Kurtuluş Günü, Zafer Günü, V-Day… Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi ve Nasyonal Sosyalizme karşı kazanılan zafer, birçok şekilde adlandırılıyor. Fransa ve Slovakya gibi bazı ülkelerde bu gün resmî tatil ilan edilirken Almanya’da ise anma törenleri yapılıyor.

12 yıllık acımasız Nazi yönetimi, neredeyse altı yıl süren savaş, 60 milyona yakın can kaybı ve sistematik olarak öldürülen altı milyon Yahudi…  Böylesine vahim bir tabloya yol açan Nazi Almanyası, 8 Mayıs 1945’te teslim bayrağını çekti ve savaş sona erdi. Nazilerin kapitülasyonu birkaç güne yayıldı. Bu yüzden farklı ülkeler savaşın sona ermesini farklı günlerde anıyor. Wehrmacht Komutanlığı Kurmay Başkanı Albay General Alfred Jodl, 6-7 Mayıs 1945 gecesi Reims’te teslim belgesini imzaladı. Antlaşma 8 Mayıs 1945 tarihinde, yerel saatle 23:01’de yürürlüğe girdi.

Sovyet diktatörü Josef Stalin de 9 Mayıs gecesi, Alman Wehrmacht Yüksek Komutanlığı Başkanı Mareşal Wilhelm Keitel’e, Berlin-Karlshorst’taki Sovyet karargahında ayrı bir teslim belgesini imzalattı. Bu nedenle Rusya, savaşın sona ermesini geleneksel olarak 9 Mayıs’ta „Zafer Günü“ olarak yad ediyor. Hollanda’da ise Alman işgalinin sona ermesi 5 Mayıs’ta „Bevrijdingsdag“ (Kurtuluş Günü) adıyla kutlanıyor.

Alman Wehrmacht Yüksek Komutanlığı Başkanı Mareşal Wilhelm Keitel, Berlin-Karlshorst'taki Sovyet karargahında teslim belgesini imzalıyor.
Alman Wehrmacht Yüksek Komutanlığı Başkanı Mareşal Wilhelm Keitel, Berlin-Karlshorst’taki Sovyet karargahında teslim belgesini imzalıyor.Fotoğraf: picture alliance/dpa

Almanya’nın 8 Mayıs ile yüzleşmesi

Bu felaketin müsebbibi olan Almanya’nın 8 Mayıs ile yüzleşebilmesi uzun zaman aldı. „Saatin sıfırlanması“ olarak tabir edilen süreç, Alman halkı için Nazilerin teslim olmasıyla başladı. Kimse bu süreçten önceye bakmak istemedi. Zira 8 Mayıs, hem yenilgiyi hem de kurtuluşu sembolize ediyordu. Durum, savaş sonrası kurulan genç Federal Almanya Cumhuriyeti’nin bu çelişkiyle kolayca başa çıkamayacağı kadar karmaşıktı.

Doğu Almanya’da kurulan Alman Demokratik Cumhuriyeti ise Sovyetlerin izinden gitti. Kendisini anti-faşist bir devlet olarak gördü ve bu nedenle Nazi Almanyası’na karşı hiçbir sorumluluk hissetmedi. Hatta ilk birkaç yıl 8 Mayıs resmî tatil bile oldu.

Batı Almanya’da ise insanlar Kurtuluş Günü’ne giderek yabancılaştı. Federal Almanya’nın ilk Başbakanı Konrad Adenauer’in, bu tarihi ebedileştirmek için Anayasa’nın 8 Mayıs 1949 akşamı kabul edilmesinde ısrar ettiği söylenir. Ancak Adenauer amacına ulaşamadı ve Anayasa, o tarihten yaklaşık iki hafta sonra, 23 Mayıs’ta kabul edilip ertesi gece yarısı yürürlüğe girdi.

75’inci yıldönümü vesilesiyle 2020’de 8 Mayıs günü sadece Berlin eyaletinde bir defaya mahsus resmî tatil oldu. Zaman zaman bu günün ülke genelinde resmî tatil ilan edilmesi tartışmaları alevlense de, Almanya’da 8 Mayıs halen anma günü olarak genelde siyasi protokol ve bazı sivil toplum kuruluşları tarafından idrak edilmektedir.

Rusya Devlet Başkanı Putin 2019'da Moskova'daki Zafer Günü töreninde konuşma yaparken.
Rusya Devlet Başkanı Putin 2019’da Moskova’daki Zafer Günü töreninde konuşma yaparken.Fotoğraf: Alexander Zemlianichenko/AP Photo/picture alliance/dpa

Rusya’da siyasi propaganda vesilesi haline geldi

Rusya’da ise durum çok daha farklı. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) döneminde adlandırıldığı gibi „Zafer Günü“ olarak bir gün sonra, yani 9 Mayıs’ta yapılan anma törenleri, uzun yıllar boyunca kutlama vesilesinden ziyade bir „yas günü“ olarak görüldü. Zira Sovyetler Birliği, İkinci Dünya Savaşı’nda milyonlarca vatandaşını kaybetti. Ancak şimdiki Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu günü giderek iç politikada propaganda vesilesi olarak kullanmaya başladı.

Bugün artık 9 Mayıs denince akla görkemli askerî geçit törenleri geliyor. Geçen yılki geçit töreninde ateşli bir konuşma yapan Putin, özetle şunları söylemişti: „Rusya, her daim uluslararası hukuku savunuyor. Aynı zamanda, halkımızın güvenliğini sağlamak için ulusal çıkarlarımızı da kararlılıkla savunacağız. Zafer Günü’nü bize bahşeden askerlerin mirasçıları olan cesur Rus Silahlı Kuvvetleri, bunun güvenilir teminatıdır.“

Putin için Kızıl Ordu geleneği, „tehdit altındaki imparatorluğun“ yılmaz savunuculuğunu temsil ediyor. O nedenle de bu geleneğin izlerini her yerde canlı tutmaya çalışıyor.  Örneğin „Zafer Parkı“ olarak da adlandırılan Moskova’daki Vatanseverlik Parkı’nda bulunan bir kilisede bile Kızıl Ordu’ya ait pek çok fresk ve sembole rastlamak mümkün. Aynı kilisede Rusya’nın da müdahil olduğu yakın zamanlardaki Gürcistan ve Suriye savaşlarına dair resimler de yer alıyor.

Ukrayna savaşının genişlemesinden korkuluyor

Putin’in bu yılki 9 Mayıs törenlerini, Ukrayna savaşına yönelik propagandayı güçlendirmek için kullanabileceği yönünde spekülasyonlar yapılıyor. Hatta bazı uluslararası gözlemciler,  cepheye gidecek on binlerce yeni asker kazanabilmek için Putin’in genel bir seferberlik ilan edebileceğinden bile endişe ediyor. Ukrayna istihbaratı da Rusya’nın, büyük ölçüde işgal altındaki Mariupol kentinde 9  Mayıs’ta askerî bir geçit töreni ile gövde gösterisi yapabileceği uyarısında bulundu.

Bu ve benzeri adımlar nedeniyle 9 Mayıs, anma günü olmaktan çıkıp bir propaganda aracı haline geldi. Batı ülkelerinde yaşayan Ukraynalılar ve bazı aklıselim Ruslar, bu konuda farkındalık oluşturmaya çalışıyor. Bu kapsamda Almanya’nın başkenti Berlin ve diğer bazı Avrupa kentlerinde, kamuoyunun dikkatini çekebilmek ve barışa destek vermek amacıyla 8-9 Mayıs günlerinde bir dizi etkinlik ve miting düzenlenmesi çağrısı yapıldı.

Lisa Hänel

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Empfohlene Beiträge