Türkiye ekonomisi bir süredir içinde bulunduğu darboğazdan çıkmak için yeni yollar arayışında. Son olarak Aralık ayında yaşanan kur krizi sonrasında devreye alınan Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasının üzerinden henüz 6 ay geçmesine rağmen dolar, Türk Lirası karşısında yeniden 17 seviyesinin üzerine çıktı.

Uzun süredir yükseliş gösteren enflasyon da göz önünde bulundurulduğunda ekonomi yönetiminden son zamanlarda bazı önlemler gelmesi bekleniyordu. Beklenen açıklama 9 Haziran Perşembe gecesi geldi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı enflasyon ve döviz alanlarında çeşitli başlıkları içeren yeni adımların  gece boyunca geleceğini duyurdu. Açıklamanın ardından piyasalarda heyecan yükselirken dolar, Türk Lirası karşısında yüzde 2’den fazla değer kaybetti. Ancak birkaç saat sonra Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan Gelire Endeksli Senet (GES) uygulaması beklentiyi karşılamadı ve dolar yeniden 17 lira seviyesini üzerine çıktı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıklamasının ardından Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından da farklı yeni adımların duyurusu yapıldı.

Peki bu adımların detaylarında neler var? 

İlk olarak Türk Lirası’na olan talebin arttırılması amacı ile açıklanan yeni uygulamaya yani Gelire Endeksli Senet (GES) ihracına bakalım. Hazine ve Maliye Bakanlığı, 15-22 Haziran tarihleri arasında GES ihracına ilişkin talep toplanacağını bildirdi. Gelire Endeksli Senetlerin Hazine tarafından belirlenen dönemsel getiri oranı yüzde 5,32, yıllık bileşik getiri oranı ise yüzde 23,04 olarak açıklandı. Bu çerçevede, söz konusu senetlerin getirilerine ilişkin ödemelerin hesaplanmasında Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (KEGM) tarafından bütçeye aktarılan üç aylık hasılat payları toplamı esas alınacak.

Türkei | Erhan Aslanoglu
Erhan AslanoğluFotoğraf: Privat

Yapılan açıklamada „GES’lerin kupon ödemelerinde esas alınacak beklenen hasılat payı tutarı olarak, 2022 Yılı Bütçe Kanunu’nda açıklanan 2022 yılı için toplam 874.144.000 TL (DHMİ’den sağlanan gelir tahmini 565.993.000 TL ve KEGM’den sağlanan gelir tahmini 308.151.000 TL) olan gelir tahmini tutarı baz alınacaktır“ denildi.

Türkiye, benzer uygulamaları geçmişte de yapmıştı. Gelire Endeksli Senet uygulaması bu anlamda bir ilk olma özelliği taşımıyor.

„Getiri oranı talebin zayıf kalmasına neden olacak“

DW Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu’na göre açıklanan önlemlerin tamamına bakıldığında kısıtlı bir etki söz konusu olabilir.

Aslanoğlu, sunulan getiri oranının negatif faiz ortamı ve 12 aylık enflasyon beklentileri düşünüldüğünde oldukça düşük kaldığını söylüyor. Aslanoğlu’na göre bu oran uygulamaya olan talebin zayıf kalmasına neden olacak. Buna göre ciddi bir etki için 12 aylık enflasyon beklentileri de göz önünde bulundurularak buna yaklaşan bir oranın belirlenmesi gerekiyordu.

„Gelire Endeksli Senet bir ara formül“

Şimdiye kadar piyasada enflasyona endeksli tahviller ve bonoların konuşulduğunu ifade eden Aslanoğlu, „Bunların sistemde yaratabileceği negatif etkiler yeniden değerlendirildiğinde sanırım vazgeçildi. Sonuçta Türkiye’de çok ciddi bir negatif faiz var ve tasarruf sahipleri de bunu aşmanın yollarını arıyor. Kimi konuta kimi borsaya kimi de dövize ya da riskli varlıklara yöneliyor. Özellikle son dönemde dövize olan talepte ciddi artış var. Bir yandan da cari açık kura baskı yapıyor. Özetle Gelire Endeksli Senet (GES) dövize yönelimi yavaşlatmayı amaçlayan bir ara formül olarak düşünülmüş görünüyor“ diyor.

GES dolarizasyonu düşürür mü?

KKM mevduat uygulaması dövize endeksli olduğu için ekonomistler toplam mevduatların içerisinde KKM de dahil olmak üzere yabancı para cinsinden varlıkların payının yüzde 70’in üzerine çıktığını belirtiyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı açıklamasında GES’in vatandaşların Türk Lirası varlıklarına yönlenmesi için alternatif bir araç olarak planlandığı vurgulanıyor. Bu noktada Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu Türkiye’de tasarruf sahiplerinin davranışlarına bakıldığında uzun vadeli düşünmediklerini belirterek „KKM’deki tasarrufların bir kısmının buraya kayması ve mevduattaki tasarrufların bir bölümünün buraya kayması söz konusu olabilir. Ama Türkiye’nin hem yeni tasarrufa ihtiyacı var hem de döviz talebini azaltmaya. Burada asıl döviz talebi ithalattan kaynaklanıyor. Uygulama döviz talebinin önüne geçecek bir unsur gibi pek görünmüyor. Sadece bir süre daha mevcut tasarrufların yer değiştirmesi dövize olan talebi bir miktar bastırarak kurdaki baskıyı alabilecek nitelikte görünüyor“ değerlendirmesinde bulundu.

KKM gibi zaman kazandırır

Aslanoğlu, döviz talebinin güçlü kaynağı olarak ihracatçıları işaret ediyor. İhracat yapmak için temin edilen hammaddelerin dövizle alındığını ve aynı zamanda ihracat gelirlerinin yaklaşık yüzde 40’nın TCMB tarafından talep edildiğini hatırlatan Aslanoğlu, bu yüzden döviz talebinin sürekli canlı kaldığını anlatıyor. Aslanoğlu, GES uygulamasının KKM gibi sadece zaman kazandırıcı etkisi olabileceğini söylüyor.

BDDK ve TCMB’den kredi sınırlandırmaları

Önceki gecenin bir diğer önemli konu başlığı ise BDDK tarafından tüketici kredilerine getirilen yeni kısıtlamalar oldu. BDDK, artık 100 bin liranın üzerindeki bireysel krediler için taksit üst sınırının 12 ay olduğunu, 50 bin liradan 100 bin liraya kadar olan krediler için ödeme süresinin ise 24 ayla sınırlandırdığını açıkladı.

Aynı şekilde bu kısıtlamalar kredi kartı harcamalarına da sıçradı. Buna göre, limiti 25 bin lira ve altı olan kredi kartlarında aylık asgari ödeme tutarı yüzde 20, daha yüksek limitli kartlar için ise yüzde 40 olarak belirlendi.

TCMB de ticari kredilere ilişkin duyurusunu paylaştı. TCMB, ticari kredilerde yüzde 10 olarak uygulanan zorunlu karşılık oranının yüzde 20’ye çıkarıldığını duyurdu.

Yük yine Hazine’ye

Kredilere getirilen sınırlandırmaların ise örtülü bir faiz artışını gösterdiğine değinen Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, sözlerine şöyle devam ediyor: „Para politikası olarak doğrudan faizi kullanmama eğilimi var uzun süredir. Tam tersine düşüş amaçlanıyor. Bir taraftan da reel döviz talebini kesmek için adına faiz demesek de faize çok benzer bir araç sunulmaya çalışılıyor. Tabi bu yük de Hazine’ye kalmış oluyor. Kamu kendi elde ettiği geliri bir şekilde tasarruf sahibine aktaracak KKM’de olduğu gibi.“

Talep bastırılmak isteniyor

Son dönemde enflasyon ve cari açık sorununun ekonomi üzerindeki baskısını ciddi derecede arttırdığını ifade eden Aslanoğlu, „Bu talebi bastırarak enflasyonu bir miktar bastırmak hedefleniyor. Bir de yine ithalatı bu anlamda azaltarak hem enflasyonu hem de cari açığı azaltmaya yönelik adımlar diyebiliriz. Evet kısmen etkili adımlar olabilir. Ancak kredi talebi yüksek de olsa alım gücünün düştüğü bir ortamda insanlar ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik davranış gösteriyor. Diğer talepleri yaratanlar da zaten daha yüksek gelir grupları. O talebi bastıracak bir adım olmayabilir. Mevcut ortamda bu talebi azaltacak bir durum gözükmüyor“ diye konuştu.

Aslanoğlu, Türkiye’nin asıl ihtiyacının enflasyonun düşmesi olduğunu vurgularken atılan adımların enflasyonun sonuçlarına yönelik olduğunu anlatıyor. Aslanoğlu’na göre atılan adımlar bu yüzden kısa süreli ve zayıf etkisi olan adımlar olarak görülebilir.

Yurt dışından kaynak getirmeye teşvik

GES ve kredi sınırlandırmalarının dışında önceki gece açıklanan diğer adımlar ise şöyle oldu:

*Borsa İstanbul bünyesinde Emtia Borsası kuruldu. Emtia yatırımı için yurt dışına gitmek zorunda kalan yatırımcılara işlemlerini yurt içinde yapabilme imkânı getirildi. Altın sertifikası ihracı için de çalışmalara başlandığı duyuruldu.

*Yurt dışı borsalarda halka arz için başvuran şirketlerin SPK’ya ihraç ücreti ödemeyeceği açıklandı. Ayrıca yurt içinde halka arz olacak şirketler ise yabancı yatırımcıdan kaynak getirirse, Sermaye Piyasasın Kurulu’na ödenen kayıt ücretinde yüzde 90’a kadar indirim alacak.

*Bankalar, döviz hesabına karşılık ilave olarak Türk lirası cinsinden uzun vadeli sabit faizli menkul kıymet tesis edecekler. 

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Empfohlene Beiträge