Türkiye sınırın diğer tarafındaki hastalara şifa olmaya devam ediyor

Fırat Kalkanı Harekatı’yla terörden temizlenen Suriye’nin Azez ilçesinde yaşayan 56 yaşındaki Safaa Bakour, karnındaki 4 kiloluk kitle Kilis Devlet Hastanesinde yapılan ameliyatla alınarak, sağlığına kavuşturuldu.

Türkiye, düzenlediği harekatlarla terörden temizlenmesini sağladığı bölgelerde gerçekleştirdiği sağlık yatırımları ve sağladığı imkanlarla Suriyeli hastaların dertlerine de çare oluyor.

Fırat Kalkanı Harekatı ile terör örgütlerinden arındırılan Halep’in Azez ilçesine bağlı Mare beldesinde yaşayan 56 yaşındaki Safaa Bakour, verilen sağlık hizmetlerinden faydalanan Suriyelilerden sadece biri.

Bölgede Türkiye’nin verdiği destekle kurulan bir hastaneye başvuran Bakour’un yapılan tetkiklerinde karnında kitle olduğu tespit edildi.

Ameliyat edilmesine karar verilen Bakour, tedavi için Kilis’e getirildi.

Kilis Devlet Hastanesinde ameliyat edilen Bakour’un karnından 22 santimetrelik ve yaklaşık 4 kilogram ağırlığında kitle çıkarıldı.

Safaa Bakour, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle Suriye’de zor günler geçirdiğini belirtti.

Yürürken bile yorulduğunu ve karnında dayanılmaz ağrıları olduğunu ifade eden Bakour, Türkiye sayesinde sağlığına kavuştuğunu anlattı.

[Fotoğraf: AA]

“Türk devletine ve doktorlarına çok teşekkür ederim”

Türkiye’ye ve Türk halkına minnettar olduğunu dile getiren Bakour, “Türk devletine ve doktorlarına çok teşekkür ederim. Onların sayesinde iyileştim ve hiçbir sıkıntım kalmadı. Allah razı olsun, burada bana çok iyi baktılar” diye konuştu.

Bakour’un oğlu Abdurrahman Bayram da ülkesinde yaklaşık 9 yıldır devam eden iç savaşın başladığı ilk günden bu yana Türkiye’nin kendilerini yalnız bırakmadığını söyledi.

Annesinin de Türk doktorlar sayesinde sağlığına kavuştuğu aktaran Bayram, şöyle devam etti:

“Türkiye savaş mağdurlarının hep yanında durdu ve milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapıyor. İsteriz ki tüm devletler Suriye halkına Türkiye gibi insani yaklaşsın ve yardım elini uzatsın. Türkiye, Suriye’de hastaneler, sağlık ocakları, okullar başta olmak üzere birçok hizmet yaptı ve halen de yapıyor. Türkiye İslam devletlerinin annesi gibi.”

[Fotoğraf: AA]

“Kitle hastanın karnının tamamını kaplamıştı”

Üroloji uzmanı Opr. Dr. Eyüp Koluş ise pediatri, genel cerrahi, kardiyoloji, üroloji ve dahiliye uzmanlarından oluşan bir sevk komisyonun ayda bir kere gönüllü olarak Suriye’ye gittiğini söyledi.

Bu görevlendirme sırasında Bakour’un tetkiklerinden karın bölgesini tamamen dolduran büyük bir kitle tespit ettiklerini aktaran Koluş, şunları kaydetti:

“Hastanın durumu gayet kötüydü. İlk başta kan değerleri 6,5 değerlerinde ve genel durumu çok kötüydü. Hasta hemen Türkiye’ye getirilip burada başarılı bir operasyon geçirdi. Yaklaşık 4 kilogram ağırlığında kitle çıkardık. Bundan sonra rahatlıkla yemeğini yiyebildi ve ağrıları geçti.”

Koluş, hastanın hiçbir sıkıntısının kalmadığını sözlerine ekledi.

[Fotoğraf: AA]

Kaynak: AA 

Uzmanlar uyarıyor: Kahvedeki krema ve şeker oranına dikkat

Kimi kahvenin filtrelisini seviyor, kimi bol şekerli, bolca kremalı kahveleri.

Bol köpüklü, sütlü, kremalı kahveler aromasıyla damakları şenlendiriyor, tadıyla içimizi ısıtıyor. Ama bu lezzetli kahveleri tüketirken de dikkat edilmesi gereken unsurlar var.

Diyetisyen ve Beslenme Uzmanı Yeşim Ay Atik, kahve tüketirken nelere dikkat edilmesi gerektiğine dair önerileri TRT Haber’e anlattı. 

“Yağ, şeker bir sonraki öğünde dengelenmeli”

Diyetisyen ve Beslenme Uzmanı Yeşim Ay Atik:

“Aslında dikkat etmemiz gereken mevzu şu. Aslında hepsi sütten yapılıyor. İçerisine ilave olarak krema koyuluyor. Dolayısıyla biz burada kremadan dolayı yağ almış oluyoruz. Burada neye dikkat edecek içerken kişi? O günkü beslenme düzeninde o kremadan aldığı fazla yağ miktarını başka besinden kısarak denge kurabilir.”

Kremalı kahvelerin kalori oranı yüksek. Bir de üzerine şeker eklediğinde kalorisi daha da artıyor.

Diyetisyen ve Beslenme Uzmanı Yeşim Ay Atik:

“Aslında kahveden aldığımız kalorinin geliş sebebi içine giren kremadan ve içine bizlerin koyduğu ekstra şekerden kaynaklanıyor. Aslına bakarsanız son yapılan çalışmalarda üç fincan filtre kahvenin karaciğer yağlanmasına olumlu etkisinden de bahsedilmekte.”

Kremalı ve karamelli kahve içinlerin bir sonraki öğünde alınan yağ oranına dikkat etmesi gerekiyor. 

Haber: Sabahnur Sayılgan
Kamera: Tahsin Özkan

Türkiye’nin kronik hastalara yönelik programı dünyanın “iyi uygulama örnekleri” arasında

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, “Kronik Hastalara Yönelik Nakdi Yardım Programı”nın, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) “Avrupa Bölgesi 2016-2020 Tüberküloz Eylem Planı” kapsamındaki iyi uygulamaları içeren raporunda örnek gösterildiğini belirtti.

DSÖ raporunun tüberküloz hastalığının bitirilmesine yönelik hazırlandığını söyleyen Selçuk, “Bu iyi uygulama örnekleri, tüberküloz ile mücadele eden diğer ülkelerin çalışmalarına örnek olacak” ifadelerini kullandı.

“2019’un 10 ayında 4 bin 174 vatandaşımız için 31,51 milyon lira kaynak aktarıldı”

Bakan Selçuk, tüberküloz hastaları ile kızamık mikrobunun yol açtığı beyin hastalığı SSPE hastalarını kapsayan “Kronik Hastalara Yönelik Nakdi Yardım Programı” ile ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:

“Yardım programından hane içinde kişi başına düşen aylık geliri net asgari ücretin üçte ikisinden az olan vatandaşlarımız yararlanıyor. Tüberküloz ve Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) hastalarına fiziksel sağlık kayıplarının yanı sıra ekonomik ihtiyaçlarına destek olabilmek amacıyla aylık 1384 lira ödeme yapıyoruz. Ayrıca, tüberküloz hastalarına yapılan ödemeye ilaveten, tıbbi öz bakımlarını gideremeyen, yatağa bağımlı olarak yaşamlarını sürdüren veya ev yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerekliliği tespit edilen vatandaşlarımıza da ek olarak aylık 600 lira ödeme yapıyoruz. Kronik Hastalara Yönelik Yardım Programı kapsamında 2018’de 2 bin 576 kişi için 19,9 milyon lira, 2019 Ekim itibarıyla da 4 bin 174 vatandaşımız için 31,51 milyon lira kaynak aktardık.”

“Programın başarısı tescillenmiş oldu”

Türkiye’de tüberküloz ile mücadelenin başarılı sonuçlar verdiğine ve vaka sayısında düşüş yaşandığına işaret eden Zehra Zümrüt Selçuk, “Türkiye, Kronik Hastalara Yönelik Sosyal Yardım Programı’nı dünyada ilk başlatan ülke” dedi.

Selçuk, hastalığın tamamen yok edilebilmesi için hastaların sağlık hizmetlerinin yanı sıra sosyoekonomik hizmetlerle de desteklenmesi gerektiğinin altını çizerek, “Kronik Hastalara Yönelik Sosyal Yardım Programı’nın başarısı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından örnek gösterilmesiyle tescillenmiş oldu” ifadesini kullandı.

Başvuruda bulunan Tüberküloz ve SSPE hastalarının bilgilerinin Sağlık Bakanlığı sistemlerinden elektronik ortamda alındığını vurgulayan Bakan Selçuk, Türkiye’de son 17 yılda günlük geliri 4,3 doların altında olan nüfus oranının yüzde 30,3’ten yüzde 1,58’e gerilediğini ve yoksulluğun azaltılmasında sosyal yardım programlarının çok boyutlu bir perspektifle yürütüldüğünü anlattı.

Kaynak: AA

Kanserlerin yüzde 20’si sindirim sisteminde oluşuyor

Uluslarası Kanser Kontrol Örgütü’nün desteği, Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği, Onkoloji Araştırmaları Derneği ile Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü iş birliğiyle İstanbul’daki 9. Uluslararası Gastrointestinal Kanser Kongresi kapsamında basın toplantısı düzenlendi.

Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Medikal Onkoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şuayib Yalçın, sindirim sistemi kanserleriyle ilgili her türlü bilimsel gelişmenin ele alınacağı başkanlığını da üstlendiği kongreye 20’den fazla ülkeden 300’ün üzerinde bilim insanının katıldığını söyledi.

Kongrede 24 oturum, 4 uydu sempozyumu, 2 sözel bildiri oturumu ile bir kursun da yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Yalçın, son yıllarda gastrointestinal kanserler konusunda önemli gelişmeler olduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Yalçın, şunları kaydetti:

“Kanser biyolojisinin ve genetiğinin daha iyi anlaşılması ve teknolojik ilerlemenin bir araya gelmesiyle günümüzde kanser tedavisinde kemoterapiye ek olarak yeni tedavi hedefleri ve bunlara yönelik yeni biyolojik ve immünolojik tedaviler geliştirilmeye başlanmıştır. Böylelikle kişisel tedavi olanakları hızla artmaya başlamıştır. Tüm kanserlerin yüzde 20’sini sindirim sistemi kanserleri oluşturmaktadır. Bu kanserler, ülkemizde de kanser ölümlerinin de önde gelen nedenlerinden birisidir. Ülkemizde en sık kalın bağırsak kanserleri görülmektedir. Bu kanseri mide kanseri izlemektedir. Normalde sağlıklı beslenme ile korunma olanağı olan bu kanser, maalesef ülkemizde hala önemli, önde gelen bir kanser olmaya devam etmekte ve hastalar doktora geç başvurmaktadır. Özellikle erişkin yaşta demir eksekliği anemisi olan kişiler bu konuda araştırılmalıdır. Kolon kanserlerinde on önemli nokta korunmadır. Özellikle 50 yaş sonrası mümkünse her birey mutlaka tarama kolonoskopisi yaptırmalıdır. Bu yöntemle hem kanser azalmakta hem de kanser ölümlerinde düşme gözlenmektedir.”

“Erken evre yakalanan kanserde başarı oranı yüksek”

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tezer Kutluk da sindirim sistemi kanserlerin Türkiye ve dünyadaki görülme sayılarına ilişkin bilgi verdi.

Kutluk, “Bugün gelinen noktada tüm kanserlerde yaşam şansı 20-30’lardan yüzde 70’lere çıktı. Tabii kanser tek bir hastalık değil. Kalın bağırsak kanseri dediğiniz zaman erken mi geç mi yakalandığı önemli. Erken evre yakalanmış bir kanser türünde tedavi başarısı yüzde 90’ların üzerine çıkıyor. Neredeyse yüzde 100’e yakın. İleri evrelerde iş zorlaşıyor. Mide kanserinde yine erken yakalamak ve cerrahi önemli. Yemek borusu ve pankreas kanserlerinde tedavi başarıları biraz daha düşük. Çünkü bu organlarda cerrahi tedavi biraz zorluyor. Cerrahiyle tedavi edilebildiği zaman başarı oranı yükseliyor. Sonuçta tek bir rakam vermek zor ama erken yakalandığı zaman tüm kanserler için toplamında ciddi bir başarı söz konusu.” değerlendirmesinde bulundu.

Toplantıda konuşan Medikal Onkolog Prof. Dr. Ilias Athanasiadis da her geçen yıl tıpta bir anlayış değişikliği olabildiğini, bu nedenle bu tür bilimsel aktivitelerin önemli olduğunu anlattı.

Ayrıca, yeni tedavi otoritelerinin en önemlilerinden birisinin de immünoterapatik ajanlar olduğuna işaret eden Athanasiadis, yöntemin belli bir hasta grubunda gelecek dönemde hasta tedavisinde önemli bir çığır açacağını söyledi.

Medikal Onkolog Prof. Dr. Axel Grothey de kanserin global bir problem olduğunu, bunun da tüm dünyada çözülmesi gerektiğini aktararak, “Ancak bununla ilgili de değişik coğrafi bölgelerde kansere yaklaşımda ve yeni gelişen kanser tedavilerine ulaşımda problemler yaşanıyor. Ne mutlu ki Türkiye’de bunun büyük bir problem olmadığını görüyoruz. Bugüne kadar bu son yıllardaki kadar heyecanlı bir dönem olmamıştı. Son yıllarda immünoterapi ve diğer ajanların bir araya gelmesi, kişiye yönelik tedavilerin artmasıyla tedavi başarılarının çok arttığını görüyoruz. Bu nedenle bizler bu heyecanlı dönemde bu tür toplantıların olmasını da çok önemsiyoruz.” diye konuştu.

Kongre, bilimsel oturum ve panellerin ardından 8 Aralık’ta sona erdi.

Kaynak: AA 

Antalya’da robotik yöntemle organ nakli yapıldı

Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Günleri 2019 kapsamında merkez müdürü Başhekim Prof. Dr. Bülent Aydınlı başkanlığında gün içinde bir dizi organ nakli ameliyatı gerçekleştirildi.

[Fotoğraf: AA]

Merkezde ilk kez kullanılmaya başlayacak “Da Vinci” robotunun operasyonda kullanılması açılışına, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Tekin, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Mustafa Ünal ve organ nakli merkezinin kurucusu Turcer Karpuzcuoğlu ile çok sayıda sağlık çalışanı katıldı.

Akdeniz Üniversitesinde bugün yapılan ameliyatlar canlı yayınlanıyor

Açılışın ardından Hindistan’dan gelen Prof. Dr. Rajesh Ahlawat yönetimindeki cerrahlar, merkezde ilk kez organ naklinde kullanılmaya başlanan “Da Vinci” robotuyla operasyona başladı.

[Fotoğraf: AA]

“Bundan sonra rutin olarak yapılacak”

Merkezde yapılan nakil 20 ülkede canlı olarak yayınlandı. Ekipteki cerrahlar ve Prof. Dr. Ahlawat, canlı yayından gelen soruları yanıtladı.

[Fotoğraf: AA]

Prof. Dr. Ahmet Tekin, daha önce kendisinin de Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezinde eğitim aldığını anlatarak, şunları söyledi:

“Burası benim için ayrı bir öneme sahip bir yer. 2016-2017’de organ nakliyle ilgili eğitimimi bu merkezden aldım. O tarihten bu yana hastanede çok büyük gelişmeler olmuş ve çok güzel bir organ nakli merkezi haline gelmiş. Organ nakli merkezinde Hintli bir cerrah tarafından ilk kez robotik yöntemle organ nakli yapılıyor. Ülkemizde tek tük yapılıyor ama bundan sonra rutin olarak yapılacak. Burada yapılan ameliyat canlı olarak internetten izlenebiliyor ve bu da ülkemizin sağlık alanında iyi gelişmelerini gösteriyor.” 

Kaynak: AA

Akdeniz Üniversitesinde bugün yapılan ameliyatlar canlı yayınlanıyor

Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Günleri’ne özel olarak, bugün canlı yayınla ameliyatlar yapıyor.

Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Günleri kapsamında, Organ Nakli Merkezi Müdürü Başhekim Prof. Dr. Bülent Aydınlı başkanlığında, Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezinde gün içinde bir dizi organ nakli ameliyatı yapılacak.

[Fotoğraf: AA]

Farklı tekniklerle gerçekleştirilen ameliyatlar, etkinlik kapsamında, 20 ülkeden canlı takip edilebiliyor.

Prof. Dr. Aydınlı, sabah saatlerinde başlayan ameliyatlara, yurt içi ve dışından hekimlerin katıldığını, hekimlerin hepsinin ayrı tekniklerle ameliyat yaptığını söyledi.

[Fotoğraf: AA]

Farklı 8 ameliyat gerçekleştirilecek

Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde 37 yıldır organ nakli ameliyatlarının yapıldığını anlatan Aydınlı, şöyle konuştu:

“Akdeniz Üniversitesi, organ naklinde marka bir isim, özellikle böbrek naklinde kamu üniversiteleri arasında ilk sırada yer alıyor. Böyle olunca elimizdeki imkanları, bilgileri diğer ekiplerle paylaşmak için canlı yayın yaptık. Bugün toplamda 4 verici, 4 alıcı olmak üzere 8 ameliyat gerçekleştirilecek ve öğleden sonra Antalya’da robotla böbrek nakli ameliyatı yapılacak. Ameliyatlarda yüze yakın ekip, elini taşın altına koydu.”

[Fotoğraf: AA]

İnternet üzerinden canlı yayınla yapılan ameliyatların, ülkenin tanıtımına da katkı sağladığını belirten Aydınlı, ellerindeki imkanlarla hastalara en iyi hizmeti vermeye çalıştıklarını söyledi.

Kaynak: AA

Sağlıkta robot muayenesi dönemi 2020’de başlayacak

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Türk Girişimci ve İş Adamları Konfederasyonu (TÜRKONFED), Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) ve Cool Reklam iş birliğiyle bu yıl üçüncüsü düzenlenen İstanbul Ekonomi Zirvesi’nde konuşan Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci, sağlık-ekonomi ilişkisinden ve Türkiye’nin sağlıkta geldiği son noktadan bahsederek, sağlıkta erişilebilirlik problemini çözdüklerini söyledi.

Türkiye’de hastalıklar konusunda yaşanan vakalardan bahseden Birinci, “Şu an Türkiye, dünyada obezitede sondan ikinci sırada, inanılmaz bir diyabet artışı var. Son 3 yılda kadınlarımız ortalama 2 kilogram, erkeklerimiz ortalama 1,5 kilogram ağırlıklarını artırmış durumdalar. Ciddi bir sağlık sorunuyla karşı karşıyayız. Aslında kronik hastalıkları besleyen obezite önümüzde ciddi bir risk olmaya başladı.” diye konuştu.

Birinci, teknolojinin sağlığın işini kolaylaştırdığını ama bir taraftan da hareketsiz yaşamı artırarak sağlık risklerini tetiklemeye başladığını anlattı.

Dünyada en çok konuşulan sağlıkla ilgili sıkıntılardan birisinin hekim hataları olduğunu bildiren Birinci, sağlıkta robotik uygulamaların ve yapay zekanın kullanılması konusunda sağlanan ilerlemelerden bahsetti.

“Sağlıkta yüksek memnuniyet yakaladık”

Birinci, sağlık sektöründe teknolojik anlamda yaşanan küresel ilerlemelere değinerek, “Bugün Türkiye, bu büyük değişimde en az sarayla en yüksek memnuniyeti yakalamış ve harcadığı paraya göre dünyada memnuniyeti en yüksek noktaya gelmiş durumda.” ifadelerini kullandı.

Bu memnuniyeti OECD ortalamasının neredeyse yarısına yakın hekimle yakaladığını dile getiren Birinci, bu noktadaki eksikliklerini yapay zeka ve robotlarla giderebileceklerini anlattı.

Birinci, gelecek yıl küresel anlamda sağlıktaki taleplerin yüzde 20’sinin sadece yapay zeka araçlarıyla karşılayabileceğinin düşünüldüğünü kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Biz de buna yönelik projeler yapıyoruz. Zannediyorum 2020’nin haziran-temmuz ayları gibi, artık herhangi bir doktora gitmeden önce sizi bir robot muayene edecek ve hangi hastalıklarınızın olduğunun ilk 5 tanısını koyacak, hangi branşa gitmeniz gerektiğine karar verecek. Belki en büyük portallerden birisine sahip olacağız. Yapay zeka araçları bazı alanlarda hekimlerden çok daha hızlı ve daha doğru teşhiste bulunuyor. Bu alanda küresel yatırımlar da söz konusu.”

Yerli ilaç ve tıbbi cihaz üretiminin avantajı

Birinci, her saniyede 127 cihazın internete bağlandığını kaydederek, nesnelerin internetinin her yıl bir önceki yılı ikiye katladığını söyledi.

Türkiye’nin sağlıkta kullandığı tıbbi cihazların ithalatında son yıllarda azalma olsa da bu alanda yüzde 80’lik yabancı hakimiyeti olduğunu dile getiren Birinci, hem bu alanda hem de ilaç üretiminde ciddi fırsat bulunduğunu anlattı.

Birinci, Türkiye’de sağlıkta internetin kullanımından bahsederek, “İnsanların yüzde 47’si webden ve mobilden doktor sorgusu yapıyor. Yüzde 38’i hekim ve hastane araştırmasını internetten yapıyor. Ülkemizde hastane randevularının yüzde 77’si internetten alınır hale geldi. ” dedi.

Kaynak: AA

Kremalı kahvelerdeki şekere dikkat

İngiltere merkezli yardım kuruluşu “Action on Sugar”ın yaptığı araştırma çerçevesinde, dünyaca ünlü bazı kahve zincirlerindeki 200’den fazla sıcak kahve incelendi.

Araştırmaya konu olan bazı kremalı sıcak kahvelerin bir kısmı sadece belirli dönem veya özel günlerde satışa sunuluyor.

İçinde bolca şeker bulunan bu kahvelerin bir kısmının inek sütü yerine vegan dostu alternatiflerinden yapıldığı belirlenen araştırmada, kahveseverlerin vegan seçeneklerin daha sağlıklı olduğunu düşünerek bu içecekleri tercih edebildiği vurgulandı.

Araştırmada ele alınan sıcak kahvelerden içinde en çok şeker olanı ABD merkezli kahve zinciri Starbucks’ın karamel sıcak çikolatası.

Yulaf sütüyle, 591 mililitrelik bardağa yapılan ve üzeri kremşantiyle süslenen karamel sıcak çikolata’da 23 çay kaşığı şeker var.

İçindeki şeker miktarı 3 kutu koladaki şekere eş değer olan karamel sıcak çikolatanın kalorisi ise 758.

İkinci en çok şeker içeren kremalı sıcak kahve ise İngiltere merkezli kahve zinciri Caffe Nero’nun tuzlu karamel sıcak çikolatası.

Yağsız sütle 470 mililitrelik bardakta hazırlanan ve 503 kalori olan bu içecekte 15 çay kaşığı yani yaklaşık 60 gram şeker bulunuyor.

En çok şekerli 3. sıcak kahve ise Starbucks’ta yulaf sütüyle 591 mililitrelik bardağa yapılan zencefil kurabiyeli lattede 14 çay kaşığı şeker var ve bu kahve 523 kalori.

Kaynak: AA

Dicle Üniversitesi çocuk sahibi olamayan dar gelirli ailelere umut olacak

Diyarbakır’da Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde kurulumu tamamlanan, son teknoloji ile donatılan özel hastane konforunda hizmet verilecek tüp bebek merkezinde sadece Diyarbakır değil, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden başvuracak dar gelirli çiftlerin çocuk hasretinin sona erdirilmesi hedefleniyor. Rektör ve aynı zamanda kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Prof. Dr. Talip Gül yaptığı açıklamada, bu ay hizmete açılacak merkezin, bebek hasreti çeken çiftlerin düşük maliyetle bebek sahibi olmasını sağlayacağını söyledi.

“Tüp bebek merkezi umut merkezi olacak”

Tüp bebek merkezi açılması için rektör olmadan önce de çalışmalar yürüttüğünü, bu hizmeti Diyarbakır’a kazandırmanın mutluluğunu yaşadığını dile getiren Gül, “Tüp bebek, evli çiftlerden çocuk sahibi olamayanlar için alternatif tedavi yöntemidir. Diyarbakır’da sadece özel hastane ve merkezlerde tüp bebek tedavisi uygulanıyor. Bu tedaviye ihtiyaç duyan çiftler için bu merkezi kurmaya karar verdim. Sağlık Bakanlığı ile görüşerek proje izni aldık, daha sonra altyapısını oluşturduk.” diye konuştu.

Gül, özel hastanelerde ve merkezlerde bu tedavinin maliyetinin yüksek olduğunu, bu nedenle çoğu ailenin bu tedaviden faydalanamadığını ifade ederek “Öyle hastalar var ki tüp bebekten başka bir yöntemle çocuk sahibi olamıyor. Tüp bebek merkezi bu çiftler için çok önemli bir umut merkezi olacak. Kadromuzu tamamladık. Bu ay içerisinde hizmete açılacak.” dedi.

Gül, hasta kabulü ile ilgili bir sınırlamalarının olmadığını, ilk dönemde ayda 60 hasta ile başlayacaklarını ilerleyen dönemde ayda 500 hastaya ulaşmayı hedeflediklerini kaydetti.

Kaynak: AA

Türkiye sigarada ‘düz paket’ uygulamasını hayata geçiren 7’nci ülke oldu

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Tütün Kontrolü Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Nazmi Bilir yaptığı açıklamada, bugün başlayan sigarada düz ve standart paket uygulamasına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılan düzenlemeyle sigara başta olmak üzere tütün mamullerinde düz ve standart paket uygulamasına geçildiğini belirten Bilir, bunun tütün ve tütün ürünlerinin kullanıma ilişkin yürütülen mücadelede çok önem taşıdığını vurguladı.

Bilir, zararlı etkileri 1950’li yıllardan itibaren ortaya konan sigara kullanımını azaltmaya yönelik çeşitli uygulamaların hayata geçirildiğini hatırlatarak, “Bu uygulamalar, önceleri tütün ürünlerinin reklamı ve tanıtımının, kapalı ortamlarda sigara kullanımının yasaklanması şeklinde olurken, geçtiğimiz yüzyılın sonlarına doğrudan tütün ürünleri paketleri üzerine uyarı mesajları ve resimler basılması şeklinde ilerledi.” diye konuştu.

“Sigara paketleri, tütün endüstrisinin tanıtım ve reklam yaptığı yerler”

Sigara paketlerinin öteden beri tütün endüstrisinin tanıtım ve reklam yaptıkları yerler olduğuna dikkati çeken Bilir, şunları kaydetti:

“Endüstrinin tütün ürünleri paketlerini bu amaçla kullanmasının önüne geçebilmek amacı ile sigara paketleri ile ilgili son düzenleme olarak ‘düz paket’ uygulaması başlatıldı. İlk olarak Avustralya’da 2012 yılında uygulamaya giren düz paket, tütün endüstrisinin büyük tepkisini çekti ve endüstri tarafından yargı süreci başlatıldı. Yargı sürecinin sona ermesinden sonra diğer ülkelerde de uygulamaya geçildi. Bu kapsamda 2017 ve 2018 yıllarında Fransa, İngiltere, Norveç, İrlanda ve Yeni Zelanda’da tütün ürünlerinin düz paket içinde satılması uygulaması başladı.

Türkiye’de de 15 Kasım 2018 tarihinde 4207 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle tütün ürünlerinin satışında düz paket uygulamasına geçilmesi kararlaştırıldı. Konu ile ilgili olarak 1 Mart 2019 tarihinde yayınlanan Yönetmelik ile uygulamanın ayrıntısı belirtildi. Bu şekilde Türkiye, dünyada düz paket uygulamasını başlatan ülkeler sıralamasında 7’nci oldu.”

“Sağlık ve ekonomik açıdan kazanım sağlanacak”

“Düz paket, tütün ürünlerinin reklamının önlenmesi ile ilgili en etkili uygulama olacaktır. ” değerlendirmesinde bulunan Prof. Dr. Bilir, uygulama ile paketler üzerinde sadece ürünün markasının yer alacağını, ayrıca standart renkteki paket üzerine resimli ve yazılı uyarı mesajları ile tütün dumanının içeriği ile ilgili bilgilerin bulunacağını anımsattı.

Bilir, şunları kaydetti:

“Bu uygulama ile hem tütün endüstrisinin paketler aracılığı ile reklam ve tanıtım yapmasının hem de paketler üzerinde etkili, caydırıcı mesajların yer alması ile sigara kullananlar açısından paketlerin cazibe unsuru olmasının önüne geçilecek.

Tütün kontrolü konusunda etkili diğer yöntemler olan eğitim ve denetimlerin artırılması gibi uygulamalarla birlikte düz paket uygulamasının da başlaması ile ülkemizde son birkaç yıl içinde artma eğiliminde olan tütün ürünleri kullanımında azalma sağlanacağı ve ülkemizin 2008-2012 yılları döneminde ulaştığı başarıyı yakalayacağı beklenmektedir.

Bütün bu çabaların nihai amacı tütün ürünleri kullanımını azaltmaktır. Tütün ürünleri kullanımı dünyada yılda 7 milyon kişinin, ülkemizde de 120 bin kişinin ölümüne neden olmakta, ayrıca çok ciddi ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Sigara kullanımından yüzde 10 dolayında azalma sağlanması bile hem sağlık hem de ekonomik açıdan önemli kazanım sağlayacaktır.”

Kaynak: AA