Fransa’nın ardından Türk Ülkücü Hareketi’nin Almanya’daki faaliyetlerinin de yasaklanması yönünde başlatılan girişim bugün Federal Meclis’in gündemine geliyor. Alman hükümetinin ortakları Hristiyan Birlik (CDU ve CSU) partileri ile Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) yanı sıra muhalefetteki Hür Demokrat Parti (FDP) ile Yeşiller’in üzerinde uzlaşma sağladığı teklifin bu akşam Alman Federal Meclisi’nde görüşülmesi ve kabul edilmesi bekleniyor.

Söz konusu partilerin çoğunluğu sağlayacak olması nedeniyle meclisten geçmesine kesin gözüyle bakılan teklifle Alman İçişleri Bakanlığı, ülkücülere ait dernek ve yapılanmaların, aynı zamanda faaliyetlerinin yasaklanıp yasaklanamayacağını gözden geçirmekle yükümlü hale geliyor. Almanya’da ülke çapında örgütlü dernek ve yapılanmaların yasaklanmasına Federal İçişleri Bakanlığı karar verebiliyor.

Meclisteki beş partinin imzacı olduğu ortak teklif, “Milliyetçiliğe ve ırkçılığa meydan okuyoruz- Ülkücü Hareket’in etkisini püskürtmeliyiz” başlığını taşıyor.

Teklifin içeriğinde neler var?

Federal Meclis’e sunulacak teklifte “Irk ve dünyaya hakimiyet çılgınlığı temeline dayalı ve insan onuru ile halklar arası diyaloğa karşı olan tüm dünya görüşlerini kınıyor, kararlı biçimde ona karşı duruş sergiliyoruz” ifadeleri yer alıyor. Metinde ayrıca “Almanya, hukuk devletinin ve demokrasinin sahip olduğu her türlü araç ve kararlılıkla aşırı sağcı hareketlere karşı koyuyor ve koyacaktır” vurgusu da yapılıyor.

Ülkücülerin sahip olduğu yüksek üye sayısı sebebiyle aşırı sağcı hareketler içinde özel bir konuma sahip olduğuna da dikkat çekilen teklifte, Avrupa’daki bir dizi ülkede “militanca ve şiddet yanlısı tutumları” ile göze çarptığı belirtiliyor. Teklifte, ülkücülüğün kökeninde “Pantürkizm ve Turanizm’e dayanan milliyetçi ve ırkçı ideoloji yattığı” aktarılıyor. Halk arasında “Bozkurtlar” olarak anılan bu grubun ülküsünün, Balkanlar’dan Çin’e uzanan, etnik olarak homojen ve Türklerin öncülüğünde büyük bir Türk devleti kurmak olduğu bildiriliyor.

Ülkücü ideolojide antisemitizminin önemli bir yer aldığı, Ermeni ve Kürtlerin de aşağılanıp Türklüğün düşmanı olarak nitelendikleri bilgisine yer veriliyor.

Almanya’da en az 11 bin üyesi bulunan ülkücülerin Almanya Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu (ADÜTDF) ve Avrupa Türk İslam Kültür Birliği‘nin (ATİB) gibi iki büyük çatı altnda örgütlendiği, ilaveten Alman istihbarat birimlerinin raporlarına göre bir de örgütsüz ama bu ideolojiye ait olup internet üzerinden iletişimde olan ülkücülerin bulunduğuna dikkat çekiliyor.

“Ülkücüler insanlık onurunu yok sayıyor”

Alman hükümetinin ortağı Hristiyan Birlik ve Sosyal Demokrat Parti ile muhalefetten Hür Demokratlar ve Yeşiller’in ortaklaşa hazırladığı teklifte, ülkücülerin onlara göre siyasi muhalif olarak gördüğü kişileri çoğu zaman açıktan korkutmaya çalıştığı ve tehdit ettiği belirtiliyor. Hareketin Almanya’daki Türkiye kökenlilerin ülkeye uyumu önünde engel teşkil ettiği ve toplumun bölünmesine neden olduğu da savunuluyor. “Türk Ülkücü Hareketi’nin siyasi felsefesi insanlık onurunu yok sayıyor” ibaresi yer alıyor. Biyolojik olarak gördüğü ırkçılığı, antisemitizmi, liberallik karşıtlığı ve bir öncü lider otoritesini savunmasıyla ülkücülerin Alman Anayasası’nın temel prensipleri ve demokratik ilkeleriyle bağdaşmadığı ve halklar arası diyaloğa da zıtlık teşkil ettiği belirtiliyor. Ülkücülerin uyum karşıtı ajitasyonunun Almanya’nın iç güvenliği açısından bir tehdit oluşturduğu da vurgulanıyor.

Teklif ile Alman hükümetinden talep edilenler:

– Avrupa ve uluslararası alandaki partnerler ile işbirliği içinde ülkücülerin Avrupa’daki etkisini geri püskürtmek amaçlı bütün tedbirlerin alınması,

– Ülkücü Hareket’in özellikle Almanya’da devamlı olarak takip edilmesi ve hukuk devletinin imkanları çerçevesinde kararlı şekilde ona karşı mücadele edilmesi,

– Ülkücü Hareket’in dernek ve organizasyonlarının yasaklanması ve Alman Anayasası’nın değerlerine, insanlık onuruna ve halklar arası diyaloğa karşı her türlü faaliyetine karşı hukuk devleti olarak istikrarlı biçimde mücadele edilmesi,

– Federal projelerden olan “Demokrasiyi yaşatmak” ile Federal Siyasi Eğitim Merkezi (bpb) ve Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın mevcut mali imkanları çerçevesinde, kamuoyunun, derneklerin, birliklerin ve enstitülerin Ülkücü Hareket’in hedef ve metotlarına ilişkin aydınlatılmaları amaçlı yayınların artırılması ve süreklilik arz etmesi,

– Ülkücü Hareket’in internette yaydığı ajitasyona karşı hukuk devleti çerçevesinde istikrarlı biçimde mücadele edilmesi,

– Bozkurtların, Almanya, Avrupa ve Türkiye’de tehdit ettiği kişi ve gruplarla dayanışma gösterilmesi ve onların en iyi şekilde desteklenmesi.

Teklifin kabul edilmesinin ardından İçişleri Bakanlığının olası bir yasak kararını incelemeye alması bekleniyor.

Muhalefetten Sol Parti de yasağı uzun süredir talep ediyor

Hükümet ortakları ile muhalefetten Yeşiller ve FDP’nin ortak teklifi dışında yine muhalefetten Sol Parti’nin ve sağ popülist Almanya İçin Alternatif (AfD) partisinin de ülkücülere yönelik yasağın incelenmesine ilişkin birer teklifi bulunuyor.

Sağ popülist, İslam ve göç karşıtı AfD ile diğer partiler ortak bir teklife imza atmaya yanaşmadığı için onun başvuruları genelde ayrı teklif olarak mecliste görüşülüyor.

Almanya’da ülkücü hareketin yasaklanmasını uzun yıllardır savunan ve faaliyetlerini yakından takip eden Sol Parti’nin ortak teklife dahil edilmemesinin nedeni ise Hristiyan Birlik (CDU ve CSU) partilerinin Sol Parti ile işbirliğini prensip olarak reddetmesi. Sol Parti’nin teklifinin temelinde de Ülkücü Hareket’in yapılanmalarının, faaliyetlerinin ve sembollerinin yasaklanmasının gözden geçirilmesi ile “Bozkurtların” hedef aldığı kişilerle dayanışma ve onların desteklenmesi yer alıyor.

AfD’nin ülkücülerin yasaklanmasına ilişkin hazırladığı teklifte dikkati çeken fark ise onların ülkücüleri tehlike olarak nitelediği tanımda “İslamcı” ibaresine de yer vermeleri. Onların teklifinde, “Türk milliyetçisi, İslamcı ve aşırı sağcı faaliyetleri Almanya’daki anayasal düzen ve toplumsal barış için tehlike arz etmektedir” ifadesi de yer alıyor.

Elmas Topcu

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak: DW – Deutsche Welle

Tavsiye Edilen Yazılar