Almanya’da Eylül ayında yapılacak genel seçimlerde Hristiyan Demokratların başbakan adayı olan Armin Laschet, Berlin’de düzenlenen toplantıda dış politika önceliklerini kamuoyuna açıkladı.

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinin seçimden galip çıkması durumunda Başbakan Angela Merkel’in koltuğunu devralacak olan Laschet, Konrad Adenauer Vakfı tarafından düzenlenen, “Almanya’nın Uluslararası Güvenlik Politikaları’ndaki Rolü” başlıklı konferansta ilginç değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasında, ABD, Fransa, İngiltere ve İsrail ile ilişkilerin daha da geliştirilmesine özel vurgu yapan Laschet, Türkiye’den ise yalnızca bir yerde, “Avrupa Birliği’nin (AB) Komşuluk Politikaları” kapsamında söz etti.

AB’nin yakın ilişkiler kurmak istediği, ancak AB üyesi olamayacak ülkeler için Avrupa Komşuluk Politikaları’nı geliştirdiğini hatırlatan Laschet, bu yolla bu ülkelerin Avrupa hukuk sistemine yaklaşmalarının, Avrupa pazarına erişim sağlamalarının amaçlandığını söyledi.

Laschet şöyle devam etti:

“Bu yolla AB’yi çevreleyen sınırlarda dost, demokratik ve dünyada barışın korunmasına bağlı devletlerin yer alması hedeflenmekteydi. Bu strateji gelinen noktada biraz sekteye uğradı. Şu anda en yakın ilişkilerimiz Cezayir, Fas ve Tunus ile… Libya’da, Avrupa ve dünya için önemli olduğunu bildiğimiz gelişmeler yaşanıyor. Ve Türkiye’de, Lübnan’da ve Suriye’deki gelişmelerin hep Avrupa’nın güvenliğini etkilediğini biliyoruz. Bu nedenle, istikrar için her ne gerekiyorsa tüm gerekli çabayı göstermeye değiyor, özellikle Akdeniz’i çevreleyen bölgedeki ülkeleri demokrasi konusunda cesaretlendirmek önem taşıyor.”

Almanya’nın dış politika öncelikleri

Büyük değişimlerin yaşandığı yeni bir çağa girildiğini söyleyen Laschet, konuşmasında önümüzdeki dönemde Alman dış politikasının odağında yer alacak konuları, izleyecekleri stratejinin ana hatlarını anlattı.

Ülkenin modernleşmesini güçlendirerek Almanya’nın uluslararası alanda, meselelerle başa çıkma yetkinliğini kuvvetlendirmek istediklerini vurgulayan Laschet, “Ülkemizin teknolojide lider, salgın, siber saldırı ve ekonomik krizler gibi dış şoklara karşı da dirençli olmasını istiyoruz” dedi.

Ulusal Güvenlik Kurulu’na vurgu

“Dış politikada daha stratejik olmalıyız. Sadece krizlere tepki vermekle yetinmemeliyiz. Geleceği öngörerek hareket etmeliyiz” görüşünü aktaran Armin Laschet, bunun için Almanya’nın güvenlik mimarisinde değişimin gerektiğini kaydetti.

CDU lideri, dijitalleşme ve globalleşme ile birlikte artık askeri ve askeri olmayan sorunlar ile iç ve dış güvenlik meseleleri arasındaki çizgilerin kalktığını anlatırken, bu gelişmeler ışığında yeni kurumsal yapılanmalara ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Laschet, “Başbakanlıkta, Ulusal Güvenlik Kurulu yerini almalı. Ülkemiz için dönüm noktası teşkil edebilecek anlarda, istihbarat servisleri de dahil olmak üzere tüm hükümetin uzmanlığına ihtiyacımız var” diye konuştu.

Yeni çağ ve yeni sınamalar

Çin’in yükselişine sahne olan Asya’daki değişen iktisadi dinamiklere işaret eden Laschet, bunun uluslararası güç dengelerinde köklü değişime yol açacak nitelikte olduğunu vurguladı.

Yeni teknolojilerin önümüzdeki yıllardaki öneminin artacağına vurgu yapan Laschet, teknoloji alanındaki ilerlemenin stratejik kaynak niteliği taşıyabildiğine, aynı zamanda uluslararası politikayı da etkiler hale geldiğine değindi. CDU lideri, “Almanya’da bir otomotiv fabrikasının faaliyetleri, çip tedarik edilemediği için şu anda durmuş durumda. Ham maddelere hem kaynaklara erişim, dış politikanın önemli konularından birini oluşturacak” dedi.

Laschet ayrıca Batılı demokrasilerde, temel ilke ve değerleri sorgulayan popülist akımlar nedeniyle ciddi bir sınama ile karşı karşıya bulunulduğunu, koronavirüs salgını nedeniyle de küresel çapta, sağlık sınırlarını aşan bir krizin yaşanmakta olunduğunu kaydetti.

CDU lideri, bu salgının hem Almanya’da hem dünyada, sosyal bakımdan güç durumda olanları daha fazla etkilediğini söylerken, “Herkes şunu çok iyi anlamalı: Biz ancak küresel çapta bu pandemi ile mücadeleden sonuç aldığımız takdirde güvende olacağız. Duvarlar, sınırlar, izolasyon amaçlı fikirler, salgından korumaz” görüşünü dile getirdi.

Halen Kuzey Ren-Vestfalya eyaleti Başbakanı olan Laschet, geçen ay CDU ile kardeş partisi Hristiyan Sosyal Birlik’in (CSU) ortak başbakan adayı olarak seçilmişti.

Almanya’da 26 Eylül’de yapılacak genel seçimlerden CDU/CSU’nun birinci olarak çıkması durumunda Laschet, Merkel’den başbakanlık koltuğunu devralacak.

Değer Akal

©️ Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Tavsiye Edilen Yazılar