Rusya’nın Ukrayna’ya askeri harekatı ile Avrupa’nın yeniden bir savaşın içine sürüklenmesi, Alman politikasında bir dönüm noktası anlamına gelecek gelişmeleri beraberinde getirdi.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında pasifist politikalar izleyen Almanya’da savaş ve ordu stratejileri yeniden siyasetin gündeminde. Alman hükümeti silahlanmadan silah sevkiyatına, enerjiden bütçe politikalarına köklü değişimler planlıyor.

Orduya 100 milyar euroluk yatırım

Almanya’da silahlanma kelimesi on yıllardır negatif bir anlam taşımış, silahlanmak savaş çığırtkanlığıyla eş anlamlı görülmüştü. Alman ordusunun donanım ve teçhizat ihtiyacıyla ilgili yaptığı uyarılar, uçamayan helikopterler, yürüyemeyen tanklar, yüzemeyen gemilerle ilgili yaptığı şikayetler barış döneminde yeterince dikkate alınmamıştı. Kara Kuvvetleri Komutanı Alfons Mais’in Rusya’nın Ukrayna’ya girmesinin ardından yaptığı açıklama önemli mesajlar içeriyor, savunma alanındaki ihmalleri ve politikaları tüm açıklığıyla eleştiren Komutan Mais, „Az ya da çok çıplak vaziyetteyiz. Siyasete İttifak’ı desteklemek üzere sunabileceğimiz imkanlar son derece sınırlı“ demişti.

Başbakan Olaf Scholz, Pazar günü Federal Meclis’teki özel oturumda yaptığı konuşmada savunma harcamalarının artırılacağını ve enerjide Rusya’ya bağımlılığın azaltılacağını açıkladı. Buna göre 2022 bütçesinden orduya yatırım için bir kerelik 100 milyar euroluk kaynak tahsis edilecek. Scholz, bu kaynağın „gerekli yatırımlar ve silahlanma planları“ için kullanılacağını açıkladı.

Bu parayla ne tür yatırımlar yapılacağı ya da ne tür silahlar alınacağı henüz istişare aşamasında. Başta Fransa olmak üzere Avrupalı müttefiklerle ortak tank ve savaş uçağı geliştirilmesi, üzerinde durulan planlar arasında.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz meclis özel oturumunda planlanan yeni politikaları açıkladı.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz meclis özel oturumunda planlanan yeni politikaları açıkladı.

Savunma harcamaları artıyor

Ancak orduya yatırım 100 milyar euroyla sınırlı kalmayacak. Hükümet aynı zamanda savunma harcamalarını da uzun vadeli olarak artırmayı planlıyor. NATO üyelerinin 2014 yılındaki zirvede kararlaştırdığı, savunma harcamalarının GSYİH’nın en az yüzde 2’sini bulmasını öngören karar, yıllardır Almanya ile ABD arasında soğuk rüzgarlar esmesine neden olmuştu. Özellikle Donald Trump yönetimi bu konuda özellikle Almanya’yı hedef almış, „ABD’nin artık müttefiklerin savunmasını kendi cebinden sağlamayacağı, müttefiklerin de artık ellerini ceplerine atmaları gerektiği“ mesajını vermişti.

Almanya’nın savunma harcamaları, son yıllarda hedefi tutturmak için gösterilen çabalara rağmen hala GSYİH’nın yüzde 1,5’i civarında. Özellikle Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Sol Parti yüzde 2 sınırını hep reddetmişti. Şu an SPD, Yeşiller ve liberal Hür Demokrat Parti’nin (FDP) koalisyon anlaşmasında da bu konuda herhangi bir ifade yer almıyor. Başbakan Olaf Scholz’un Pazar günkü konuşmasında savunma harcamalarını artırmaya hemen başlayarak yıllar içinde bu hedefin de üstüne çıkmayı hedeflediklerini söylemesi dikkat çekti.

Afganistan savaşı 20 yıl önce başladığında dönemin Savunma Bakanı Peter Struck’un „Almanya’nın güvenliği Hindikuş’ta da savunulur“ sözü büyük tartışmalara neden olmuştu. Aradan geçen zamanda Alman ordusu dünyanın çeşitli bölgelerinde konuşlandı. Afganistan misyonu sona erdi, Mali misyonunda da sona yaklaşılıyor. Yeni gelişmeler, savaş tehlikesinin Almanya sınırına artık o kadar da uzak olmadığını gösterdi. Şimdiki Savunma Bakanı Christine Lambrecht’in „NATO ittifak bölgesi tehdit altında. Putin’in saldırganlığının sınırlarını kestirebilmek güç“ sözleri bu endişeyi ifade ediyor.

Silah sevkiyatı

Alman silahlarının çatışma bölgelerine gönderilmesi de on yıllardır tabu konular arasında yer alıyordu. Özellikle de Yeşiller partisi için. Köklerini 80’li yılların barış hareketinden alan Yeşiller her ne kadar Alman ordusunun barış misyonlarında yer almasına artık karşı çıkmasa da silah ihracat politikalarında son derece kısıtlayıcı politikalar izlenmesini savunageldi. Şu anki hükümette Ekonomi Bakanı olan Yeşiller partili politikacı Robert Habeck’in geçen yıl Ukrayna ziyareti sonrasında ülkeye savunma silahları gönderilmesini istemesi yoğun tartışmaları beraberinde getirmişti.

Ukrayna hükümetinin ısrarlı çağrılarına rağmen Almanya’nın Şubat ayı başında ülkeye 5 bin çelik kask gönderileceğini açıklaması da Almanya’da tartışmalara, Ukrayna’da sert eleştirilere yol açmıştı. Şimdi ise Alman hükümeti, Ukrayna’ya silah sevkiyatına yeşil ışık yaktı. İlk etapta bin tanksavar füzesi ve 500 uçaksavar füzesi gönderileceği açıklandı. Başbakan Scholz, bu kararı açıkladığı Federal Meclis oturumunda „Putin’in saldırganlığına karşı başka verecek bir yanıt yok“ derken Yeşiller partili Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, „silah ihracat politikasında gerekli olan tüm çekimserliğe rağmen, Ukrayna’nın ülkeye ölüm ve yıkım getiren bir saldırgana karşı savunmasız bırakılamayacağını“ söyledi.

Enerjide Rusya’ya bağımlılığın azaltılması

Almanya’nın enerjide Rusya’ya bağımlılığı da son yıllarda Washington ile Berlin arasında öne çıkan tartışma konuları arasındaydı. Özellikle Donald Trump yönetimi, Rus doğal gazını Baltık Denizi üzerinden doğrudan Almanya’ya taşıması planlanan Kuzey Akım 2 projesine şiddetle karşı çıkmış, Angela Merkel hükümetini „Rusya’nın esiri“ olmakla suçlamıştı. Berlin ise hep bunun salt ekonomik bir proje olduğunu ve Almanya’nın enerji tedarikiyle ilgili kararlarını kendisinin alacağı mesajını vurguladı. Kuzey Akım 2’yi destekleyenler, ABD’nin muhalefetinin arkasında daha pahalıya mal olan kendi sıvı gazını satma niyeti olduğunu dile getiriyordu. Şimdi ise tam da bu yöne doğru gidiliyor.

Almanya'nın Brunsbüttel kentinde planlanan sıvı gaz terminali.

Almanya’nın Brunsbüttel kentinde planlanan sıvı gaz terminali.

Almanya, doğal gaz ithalatının yüzde 55’ini, petrol ithalatının yüzde 40’tan fazlasını Rusya’dan gerçekleştiriyor. Her iki kalemde de ciddi düşüşler planlansa da bunun zamana yayılması gerekiyor. Bir yandan fosil yakıtlar ve nükleer enerjiden çıkış stratejisi izleyen Almanya, diğer yandan yenilenebilir enerjiye yatırımları giderek artırıyor.

Ancak yenilenebilir enerjilerin de riskleri var. Rüzgar esmediğinde ya da güneş olmadığında enerji açığını gaz santrallerinin doldurması öngörülüyor. Rusya’ya doğal gaz bağımlılığının artmaması için başta ABD olmak üzere dışarıdan sıvı gaz ithalatı için gemi terminallerinin inşa edilmesi planlanıyor.

Halen kullanımdaki nükleer enerji santrallerinin kullanım sürelerinin uzatılması da gündemde. Bu özellikle de nükleer enerji karşıtlığının sembolü konumundaki Yeşiller partisi için oldukça sancılı bir konu. Ancak partiden bu konuda da esneklik mesajları geliyor. Yeşiller partili Ekonomi Bakanı Robert Habeck, „Düşüncelere tabular getirilemeyeceğini“ söyledi.

Borçlanma

Ordu ve savunmaya yapılan harcamalar ve enerji politikalarındaki yeniden yapılanma Almanya’ya pahalıya mal olacak. Bütçe sınırlarını aşan bu harcamalar için Almanya’nın borçlanması gerekecek.

Zaten korona pandemisiyle mücadele önlemleri için yüksek miktarlarda borçlanan Almanya, yeni büyük krediler almak zorunda kalacak. Muhalefetteyken katı bütçe politikalarından yana tavır koyan FDP’li Maliye Bakanı Christian Lindner şimdi rekor yeni borçlanma dışında bir yol bulunmadığını savunuyor.

 

Christoph Hasselbach

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Empfohlene Beiträge