Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın düşük faiz ısrarı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yüzde 20’ye yaklaşan enflasyona rağmen son 3 ayda 400 baz puan faiz indirmesi sonucu Türk Lirası’nda (TL) tarihi değer kayıpları sürüyor. Ekonomistlere, Türk Lirası‘ndaki değer kaybının önüne geçilebilmesinin yollarını sorduk.

IMF ile anlaşma mümkün mü?

Ekonomik kriz dönemlerinde gündeme gelen Uluslararası Para Fonu (IMF) ile anlaşma yapma seçeneği konusunda ekonomistler iktidarın buna yanaşmayacağı kanısında.

Ekonomist Güldem Atabay “IMF bir opsiyon mudur? Bu hükümet için bir opsiyon değil hiçbir zaman da olmayacak” diyor. Atabay IMF ile bir anlaşma yapılması halinde reform yapılması gerekeceğini belirterek “Reform demek zaten her anlamda kontrolü vermek ve şeffaflaşmak demek. O zaten bindiği dalı kesiyor olmayacak” şeklinde konuşuyor ve bu ihtimalin çok zayıf olduğunu belirtiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan IMF ile anlaşma yapmaya karşı çıkıyor ve birçok kez IMF ile anlaşma yapmanın mümkün olmadığını dile getirdi. Erdoğan, son senelerde IMF ile ilgili yaptığı açıklamalarda Türkiye’yi “IMF boyunduruğundan” kurtardıklarını , IMF’ye olan borcu ödediklerini belirterek, “IMF ile işimiz bitti” ifadelerini kullanmıştı.

Güldem Atabay'a göre, Türkiye için IMF ihtimali zayıf görünüyor

Güldem Atabay’a göre, Türkiye için IMF ihtimali zayıf görünüyor

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), 2001-2002 krizi nedeniyle ekonomik büyümenin dip yaptığı bir dönemde iktidara gelmiş, bir önceki hükümetin planladığı reformları ve IMF ile yapılan stand-by anlaşmasını uygulamıştı. Türkiye IMF”ye stand-by anlaşmaları kapsamında alınan borçların son taksidini 2013 yılında ödemişti.

Ankara Üniversitesi Öğretim ÜyesiProf. Dr. Yalçın Karatepe de IMF ile anlaşmayı bir olasılık olarak görmüyor. Karatepe “IMF’ye gidilir mi? Hayır, Türkiye’nin IMF ile bir anlaşma yapacağını düşünmüyorum. Bunun politik gerekçesi var. Cumhurbaşkanı Erdoğan çok uzun süreden beri IMFye olan bakış açısını yüksek sesle dile getiriyor zaten. Dolayısıyla bu dönemde IMF’den bir kaynak girişine yol açacak stand-by anlaşması yapılması mümkün değil” diyor.

Faiz artışı olası mı?

Türkiye’de politika faizinin düşük tutulmasıyla ilgili Pazartesi günü tekrar açıklamalarda bulunan Erdoğan, bu politikadan vazgeçilmeyeceğini vurguladı. Erdoğan, geçmişte uygulanan yüksek faiz-düşük kur politikasının sonuç vermediğini savundu. Geleneksel ekonomi teorisine ters düşen görüşlerini savunmaya devam eden Cumhurbaşkanı, “Hep söylüyorum; faiz sebeptir, enflasyon neticedir” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Karatepe, TL’de yönün tersine dönmesi için iktidarın yaptıklarını tersine çevirmesi gerektiğini belirtiyor ancak iktidarın da böyle bir niyetinin olmadığını gayet net bir biçimde gösterdiğini söylüyor.

“Normalde piyasaların da beklediği ilk şey hem enflasyondaki artış hem de kurlardaki ciddi yükselişin durdurulması, ama bu da ancak faizlerin arttırılması ile mümkün olur. Bunun başka hiçbir yolu yok. Faiz arttırımına gitmeyecekleri de önümüzde duran aleni bir gerçek” şeklinde konuşan Karatepeye göre “inanılırlık” sorunu yaşayan iktidar bu noktadan sonra makro göstergelere müdehale etse bile yetersiz kalabilir.

Karatape: Bu iktidarla Türkiye'nin gidebileceği bir yol kalmamıştır

Karatape: Bu iktidarla Türkiye’nin gidebileceği bir yol kalmamıştır

Karatepe şöyle devam ediyor: “Artık Türkiye‘de sadece tek bir göstergeyi değiştirerek de sonuca gitmek mümkün değil. Çünkü faiz arttırımına gitse bile ertesi gün indirmeyeceğinin garantisi yok. Türkiye’de iktidara olan inanç da zaten bende yoktu ama geniş halk kesimlerinde de yok. İktidarın ekonomiyi düze çıkaracağına ilişkin bir algının oluşması çok da mümkün değil. Türkiye‘nin ekonomik sorunları çok derinleşti ve katılaştı. Bunu sadece bir makro göstergeye müdahe ederek iyileştirmenin çok mümkün olmadığını düşünüyorum” şelinde konuşuyor.

İktidar değişikliği olasılığı

Ekonomistler Türkiye’de mevcut ekonomik gidişatın geri döndürülebilmesi için siyasette zihniyet değişimi ya da iktidar değişikliğinin gerektiği görüşünde.

Ekonomiyi yönetenlerin ekonomik gerçekliklerle “inatlaşma” içerisinde olduğunu belirten Prof. Dr. Karatepe’ye göre Türkiye’nin ekonomik sorunlarının “kalıcı” olarak çözülmesinin sadece tek bir yolu var: “Gerçekliklerin öyle ya da böyle ortaya çıkma ya da sonuç üretme özelliği vardır. Başta kurlar olmak üzere, yükselen enflasyon olmak üzere bu sonucu da gerçeklik çok ağır bir biçimde Türkiye’de üretiyor.”

Karatepe, “Bu iktidarla Türkiye’nin gideceği bir yer kalmamıştır. Yarın Cumhurbaşkanı Erdoğan ya da iktidar ya da AKP çıkıp yeniden AB sürecine gireceğiz, ABD vs bunların hiç birisinin sonuç verme ihtimali yok. Çünkü artık inanılırlığını kaybetmiş bir iktidarla karşı karşıyayız. Türkiye’nin ekonomik sorunlarının kalıcı olarak çözülmesinin ön koşulu bu iktidarın ve bu iktidar anlayışının değişmesiyle başlayacaktır diye düşünüyorum” yorumunu yapıyor.

“Bir güven sorunu” olduğunu belirten ekonomist Güldem Atabay da siyasette bir “kan değişiminin” beklenebileceğini ve bunun yaratacağı etkinin olumlu olacağı görüşünde. Atabay, “TL’nin değer kazanması için siyasi bir değişim gerekiyor bunun adı da seçim, erken seçim” diyor ve ekliyor:

“Böyle bir kan değişiminin yaratacağı ilk etki de parlamenter sisteme, hukuka ve rasyonal bir ekonomi politikasına dönüş beklentisi üzerinden Türkiye’ye sermaye akışının hızlanması. Bu da mevcut TL/dolar seviyesini tek haneli seviyelere çekecek kadar güçlü bir etki yaratabilir.”

Sorunun bir güven sorunu olduğunu savunan Atabay, “Bunun olduğunu hatırlarsak iktidar değişikliğinin herhalde TL’nin değeri açısından önümüzdeki dönemde kalan son çare olarak karşımızda olduğu gerçeği ile karşılaşıyoruz” değerlendirmesini yapıyor.

Atabay erken seçim olmaması ve seçimlerin Haziran 2023’te yapılması halinde ise TL’deki değer kayıplarının hızlanarak devam etmesini ve ekonomik krizin derinleşmesini bekliyor.

Seda Sezer Bilen

© Deutsche Welle Türkçe

 

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Tavsiye Edilen Yazılar