“Az tüketmeye gidiyoruz yani bayatladığı zaman bile artık onu bayağı bir değerlendirmeye çalışıyoruz. Yani dikkat etmek zorundayız.” Bu sözler İstanbul Üsküdar’daki bir fırından ekmek satın alan 60 yaş üstü emekli bir kadına ait.

Son günlerde artan un fiyatlarına paralel ekmeğe zam söylentileri gündemde. DW Türkçe’ye konuşan vatandaşlar ise mevcut fiyatlarla bile zorlandıklarını ifade ediyor.

Yüksek enflasyon karşısında karınlarını ekmekle doyurabildiklerini ifade eden vatandaşlar, gelecek ay yapılması beklenen asgari ücret zammının temel gıda ürünlerinin fiyatlarındaki artışla zaten eriyeceğini savunuyor.

Tarımsal girdilerin ithalata bağımlı olduğu Türkiye’de, kurlardaki artış temel gıda fiyatlarını olumsuz etkiliyor. Şeker ve ay çiçek yağının ardından bu kez de unun fiyatı katlanarak arttı.

Un fiyatlarındaki hızlı yükseliş son günlerde ekmeğe zam geleceğine dair endişeye yol açtı.

Çuval fiyatı 300 lirayı geçti

DW Türkçe’ye konuşan İstanbul Ticaret Odası (İTO) 12 No’lu Ekmek Un ve Unlu Mamuller Meslek Komitesi Başkanı Hasan Demir, “Şu anda ekmeklik unlar 310-320 lira civarında. Pasta, açma, poğaçada kullanılan unlar 400 lira bandını aştı” diyor.

Un fiyatlarındaki artışın Temmuz ayından sonra yüzde 100’e ulaştığını söyleyen Demir, Temmuz ayında 150 liraya satılan 50 kilogramlık un çuvalının fiyatının beş ayda 300 lirayı geçtiğini ifade ediyor.

11 Kasım’da İstanbul’da ekmeğe yüzde 25 zam yapılmış ve 230 gram ekmeğin fiyatı 2.5 liraya çıkmıştı. Ancak fırıncılar yapılan zammın, artan maliyetler karşısında eridiğini belirtiyor.

“Ekmeğin 3 lira olması lazım”

Ekmeğe zam talep ettikleri dönemde unu 170 liradan aldıklarını aktaran Hasan Demir, “O zaman Ağustos ayındaydık. Şu anda 300 liranın üzerinde temin etmeye başladık. 230 gram ekmeğin acilen en az 3 lira olması lazım. Fiyatlar artıyor, yılbaşından sonra asgari ücret zamları gelecek. Kiralar arttı, doğalgaza zam geldi. Faturalar daha yeni gelmeye başlıyor” diye konuşuyor.

Fırıncılar ekmeğe yapılan zamların artan maliyetler karşısında eridiğini savunuyor

Fırıncılar ekmeğe yapılan zamların artan maliyetler karşısında eridiğini savunuyor

Peki un fiyatlarındaki yükselişin nedeni ne?

DW Türkçe’ye konuşan Türkiye Ziraatçiler Derneği Başkanı Hüseyin Demirtaş, artışın nedeninin kuraklığın yanı sıra Türkiye’nin ithalata bağımlılıktan kaynaklı kronik sorunları olduğuna dikkat çekiyor.

Demirtaş, sezon başında ekmeklik buğday alım fiyatının ton başına 2250 lira, makarnalık buğday alım fiyatının ise 2450 lira olarak belirlendiğini hatırlatıyor.

“Yabancı çiftçiye daha fazla ödüyoruz”

Hüseyin Demirtaş, “Biz çiftçiye 2250-2450 liradan fiyat belirledik ama artan dolar kuru nedeniyle girdi maliyetleri yükseldi. Diğer yandan Türkiye olarak sürekli uluslararası arenada ithalat kararı alıyoruz. Buğday ithalatı için ihaleler açıyoruz. Kilo başına 225 kuruş kendi üreticimize verirken, 350 kuruş yabancı çiftçiye ödüyoruz. Onu da bulamıyoruz. Çünkü dünyada kuraklık ve salgın nedeniyle ihracatçı ülkeler stoklarını hazırlıyor ve kolay kolay ihraç etmiyor. Fiyatlardaki artış da bu nedenle durduramıyor” diye konuşuyor.

Hüseyin Demirtaş

Hüseyin Demirtaş

Demirtaş, dört ay içinde un fiyatındaki artışın yüzde 65’i bulduğunu belirtiyor ve nasıl üreticinin desteklenmesi gerekiyorsa fırıncıların da desteğe ihtiyacı olduğunu ifade ediyor.

Türkiye’de yıllık buğday üretimi ortalama 18-22 milyon ton civarında. Ancak buğday üretiminde bu yıl düşüş bekleniyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2021 yılı Bitkisel Üretim 2. Tahmini’ne göre, buğday üretiminin 17 milyon 650 bin ton olacağı öngörülüyor. Bu rakam, son 14 yılın en düşük üretimini ifade ediyor.

İthalat ihaleleri sürüyor

Üretimdeki sıkıntılar ise ithalatla çözülmeye çalışılıyor. Buğdayda gümrük vergisi yıl sonuna dek sıfırlanmıştı. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) buğday ithalatı için 24 Haziran’dan Ekim ayı sonuna kadar beş kez ihale açtı. İthalatın en fazla yapıldığı Rusya’dan buğdayın Türkiye’ye giriş fiyatı ton başına 340-350 dolar oldu.

Türkiye Ziraatçılar Derneği’ne göre ise buğday üretimi 4-4,5 milyon ton civarında azalacak ve yaklaşık 16 milyon ton olacak. Bu da fiyatların daha da artacağına işaret ediyor.

Hüseyin Demirtaş, “Görünen o ki biz gıda enflasyonunu ve un fiyatlarındaki artışı 2022 yılında da konuşacağız. Çünkü un fiyatlarının düşmesi için arz açığımızın olmaması lazım. Buğday üretimimiz bu yıl daha düşük olacak. Yine biz dış alımcı olacağız. Dolar kuru durdurulamazsa 2022 yılında bugünü de arayabiliriz” diyor.

“2022 daha zor geçebilir”

Tarımda en çok kullanılan gübre fiyatının bir yılda yüzde 265 arttığını ve ton başına 10 bin lirayı bulduğunu ifade eden Demirtaş, “Biz gübre üretemiyoruz, özelleştirmeler sonrası dışarıdan almak zorundayız. Üretici gübreye ulaşamıyor. Gübre, mazot, zirai ilaç, elektrik faturaları, doğalgazdaki artışlar yüzde 50’den başlıyor yüzde 300’e kadar” diye konuşuyor.

Artan maliyetler nedeniyle üreticinin üretimden koptuğunu, son yıllarda çiftçi kayıt sisteminden çıkan çiftçi sayısının 650 bini aştığını dile getiren Demirtaş, çiftçinin borcunun da 210 milyar lirayı geçtiğini ifade ediyor.

Kuraklığın bitmesinin gelecek yıl da beklenmediğini belirten Demirtaş, tarımsal girdi fiyatlarının düşürülmesi için devletin acilen harekete geçmesi gerektiğini, borçların yeniden yapılandırılması ve özellikle gübre fiyatlarının sübvanse edilmesinin çiftçiyi rahatlatabileceğini, aksi takdirde gelecek yıl hem çiftçiyi hem de tüketici daha zor günlerin beklediğini ifade ediyor.

Pelin Ünker

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Tavsiye Edilen Yazılar