya da 2015’teki ekonomik durgunlukla mücadele ettiği gibi savaşmaya başlamadı. Yine de Çin Merkez Bankası, bankaların kullandırabileceği kredi miktarını toplamda 65 milyar euro artırdı ve banka rezerv gereksinimlerini düşürdü. Ayrıca bankalar ve büyük şirketler için faiz oranları düşürüldü. Hükümet de ticari kredilerin koşullarının hafifletilmesini ve mülk sahiplerinden ticari mülklerin kiralarını azaltmalarını istedi.

Uluslararası örgütler

G7 ve G20 gibi uluslararası örgütler ise salgının yarattığı ekonomik tahribata karşı henüz bir önlem programı açıklamadı. Ancak G7 maliye bakanları Salı günü yaptıkları açıklamada “güçlü ve bütünleyici” paketler üzerinde çalıştıklarını bildirdi. G20’nin benzer bir program üzerinde çalıştığı belirtiliyor.

DW/GY,JD,EC

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Piyasalar koronavirüs belirsizliğiyle düşüşte

Dünya genelinde koronavirüs vaka sayısı 330 bine yaklaşırken ülkeler hastalıkla mücadelede art arda tedbirler açıklıyor. Küresel ekonomiyi tehdit eden virüsün yarattığı belirsizlik nedeniyle yatırım araçlarında satış dalgası da artarak devam ediyor.

Avrupa borsaları bugün yüzde 4’ün üzerinde düşüşle açıldı ve hisse senetleri son 7 yılın en düşük seviyelerine indi. Almanya, Londra ve İspanya’da borsa endesklerinin düşüşte başı çektiği STOXX 600 endeksi yüzde 4.6 değer kaybetti. STOXX 600 endeksi salgının merkezinin Çin’den İtalya’ya kayması sonucu geçen ay ulaştığı rekor yüksek seviyelerden yüzde 30 düştü.

Asya borsaları koronavirüs salgınına karşı giderek daha fazla sayıda ülkenin tecrit uygulamasının ardından alınan tedbirlere rağmen dünya ekonomisinin büyük ölçekli resesyona gireceği kaygılarıyla geriledi. 

Dünya ülkeleri salgının yayılmasını önlemek için çeşitli önlemler alarak sokağa çıkma yasakları uygularken, destek paketleri açıklansa da ekonomik hayat durma noktasına geldi.

Tedarik zincirindeki tıkanma ve tüketici harcamalarındaki düşüşle birlikte analistler küresel ekonominin resesyona girdiği yorumları yapmaya başladı. Piyasalarda da salgın nedeniyle 2008 küresel finans krizinden bu yana en büyük satış dalgası yaşanıyor.

Türkiye’de Dolar/TL küresel piyasalarda koronavirüs kaynaklı dalgalanmalar nedeniyle 6,60 seviyelerinde işlem görüyor.

Reuters, AFP / SSB, HS

©Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle