2. ve 3. Lig takımları futbola dönmek istemiyor

Normalleşmenin bir parçası olarak 12 Haziran’da Süper Lig maçları ile başlatılan futbol liglerine, bu hafta TFF 1. Lig maçlarıyla devam ediliyor. Türkiye Futbol Federasyonu, Mayıs ayında yaptığı açıklamada, TFF 2 . Lig ve 3. Lig ile Bölgesel Amatör Lig maçlarının ise 18 Temmuz’da başlayacağını açıklamıştı. 2. Lig ve 3. Lig Kulüpler Birliği Derneği geçtiğimiz hafta TFF ile bir araya geldi ve maçların oynatılması hakkında değerlendirme toplantısı yaptı. Alt liglerde yer alan kulüpler, federasyona yazılı olarak liglerin oynatılmaması yönündeki taleplerini iletti.

TFF’nin sağlık protokolünü uygulayamayız

Kırklarelispor ve TFF 2. Lig ve 3. Lig Kulüpler Birliği Derneği Başkanı Volkan Can’ın verdiği bilgiye göre ligdeki 89 kulüpten 79 kulüp liglerde kalan altı haftanın oynatılmaması yönünde görüş bildirdi. Kulüplerin, liglerin bu şekilde tescil edilip birincilerin şampiyon ilan edilmesi, üst lige yükselecek diğer takımların tek maç usülü play-off müsabakalarıyla belirlenmesi ve küme düşmenin olmaması yönündeki taleplerini TFF’ye ilettiklerini söyleyen Can, DW Türkçe’ye gerekçelerini detaylandırdı: “Ligler oynanacak ama bu şekilde tescil edilsin, az sayıda play-off maçları oynansın istiyoruz. Futbolcu kardeşlerimizin sağlığı önemli burada. TFF’nin yeni sağlık protokolünü kulüplerimizin uygulama şansı yok. Altı haftada 450 tane deplasmana gidilecek. Maddi durumlarımız da kötü. Deplasmana iki üç otobüsle gitmek zorundayız pandemiden dolayı. Son dönemde vaka sayıları da artışta. Biz bu sıkıntılarımızı ilettik. Ama bize oynayın derlerse çıkıp oynayacağız.”

Federasyonun hazırladığı yeni talimata göre kulüplerin stadyumlarını maçtan bir gün önce ve maçtan sonra dezenfekte etmeleri, maç günü görevli olan herkesin ateşlerini ölçmeleri, saha içinde yedek kulübesi ve saha kenarlarında 20 metre arayla dezenfektan bulundurmaları, soyunma odalarını fiziksel mesafe kurallarına göre düzenlemeleri, deplasman maçlarına birden fazla otobüsle gitmeleri, maç öncelerinde tüm personele Covid-19 ve PCR testleri yaptırmaları isteniyor.

TFF’nin 2. Lig ve 3. Lig’lerin başlangıcı hakkındaki kararı önümüzdeki hafta vereceğini ileten Volkan Can, federasyonun karar sürecinde yeniden başlayan Süper Lig’de oynanan ve bu hafta başlayacak TFF 1. Lig maçlarını gözlemlemek istediğini iletti. Can, maçların oynatılması kararının verilmesi durumunda TFF ve bakanlıklardan bu süreçte hem protokolü uygulama yönünden hem de ekonomik açıdan zarar gören kulüplere maddi destek temennilerinin de olduğunu sözlerine ekledi.

Cuma günü maçların tekrar başladığı TFF 1. Lig’de yer alan Akhisar Belediyespor Kulübü federasyonun salgın sürecinde uygulanmasını zorunlu tuttuğu sağlık protokolüne göre pazar günkü Altay maçından önce yapılan Covid-19 test sonuçlarını açıkladı. Kulüp, teknik direktör Yılmaz Vural, futbolcular Ergin Keleş ve Burhan Eşer’in yer aldığı toplam 12 kişinin test sonucunun pozitif olduğunu bildirdi.

Kulüp Başkanı Fatih Karabulut yayıncı kuruluş beIN Sports’a yaptığı açıklamada, test sonucu pozitif çıkanların hastanede karantinada olduğunu belirtirken maç iptal taleplerinin olmadığını iletti. TFF’nin salgın dönemi için çıkardığı yeni talimata göre, futbol takımları maç kadrosunda Covid-19 test sonucu negatif olan 14 oyuncu bulundurabildiği sürece maçların ertelenmesi ya da iptalinin talep edilmesi söz konusu değil.

Ören: Süreç bizi yıprattı

Zonguldak Kömürspor’un kaptanı Sinan Ören DW Türkçe’ye verdiği demeçte bu süreçte liglerin başlangıç tarihinin birden fazla kez ertelenmesinin olumsuz bir etki yarattığını söylüyor: “Bu girdapta en büyük sıkıntıyı oyuncular ve teknik ekip psikolojik olarak geçirdiğimizi düşünüyorum. Oturaklı bir plan yapıldığını düşünmüyorum. Bir tarih verildi, o tarihten sonra bir daha ertelendi, şu anda da ne olacağı belli değil. Bu da biraz yıprattı.”

Sinan Ören

Sinan Ören

TFF’nin hazırladığı protokolü, “2. ve 3. Lig kulüplerinin uygulaması çılgınlıktan başka bir şey değil çünkü uygulayamazlar” sözleriyle yorumlayan Ören, Süper Lig ve 1. Lig ekiplerinin maçlara tekrar başlayabilmesini hem bütçelerinin yeterli olması hem de stadyumlarının uygun fiziki koşullara sahip olmasına bağlıyor: “Yayın geliri elde edileceği için Süper Lig’i başlatmak zorunda kaldılar ama oyuncuların da istekli olarak oynadığını düşünmüyorum. İnsan hayatı her şeyden önemli ama şu anda bir gerçek ki bu profesyonel bir iş, işimizi yapmak zorundayız.”

Zonguldak Kömürspor’un kaptanı Ören, ligde kalan altı haftanın oynanmayıp, yükselecek takımların play-off turu maçlarıyla belirlenmesini istediklerini ancak düşme tehlikesinde yer alan ve aralarında az puan farkı olan takımların da düşürülmesinin adaletsiz olacağını ifade ediyor. 32 yaşındaki kaleci, orta sıralarda yer alan ve ligde şampiyon olma ya da düşme ihtimali olmayan takımların maçlarının bu dönemde oynatılmasının gerekli olmadığını düşünüyor.

Barış Sungur

Barış Sungur

1928 Bucaspor’un genç oyuncusu Barış Sungur, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, salgın nedeniyle verilen arada kendilerine verilen programı harfiyen uyguladığını, oynanacak maçlara hazır olduğunu, TFF 2. Lig ve 3. Lig maçlarının oynanması konusunda ise “Son altı haftayı oynatmak riskli bile deseler en azından play-off maçları oynanmalı” diyor.

Uçar: Hijyen kurallarını uygulayamayız

TFF 2. Lig Kırmızı Grup ekibi Van Spor’un teknik direktörü Feyyaz Uçar DW Türkçe’ye, Süper Lig ve TFF 1. Lig takımlarının futbol federasyonunun yeni sağlık talimatına uymasının daha kolay olduğunu ancak kendi takımı için bunun mümkün olmadığını ifade etti: “Devletimizin yaptığı tesisleşme hamlesi üst lig takımlarımızı rahatlattı. Alt ligler için aynı şeyi söyleyemeyiz. Bizim stadımızdaki trübün ve soyunma odaları prefabrik. Hijyen ve sosyal mesafe kurallarını uygulamamız çok zor.”

Takım olarak bu arayı bireysel idmanlarla geçirdiklerini, 18 Temmuz’a kadar hazır olabileceklerini ileten Van Spor teknik direktörü Uçar, “Teknik heyet ve futbolcular olarak matematiksel şansı olan takımlar arasında hiç değilse play-off oynanarak liglerin sonlandırılmasını istiyoruz. Küme düşme olmaması taraftarıyız. Yine de mağduriyetler olacaktır. Ancak hepimizin fedakarlık yapma zamanıdır. Her türlü senaryoya hazırlıklıyız.” dedi.

Metin Kılavuz

Metin Kılavuz

Amedspor: Küme düşme kaldırılsın

TFF 2. Lig Beyaz Grup’ta küme düşme potasında yer alan Amed Spor Kulübü Başkanı avukat Metin Kılavuz DW Türkçe’ye yaptığı özel açıklamada, mücbir sebepten dolayı kulüp olarak özellikle düşmenin olmaması yönündeki taleplerini TFF’ye ilettiklerini söyledi. Kulüplerin ligin tescili yönündeki görüşünü kulüp olarak desteklediklerini belirten Kılavuz, “Pandemi süreci, hukukta da vardır, bir elde olmayan, mücbir sebeptir. Bu açıdan küme düşmenin olmamasını talep ettik.” dedi.

Federasyonun pandemi sonrası oynanacak maçlar için yayınladığı sağlık protokolünü, hem fiziki alan yönünden hem de maddi açıdan, 2. ve 3. liglerde uygulayabilecek kulüp sayısının bir elin parmağını geçmeyeceğini ileten Kılavuz, maçların oynanacağı ilan edilen 18 Temmuz tarihinden itibaren yaşanabilecek iklim koşullarına da dikkat çekiyor: “Diyarbakır’da o tarihlerde kent sıcaklığı 60 dereceye çıkabiliyor. 60 derecede hangi futbolcu neye göre oynayacak? Gece maçları oynanması gerekiyor. Ama gece maçı oynatacak ışıklandırmalı stadyum yok.”

Liglerin başlatılması planlanan 18 Temmuz’a bir ay kaldığı için kulüplerin önünü görebilmesi için,TFF’nin bir an önce bu beyana cevap vermesi gerektiğini dile getiren Kılavuz, “Futbolcular psikolojik olarak hazır değil. Zorla oynatılmış olacaklar. bu konuda kulüplerin iradesi doğrultusunda karar verilmesi gerekiyor. Aslolan kulüplerin iradesidir. Oynatılmaması en sağlıklı karar olacaktır” diye konuştu.

Volkan Ağır

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle
https://www.dw.com/tr/2-ve-3-lig-takımları-futbola-dönmek-istemiyor/a-53885341

Bundesliga’nın koronavirüs stratejisi ne?

Stadyuma kimin gitmesine izin verilecek?

Alman Futbol Ligi’nin (DFL) hazırladığı olağanüstü maç planına göre, stadyumda bulunanların sayısının 300’ü aşmaması gerekiyor. Soyunma odaları gibi iç mekanlara sadece futbolcuların, hakemlerin, takımlarda görevli kişilerin, top toplayıcı gençlerin ve stadyum görevlilerinin bulunmasına izin verilecek. Tribünlerde seyirci olmayacak. Karşılaşmayı izleyecek gazeteciler ile kulüplerden bazı kişilerin tribünlerde maçı izlemesi mümkün olacak. Stadyum dışında ise sadece stadyum görevlileri ve naklen yayın araçlarında görevli kişiler bulunabilecek.

Sahada hangi hijyen kuralları geçerli olacak?

Gol atıldığında sarılmaya izin verilmeyecek, futbolcular sevinçlerini ayakları ve dirseklerini birbirlerine dokundurarak gösterebilecek. Futbolcular çimlere tüküremeyecek. Saha kenarında oturan yedek oyuncular ile teknik ekibin maske takması zorunlu olacak.

Kime ne zaman koronavirüs testi yapılacak?

Alman Futbol Ligi tarafından hazırlanan plana göre, sezon boyunca futbolcu ve teknik ekibe haftada iki kere koronavirüs testi yapılması öngörülüyor. Maç öncesi, stadyumda bulunanlara test yapılması, sonucun dört ile beş saat içinde alınması planlanıyor. Ancak top toplayıcı gençler ile stadyumda görevli gazeteci ve kameramanlara test yapılmayacak olması eleştirilere yol açıyor.

Koronavirüs testi pozitif çıkarsa ne olacak?

Pozitif çıkan testlerin ilgili sağlık kurumlarına bildirilmesi zorunlu olacak. İlgili sağlık kuruluşu, koronavirüs pozitif çıkan bir futbolcunun kimlerle temas ettiğine bakarak, karar verecek. Eğer bu kişi Robert Koch Enstitüsü’nün tanımlamalarına göre, kategori 1’de yer alıyorsa, örneğin takımdan diğer bir kişiyle 15 dakikadan fazla konuştuysa bütün takım 14 gün karantinaya alınacak. Bu durumda maçın iptaline karar verilebilecek. DFL, hijyen ve fiziki mesafe kurallarına uyulması ile testi pozitif çıkan futbolcuların bulaştırmış olma riskinin düşük olduğu kategori 2’de yer almasını umuyor. Dört kişiden oluşan hakem ekibinde ise birinin testinin pozitif çıkması halinde ya yerine başka bir hakem görevlendirilecek. Ya da maçta üç hakem görev yapacak. 

Sezon boyunca futbolcu ve teknik ekibe haftada iki kere koronavirüs testi yapılması öngörülüyor.

Sezon boyunca futbolcu ve teknik ekibe haftada iki kere koronavirüs testi yapılması öngörülüyor.

Maçlarda kaç oyuncu değiştirilebilecek?

Yine plana göre, maçlarda takımlar üç yerine beş oyuncu değiştirebilecek. Her takım üç kere isteyebilecek.

Hijyen konseptinin zayıf yanları neler?

Profesyonel biçimde geliştirilen konsept, riskleri azaltabilir ancak şu anda pek çok noktada doğru uygulandığı söylenemez. Örneğin FC Augsburg Teknik Direktörü Heiko Herrlich, halen otelde karantinada bulunmalarına ve dışarı çıkmalarının yasak olmasına rağmen, bunu zorunlu kılan durumlar olduğunu söylemişti. Herrlich’in zorunlu durum olarak tanımladığı ise, vücut kremi ve diş macunu almak üzere markete gitmesiydi, yani kuralların açıkça ihlali.

Hertha BSC oyuncularından Salomon Kalou’nun yayımladığı videoda da takım içinde sosyal mesafe kurallarına uyulmadığı görülüyor. 
Kritik bir nokta ise, kulüplerin test örneklerini kendilerinin alması. Dikkatsizlik ya da en kötü ihtimalle manipülasyon laboratuarlarda kulüplerin lehine negatif sonuçların alınmasına neden olabilir. 

Konseptin öngördüğü düzenlemelerde yapılan istisnalar da ayrı bir endişe konusu. Bazı takımların belirtilen karantina süresinden önce karantinadan çıktığı ve bazı futbolcuların ise hiç karantinaya alınmadığı görüldü. 

Plana göre, maçlarda takımlar üç yerine beş oyuncu değiştirebilecek

Plana göre, maçlarda takımlar üç yerine beş oyuncu değiştirebilecek

Taraftarların stadyum önlerinde toplanma tehlikesi var mı? 

Polis sendikası daha önce defalarca taraftarların stadyum önünde toplanabilecekleri ya da düzenlemelere karşı protestolar düzenlenebileceği uyarısında bulundu. Ancak şu ana kadar bu yönde bir gelişme olmadı. Hatta taraftar grupları, stadyuma gitmeme çağrıları yapıyor. Örneğin Ultras Düsseldorf taraftar grubu, “maçlar için açık alanda da kapalı alanda da etkinlik düzenlenmeyeceğini” duyurdu. Köln’lü DMC ise Bundesliga’nın yeniden başlamasına ilişkin, “Taraftarlar aptal değil, önümüzdeki seyircisiz maçlar için de bir güvenlik tehlikesi oluşturmuyorlar” şeklinde eleştirel bir açıklama yayınladı. 

Taraftarlar seyircisiz maçlara neden karşı? 

Taraftar gruplarının bu konudaki görüşü genelde profesyonel futbolun salt finansal kaygılarla yönetildiği yönünde. Çok sayıda taraftar grubu, DFL ve Almanya Futbol Federasyonu’nu (DFB) krize yönelik tutumunu gözden geçirmeye çağırdı. “United Supporters of Europe” adı altında farklı ülkelerden birçok grup, tüm Avrupa liglerinde stadyumlara yeniden seyircilerin girişine izin verilene kadar maçların askıya alınmasını talep ediyor. Sloganları ise, “Taraftarsız futbola hayır.” Grup, ekonomik çıkarların insan sağlığının önüne geçmesinin “anlaşılabilir olmadığını” savunuyor.

Futbolcular liglere devam kararına ne diyor? 

Futbolcular konuya ilişkin görüş beyan etmekten genel anlamda kaçınıyor. Ancak Belçika televizyonuna konuşan 1. FC Köln’ün orta saha oyuncusu Birger Verstraete, virüs taşıyan üç kişiyle teması olmasına rağmen, karantinaya alınmadığını söyledi. Verstraete, ayrıca birlikte yaşadığı ve risk grubunda olan partnerinin sağlığından da endişe duyduğunu ifade etti.  Deutschlandfunk radyosuna konuşan Union Berlinli oyuncu Neven Subotic ise futbolcuların bu süreçte görüşlerinin alınmadığından dem vuruyor. “Almanya’da top koşturan futbolcular olarak sürecin nasıl devam edeceğine ilişkin tüm kararlar alındıktan sonra bilgilendirildik” diyor. Karlsruher SC’den Marc Lorenz ise, “Bu, benim için kayıpları gözardı edilen bir emrivaki” ifadelerini kullanıyor.

Sezon tamamlanamazsa ne olacak?  

Bu konuda henüz karar verilmedi. Birçok takımın aynı anda karantinaya alınması veya siyasetçiler tarafından spor müsabakalarının tekrar yasaklanması halinde nasıl bir tutum izleneceği konusunda Bundesliga’daki 18 kulüp arasında farklı görüşler bulunuyor. DFL de bu konuda kesin bir tutum belirlemedi. Son puan tabelasını final olarak kabul ederek şampiyonun belirlenmesi veya sezonun tamamen iptal edilmesi seçenekler arasında bulunuyor. Sezonun iptal edilmesini kesinlikle istemeyen DFL’in Perşembe günkü genel kurul toplantısında, önümüzdeki iki hafta içinde konuya ilişkin bir değerlendirme yapılması üzerinde uzlaşma sağlandı. Toplantıda, gerekirse maçların Temmuz ayında da devam edebilmesi kararı alındı. Ancak, birçok futbolcunun veya sponsorun sözleşmesi 30 Haziran’da sona ereceği için, sezonun bu tarihe kadar bitmesi planlanıyor.

DW,ARD,CN,JD,SÖ,GA

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle
https://www.dw.com/tr/bundesliganın-koronavirüs-stratejisi-ne/a-53452531

Boateng: Hiçbir çocuk dünyaya ırkçı olarak gelmiyor

DW: Almanya’da yaşayan bir Alman olarak ABD’den gelen son görüntüler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Jerome Boateng: Bu kareler beni şoke ediyor. Sosyal medyada önümüze düşenler insanlıktan uzak görüntüler. Maalesef şimdi eylemler de zorlu bir hal alıyor. Yine de Georg Floyd olayı, Amerika’da siyahlara karşı ırkçılığın hala ne derece yaygın olduğunu ve ABD’de ırkçı profillemenin nasıl bir rol oynadığını gözler önüne seriyor. Ben de sık sık ABD’ye gidiyorum ve bu kültürü ve ülkeyi çok seviyorum, bu nedenle bana bu çok üzücü geliyor. Ancak bu yeni bir olgu değil, her zaman var olan bir mesele. Irkçılık her yerde var, ama ABD’de had safhada. Güzel bir alıntı okumuştum: Sanki ırkçılık karanlık bir oda, arada bir birisi gelip ışıkları yakıyor ve her şey bir anda günyüzüne çıkıyor. Afro Amerikalıların Amerika’nın imajı ve kültürüne katkılarını düşününce bu bana daha da açıklanamaz bir şey gibi geliyor. Spor, moda ve müziği düşünüyorum da… Barack Obama’nın başkanlığı da bunun bir göstergesiydi.

Almanya’yla bir takım paralellikler görüyor musunuz?

Irkçılık kesinlikle bizde de bir mesele ve oldukça da görünür bir mesele. Son yıllarda yabancılara ve farklı inançlara sahip kişilere karşı Almanya’da saldırılar oldu. Genel anlamda, öyle bir yere doğru gidiyor ki, aslında bunları aşmıştık diye düşünüyorum kendi kendime. Berlin’de çocukluğumda ırkçılıkla karşılaştım elbette. Ancak futbol sahasındaki zamanları da hatırlıyorum, nereden geldiğinizin ya da hangi dine mensup olduğunuzun bir öneminin olmadığı zamanları. İranlı, Afrikalı, Türk, Alman bir aradaydık. O zamanlar bunun üzerine pek de düşünmüyorduk ya da konuşmuyorduk. Önemli olan bir arada olmaktı.

Almanya’da yaşayan Afro-Almanların yeterince görünür olmadığı ya da yeterince kabul görmediği görüşünde misiniz?

Genele bakıldığında Afrika kökenliler kimi alanlarda yeterince temsil edilmiyor. Çoğu zaman en kolay kabul görenlerin ancak sporcular olduğu izlenimine kapılıyor insan. Ancak tamamen karamsar bir tablo da çizmek istemiyorum. Kişisel olarak, benim çok olumlu tecrübelerim de oldu. Avrupa’da durumun çok daha kötü olduğu pek çok ülke var.

İçinde bulunduğumuz zamanda, sporcuların da aktivist olması gerektiğini düşünüyor musunuz?

Bizim sesimiz duyuluyor, bir platformumuz var ve ulaşabileceğimiz alan geniş. Yalnızca sosyal medyayla sınırlı kalmamasını da önemli buluyorum. “Black Out Tuesday” gibi girişimler güzel, ancak önemli olan gerçekten harekete geçmek ve çocuklarla çalışmak olsun ya da diğer uyum projeleri olsun bir şeyler yapmak. Herkesin burada yapabileceği bir şey var. Ben şahsen yakında bu alanda bir şeyler yapmak istiyorum ve halihazırda çok fazla fikir ve girişim var.

Son dönemde pek çok siyah futbolcu konuya ilişkin görüşlerini paylaştı. Beyaz meslektaşlarınız sizi nasıl destekleyebilir?

Konuşmayan her beyaz futbolcu ırkçıdır diye bir şey yok. Burası kesin. Protesto görüntülerini izlediğimde her renkten insan görüyorum. Ancak elbette tanınırlıklarını bu mesele için de kullanmaları arzu edilen bir şey. Bunu yapan çok kişi de var ama yine de hala bir eksiklik olduğu görüşündeyim.

Peki durumun iyileşmesi için ne yapılmalı?

Her şey çocukların yetiştirilme sürecinde başlıyor, en önemlisi bu. Yeryüzündeki hiçbir çocuk dünyaya ırkçı olarak gelmiyor. Anne babalar ve onların çocuklarına ne verdikleriyle ilgili bir mesele bu. Olabilecek en kötü şey, çocuklarımın (ırkçılığı) deneyimlemesi olurdu. (Çocuklarımıza) ırkçılığın kabul edilebilir olmadığı fikrini aşılamamız önemli. Ve birine hakaret edildiğinde o kişiyi savunmayı ve (saldırganlara) karşı koymayı da. Bu okullarda başlamalı ve müfredatın sabit parçası olmalı. Ancak bu şekilde yol katedebiliriz.

Profesyonel futbolcu Jerome Boateng, Berlin doğumlu. 2011’den bu yana FC Bayern Münih’le sözleşmesi bulunuyor. Hertha Berlin altyapısında yetişen 31 yaşındaki defans oyuncusu, Hamburg SV’de ve kısa bir süreliğine de Manchester City’de top koşturdu. 2013’te Bayern Münih’le Bundesliga şampiyonluğunu, Almanya kupası DFB-Pokal’i ve UEFA Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu’nu yaşadı. 2014’te Brezilya’da Alman Milli Takımıyla FIFA Dünya Şampiyonluğu kupasını kucakladı. Mart 2019’da Almanya Milli Takım Teknik Direktörü Joachim Löw, Boateng’in artık milli takım kadrosunda yer almayacağını açıkladı.

 

Jonathan Harding

©Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle
https://www.dw.com/tr/boateng-hiçbir-çocuk-dünyaya-ırkçı-olarak-gelmiyor/a-53689076

Süper Lig’in salgın arası bitiyor

Koronavirüs nedeniyle Türkiye’de 19 Mart’ta ara verilen Süper Lig, 12 Haziran cuma günü oynanacak Fenerbahçe – Kayserispor ve Göztepe – Trabzonspor müsabakaları ile kaldığı yerden devam edecek. Yaklaşık üç aylık bir aranın ardından yapılacak başlama vuruşları öncesinde kulüpler ve sporcular son hazırlıklarını sürdürüyor.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), bu süreçte sağlık ve bilim kurulu ile hazırladığı alınması gereken önlemlerin yer aldığı kitapçıkla kulüplere rehberlik etti. Maçların başlamasından 2 gün önce, “Covid-19 Salgını Nedeniyle Ara Verilen Süper Lig, Tff 1. Lig ve Ziraat Türkiye Kupası Müsabakalarına İlişkin Talimat” başlığıyla 8 maçlık süreç için ek bir talimat yayınladı.

Sadece kalan sekiz haftada uygulanmak üzere detaylıca hazırlanmış talimatlara göre müsabakada görev alacak herkes, başlama vuruğundan iki gün önce COVID-19 PCR ve Antikor testi yaptırmış olmak zorunda. Ancak protokol tribününde yer alacak kişilerin test yaptırma zorunluluğu olmamakla birlikte talimatta belirtilen sağlık ve sosyal mesafeye ilişkin tüm kurallara uymaları talep ediliyor.

Federasyon’un uyulması zounlu olan kuralları şunlar:

– TFF’nin sağlık kurulu her müsabaka için sağlık tedbirleri kontrolörü sıfatıyla bir doktor atayacak

– Maçta görevli olan diğer tüm kişilere ev sahibi kulüp tarafından belirlenecek sağlık görevlileri tarafından ateş ölçümü yapılacak, ateşi 37,8 derece ve üzerinde olanları stadyuma alınmayacak

– Maç günü stadyuma giriş çıkış yapacak kişi sayısı 335 ile sınırlı olacak

– Stadyumlar maç gününden en az bir gün önce, en geç de maç sabahı profesyonel şirketlerce dezenfekte edilerek hazırlanacak ve aynı şekilde maçtan bir gün sonra tekrar dezenfekte edilecek

– Hangi görevlinin saat kaçta stadyuma giriş yapacağı da ilgili maddeye göre düzenlenecek

– Saha içinde, yedek kulübesi ve saha kenarına 20’şer metre ara ile el antiseptiği konulması zorunlu olacak

– Yaşları 19 ile 30 arasında olacak top toplayıcılar eldiven ve maske takıp topları dezenfekte etmek için yanlarında bez bulunduracak

– Saha kenarındaki futbolcular,hakemler ve teknik ekip maske takmak zorunda olacak

– Takımlara bu sürece özel olarak üç seferde kullanmak üzere beş oyuncu değiştirme hakkı da tanınıyor

– Maçları yönetecek hakemler, maç öncesinde yapılacak COVID-19 testinin sonucuna göre, en geç maç sabahında kamuoyuna duyurulacak ve hakemler bulunduğu şehre yakın mesafedeki bir maça atanabilecek

Üç ay sonra başlayacak müsabakalar öncesi alınan tüm önlemlere ve yapılan tüm planlara karşın futbol maçlarının oynanmasının virüsün yayılma hızını artırma ihtimalinin yarattığı endişe futbol camiasında bitmiş değil. Kayserispor’lu futbolcu Hüseyin Acer, kararı doğru bulmadığını ve hazırlık sürecinde futbolcuların sürekli test olmalarının bile kendilerinde korku ve endişe yarattığını ifade etti.

“Oyuncular korkuyor”

Süper Lig’de kalan maçların haziran ayında başlamasını tartışmaların en başından bu yana erken bulduğunu dile getiren Sivasspor Teknik Direktörü Rıza Çalımbay’a göre ise müsabakalar Temmuz ayında, deplasmansız olarak oynanmalıydı. Zira Çalımbay’a göre futbolcuları bu kadar kısa sürede fiziksel ve psikolojik olarak maça hazırlamak mümkün değil. DW Türkçe’ye konuşan Çalımbay bu sürecin antrenör ve futbolculara danışılmadan yürütülmesi ve karar alınmasına tepkili: “Federasyon, oyuncuları hazırlayan planı programı yapması gereken teknik direktörleri bir kere çağırıp fikir birliği yapmadı. Oyuncular korkuyor, psikolojik olarak hazır değiller diyoruz ama söylediğimizle kalıyor hep. Böyle zor günlerde beraber ortak karar almamız lazım. Yapsalar her türlü yardımcı oluruz ama maalesef bunu eksik yapıyorlar.”

Berk Çetin

Berk Çetin

Kasımpaşasporlu Berk Çetin ise,maçların hijyenik bir ortamda oynanabilmesi için alınacak önlemleri yeterli bulduğunu ve maça içi rahat çıkacağını dile getiriyor. Beş oyuncu değişikliği uygulamasının uzun süren antrenmansızlığının sonrasında muhtemel sakatlık riskini azaltmak adına iyi bir karar olduğunu belirten Çetin, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, bir futbolcunun maçlar oynanırken yapılacak COVID-19 testinin pozitif çıkması durumunda 15 gün karantinaya alınması kuralı hakkında da, “Sağlık futboldan önce gelir. Pandemi ile alakalı yapılması gereken çok şey var. Bunu hafife almamamız lazım. Sağlığımı korumak için 15 gün karantinaya girmem gerekirse girerim tabii ki” dedi.

“Futbol normalleşmenin bir parçası”

Süper Lig’in köklü ekiplerinden, Gençlerbirliği Spor Kulübü’nün Başkanı Murat Cavcav, süreci en baştan ciddiye alıp kulüp çalışanlarının sağlığı ile ilgili tüm önlemleri alarak üç aylık süreci sonlandırdıklarını ifade ediyor. Son maçlarını oynadıkları 14 Mart’tan üç ay sonra sahaya çıkacak kırmızıüsiyahlı takımın başkanı Cavcav, “Elbette herkesle benzer endişeleri taşıyoruz ama giderek azalan vaka sayıları ve toplumdaki bu normalleşme de bizim için bir umut oldu. Sağlıklı şekilde kurallara uyarak sezonu tamamlayacağımızı umuyoruz” ifadesini kullandı.

Murat Cavcav

Murat Cavcav

Ankara temsilcisi takımın başkanı hazırlanan yeni talimatla ilgili, “Bazı kurallar okuduğunuz zaman zor geliyor; soyunma odasında mesafeyi koruyan futbolcuların iki dakika sonra ilk düdükle kıran kırana bir mücadeleye girmeleri gibi durumları yaşayacağız. Ama önümüzde artık bir örnek var. Almanya bugüne dek bir çok maçla hem federasyonumuza hem kulüplerimize örnek teşkil etti” dedi. Cavcav, TFF’nin hazırladığı protokole uyulması ve herkesin birbirinin sağlığını önemsemesi halinde iyi bir sınav vereceklerine inanıyor.

“Futbolcuların mental sıkıntıları oldu”

TFF 1. Lig maçları da Süper Lig’den bir hafta sonra, 19 Haziran Cuma günü başlayacak. Süper Lig’e yükselme mücadelesi veren Bursaspor’un Başkanı Mesut Mestan, futbolun normalleşme sürecinin bir parçası olarak görülüp maçların oynatılması kararına saygı gösterilmesi gerektiğini söylüyor. DW Türkçe’ye konuşan Mestan, süreç boyunca kulüpte gereken tüm önlemleri aldıklarını aktarıyor. Futbolcularının bu süreçte korktuğunu ve mental anlamda sıkıntılar yaşadığını ifade eden Mestan, “Bu sorunların üstesinden geldik. Tüm oyuncular kendilerine verilen programları harfiyen uyguladı. Performans kaybı yaşamayı beklemiyoruz” dedi.

Çok zorlu ve alışılmışın dışında gelişmelerin yaşandığını söyleyen Mestan, son sekiz maç için çıkarılan yeni talimat hakkında, Türkiye Futbol Federasyonu’nun çok zorlu olan bu süreci en iyi şekilde yönetmeye çalıştığını ifade ediyor: “TFF’nin kararlarına saygı duyuyoruz. Yeni talimatları en iyi şekilde yerine getirerek hastalık, sakatlık olmadan, bütün zorlukları bir kenara bırakıp sezon sonu hedefimize ulaşacağımızı düşünüyorum.”

Süper Lig’e verilen ara nedeniyle ekonomik sıkıntı yaşayan ve önümüzdeki maçların da seyircisiz oynanacak olmasından dolayı gelir kaybı daha da artacak olan kulüplerin, kalan sekiz haftanın oynanması ile toplamda yaklaşık 1 Milyar Türk Lirası gelir elde etmesi bekleniyor.

Volkan Ağır

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle
https://www.dw.com/tr/süper-ligin-salgın-arası-bitiyor/a-53776650

Almanya’dan Türkiye’deki hakemlere pandemi dönemi tavsiyeleri

Türkiye’de pandemi nedeniyle ara verilen Süper Lig’de maçlar bugün yeniden başlıyor. Almanya’da ise koronavirüs nedeniyle verilen yaklaşık iki aylık aranın ardından futbolcular ve hakemler, 16 Mayıs’ta sahalara döndü. Bundesliga maçları, pandemi dönemine özel olarak oluşturulan ve bir dizi önlemi içeren bir “hijyen konsepti”‘nin öngördüğü kurallar çerçevesinde ve seyircisiz oynanıyor.

Peki, bu kurallar ne derece uygulanabiliyor? Sessiz tribünler hakemler ve futbolcular açısından ne ifade ediyor? Pandeminin getirdiği değişimler futbolda kalıcı olur mu?

Alman Futbol Federasyonu’nun (DFB) Elit Hakemler Sportif Direktörü Lutz Michael Fröhlich’le yaptığımız röportajda bu sorulara yanıt aradık. Türkiye’deki Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı’yla, ufak ayrıntılar dışında aynı görevi yürüten Fröhlich, Süper Lig’de pandemi dönemindeki maçlarda düdük çalacak hakemlere tavsiyelerde bulunurken bu süreçte yaşanabilecek olası durum ve tartışmalara da dikkat çekti.

DW: Bundesliga’yı yeniden başlatma kararı nasıl alındı? Bu süreçte Alman Futbol Federasyonu’yla (DFB) ne ölçüde koordine hareket edildi? Bir başka deyişle “hijyen konseptinin” oluşturulmasına siz ne derece dahil oldunuz?

Lutz Michael Fröhlich: Bundesliga’nın yeniden başlatılma süreci, esasen Alman Futbol Ligi (DFL) üzerinden yürütüldü. Yani, süreci büyük ölçüde DFL yönetti. Elbette karar, yalnızca birinci ve ikinci ligleri değil üçüncü ligi de ilgilendirdiği için sürecin yönetimini DFB’yle birlikte gerçekleştirdi. Burada, siyasetle de yoğun bir iletişim elzemdi bence, zira bu süreç nihayetinde toplumun tamamını ilgilendiren önlemlerin gevşetilmesiyle bağlantılı olan siyasi bir karardı. Kanaatimce, DFL’in (bu süreçte) sonuç olarak siyasetle de oldukça yakın ve bir o kadar da gerekli bir iletişimi oldu; nihayetinde önlemlerde gevşetmeyle sonuçlanan bu karar politik bir karardı. Hijyen konseptine ortak hazırlık aşaması için ise Milli Takım Doktoru Prof. Dr. Tim Meyer’in öncülüğünde bir “özel maç çalışma grubu’’ oluşturuldu. DFB çatısı altındaki ‘’Hakemler Birimi’’ bu özel çalışma grubunun bulgularını düzenli olarak Merkez Hakem Kurulu Sportif Direktörlüğü’yle değerlendirdi. Biz de böylece ana noktaları belirleyebildik. 

Bu hijyen konsepti, hakemleri ve futbolcuları virüsten nasıl korumayı hedefliyor?

Bu, riski minimize etmeyi önceleyen, oldukça kapsamlı bir konsept. Ancak, sonuç itibarıyla riskin ya da bulaşma ihtimalinin tamamen devre dışı bırakılamayacağını da teslim eden bir konsept. Düzenleme, hakemlere yeniden sahalara inmeden önce bir “öncü test” yapılmasını öngörüyor. Bu şu anlama geliyor: Hakemlere haftanın ilk maçına çıkmadan iki kez test uygulanıyor; haftanın başında bir kez test yapılıyor, sonrasında ise maçtan bir önceki günün sabahında bir test daha yapılıyor. Bu numune alınarak yapılan bir test. Daha sonra ancak doktorlarımızdan testin negatif olduğu bilgisini aldıktan sonra hakem sahaya inebiliyor ve maçı yönetebiliyor. Bu testler konseptin önemli bir ayağını oluşturuyor. Bir diğer ayağı ise sürecin başından beri oldukça sıkı biçimde üzerine gittiğimiz mesafe meselesi. Buna göre, hakemlerin maçlar için uzun mesafeler katetmemesine sürecin başından beri özel bir itina gösteriyoruz. Hakemleri uzun seyahat sürelerinden kaçınmak için mümkün mertebe bulundukları yere yakın maçlarda görevlendiriyoruz. Direktörlüğümüzden de hakemleri artık bölgesel tarafsızlık ilkesine göre görevlendirmek zorunda olmadığımız yönünde bir karar çıktı. Bu şu demek: Artık Bavyeralı bir hakemi söz gelimi Nürnberg ya da Münih’teki bir maça verebileceğiz. Oysa bu daha önce mümkün değildi. Bu yolla, seyahat riskini mümkün olduğunca sınırlı tutabildik. Şimdiye kadar bu uygulamalardan oldukça başarılı sonuçlar aldık. 

Peki ya bir hakemin testi pozitif çıkarsa?

Yapılan bir testin sonucu pozitif çıkarsa, söz konusu hakemi görevlendiremiyoruz. Yerine yedek hakem ya da bir yardımcı hakem görevlendirmek zorundayız. Bu ihtimale karşı her hafta maç gününden bir gün önce bir ya da iki hakemi daha tedbir amaçlı olarak testten geçiriyoruz. Böylece hep bir hakemi daha yedekte tutmuş oluyoruz. Ancak şu ana kadar pozitif bir test sonucuyla karşılaşmadık ve umarız böyle sorunsuz bir şekilde devam ederiz.

Pandemi kuralları gol sevincinde sarılmayı ve sahaya tükürmeyi de yasaklıyor. Ancak bu ve benzeri kuralların pratikte ne derece uygulanabildiği konusunda eleştiriler var. Bir eleştiri de Galatasaraylı futbolcu Radamel Falcao’dan gelmişti. Falcao, maç boyu oyuncuların zaten sürekli temas hâlinde olduğunu hatırlatarak “Köşe atışlarında defans oyuncuları üzerindeler! Barajlarda herkes yan yana” demişti. Bu eleştiriler hakkındaki görüşünüz ne?

Bu hijyen konseptinin sonuç itibarıyla öncelikli önemde olmasını anlıyorum. Bütün önlemler alındığında, herkese test uygulandığında hâlihazırda risk, önemli ölçüde azaltılmış oluyor. Tüm bu tedbirlere ilaveten getirilen, gol sevincinde sarılmamak gibi teması azaltmaya yönelik önlemler de bu konsepti destekleyici nitelikte. Örneğin hakemler stadyuma girerken maske takıyorlar, daha sonra sahaya inerken çıkartıyorlar. Sahaya girişler de önceden olduğu gibi yan yana ve çocuklar eşliğinde gerçekleşmiyor, artık bir “giriş sıralaması’’ var. Önce bir takım sahaya giriş yapıyor, sonra diğer takım geliyor, en son da hakemler. Bunların tamamı gereksiz temasın önüne geçmek adına yapılan düzenlemeler. Bence, bu önlemler o kadar kapsamlı ki bulaşma riski zaten en optimal ölçüde azaltılmış oluyor.

“Pandemi döneminde futbolcu olmak” basında sıkça yer bulan bir konu. Ancak sanki hakemlerin durumu yeterince konuşulmuyor. Pandemi döneminde maç yönetmek nasıl bir tecrübe? Örneğin, seyircisiz maçlarda atmosfer eksikliği Alman hakemleri nasıl etkiliyor? Oyuncular daha disiplinli ve daha az duygusal oynadığından artıları da var denilebilir mi?

Koronavirüs nedeniyle verilen aradan sonraki ilk iki hafta oynanan maçlar oldukça sportmence, saygılı, ölçülü ve dayanışma içinde geçti. Seyircisiz atmosfer de dahil sahadaki hemen her şey bir bütünlük içindeydi. Sahadaki herkes birbirine yardımcı oldu ve çözüm odaklı hareket etti. Yine de seyircisiz atmosfer alışılmadık bir durum olduğundan hakemler de bazı yeniliklere uyum sağlamak zorunda kaldı. Aslında seyircinin sahaya ve futbolcuların davranışlarına etkisi olmadığında, oyun yalnızca sahadaki mücadeleye ve spora odaklı hâle geliyor. Ancak izlenimimiz, üçüncü haftadan itibaren neredeyse her şeyin normale döndüğü yönünde. İkili mücadelenin yeniden önemli ölçüde arttığını gördük. Sarı kartların, faul ve kritik pozisyonların sayısı da normal seviyelere döndü. Üçüncü haftadan itibaren hakem kararlarıyla ilgili tartışmalar da yeniden yoğunlaştı. Neredeyse geçmişteki düzeye geldik. Bu nedenle, seyircisiz maçlara çıkacak olan hakemlerin bu duruma kendilerini adapte etmeleri de çok önemli. Verilen aradan önce korana döneminde Bundesliga’da seyircisiz bir maçımız olmuştu. Aynı süreçte Şampiyonlar Ligi’nde de seyircisiz iki maç oynandı. Hakemlere yeni durum için verdiğimiz eğitimde, bu dönemden elimizde bulunan materyali kullandık. Örneğin, sarı kart gösterdiğinizde stadyumda çıt çıkmaması ya da bir penaltı kararı verdiğinizde kimsenin yuhalamaması gibi durumlar nasıl hissettirir? Bomboş stadyumda konuşulan her şeyin duyulması nasıl bir şey? Hakemler bu gibi durumlara hazırlıklı olmalıydı. 

Nasıl bir eğitimdi bu? Hakemler mental anlamda da mı bir eğitim gördü?

Evet, aynen öyle. 16 Mayıs’ta liglerin yeniden başlamasından önceki altı hafta boyunca video klipler ve hazırlamış olduğumuz sunumlar yoluyla hakemlere kurallara ilişkin bir online eğitim verdik. Özellikle de seyircisiz maçlar konusuna odaklandık. Bazı maçlardan derlenen 10 video kliple bir sunum hazırladık. Bu yolla hakemleri psikolojik olarak da bu özel duruma hazırlamayı hedefledik.

İkili mücadelelerin yeniden yoğunlaştığını ve faullerin yine artışa geçtiğini ifade ettiniz. Oyuncular ve hakemlerin kondisyonlarını zorlayan bir durum yok mu peki? Oyunun temposu alışıldık seviyede mi?

Hayır tam tersine. Oyundaki tempo kısmen eskisinden de hızlı. Çünkü takımlar şu an beş oyuncu değişikliği yapabiliyor. Bu her iki takıma da ekstradan ikişer oyuncu daha değiştirme imkânı tanınıyor. Avantaj da burada. Şu an “potansiyel taze kan” diyebileceğimiz bu avantaja sahipler. Ki bunun bazı takımlar üzerinde çok büyük etkisi oluyor. Oyuna daha fazla diri futbolcu sokabilme fırsatları olduğu için tempoyu maçın sonuna kadar yüksek tutabiliyorlar.

Peki ya hakemler? Sonuçta onlar da fiziksel olarak daha fazla zorlanmıyor mu? Onlar için nasıl bir düzenleme söz konusu?

Hakemler her hâlükarda kondisyonlu olmalılar, ki genel anlamda öyleler de. Oyunun temposu bu anlamda kondisyonlu hakemler için bir sorun teşkil etmiyor. 

Türkiye’de Süper Lig yeniden başlıyor. Bundesliga başlayalı ise neredeyse bir ay oldu. Edindiğiniz tecrübeler ışığında Türk meslektaşlarınıza tavsiyeleriniz var mı?

Hakemlerin “seyircisiz maçlar’’ meselesine özel olarak hazırlanmalarını hararetle tavsiye diyorum. Zira, burada bambaşka bir atmosfer söz konusu. Söylenen her şey duyuluyor, bütün diyaloglar ortada. Ve anında medyaya yansıyor. Elbette hakemlerin futbolsuz geçen zamanlarda ilgili birimlerle düzenli iletişim içinde olmaları ve ceza sahası senaryoları, elle oynama, ikili mücadale değerlendirmesi, disiplin ve gerekmesi hâlinde de VAR’a başvurulması gibi noktalara odaklanmaları da önemli. Hem ruhen hem bedenen zinde ve oyunda kalabilmek için kuralları tekrar gözden geçirip içselleştirmelerini tavsiye ederim. Bir de hijyen düzenlemeleri ve stadyumda izlenecek prosedüre ilişkin ayrıntılı talimatların bulunması da elzem. 

George Floyd’un ölümü tüm dünyayı derinden sarstı. Irkçılığa karşı artan bir hassasiyeti de beraberinde getirdi. Bu artan hassasiyetin sahalara da yansıdığını, Bundesliga’daki bazı maçlarda kimi futbolcuların ırkçılığa karşı sahada dayanışma mesajları verdiklerini gördük. Normalde siyasi mesaj yasak. Ancak bu kez DFB’den de FIFA’dan destek vardı. Oyuncuların sahada bu tür politik mesajlar vermeleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Ya da şöyle sorayım, bu mesajlar sizce politik mesajlar mı?

Evet bence öyle. Ama bu, hakemlerin gözetmesi gereken türden bir durum değil. Hakemlerin sahada bulunmalarının başlıca amacı, her şeyden önce oyunun kurallarına uyulmasını sağlamak, bu anlamda da salt sportif bir görevleri bulunuyor. Herkesin katılımıyla gerçekleştirilen bir eylem ve verilen bir mesaj söz konusuysa hakemler de bunun bir parçası olabilmeli.Tekil eylemler ise mesafeli durmalılar. Ancak kuralların ihlal edilmesi söz konusuysa, örneğin bir oyuncu gol sevinci sırasında formasını çıkartırsa işte o zaman hakem buna karşı harekete geçer. Ancak bunun siyasi mesajla ilgisi yok, daha çok kural ihlaliyle ilgili bir durum. Eylemler hakkında önceden bilgilendirildikleri takdirde eyleme katılıp katılmamak konusunda da hakemler tamamen özgürler. 

Korona krizi yalnızca günlük hayatlarımızı değiştirmekle kalmadı, futbolu da değiştirdi. Birçok değişiklik söz konusu. Bu son değişikliklerden hangileri sizce krizden sonra da geçerli olabilir?

Belirli koşullarda örneğin oyuncu değişikliğinin kalabileceğini düşünüyorum. Değişiklik hakkının beşe çıkarılması, nihayetinde futbola daha fazla opsiyon getiriyor, daha çekici hâle getiriyor. Çünkü oyunun temposunun düşmemesini sağlıyor. Böylece bir şekilde oyundaki esneklik ve değişkenlik de artıyor.

Sinem Özdemir / Cengiz Özbek

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle
https://www.dw.com/tr/almanyadan-türkiyedeki-hakemlere-pandemi-dönemi-tavsiyeleri/a-53786391

Münih’in efsanevi stadı Türkgücü’ne tahsis ediliyor

Münih’in, 1972 Yaz Olimpiyat Oyunları’na da ev sahipliği yapan ünlü stadyumu 15 yıl aranın ardından, Münih Türkgücü ile yeniden profesyonel futbolla buluşmaya hazırlanıyor. Kent yönetiminden Cuma günü yapılan açıklamada, Alman üçüncü futbol ligine (3. Bundesliga) yükselmeye hazırlanan Münih Türkgücü ile yapılan görüşmeler sonunda, ünlü stadın önümüzdeki sezon azami sekiz maç için bu kulübe tahsis edildiği bildirildi.

Ara verilen Bavyera Bölgesel Ligi’nde dokuz puan farkla lider durumda bulunan Münih Türkgücü’nün federasyon kararı ile bir üst lige çıkarılmasına kesin gözü ile bakılıyor. Bavyera Futbol Federasyonu (BFV), bu kararını Haziran ayı içinde Alman Futbol Federasyonu’na (DfB) bildirmek zorunda.

“Görüşmeler kolay geçmedi”

Münih Belediyesi’nde sportif faaliyetlerden sorumlu olan Beatrix Zurek, Münih Türkgücü takımı ile varılan anlaşmayı, “Görüşmeler kolay geçmedi, bu açıdan tüm tarafları memnun edecek bir sonuca ulaştığımız için mutluyuz” sözleri ile değerlendirdi.

Münih Olimpiyat Stadı’nı da kapsayan Olimpiyat Parkı’nın yöneticisi Marion Schöne ise, “Türkgücü bizimle iletişim halinde, açıkhava konserlerinin olmadığı dönemde en fazla sekiz maçını burada oynayabilir. Ünlü çadır çatının altına hoş geldiniz!” dedi.   

1974 Dünya Futbol Şampiyonası finalinden bir kare. Soldan sağa: Berti Vogts, Franz Beckenbauer ve Johann Cruyff

1974 Dünya Futbol Şampiyonası finalinden bir kare. Soldan sağa: Berti Vogts, Franz Beckenbauer ve Johann Cruyff

Efsane stadyum

Bayern Münih ve 1860 Münih takımlarına uzun sezonlar boyunca ev sahipliği yapan ve örümcek ağından yapılmış bir çadırı andıran çatısı ile kendine özgü bir mimariye sahip olan Münih Olimpiyat Stadı, bu iki takımın Allianz Arena’ya taşınması ile birlikte, 2004-2005 sezonunun ardından profesyonel futbola veda etmişti.

Aralarında, Almanya’nın Hollanda’yı 2-1 mağlup ettiği 1974 Dünya Futbol Şampiyonası finali ve Hollanda’nın Sovyetler Birliği’ni 2-0 yendiği 1988 Avrupa Futbol Şampiyonası finali gibi futbol tarihinin unutulmazları arasına giren pek çok maça ev sahipliği yapan Münih Olimpiyat Stadı’nda, geçtiğimiz yıllarda daha çok açıkhava konserleri düzenleniyordu. Bu bağlamda, Robbie Williams, Bon Jovi, AC/DC, U2 ve Depeche Mode gibi solist ve gruplar son yıllarda burada sahne aldı.

dpa / ET,BK

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle
https://www.dw.com/tr/münihin-efsanevi-stadı-türkgücüne-tahsis-ediliyor/a-53876997